|
1 Nisan 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İsviçre'de yapılan Kıbrıs görüşmelerinin sona ermesi ardından BM Genel Sektreteri Kofi Annan'ın çözüm planının adanın her iki tarafında referanduma sunulmaya hazır olduğu açıklaması gazetelerin erken baskılarına yetişememiş. Ancak Guardian Kıbrıs konusunda pazarlık sürecini değerlendiren ve geleceğe bakan bir başmakele yayınlamış.
"İsviçre'deki görüşmelere katılan bir diplomatın söylediği gibi, bu işin sonunda taraflardan biri beş çeşit yemek ve şampanya alırken diğeri ise sandviç ve kahveyle idare edecek. Birleşmiş Milletler planının son hali, adanın Türk tarafında zafer havası yaratırken Rum tarafında umutsuzluğa yol açtı. Kıbrıs saati ilerlemeye devam ediyor. Bu sorun oldukça eski. Ancak hala bütün bölgeyi sarsacak sonuçlar doğurabilir." Kıbrıs sorununun çözümü bir koşul olmasa bile Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik görüşmelerine başlamak için tarih almasını kolaylaştıracak bir etken olarak görülüyor. Financial Times'ta Bertrand Benoit imzasıyla yayınlanan bir yazıda Alman ana muhalefetindeki Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi'nin Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini destekleme politikasından vazgeçmesinin, partinin Türkiye kökenli Almanya vatandaşlarının oyunu kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor. "Türkiye doğumlu Bülent Arslan yaşamının çoğunu Almanya'da geçirmiş. 1991'de muafazakar Hristiyan Demokratlar Birliği'ne katılan Arslan, on yıldır partinin Alman-Türk Forumu'nun başkanlığını yapıyor ve Türkiye toplumu içinde Hristiyanlar Demokratlar için destek toplamaya çalışıyordu. Tabii şimdiye kadar. Çünkü Almanya'nın en büyük muhalefet partisi şimdi altı yüz bin Türkiye kökenli Almanya vatandaşına sırt çeviriyor. Bu karar seçim döngüsünde büyükçe bir azınlığın partiye yabancılaşmasına yol açabilir." Financial Times ayrıca, Haziran'daki Avrupa Parlamentosu seçimleri yaklaşırken Hıristiyan Demokratların lideri Angela Merkel'in Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini destekleme politikasından vazgeçmesi, Müslümanlarla Müslüman olmayanlar arasındaki gerilimi artırabilir diyor. Müslümanlarla Müslüman olmayanlar arasındaki gerilim konusuna Guardian da yer vermiş. İslam İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mesud Şadcare imzasıyla gazetede yayınlanan yazı, Londra'da bombalı saldırı düzenleyecekleri iddiasıyla sekiz Pakistan kökenli İngiltere vatandaşının gözaltına alınmasının ardından İngiltere'de Müslümanlar'a yapılan muameleyi değerlendiriyor. "Seyfi, bir Akdenizli görünümüne sahip yakışıklı bir adam. O'nun Türkiye kökenli olduğunu, eğer bu konuda size ipucu verilirse, tahmin edebilirsiniz. Seyfi ve Pakistan kökenli Amerikalı ev arkadaşı mahallelerindeki süpermarkette alışveriş yaparken yanlarına, onlar gibi alışverişe gelmiş yükek sesle konuşan beyaz kadın yaklaştı ve herkesin içinde şöyle bağırdı; "Siz terörist misiniz?" Bu olay şu anda İngiltere'de mevcut espri anlayşının bir örneği. Kadın daha sonra kahkahalar içinde alışverişine geri dönerken diğer müşteriler gergin bir şekilde süpermarket çalışanlarına bu iki Müslüman adamı göstererek sorun çıkartabileceklerini söylüyordu." Gazetelerinin birinci sayfalarında dün Felluce kentinde Iraklı bir güruhun Amerikalılar için çalışan dört yabancı müteahhiti öldürmesi var. Independent ön sayfasını ayırdığı olaya ilişkin haberine "Felluce'de canavarlık" başlığını atmış. Robert Fisk imzasıyla yayınlanan haber Felluce'de olanları bir Iraklının tanıklığına da dayanarak şöyle anlatıyor: "'Köprünün her iki tarafından da başaşağı sarkan cesetlerin ne elleri, ne ayakları, ne de başları vardı. Iraklı eski bir arkadaşım kurbanların taşlandığı ve yakıldığı katliamdan bir kaç saat sonra arabasıyla Felluce'ye giriyordu. Arkadaşım gördüklerini bana anlatırken titriyordu". Independent'ın baş makalesinde ise Felluce olayıyla ilgili olarak, "Böyle bir saldırı seçim kampanyası sırasında meydana gelirse Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın koltuğuna mal olabilir" deniyor. Irak'ta şiddet, Amerika Birleşik Devletleri işgaline karşı ayaklananların saldırılarıyla hergün biraz daha tırmanıyor. Times, Beyaz Saray'ın Irak'ın Amerikalı Yöneticisi Paul Bremer'ın yerine atanacak bir büyükelçi aramaya başladığını yazıyor. Times'a göre Bremer'in yerine yapılacak atama Irak'ta egemenliğin Haziran sonunda Iraklılar'a devredilmesini takip edecek. "Bu görev için tecrübeli adayların bir listesi Beyaz Saray'da hazırlanmaya başlandı. Bu görev diplomatik hizmette en tehlikeli, en tatsız ancak en önemli görev olarak değerlendiriliyor ve aynı zamanda Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimleri üzerinde doğrudan bir etkisi olabilir. Bu görev için seçilen kişi Irak'ın tehlikeli yaşama koşullarına ve yakıcı sıcağına tahammül edebilmeli. Ancak aynı zamanda Irak'a yapılan milyonlarca dolarlık Amerikan yardımını yönetecek ve önümüzdeki Ocak ayı sonunda ülkede yapılması planlanan seçimler için hazırlık çalışmalarını yürütecek". |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||