BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 22 Ekim, 2008 - TSİ 19:54
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Şimşek: IMF ile görüşülüyor

Küresel finans krizine karşı, dünyanın birçok ülkesinde bankacılık sektörünü kurtarma ve reel ekonomiyi canlandırma paketleri açıklanırken, Türkiye'de de hükümet yetkilileri özel sektör temsilcileriyle bir araya gelerek krizin etkilerine karşı ne yapılabileceğini tartıştı.

BBC Türkçe'den Güney Yıldız ve Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek
Şimşek: IMF'yle görüşüyoruz, ama ne zaman sonuçlanacağını söylemek için erken

Toplantının ardından özel sektör temsilcileri, Uluslararası Para Fonu IMF ile yeniden bir anlaşma yapılmasını önerdi.

Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, hükümetin krize yaklaşımını ve IMF ile ilişkileri BBC Türkçe’ye değerlendirdi.


"Türkiye'nin krize bağışıklığı yok ama temeli sağlam"

BBC Türkçe: Küresel finans krizi ilk sinyallerini vermeye başladığı zaman Türkiye’de bazı hükümet yetkilileri ve bürokratlardan, “Kriz Türkiye’yi fazla etkilemez, hatta Türkiye için bir fırsata dönüştürülebilir” şeklinde açıklamalar duymuştuk. Siz krizin Türkiye’ye etkisi konusuna nasıl yaklaşıyorsunuz?

Mehmet Şimşek: Hiçbir ülke, hiçbir şirket, hiçbir hane halkı dünyada bu türden bir krize karşı bağışıklığa sahip değildir. Dolayısıyla Türkiye’nin de bağışıklığı yoktur. Ama Türkiye’nin makro ekonomik temelleri sağlam olduğu için, muhtemelen etki sınırlı olur dedik. Ve bunu da şuna bağladık. Bankacılık sektöründe 2001 yılında yaşanan kriz sonrası muazzam bir rehabilitasyon dönemi yaşandı ve gelinen noktada bankacılık sektörünün sermaye yapısı güçlü.

Biz bundan bir buçuk yıl önce, bankacılık sektörüne ilişkin bir likidite düzenlemesi, genel karşılık düzenlemesi yaptık. Bunlar teknik şeyler ama bugün eğer Türk bankacılık sistemi şoklara karşı Türkiye’yi koruyorsa, bu sadece 2001 sonrası ortaya konulan çözümlerden kaynaklanmıyor. Sonrasında da bankacılık sektörüne ilişkin çok ciddi düzenlemeler yapıldı.

Eskiden bankacılık sektörü dünyada veya Türkiye’deki en ufak bir şoku derinleştirirken, şimdi şokları biraz yumuşatan bir yapıya sahip.

BBC Türkçe: Bankacılık sektörünün sağlam olduğunu söylediniz. Peki sağlam olmayan, krize karşı daha kırılgan olan sektörler hangileri?

Mehmet Şimşek: Bankacılık sektörü böyleyken, kamu sektöründe ise, son birkaç yılda kamu finansman dengelerinde önemli iyileştirmeler yaptık. Mesela, Avrupa Birliği’nin Maastricht kriteri tanımına göre Türkiye’nin bütçe açığı, 2001 yılında örneğin, yüzde 20’nin üzerindeydi. Son üç yıldır, hatta 2008’i de dahil edersek, yüzde birin altında.

Bütçe açıklarını azalttık. Özelleştirmeleri hızlandırdığımız için kamu sektörünün borçlanma ihtiyacı azaldı. Bunun sayesinde borçları azalttık ve borçlar endişe kaynağı olmaktan çıktı. Dolayısıyla kamu sektörünün durumu da sağlam.

BBC Türkçe:Peki bankacılık sektörü dışındaki özel sektörün durumu nasıl? Sektörün özellikle ihracat ve Türkiye’de bulunan yabancı sermaye üzerinden etkilenmesi bekleniyor.

Mehmet Şimşek: Şimdi Türk özel sektörü son birkaç yıldır büyüdü ve bu büyümenin bir kısmının finansmanını da dışarıdan sağladı ve dış yükümlülükleri arttı. Sektörel analiz yaptığımızda, örneğin diyelim otomotiv sektöründe, ihracatın toplam satışlara oranı yüksek, döviz borcunun da toplam borca oranı yüksek, ama birbirini dengeliyor. Çünkü ihracat geliri var. Bunu benzer şekilde, demir çelikte, tekstilde ve elektronikte görüyorsunuz. Yani döviz borcu yüksek olan şirketlerin, aynı zamanda, toplam satışları içinde ihracatın payı da yüksek. Birbirini dengeleyen, riski aşağı çeken unsurlar da söz konusu.

"Gelecek yıl yüzde 4 büyüme öngörüyoruz"

Bu kriz tabi ki bizi iki kanaldan etkileyecek. Birinci kanal Türkiye’nin ihracat yaptığı piyasalarda eğer bir küçülme olursa, örneğin Avrupa Birliği bir resesyona girerse, Amerika Birleşik Devletleri ve dünya bir resesyona girerse, bizim ihraç ettiğimiz mallara olan talep azalabilir. İkincisi tabii ki kredi kanalı. Takdir edersiniz ki Türkiye hızlı büyüyen, Avrupa ile farkı kapatan bir ülke. Dolayısıyla dış finansman ihtiyacı yüksek. Tasarruf açığı olan bir ülke ve bu açığı dışarıdan borçlanarak kapatıyor. Tabii dünyada büyük bir finans krizi varsa ve bu kredi piyasalarında bir daralmaya götürürse, bu Türkiye’nin büyümesini engelleyebilir.

Türkiye’nin büyümesi bu nedenle gelecek yıl yavaş olabilir. Ne kadar yavaş? Şimdi büyük bir belirsizlik olduğu için ortaya bir rakam koymak zor ama biz bütçede Türkiye yüzde 4 civarında büyür diye bir rakam koyduk.

BBC Türkçe: Önceki gün Ankara’da özel sektör temsilcileriyle bir araya gelen hükümet yetkilileri arasındaydınız. Orada krize ilişkin alınacak önlemler de tartışıldı. Ne gibi önlemler düşünüyorsunuz? Başka ülkelerde bankacılık sektörü ve reel sektör için kurtarma paketleri hazırlanıyor.

Mehmet Şimşek: Biz sektör temsilcileriyle bir aya geldik. Bu bir diyalog ve bu diyaloğu sürekli kılacak mekanizmaları kurmaya karar verdik. Birinci nokta bu. İkincisi, alınacak önlemlerin genel hatlarıyla ilgili bir açıklama yaptık. Ama şunu çok açıkça ifade edeyim, biz bundan sonraki dönemde, tabii ki reel sektörün, ekonomik faaliyetlerin, küresel krizden az etkilenmesi için özel sektöre, reel sektöre desteği artıracağız. Bu KOBİ’lere faiz sübvansiyonu gibi adımlardan da bahsediyorum.

BBC Türkçe: Bankalardaki mevduatlara garanti vermek söz konusu olacak mı?

Mehmet Şimşek: Bizde bankacılık sisteminde bir sorun şu ana kadar yaşanmadı. Mevduatlara ilişkin güvende bir zedelenme olmadı. Şimdi ortada yangın yokken, bizim herhangi bir adım atmamızı ben doğrusu pek anlamlı bulmuyorum. Ama eğer Türkiye’de sistemde o anlamda sorunlar yaşansaydı ki yaşanmadı, ama birçok ülkede yaşandı, öyle olsa biz de adım atardık.

Şu ana kadar bankacılık sektörünün sağlam olması bizim için en önemli avantaj olmuştur. Bazı adımlar attık. Merkez bankamız, bankalar arası döviz piyasasını etkin hale getirdi, bu bir adımdır, bizim bütçemizi sağlama almamız. Para politikasında temkinli bir yaklaşım içinde olmamız bir adımdır. Ama bunların hiçbiri, günübirlik olaylara reaksiyon değil, bizim bir süredir devam ettirdiğimiz bir yaklaşımdır.

"IMF'den kaynak kullanmak zorunda kalmayacağız"

BBC Türkçe:Son günlerde yine önlem anlamında IMF ile stand-by anlaşması ya da ihtiyati stand-by anlaşmasına yönelik öneriler var? Bu konuda bir adım attınız mı?

Mehmet Şimşek: Biz IMF ile iki başarılı programı Mayıs ayında bitirdik. Başından beri şunu söylüyorum. Türkiye geldiği noktada muhtemelen yurt dışından IMF’den kaynak kullanmak zorunda kalmayacak. Fakat biz ihtiyati stand-by anlaşmasıyla ilgili bir takım diyaloglar olabilir dedik. Ve nitekim teknik düzeyde IMF ile ihtiyati bir stand-by anlaşmasına ilişkin diyaloglar var.

BBC Türkçe: IMF heyeti şu anda Ankara’da..

Mehmet Şimşek: IMF heyeti Ankara’da evet. Onlar program sonrası gözden geçirme için Ankara’dalar. Altı ayda bir yapılıyor bu gözden geçirme için Türkiye’de. Stand by anlaşması içinde diyaloglar var ama bu diyalogların ne zaman sonuçlanacağını ve nasıl sonuçlanacağına ilişkin şu aşamada bir açıklama yapmam doğru olmaz.

BBC Türkçe:Gelişmiş ülkelerdeki kredi krizi, gelişmekte olan ülkelere kaynak ve sermaye aktarımını azaltıyor. Bunu gösteren istatistikler var. Siz, yabancı sermayenin kredi sıkışıklığı anlarında Türkiye’den çıkmasını önlemek için ne gibi adımlar atıyorsunuz.

Mehmet Şimşek: Öncelikle şunu söyleyeyim. Her ne kadar Türkiye’de son birkaç yıldır, çok yüksek bir cari açık oluştuysa da, bu açığın finansmanının önemli bir kısmı, hemen hemen hepsi, ya yabancı doğrudan yatırımlarla yapıldı ya da Türk şirketlerin orta ve uzun vadeli borçlanmalarıyla yapıldı. Sıcak para anlamında az sermaye girdi Türkiye’ye. Bu şekilde giren paranın önemli bir kısmı, ne yaparsanız yapın, böyle dönemlerde çıkabiliyorlar.

Ama Türkiye’nin temelleri sağlam olduğu için, eninde sonunda, reel yatırımlar uzun vadeli yatırımlar açısından Türkiye hala cazip. Türkiye’ye ilgi devam ediyor. Ama kısa dönemde finans piyasalarındaki dalgalanma tabii ki o bahsettiğiniz kanallar yoluyla oldu. Orada da yapılacak çok fazla birşey yok.

Gelir dağılımında adalet

BBC Türkçe: Türkiye’nin ekonomisinin yapısı sağlam dediniz, ancak ekonomiye ilişkin olumsuz bazı göstergeler de var. En son OECD raporunda Türkiye gelir dağılımı eşitsizliği konusunda en üst sıralarda yer aldı. Bu soruna karşı ne gibi planlarınız var?

Mehmet Şimşek: Gelir dağılımı hiçbir yerde yüzde yüz adil değil. Türkiye’de gelir dağılımı 2001 yılından bu yana daha adil bir hale geldi. Hatta Latin Amerika ve Amerika’nın kendisi gibi birçok ülkeye oranla daha adil. Ama, gelir dağılımının daha adil bir şekilde yapılması bizim en önemli önceliklerimizden bir tanesidir. Gelir dağılımı bizim dönemimizde daha adil bir hale geldi, daha da adil bir noktaya gelmesi için politikalarımıza devam edeceğiz.

Türk lirası'Türkiye'yi izleyin'
Krizin etkilerini en fazla hisseden ülkelerden biri Türkiye mi olacak?
IMF logosuIMF 'lüks değil'
IMF ile anlaşma yapılmasını savunan UBS raporunun yazarı ile konuştuk
İlgili haberler
'Krizde Türkiye'yi izleyin'
27 Kasım, 2008 | Haberler
'Türkiye IMF ile anlaşmaya yakın'
21 Kasım, 2008 | Haberler
IMF başkanından para talebi
17 Kasım, 2008 | Haberler
IMF'den küçülme uyarısı
07 Kasım, 2008 | Haberler
Euro bölgesi resesyonda
03 Kasım, 2008 | Haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik