|
'Deklarasyon üzüntü verici' | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'nin batısındaki Galler bölgesinde son derece sıkı güvenlik önlemleri altında dün biraraya gelen AB Dışişleri Bakanları, akşam saatlerine dek Türkiye'nin 29 Temmuz'da yayımlamış olduğu deklarasyona verilecek tepkiyi belirlemeye çalıştılar.
Akşam saatlerine doğru, gazeteciler arasında dolaşan karşı deklarasyon taslağında, Türkiye'nin Ankara Anlaşması ek protokolünü imzalamış olmasına değiniliyor, ama Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'yle ilgili bir deklarasyon yayımlamış olmasından 'üzüntü duyulduğu' kaydediliyordu. Yine bu deklarasyonun tek yanlı olduğu, protokolün bir parçası olmadığı ve Türkiye'nin yükümlülükleri üzerinde herhangi bir yasal etkisi olmayacağı da vurgulandı. Bunun dışında AB'nin Türkiye'den ek protokolü tam anlamıyla ve istisna gözetmeksizin uygulamasını beklediği ve ulaştırma alanı da dahil, mal hareketlerinin serbestçe yürütülmesi önündeki tüm engellerin kaldırılmasını istediği belirtiliyor. Birliğin bunun yapıldığını yakından izleyeceği ve 2006 yılında tam anlamıyla uygulanmasını değerlendireceği vurgulanıyor. Bunun yanısıra, Türkiye ile tüm AB ülkeleri arasında ilişkilerin olabilecek en kısa sürede normalleştirilmesinin önemi de vurgulandı. Gözlemcilerin dikkat çektiği bir diğer maddeyse, Türkiye'nin AB'yle varmış olduğu anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmedikçe, ilgili bölümler üzerinde görüşmelerin başlatılamayacağın ilişkin. Bunun ilk kez dile getirildiği ve Yunanistan ile Kıbrıs'ın bu noktadan memnun oldukları belirtiliyor. Ancak Türkiye'nin 29 Temmuz deklarasyonunda Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm getirilmesi çabalarını desteklediği şeklindeki ifadesinin Kıbrıslı Rumlardan tepki topladığı öğrenildi. '3 Ekim'e kadar engel çıkmaz'
Bu deklarasyon üzerinde oy birliğiyle değilse de, genel anlamda anlaşma sağlandığı anlaşılıyor. Nitekim AB'nin dönem başkanı İngiltere'nin Dışişleri Bakanı Jack Straw, dün akşam saatlerinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'yle görüşmelere başlanması için belirlenmiş olan 3 Ekim tarihine kadar bir engel çıkacağını sanmadığını belirtti. Straw, AB'nin belirlenmiş takvime yetişeceğine inandığını ve önümüzdeki haftalarda Türkiye'nin Ankara protokolü hakkında yayımladığı deklarasyona karşı yayımlanacak bildiri üzerinde bir uzlaşma sağlanması gerektiğini ve bunun kendi ifadesiyle, 'şans yaver giderse gelecek hafta AB daimi temsilciler toplantısına yetiştirilmesini umduklarını' söyledi. Dün akşamki basın toplantısında AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de söz aldı ve herhangi bir üyenin 3 Ekim'de Türkiye'yle görüşmelerin başlatılmasına itirazının gözlenmediğini kaydetti. Olli Rehn, Türkiye'ye yeni koşullar getirilmemesi gerektiğini belirtti ama Türkiye'den de Ankara Anlaşması'nı uygulamasının ve tün AB üyeleriyle ilişkilerinin normalleştirilmesinin beklendiğini yneledi. Olli Rehn'e "Eğer Türkiye Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımayı reddetmeyi sürdürürse ne olur?" diye sordum. Rehn, Türkiye'nin AB'ye üye olunmak isteniyorsa Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tanınması gerektiğinin farkında olduğunu söyledi ancak bunun görüşmelere başlamak için bir koşul olmadığını da yineledi. Rehn, Ankara Anlaşması'nın ek protokolünün imzalanmasıyla 3 Ekim'de görüşmelere başlamak için gereken koşulların yerine getirilmiş olduğunu belirtti; Ankara ve Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi konusuna büyük bir önem verdiklerini de vurguladı ve tarafların BM gözetiminde adadaki sorunlara çözüm bulunması çabalarını sürdürmelerini istediklerini kaydetti. Olli Rehn, "Kıbrıs diğer AB üyeleri gibi barış içinde ve birleşmiş bir ülke olmalıdır" dedi. AB dışişleri bakanlarının toplantısı bugün de sürecek. Önümüzdeki saatlerde Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, gayrı resmi toplantının yapıldığı yere gelecek ve yemekli çalışma toplantısına katılacak. Ardından da toplu fotoğraf çekilecek. Türkiye'nin 29 Temmuz deklarasyonuna verilecek yanıtın Fransa, Avusturya, Hollanda, Yunanistan ve Kıbrıs gibi bir grup ülkenin istediği şekilde daha sert bir şekle bürünüp bürünmeyeceğini gelecek haftaki AB daimi temsilciler toplantısında göreceğiz. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||