|
İngiltere'nin 'Tanıma' stratejisi | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye ile müzakerelerin başlamasının planlandığı 3 Ekim'e kısa bir süre kala alevlenen 'Kıbrıs'ın tanınması' tartışmasında Türkiye'nin yanında yer alan İngiltere hangi tezleri öne sürüyor?
BBC Türkçe Servisi'ne bilgi veren İngiliz diplomatik kaynakları, Londra'nın bu konudaki tavrının temelini; "Tanıma hukuki değil, siyasi bir adımdır" sözleriyle dile getiriyor. Ancak bu siyasi adım atılana kadar yapılacak tekil düzenlemelerin; örneğin spor, kültür, ticaret konularındaki anlaşmaların sayısı arttıkça, tanımama tutumunun da savunalamaz hale geleceğine dikkat çekiliyor. "Türkiye'nin Gümrük Birliği uyum protokülünü imzalamasının, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıma anlamına gelmeyeceğini savunan İngiliz diplomatik kaynakları, tanımadığı ülkelerin bazı birimleriyle anlaşmalar imzalayan çok sayıda devlet olduğunu hatırlatıyor ve şu örnekleri sıralıyor. - AB - Filistin İşbirliği anlaşması. Ancak bu örneklerin hiçbirinin, şu anda Türkiye ile AB arasındaki soruna tam olarak uymadığı ortada. Zira Türkiye'nin tanımadığı, herhangi bir ülke değil, girmeye çalıştığı birliğin üyelerinden biri. BBC Türkçe Servisi'ne bilgi veren İngiliz diplomatlar bu noktada, uluslararası hukuk alanında temel başvuru kaynağı sayılan Oppenheim's International Law'un 170'inci sayfasındaki şu cümleleri hatırlatıyor; "Bir otoritenin imzaladığı ikili ya da çok taraflı bir anlaşma, tersi yönde bariz bir niyetin bulunmaması durumunda, tanıma anlamına gelmez." Türkiye'nin tezlerini güçlendiren bu cümleyi, Ankara'nın uyum protokolü ile eş zamanlı olarak yayımladığı deklerasyonu akla getiren şu ifadeler takip ediyor; "Böyle bir durumda, konuyu açıklığa kavuşturma amaçlı bir deklerasyona da ihtiyaç yoktur." |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||