|
İran'da reformculara yasaklamanın yankıları sürecek | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İran'da 20 Şubat'ta yapılacak genel seçimlere, binlerce reformcu siyasetçinin adaylıktan men edilmesi dolayısıyla gergin bir ortamda giriliyor. Bu durumun sadece seçime değil ülkenin geleceğine de önemli etkileri olabilir. Son dört haftada yaşananlar İran'da siyasi manzarayı kökten değiştirdi. Reformcular ve muhafazakarlar arasındaki tartışma öyle bir noktaya geldi ki artık tarafların yönetimde birlikte yer almaları mümkün değil.
Reformcular, muhafazakar rakiplerini, "meclis darbesi" girişimiyle suçluyor. Kriz reform hereketini de böldü. Yasaklamalara rağmen seçimlere gidilmesi kararı alan Cumhurbaşkanı Hatemi, radikal reformcular için güvenilirliğini yitirdi. Bazı eylemci öğrencilere göre "muhafazakarlara teslimiyet" nedeniyle Hatemi'yi tarih affetmeyecek. Hatemi artık kendisinden bekleneni veremeyen bir cumhurbaşkanı rolünde. Krizi sona erdiren dini lider Ayetulllah Hamaney ise kendisini "muzaffer" hissedebilir. Ancak, yaşanan bu kriz, Hamaney'in muhafazakar kesimin en güçlü destekçisi olduğunu her zamankinden fazla ortaya çıkardı. Bundan böyle, bir çok kişi Hamaney'i İran'da demokrasinin önündeki en büyük engel olarak görecek. Reformcular, seçim sonucunun önceden belli olduğu görüşünde. Ancak düşük katılımlı bir seçimin muhafazakarlara getireceği zafer, yeni Meclis'in meşruiyetinin sorgulanmasına neden olacak. Merak edilen bir konu da, muhafazakarların Meclis'te elde edecekleri gücü, zaten hayalkırıklığı içinde olan İran halkının hayatını, daha mı katı yoksa daha mı ılımlı hale getirmek için kullanacakları. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||