|
FORUM: Türkiye-AB ilişkileri | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle müzakerelerinde sekiz başlığın askıya alınması yönünde tavsiyede bulundu.
Bu müzakere başlıkları; malların serbest dolaşımı, yerleşim ve hizmet sağlama hakkı, mali hizmetler, tarım ve kırsal kalkınma, balıkçılık, ulaştırma politikası, gümrük birliği ve dış ilişkiler alanlarını kapsıyor. Komisyon ayrıca müzakerelerde bundan sonra hiçbir başlığın, Türkiye Kıbrıs Cumhuriyeti'ne yönelik sınırlamalarını kaldırmadan kapatılmamasını önerdi. Komisyon'un bu kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye-AB ilişklileri bir 'tren kazasına' doğru mu gidiyor? Türkiye'nin Kıbrıs ve limanlar konusundaki tutumunu destekliyor musunuz? Bu politikalarda değişiklik gerekli mi? Görüşlerinizi yandaki formu kullanarak bizimle paylaşabilirsiniz. Avrupa Birliği vizyonunu sorgulamalıdır. Değişen dünya dengelerini göz önüne alarak stratejilerini de gözden geçirmelidir. Avrupa’daki yaşlı nüfus sanırım politikacıların basiretini bağlıyor. Türkiye öyle veya böyle işleri yoluna koyacak. AB’ye olan güvenimizin azalması ülkemize ve değerlerimize olan güvenimizin artmasına sebep oluyor. Komisyon kararı tabii ki kabul edilemez. Genelde olduğu gibi tek taraflıdır. Komisyonun Kıbrıs konusunu anlamak gibi bir derdi yok. Bir taraftan müzakerelerde başarısız görünmemek için topu Türkiye'ye atıyor diğer taraftan vergileri ile maaşlarını ödeyen Fransa, Almanya gibi ülkelere boyun eğiyor. Komisyon zaten 15 sene sürecek bir müzakereye evet demek istemez, bu sayede topun oynanmadığı süreyi kendi toplam sürelerinden düşebilecekler. Konsey Kıbrıs sorununu çözmek isterse bu 15 yıl değil 15 günlerini alır. Tek yapmaları gereken Güney Kıbrıs'a, uzlaşmazsa üyeliğini askıya alacaklarını söylemeleri. Güney Kıbrıs ve Yunanistan sahip oldukları haksız ayrıcalığı kaybedeceğini anlayınca Annan planının kendilerine verdiğinden azına bile razı olurlar. Türkiye karşıtı grupta AB'nin güçlü ülkelerinden Fransa, Almanya ve Avusturya var. Bu ülkeler bırakın Kıbrıs konusunu daha başlangıçta Türkiye'nin tam üyeliğine karşı bir tavır sergilemekteler. Şu anda bu ülkeler tam üyelik sürecini bloke etmek için her fırsatı değerlendirmekteler. Bugün Kıbrıs; yarın Kıbrıs halledilsin başka birşey muhakkak Türkiye'nin önüme problem olarak gelecektir. Örneğin 301. madde meselesinde düşünce özgürlüğüne gönderme yaparak Türkiye üzerinde baskı oluşturan bu ülkeler, Fransa'da daha kendi tarihçilerinin üzerinde anlaşamadığı Ermeni soykırımı üzerinde meclisin karar almasında (Bu karar "ermeni soykırımı yoktur" demenin hem hapis hemde para cezasını içeriyor) hiçbir sakınca görmüyor. O yüzden bırakalım şu AB hayalini kurmayı, çünkü onlar almak istediklerini çoktan (Gümrük birliğini) aldılar. Şimdi ise AB tam üyeliğini önümüze koyarak daha ne koparabilirizin peşinde. İpleri geriyorlar ama asla kopacak kadar değil ne zaman ki Türkiye'den alacak birşey kalmayacak işte o zaman ipi koparacaklar. Tabii ki o zaman bir sürü taviz vermiş olacağız ve kendi elimize baktığımızda da bir adet lolipop şeker göreceğiz. Komisyon'un kararı gayet doğaldır. Bugüne kadar hiç bir konuda samimi davranmadılar Türkiye'ye karşı. Tren kaza yapmaz, sadece yönünü değiştirir. Kıbrıs konusunda Türkiye yeterince yapıcı olmaya çalışmıştır ama karşılık görememiştir. Bize özgü toplumsal dinamiklerimiz daha demokratik ve çağdaş bir Türkiye için ağır ve hantal kalmakta. Avrupa'yı şu kadar yıl gerisinden takip ediyoruz, diye hep söylenen klişeler boşuna değildir. Bu olağan sürecin ve dinamiklerin dışında çözümler üretmek zorundayız. Avrupa'nın gölgesinde ya da göbeğinde olsun Türkiye'nin itici ve sarsıcı bir güce ihtiyaç duyduğu tartışılmaz. Türkiye'nin gereksinim duyduğu her şey kendisinde mevcuttur. Ama, bunu fark ettirecek ve dönüştürecek olan da Avrupa'dır. Körü körüne karşı çıkış da kendini salıvermek de ne kadar yanlışsa, solunan havada ne kadar Avrupa varsa o da o kadar doğrudur. Avrupa Birliği'ne giremeyeceğimiz muhakkak. Amaçları bizi kıskıvrak bir kıskaca aldıktan sonra Avrupa Birliği'ne almak. Orta Doğu'daki durumları unutmayalım ve Türkiye ile bağları koparmaktan korkuyorlar. Evet aslında istenmiyoruz fakat bir taraftanda kilit nokta olarak oyalanmaya devam ediyoruz. Ne zamana kadar mı? Müslüman devletlerde durumlar netleşene kadar. Bu sorun çözülse bile AB yolunda dağ gibi sorunlar var. Türk halkı için Kıbrıs çok değerli ve sonu belli olmayan bir maceraya kurban gitmesini istemiyorlar. AB seçkinleri Türkiye kamuoyu ile hükümeti karşı karşıya bırakıyor ve bir seçim yapmalarını istiyor belki. Seçim de yakın zaten, 2007 baharında. Ne AB'nin TC'yi içine almaya niyeti var, ne de TC'nin AB'ye girmeye. 50 yıldır karşılıklı 'çevir kazı yanmasın' politikaları uygulanıyor. Görünen o ki, bu iş böyle devam edip gidecek. Bu karar AB'nin Türkiye ne yaparsa yapsın müzakereleri kesemeyeceğini ancak Türkiye'yi hiçbir zaman aralarına almayacağını gösteriyor. Basiretli bir hükümet bu karardan sonra AB'ye onlar vermeden hiçbir taviz vermez ve görüşmeleri askıya alır. Açık bir şekilde ifade ediliyor ki kıbrıs sorunu çözülene kadar Avrupa Birliği'ne yönelik herhangi bir çalışma mümkün değil. Bu da anlaşılabilir bir şey çünkü Güney Kıbrıs, Kıbrıs'ı temsilen Avrupa Birliği'nin bir parçası. Pratikte Türkiye Avrupa Birliği'nin bir parçasını gasp etmiş gibi görünüyor. Bu durumu görmezden gelmek mümkün değil. Avrupa Birliği'ne sormak lazım: Kıbrıs'taki 200 bin Türk nükleer silah mı üretti? Hayır. Terör örgütü kurup Avrupa başkentlerini havaya mı uçurdu? Hayır. O halde siz tüm bunları yapan ülkelere bile reva görmediğiniz ambargoyu neden Türklere reva görüyorsunuz? Avrupa Birliği'ne girmemiz Avrupa birliğini batırır, Avrupa bunu çok iyi biliyor. Devamını siz düşünün. Eğer gerçekten Avrupa Birliği'ne girmek istiyorsak önce 20 sene insanlarımızı sabırla eğitmeli ve bugünden başlayarak nüfus planlaması yapmalıyız esas reform bence budur. 50 milyon nüfuslu eğitimli Türkiye mi yoksa 70 milyonluk eğitimsiz Türkiye mi Avrupa Birliğine girer bunu gerçekçi olarak düşünmeliyiz. Maalesef Avrupa Birliği Kıbrıs Rum kesiminin istediklerine boyun eğiyor. Kendi verdiği sözleri unutuyor. Niçin Kuzey'e amborgoları kaldırmıyor? Hepsi bahane. Bence Türkiye hemen gümrük birliğini askıya almalı, buna karşılık vermelidir. Bence karar yerindedir. Geçen yıllarda göstermelik müzakere tarihi alabilmek için her türlü ödünü veren Türk ve KKTC’li siyasetçilere hayırlı olsun... Tabii o dönemde Tayyip Erdoğan’ı kahraman gibi karşılayıp, AB bayramı ilan edip, gündüz gözüyle başkentte havai fişek patlatan yerel yöneticileri de kutlamak gerek. Tren kazasına doğru falan gidilmiyor. Kaza oldu, mesele simdi enkazı kaldırmakta. enkazın altında kimlerin kaldığını da yakında görürüz. Ben Avrupa Birliği'ne karşıyım zaten. Bizi almayacaklar. Alacakları zamansa biz onlardan daha iyi olacağız. Bizden hep taviz istiyorlar. İşlerini görene kadar kullanmak istiyorlar. Bizim ihtiyacımız yok onalara. |
İlgili haberler Vanhanen Ankara'ya gidecek28 Kasım, 2006 | Avrupa 'Müzakereler durmaz, yavaşlar'27 Kasım, 2006 | Avrupa Türkiye-AB ilişkileri nereye gidiyor? 26 Kasım, 2006 | Haberler AB'siz bir Türkiye'nin geleceği 25 Kasım, 2006 | Haberler Prodi: AB dengeli bir çözüm bulmalı24 Kasım, 2006 | Avrupa | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||