|
Portre: İbrahim El Caferi | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Irak'ta 30 Ocak'ta düzenlenen genel seçimleri kazanan Birleşik Irak İttifakı'nın, başbakanlık adayı olarak belirlediği İbrahim El Caferi, yakın geçmişe dek dış dünyada fazla tanınmayan bir siyasetçi.
58 yaşındaki El Caferi, önde gelen Şii örgütlenmelerden Dava Partisi'nin sözcüsü. Ancak asıl mesleği doktorluk. Dava Partisi, Irak'taki en eski ve güçlü Şii ve İslamcı siyasi hareketlerden biri. Parti, 1970'lerde Saddam Hüseyin rejimine karşı kanlı bir mücadele yürütmüştü. 1982'de hareketin bastırılması ardından El Caferi diğer Dava mensuplarıyla birlikte önce İran'da ardından İngiltere'de sürgün hayatı yaşadı. Saddam Hüseyin'in devrilmesi ardından ise, uzun süre İran merkezli olarak faaliyet gösteren Dava Partisi, ülkedeki örgütlenmesini hızla yeniden kurdu. Parti arkasına Irak'taki Şiilerin en üst düzey dini lideri olan Büyük Ayetullah Ali El Sistani'nin de desteğini alarak seçime girdi. Caferi ABD öncülüğünde oluşturulan geçici yönetim sırasında, bir süre Gazi El Yaver'in yanında başkan yardımcısı olarak görev yaptı. Popüler siyasetçi Geçen yıl yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre Caferi, ülkedeki en popüler siyasetçi olarak gösterildi. Popülerlik sıralamasında önünde sadece iki din adamı yer alıyordu: Ayetullah Sistani ve radikal görüşlü din adamı Muktada Es Sadr.
El Caferi, Şii kimliğine rağmen, seçimleri boykot eden Sünni kesimin de desteğini alabilecek, bütünleştirici bir isim olarak niteleniyor. El Caferi, Iraklıların çoğunun bir arada yaşamaktan yana olduğunu bu nedenle mezhepler ya da farklı etnik gruplar arasında bir çatışma çıkmasının fazla olası olmadığını düşünüyor. El Caferi seçimden önce yaptığı açıklamalarda, seçimleri kazandıklarında "Şiiler olarak değil Iraklılar olarak" bir yönetim kurmaları gerektiğini söylemişti. Ancak geçici hükümet, temel yasa olarak adlandırılan geçici anayasayı hazırlarken, Caferi İslamın yasaların dayandığı başlıca temel olması gerektiğini savunanların başını çekiyordu. Bununla birlikte İslamın yorumlanmasında ve uygulanmasında fazla sertlik yanlısı olmadığı düşünülüyor. El Caferi'ye şüpheyle yaklaşanlar, İran'daki muhafazakarlarla gizli bağları olduğunu ve benzer bir dini yönetim biçimini dayatmaya çalışabileceğini öne sürüyorlar. Ilımlı ve diplomatik üslubuyla, ABD öncülüğünde oluşturulan yönetimin yetkililerini dışarıdan gelip yönetime konmuş kişiler olarak gören Iraklıları ne kadar ikna edebileceği ise henüz belirsiz. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||