|
Erdoğan'ın AB hüsranı | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de iş dünyasının gazetesi olarak bilinen Financial Times, bugün dört sayfalık özel bir Türkiye eki hazırlamış.
Ekte siyasetten bankacılık sistemine, eğitimden ifade özgürlüğü, enerji, turizm, Avrupa'yla ilişkiler ve futbola kadar pekçok farklı yönüyle Türkiye tanıtılıyor, değerlendiriliyor. Ekin manşet haberinin başlığı, "Avrupa heyecanı kayıp mı oldu?" FT'nin Ankara muhabiri Vincent Boland'ın imzasını taşıyan yazıya, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın elini başına koymuş, düşünceli bir resmi eşlik ediyor. Boland'ın değerlendirmesi, 2004 yılında AB'den üyelik müzakereleri daveti geldiğinde, hem Avrupa'da hem de Türkiye'de esen sıcak havanın tasviriyle başlıyor. Yazı özetle şöyle devam ediyor: "Avrupa'yla Türkiye arasında her zaman bir diyalog vardı; ama Erdoğan iktidara gelene kadar bu bir seçkinler diyaloguydu. "Erdoğan ise, ülkede son 20 yılın en fazla temsil özelliğine sahip hükümetinin başı oldu. "Onun partisinin iktidara gelmesiyle, diyalogun karakteri değişti. "Erdoğan'dan önce Türkler, hükümetlerinin serbest ticaret dışında Avrupa'dan ne istediğini fazla bilmezlerdi. "Erdoğan'sa Avrupa'dan bundan çok daha fazlasını istiyordu. "Kıbrıs'ta uzlaşmacı olmak gibi konularda AB'nin taleplerini karşılaması karşılığında, kendi seçmen tabanı için önemli olan konularda destek bekledi. "Bunlar arasında dini ifade özgürlüğü önde geliyordu. "AKP taraftarları ve başka Türkler, başörtüsü yasağının kalkmasını istiyordu. "Ancak geçen yıl Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İstanbul Üniversitesi'nden başörtüsü yüzünden atılan genç bir kadının açtığı davada Türkiye'ye arka çıktı. "Karar, başbakan ve AKP'deki destekçilerinde şok etkisi yarattı. Acı bir hayalkırıklığı oldu. "Bazı yorumculara göre, başbakanın AB'nin Türkiye'ye ne verip ne veremeyeceği konusundaki düşüncelerinde bir dönüm noktası oldu." Seçim hesapları "Erdoğan surat asarken, AB'deki hava da değişiyordu. "Rüzgarlar Türkiye'nin destekçilerinden yana değil, ters yönden esmeye başladı. "Şimdi 18 ay içinde seçime hazırlanan Erdoğan için, kendisine giderek daha kuşkuyla bakan bir Türk kamuoyunun kalbini fethedecek kampanya konularının sayısı giderek azalıyor. "Avrupa konusunda kampanya yapmaya istekli görünmüyor. "Son haftalardaki gelişmeler, ekonomide o iktidara geldiğinden beri yaşanan istikrar ve güçlü büyümenin de riske girdiğini gösteriyor. "Enflasyon yine yükseliyor. Büyüme oranlarının doğrudan halkın yaşam standartlarına yansıdığının kanıtını bulmak zor. "İşsizlik yüksek. İnşaat sektörü ve tüketimdeki patlamaysa, kredilere dayanıyor. "Tarım ekonomiye yük olmayı sürdürüyor. Okullara acilen yatırım yapılması lazım. "Gelir eşitsizliği ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. "Ancak özellikle AB'den gelen 'Türkiye reform yorgunu' suçlamaları da biraz haksızca. "Hükümet geçenlerde bir sosyal güvenlik yasası çıkarttı. "Özelleştirme hala rayında. Vergi reformu başladı. "Ama Türkiye, giderek daha da huzursuzlaşıyor. AB ile ilişkiler çıkmaza girince, içteki ayrışmalar yeniden suyüzüne çıktı. "Güneydoğu'da son yılların en şiddetli çatışmaları yaşandı. "Bir Danıştay yargıcının öldürülmesi, siyasi partileri birbirine düşürdü. "ABD ile ilişkiler düzelmeye başlasa da, her iki taraf da birbirine kuşkucu yaklaşıyor. "Başbakanın Müslüman ve Arap dünyasına sürekli olarak yaptığı geziler ekonomik faydalar sağlayabilir ama yanlış anlamalara meydan vermeleri de mümkün. "Merkez Bankası başkanının atanmasından Güneydoğu'daki krize ve AB'ye, hükümetin sorunlara yaklaşımında kısa vadeli bir hava var. "Sonuçta uzun vadeli olabilecek sorunlara, aceleci çözümler üretiyorlar. "Son üç yılda yakaladığı istikararı korumaya çalışan Türkiye'yi, zorlu bir dönem bekliyor." |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||