BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 27 Haziran, 2006 - TSİ 12:45
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
'Merkez Bankası aspirin verdi'
Türkiye'de, son haftalarda dövizdeki yükselişi frenlemek için ardı ardına piyasaya müdahale eden Merkez Bankası'nın kararları tartışma yarattı.

Güngör Uras
Uras'a göre ucuz dövizin bedeli halka ödetildi ve sonunda saadet zinciri koptu; üstelik bu fırtına yine fiyatlara yansıyacak.'

Önce kısa vadeli faizleri arttıran Merkez Bankası, daha sonra döviz satım ve YTL alım ihalelerine başvurmuştu.

Döviz fiyatlarındaki artışı Merkez Bankası'nın müdahalelerinin, sorunun çözümüne ne oranda katkıda bulunacağı konusunda görüşler muhtelif.

Bu konuda görüşlerini aldığımız ekonomi yazarı Güngör Uras ise, teşhisi konuşmadan tedaviye geçilmesinden kaygılı.

Güngör Uras arkadaşımız Murat Baykara'nın sorularını yanıtladı.


Murat Baykara: Sizin teşhisiniz nedir?

Güngör Uras: Dünyada rüzgarlar esmeye başladı, ama Türkiye'de fırtına oldu, çünkü Türkiye bu tür rüzgarlara dayanıklı bir tekneye sahip değildi.

Türk ekonomi teknesi maalesef uzun zamandan beri bu tür fırtınalara dayanamayacak şekilde zayıflamıştı veyahut da iyi yönetilemiyordu.

IMF destekli istikrar programı adıyla sürdürülen uygulamalarda esas olan yüksek faiz ve ucuz döviz politikasıydı.

Yüksek faiz, Türkiye'ye sıcak parayı çekiyor, ülkeye ihtiyaçtan fazla döviz giriyor ve bu sayede de Türkiye'de döviz çok ucuz fiyatla satılıyordu.

Döviz ucuz satılıyordu; ithalat yapanlar, ithalat girdisi ile üretim yapanlar dövizi ucuz kullanıyordu ama bu dövizin bedelini Hazine, yüksek faizle bir yere yazıyordu.

Bu yüksek faizin faturası doğrudan yahut da dolaylı biçimde halkın cebindeki parayı çekmek suretiyle sağlanıyordu.

MB: Peki bu politika sürdürülebilir miydi?

GU: Bazı iktisatçılar (bu arada ben de onlara katılıyordum) bunun sürdürülemez bir saadet zinciri olduğu ve bir gün kopacağı konusunda uyarılarda bulunuyordu.

Ama maalesef uzun süre IMF ve dış çevreler dahil Türkiye'de çok kişi, bu cari açığın, döviz açığının önem taşımadığı konusunda ısrarcı oldular.

Döviz açığının bu yıl 30 milyar dolar gibi inanılmaz bir boyuta çıkacağı bekleniyordu.

İşte Türkiye tam bu sırada yurtdışındaki rüzgarlardan etkilendi, tabii o rüzgarlar fırtınaya dönüştü.

MB: Neden fırtınaya dönüştü peki?

GU: Çünkü bir, Türkiye'de ucuz döviz Türk sanayisinin yapısını bozmuştu; Türk banka sisteminin yapısını, Türk şirketlerin yapısını bozmuştu.

Türkiye'de şunu kabul edelim ki iki para sistemi yan yana işlem görürken, kabul edelim ki, Türk bankaları ve Türk işverenleri dövizle borçlanmayı tercih ettiler.

Döviz fiyatlarının ucuz kalması, yahut da döviz paralarının giderek düşmesi, Türk parasının değer kazanması bazı yıllar Türk şirketlerinin, Türk bankalarının büyük ölçüde karlı bilançolar vermelerine imkan verdi.

Ama öte yanda banka sistemi ve Türk özel sektörü büyük bir borç yükü altına girdi.

Türk özel sektörünün, Türk bankalarının çok büyük bir döviz riski ile biz bu fırtınaya yakalandık.

MB: Bu çizdiğiniz fırtına tablosunda acaba Merkez Bankası'nın bugün tanık olunan müdahaleleri doğru mudur, çözüm müdür?

GU: Türk piyasasında şu anda bir dövize talep var ama bu talebin kaynağı kimdir?

Bu talebin kaynağı sıcak paracılar mıdır, yurtdışında mukim olan yatırımcılar mıdır, yoksa Türkiye'deki özel sektör kuruluşları ve Türk bankaları mıdır, yoksa Türk halkı mıdır?

Bu konuda neyin en olduğunu iyice bilmeden, aspirin tedbirlerle döviz satarak yahut da faiz yükselterek çözüm getirmek çok imkansız.

MB: Az önce sorduğunuz soruya sizin yanıtınız ne, dövize talep kimden geliyor?

GU: Görülen şudur efendim. Türkiye'de Mayıs ayında enflasyondaki kıpırdama nedeniyle, Mayıs ayı sonunda Türkiye'deki yabancılardan büyük ölçüde bir çıkış olmuştur.

Ama yabancı çıkışı Haziran ayı başında durmuştur.

Haziran ayının ilk başındaki dövize talep banka sisteminden gelmiştir.

Banka sistemi, açık pozisyonlarını kapamak için önemli ölçüde döviz almıştır.

İşte o sırada, banka sisteminin alımıyla döviz fiyatları 147'lere çıktı; 147'lerden sonra banka sistemi de alımını kesti.

Ama daha sonra Türkiye'de önemli ölçüde dövize talep Türk özel sektöründen gelmiştir.

MB: Hükümetin tavrını bu arada sormak istiyorum, olayı yeterince önemsemediği eleştirileri var. Bugün hükümet sözcüsü Cemil Çiçek 'yersiz bir panik' olarak niteledi yaşananları. Sizce doğru mudur hükümetin tavrı?

GU: Efendim şimdi bilmiyorum hükümetimiz mahsus mu önemsemez görünüyor yoksa cidden mi durumun farkında değil.

Ama şimdi iki açık var: Kurlarda bugüne kadar yüzde 30, faiz oranlarında yüzde 65'i aşan bir değişiklik oldu.

Bunların bugün için fiyatlara yansımasını görmüyoruz ama önümüzdeki dönemde bunlar fiyatlara yansıyacak.

Fiyatlara yansıdığı zaman bu sefer dar ve sabit gelirlilerden gelir artırma talepleri ortaya çıkacak.

Bütün bunlar önümüzdeki dönemde hükümetin başını ağrıtacak konular yani hükümetimizin bir an önce gerçek bir teşhisle tedavi arayışına girmesi lazım.

Benim korktuğum, olayın teşhisinde bazı hatalar var; öneminin kavranmasında bazı hatalar var gibi geliyor bana.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik