|
Lagendijk: Kıbrıs çözülmeden üyelik zor | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu (KPK) eş başkanı Joost Lagendijk, "Kıbrıs'ın çözüm bekleyen bir konu olduğunu yadsımak bence pek akılcı bir yaklaşım değil” dedi.
BBC Türkçe Servisi’nden Sevi Sarıışık’ın sorularını yanıtlayan Joost Lagendijk, "Türkiye ile Avrupa Birliği'nin ilişkisinin pek çok farklı yönü var, Kıbrıs da bunlardan birisi” dedi ve şunları söyledi: “Bu konular arasında bir bağlantı var. Uzun vadede, yani bu yıl, gelecek yıl değil ama müzakereler bittiğinde, Kıbrıs ile sorun çözülmeden Türkiye'nin üyelerinden birini tanımadığı bir kulübe üye olmasını düşünemiyorum." 2014-2015'e ait olduğunu belirttiği 'Kıbrıs'ı tanıma' konusunun şu anda gündeme gelmemesi gerektiğinin ve bu durumun Kıbrıs yönetimine de telkin edilmesi gerektiğinin altını çizen Lagendijk, buna karşılık Türkiye'nin gümrük birliği ek protokolü konusunda sözlerini yerine getirmesinin ve liman ve havalimanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açmasının önemini vurguladı. Hollandalı milletvekili, Kıbrıs konusundaki baskıların diğer siyasi alanlarda somut ilerleme sağlayarak giderilebileceğini savundu. "Ciddi bir sorun yaşanması riski bu yıl sonuna dek Kıbrıs dışındaki konularda hükümetin reformlar konusunda kararlı olduğunu göstermesiyle giderilebilir. Öte yandan bu konularda ilerleme yoksa ve Kıbrıs da sürekli gündeme gelmeye devam ederse o zaman AB üyeleri için "Kıbrıs konusunu çözebiliriz" demek güçleşecek." 'Başlıklara değil, siyasi beklentilere bakın' Lagendijk, son tahlilde AB ile Türkiye arasında kaç müzakere başlığının açılıp kapandığının pek de fazla önem taşımadığı kanısında. "Avrupa Parlamentosu, Komisyonu ya da halkı için önemli olan konu başlıklar üzerindeki müzakereler değil. Bunlar son derece teknik, siyasi olmayan konular. Bunları bürokratlar halledecek." "Avrupa ise Türkiye konusunda Kıbrıs'ın yanı sıra siyasi kriterlere bakacak. İnsan haklarına, azınlık haklarına, ifade özgürlüğüne, Kürtlerin durumuna bakacak. Gündemi bunlar belirleyecek. Bir Türk milletvekili müzakere başlıkları önemli diye düşünmemeli. Başlıklar mevzuattan ibaret ve Avrupa'da insanların büyük bölümü bu konuda hiç bir şey bilmiyor. Ama gazetelerini açtıklarında kulağa gayet makul gelen bir şeyi söyleyen bir yazarın mahkemeye çıkarıldığını görüyorlar. Havayı da bu belirliyor.” Lagendijk, “Yani ifade özgürlüğü konusunda gündeme gelen 301. madde gibi yasaların değişmesini mi bekliyorsunuz?” sorumuza da “Evet, bence hükümet değişikliği düşünmeli” diye yanıt verdi. KPK eşbaşkanı, "Türk hükümeti hep yeni TCK'nın ve dolayısıyla 301. maddenin daha fazla ifade özgürlüğü getireceğini savundu. Uygulamada ise yeni TCK'nın milliyetçi avukatlar ve ordu tarafından ifade özgürlüğünü sınırlamak üzere kullanılıyor." dedi. "Hükümetin bunu gördüğünde, bu insanların yasayı özgürlükleri kısıtlamak amacıyla kullanmasına izin vermemek üzere yasada değişiklik gerektiği görüşüne varmasını bekliyorum. Hala yeni davalar açıldığına göre metinde bir yanlışlık olsa gerek diye düşünüyorum, bu nedenle de değişiklik yapılmalı." "Yeni yapılan yasalar kimi zaman yerleşik çıkar gruplarına dokunabiliyor. Bu nedenle uygulamada direniş görüyoruz. Hükümetin Avrupa konusundaki kararlılığından şüphe duymuyorum ama bu reformları bu çıkar gruplarına karşı da savunmak üzere cesaret, azim ve kararlılık gerekiyor." 'Milliyetçilik ve seçim süreci yavaşlattı' Lagendijk siyasi reform sürecindeki yavaşlamayı da kısmen milliyetçiliğe bağlıyor. “Bence reformların hızındaki yavaşlamanın gerisindeki iki temel unsurdan ilki Türkiye'nin üyeliğine direniş gösteren Avrupa aleyhtarı tavırdaki ve milliyetçilikteki artış. ‘Neden reform yapalım ki. Türkiye olduğu gibi kalsın’ diyenler var ve bu eğilim güçleniyor. Bu da hükümeti fazla hızlı davranmama konusunda baskı altında bırakıyor."
"İkinci mesele de yaklaşan seçimleri hükümetin kazanmak istemesi. Bu tabii doğal. Ama bu iki unsurun birleşmesi sonucunda reformlar yavaşlıyor." "Oysa hükümetin iç gündemini veya seçim şansını zedelemeden reformlara bağlı olduğunu gösterme imkânı var. Mesela Güneydoğu'nun kalkınmasını sağlayacak bir plan yapılması imkânsız mı? Türkiye'de gerçekten ülkenin bu kesiminin sosyo-ekonomik olarak kalkınmasına ve Kürtlerin kültürel haklara kavuşmasına itiraz edecek bir muhalefet partisi var mı? Ben böyle bir planın seçim kaybettireceğini sanmıyorum. Yani hükümet Avrupa Birliği'nin beklentilerini yerine getirirken, seçimde de elini güçlendirebilecek alanlarda adım atmalı." Türkiye'ye sürekli reformlara hız vermesi söyleniyor. Türkiye'nin siyasi reform sürecini yeniden hızlandırması için ivme sağlayacak, motivasyon yaratacak bir unsur var mı? "Bence asıl motivasyon kaynağı şu olmalı: Statüko korunursa yani Türkiye sözü edilen konularda, ifade özgürlüğü ve Kürt meselesi gibi konularda ilerleme sağlayamazsa, Avrupa tarafında daha fazla çekince ortaya çıkar." "Avrupa halklarına ve Avrupalı yetkililere sürekli olarak ifade ettikleri gibi reformlar konusunda kararlı iseler, Türk yetkililerin durumu analiz edip bunu kanıtlamak için ne yapacağını hesaplaması gerekiyor. İfade özgürlüğü ve Kürt meselesi konusunda fırsatlar varolduğuna inanıyorum." "Mesela bu yılın ikinci yarısında Türk hükümetinin sadece Kürt meselesi konusunda açıklamalar yapmakla kalmayıp sözü edilen ünlü sosyo-ekonomik kalkınma programını ortaya koymasını bekliyorum." Kıbrıs'a da baskı gerekli Lagendijk Kıbrıs konusunda Türk hükümetinin, 'tek taraflı olmamak gerektiği' görüşüne katıldığını ifade ediyor. Tanıma konusunun da şimdi gündeme gelecek bir konu olmadığını vurguluyor ve "Üyeler de Kıbrıs'a 'bu konuyu her başlıkta gündeme getirme' demeli" diyor. “Peki bu yönde bir siyasi irade var mı?” sorumuza Lagendijk “İşte zaten sorun da bu, benim gibi Türkiye'nin üyeliğinden yana olanlar özellikle büyük ülkelerde bu yönde yeterli siyasi irade göremiyor” diyor. “Bu noktada Kıbrıs hükümetine baskı bekliyorum. Yani Kıbrıs'a Gümrük Birliği protokolünden söz ediyorsanız 'haklısınız', tanımadan söz ediyorsanız 'haksızsınız' denmeli. Eğer bu olmazsa daha pek çok krizler görebiliriz." "Bunu önlemek bir yandan da Türkiye hükümetine bağlı. Kıbrıs dışındaki alanlarda ilerleme sağlanmalı. Bunlar başarılırsa Kıbrıs'ın da çözülebileceğine inanıyorum." Lagendijk, Kıbrıslı Türklere yönelik sözlerin yerine getirilmesi için önümüzdeki altı ayda ilerleme kaydedilmesini beklediğini de ifade ediyor. | İlgili haberler Müzakereler buruk başladı13 Haziran, 2006 | Avrupa 13 Haziran 2006 Basın Özeti13 Haziran, 2006 | Basın Özeti Lüksemburg'da uzun ve zorlu gün12 Haziran, 2006 | Avrupa Kıbrıs'la uzlaşıldı Gül Lüksemburg'a gidiyor12 Haziran, 2006 | Avrupa Kıbrıs'ın itirazları gündemde12 Haziran, 2006 | Avrupa | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||