|
Lüksemburg'da uzun ve zorlu gün | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye, 3 Ekim'de müzakere sürecine dâhil olmasından yaklaşık sekiz ay sonra, bugün fiili müzakerelere başlıyor.
Ancak teknik açıdan bir formalite gibi görülen bilim ve teknoloji başlığının açılması, başlı başına çetin siyasi müzakereler yapılmasını gerektirdi. Kıbrıs yönetiminin limanların Rum gemilerine açılması konusunun vurgulanması ısrarı, Avrupalı bakanları Türk heyetiyle bir araya getirecek Ortaklık Konseyi toplantısının yapılmasını zora soktu. Neredeyse bir haftadır süren müzakereler sonunda, öğleden sonra krizin aşıldığı haberi geldi ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül başkanlığındaki Türk heyeti toplantının yapılacağı Lüksemburg'a yola çıktı. Esenboğa Havaalanı'nda hareketinden önce yaptığı açıklamada, Ortaklık Konseyi'nin Türkiye ile AB arasındaki en yetkili platform olduğunu ve hukuki niteliği bulunduğunu söyleyen Gül, bugün bu toplantının 45'incisinin yapılacağını belirtti. Gül, bu toplantının kendi rahatsızlığından kaynaklanan nedenlerle bir süre ertelendiğini hatırlattı. AB ile müzakerelerin başlama kararının alındıktan sonra tarama sürecinin başarıyla devam ettiğini ifade eden Gül, bugün itibariyle 23. fasla başlanacağını belirtti. Gül, "Sürecin iyi gittiğini ve ekimden önce biteceğine inandıklarını" belirtti. AB'ye üyelik sürecinin kendi zorlukları olduğunu tekrarlayan Gül, "Önemli olan bu zorluklardan bıkmadan, hedefe doğru sabırlı, ama kararlı şekilde devam etmektir. Biz bunun farkındayız'' dedi. Daha önce üye olan birçok ülkenin de pek çok zorluklarla karşılaştığının bilindiğini ifade eden Gül, "Bu nedenle biz de sabırlı, ama karalı şekilde söyleyeceklerimizi yetkili platformlarda en açık, net ve samimi şekilde söyleyeceğiz ve yolumuza devam edeceğiz" dedi. Bakan Gül'le birlikte Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan eşlik ediyor. Uzun ve zorlu bir gün Türkiye ve Avrupa Birliği müzakerelerinde sembolik ama önemli bir dönemeç daha aşıldı. Bu engelin aşılmasıyla Türkiye, Avrupa Birliği'yle fiili müzakerelere bugün başlıyor. Fakat 3 Ekim 2005'te müzakere kararının alındığı gün gibi, gergin günler yaşandı. Lüksemburg'daki Dışişleri bakanları toplantısında, Türkiye açısından iki konu gündemdeydi. Bunlar AB-Türkiye Ortaklık Konseyi Tutum Belgesi ve Hükümetlerarası Konferans'ta "bilim ve araştırma" başlığında müzakerelere başlanması. "Bilim ve araştırma" başlığında müzakerelerin açılması ve Avrupa Birliği'nin buna ilişkin Müzakere Pozisyon Belgesi üzerinde öğleden sonraya kadar bir tıkanıklık yaşandı. Müzakere Pozisyon Belgesi, "bilim ve araştırma" başlığında, müzakerelerin Avrupa Komisyonu'nun tavsiyesiyle açılıp kapanması kararının görüşülmesiyle gündeme geldi. "Bilim ve araştırma" başlığında Türkiye'yle müzakereler açılıyor. Fakat Türkiye'nin bu konuda Avrupa müktesebatıyla uyum içinde olması nedeniyle hemen geçici olarak kapatılıyor. Müzakere pozisyon belgesinde bu durum da teyit ediliyor. Fakat Fransa ve Kıbrıs, haftalardır, bu başlığın açılıp hemen kapanmasına karşı çıkıyordu. Fransa, bir müzakere başlığının hemen açılıp kapanmasının hem Türkiye hem de Avrupa kamuoyuna yanlış mesaj vereceğini ileri sürüyordu. Ancak Fransa çekincelerini geçtiğimiz haftanın sonlarına doğru geri çekmişti. Kıbrıs'tan 'zor günler gelecek' mesajı Zaman gazetesi Brüksel temsilcisi Selçuk Gültaşlı, Kıbrıs'ın başlıca itiraz noktalarının siyasî olduğunu belirtiyor. Gültaşlı, "Kıbrıslı Rumlar'ın Türkiye'den istedikleri hiçbir şeyi alamadıklarına inandıkları görülüyor" diyor ve şunları anlatıyor: "Kıbrıs, en temelde, Türkiye'nin kendilerini tanımasını istiyor. İlişkilerin normalleşmesini istiyorlar. Öte yandan Türkiye'yle müzakerelerin önünü açan, Ek Protokol çerçevesinde, Türkiye'nin hava ve deniz limanlarının Rum gemi ve uçaklarına açılmasını talep ediyorlar. Kıbrıslı yetkililer, bu beklentilerin gerçekleşmemesinden huzursuz. Bu şartların yerine getirilmesini isteyen Kıbrıslılar, Türkiye'nin bu konuda bir taahhüt altına girdiğini belirtiyor. Diğer yandan Papadopulos'un partisi geçtiğimiz seçimlerden oylarını arttırarak çıktı. Yani Annan Planı'nı reddeden Papadopulos'a destek verildi. Son olarak bir de kişisel mücadele var. Bugün Yorgo Yakovu'nun Dışişleri Bakanı olarak son günüydü. Bunu, hayatının mücadelesi olarak değerlendirenler var. Temel amaç, Türkiye'nin Kıbrıs'ı tanıma konusunda bir adım atmaması durumunda, bundan sonraki her aşamada, yani 35 başlıkta benzer güçlükler çıkarılacağı mesajı veriliyor." |
İlgili haberler Kıbrıs'la uzlaşıldı Gül Lüksemburg'a gidiyor12 Haziran, 2006 | Avrupa Kıbrıs'ın itirazları gündemde12 Haziran, 2006 | Avrupa Bakoyanni İstanbul'da Gül'le görüştü10 Haziran, 2006 | Avrupa Ortak Tutum Belgesi'nde uzlaşma09 Haziran, 2006 | Avrupa Economist: Erdoğan kendine sormalı26 Mayıs, 2006 | Avrupa Independent: Hükümet sıkışabilir24 Mayıs, 2006 | Avrupa | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||