|
AB üyeliğinin anahtarı Kıbrıs | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Birliği Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlıyor. Ancak Brüksel ve Kıbrıs'ta, müzakerelerin birkaç ay içinde çökebileceğine yönelik kaygılar kendini gösteriyor.
Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerin kolay olmayacağını herkes tahmin ediyordu. Ancak şimdi, müzakerelerin daha baştan çökmesi endişesi dile getiriliyor. Nedeni ise Kıbrıs. Avrupa Birliği bir süredir, Kıbrıs ile Türkiye arasında bir denge siyaseti izliyor. Ancak yakında, buna son verip, hangi tarafta duracağını seçmek zorunda kalabilir. Kıbrıs, Avrupa Birliği'ne 2004'te katıldı. Ada'nın, BM kontrolündeki yeşil hat ile bölünmüş olması ve Kıbrıslı Türklerin, AB müktesebatından faydalanamayacak olmasına rağmen. Geçen Ekim ayında ise, Avrupa Birliği Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlama kararı aldı. Ankara'nın Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımaması ve Ada'nın kuzeyinde asker bulundurmasına rağmen. Şu anda ise, ortada barış amaçlı bir müzakere bulunmuyor. 2004 Nisan'ındaki barış planı referandumunda, Kıbrıslı Türkler "Evet", Rumlar ise "Hayır" dediğinden bu yana, Birleşmiş Milletler olaya tekrar el atmakta isteksiz davdanıyor. Fiili müzakereye geri sayım Ancak Kıbrıs'ta statüko sürerken, AB ile Türkiye arasındaki müzakereler sürüyor. Bir iki hafta içinde, araştırma ve eğitim başlıklarındaki müzakareler başlayacak. Din ve ifade özgürlüğü konularındaki kaygılara rağmen, Avrupalı diplomatların morali yüksek görünüyor. Ancak tablonun sonbahara doğru kararacağı tahmin ediliyor. Türkiye ile Avrupa Birliği, bir süredir bir kedi-fare oyunu oynuyor. Ankara'nın Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıması ve bunun için, kuzeydeki ekonomik izolasyona son verilmesini ve barış görüşmelerinin tekrar başlamasını şart koşmaması isteniyor. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni de dahil edecek şekilde genişleten Ankara protokülünü Temmuz ayında imzaladı. Ancak Ankara, bunun, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıdığı anlamına gelmediğinde ısrarlı. Havaalanı ve limanlarını, Rum gemi ve uçaklarına açmayı reddediyor. Liman sorunu Türkiye liman ve havaalanlarını açmazsa, Gümrük Birliği'nden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu sonbaharda çıkacak olan ilerleme raporuna da yansıyacak. Türkiye'nin Avrupa Birliği içindeki en büyük destekçilerinden biri olan İngiltere bile, Türkiye'nin bu konuda artık diretmemesi gerektiğini söylüyor. Ancak Türkiye'nin Avrupa Birliği Daimi Büyükelçisi Volkan Bozkır'ın söyledikleri, ülkesi bu adımı atmaya hazırmış gibi gelmiyor kulağa. Bunun Gümrük Birliği anlaşmasının uygulanmasından ibaret, basit bir sorun olmadığını, siyasi bir konu olduğunu vurguluyan Bozkır, "Siyasi koşullar değişmedikçe, bu konuda herhangi bir adım atmak zor olacaktır" diyor. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB Daimi Temsilcisi Nicos Emiliou ise, limanları açmanın, Türkiye'nin Gümrük Birliği çerçevesinde bir yükümlülüğü olduğunu vurguluyor. Emiliou, Türkiye'nin bunun karşılığında izolasyonun kaldırılmasını istemesini ise, "Vermeden almak" olarak niteliyor. Kıbrıs'ın bu ortamda, ilerleme raporuna güçlü bir tepki verilmesi için üyelere baskı yapabileceği belirtiliyor. Lefkoşa'nın, müzakerelerin askıya alınmasını bile önerebileceği, ancak bunun kabul görmeyeceği de hatırlatılıyor. Pazarlık gücü Avrupalı diplomatların ise birçoğu, Türkiye ile müzakerelerin sert bir şekilde kesilmesine sıcak bakmıyor. Hem Türkiye'nin liman ve havaalanlarını açmasını, hem de Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik adımlar atılmasını istiyorlar. Ancak artık Avrupa Birliği üyesi olduğu için, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin pazarlık kartları daha güçlü görünüyor. Bazı AB yetkilileri, Kıbrıs'ın stratejisinin, sorunu BM çerçevesinden uzaklaştırıp, Avrupa Birliği içine çekmek olduğunu söylüyor. Yetkililer bir yandan da, Türkiye'nin limanlarını açmasını kolaylaştıracak, Kıbrıs ile ilgili adımlar atmaya hazırlanıyor. AB geçen ay, Rumlar tarafından bloke edilen 139 milyon Euroluk yardımı serbest bırakmakta anlaştı. Şimdi Avrupa Birliği içinde bazı çevreler, bir yandan, Türkleri resmen tanımanın, Rumları görüşme masasına çekip çekemeyeceğini tartışıyor. Bazıları ise, Rumların sonbaharda beklendiği kadar sert bir tutum takınmayacağını savunuyor. Bu görüşe göre, Rumlar, Türkiye ile müzakereler kesilirse, Ankara üzerindeki pazarlık kartlarını kaybedeceklerini iyi biliyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||