|
Üyeliğin ekonomik boyutları | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin 25 üyesiyle ekonomik bağları zaten yakın.
AB, Türkiye'nin ihracatında büyük bir ağırlığa sahip. Türkiye'nin ayrıca Gümrük Birliği anlaşması sayesinde mallarını bu son derece önemli pazarlara gümrük vergisi ödemeden sokabiliyor. Peki, AB'ye üyelik Türkiye'ye ek ekonomik kazançlar sağlayacak mı? Bazı uzmanlar, Türkiye'nin iş hukuku ve düzenlemelerinin yanı sıra yargı sisteminde reformlarla kendini geliştirmesi gerektiği görüşünde. Aynı uzmanlara göre bu durum yabancı yatırımcıların yaklaşımını da etkileyecek. Türkiye buna ek olarak, AB'nin daha yoksul ülkelere verdiği mali kaynaklardan da faydalanabilir. Ancak Türk sanayiinde son yıllarda kaydedilen ilerlemeler şüpheye yer bırakmasa da, istihdamın üçte biri tarım sektöründen sağlanıyor. AB, çiftçilere büyük mali teşvikler sağlıyor, dolayısıyla bu finansal kaynaklara hak kazanmak Türk çiftçileri açısından son derece cazip. Ne var ki, bu durum AB üyesi ülkeler için epey pahalıya patlıyor, Türkiye'nin tamamiyle kazançlı çıkmasına izin verdiklerini hayal etmek güç. AB içinde reform yönünde başka baskı unsurları da var. İngiltere gibi bazı ülkeler örneğin, mali teşvikler için ayrılan kaynakları birliğe iade etti. Türkiye nihayetinde üyelik koşullarını müzakereye başlarsa, AB Ortak Tarım Politikası şu ankinden epey farklı olabilir. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||