|
Durdurma kararına tepkiler | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
'Türkiye'de İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları' konferansının bir kez daha ertelenmesine çeşitli çevrelerden tepkiler geldi. Kısaca aktarıyoruz. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: Konferansta fikri bir tartışma yapılacaktı. Ne konuşulacağı belli değildi. Beğenmediğiniz bir tablo ortaya çıktı, bu bir fikirdir, düşüncedir, siz buna saygı duymak zorundasınız. Saygı duymuyorsanız, ses çıkarmamak durumundasınız. Burada fiili bir durum, suç olacak bir unsur varsa o zaman savcılar devreye girer. Fakat şu anda usulden bir bozma sözkonusu. Her şeyden önce idari bir tasarruf sözkonusu, hukuki tasarruf. Şahsen benim üzüldüğüm budur. O zaman idarenin anlamı ne? İdare rektörlüktür. Varsa bir yanlış rektörlük, YÖK bunun hesabını verir. Müdahale edilmesi gereken bir durum varsa, o zaman İstanbul Valiliği müdahale eder. Daha çok özgürlük, demokrasi için de sabırla bazı şeylere karşı koymalıyız. Birileri ideolojik davranarak, ön kesme gayreti içine giriyorsa, bunlara özellikle ülkenin kurumlarının asla alet olmaması gerekir. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül: Kendi kendisine bu kadar zarar veren bir millet az bulunur. 3 Ekim'e giderken içerden ve dışardan bu işi engellemek için çalışanlar son gayretlerini gösteriyorlar. Bunlara yenileri de eklenirse benim için sürpriz olmaz. Kendi kendimize zarar vermekte üstümüze yok. Türkiye zaten serbest bir ülke, her şey rahatlıkla konuşuluyor. İyi-kötü konuşulabilir bizim memleketimizde. Hiçbirinden çekinmeyiz. Tarihi gerçeklerin hepsi bizim yanımızdadır. Bu açıdan Sayın Başbakan'ın söylediklerine aynen katılıyorum ve ümit ediyorum ki bu tip şeyler Türkiye'de artık problem olmayacaktır. Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan: Maalesef 3 Ekim tarihi yaklaştıkça, hem içeriden hem dışarıdan 'Acaba nasıl olur da Türkiye'nin içine gireceği bu bambaşka ortamı engelleyebiliriz; Türkiye'yi nasıl bu yakaladığı fırsatlardan mahrum edebiliriz' çabaları maalesef içeride de, dışarıda da söz konusu. Ben şunu da ifade etmek istiyorum: 'Biz AB'ye tam üye olabilmek için müzakere sürecini niye istiyoruz, bu reformları neden arzu ediyoruz' sorusunun cevabını, belki de bir ölçüde görmüş olduk. Türkiye artık yazılı kuralların uygulandığı, uygulamanın da bir yerlerde yazılı olduğu bir ülke olmak durumundadır. Çok daha yüksek standartları hep beraber yakalamak zorundayız. Hele hele üniversite gibi özgür düşüncenin tam olarak hakim olması gereken bir kurumda, akademisyenlerin özgürce tartışarak daha iyiyi, daha doğruyu bulması gereken bir ortamda bunların olması bizi açıkçası üzüyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in en kısa sürede Ermeni soykırım iddialarını kabul etmediklerini topluma açıklamaları gerekir. Son bir yılda birçok Avrupa ülkesi meclislerinde ve son olarak ABD Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi'nde, Türklerin Ermeni soykırımı yaptığı yönünde kararlar alındı. Bu konuda AK Parti hükümetinin tepkisiz ve belirsiz tavrı, hükümetin kapalı kapılar arkasında birilerine Ermeni soykırımını kabul edeceğine söz vermiş olabileceği endişesini güçlendirmiştir. Hür Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan: Ermeni Konferansı Türkiye'ye ihanet toplantısıdır. Türk topraklarında Türkiye'ye ihanet toplantılarına izin verilemez. Hukukçular Birliği'ni bu girişiminden dolayı kutluyorum. Bu konferans akademik ve bilimsel olmayan, karşı görüşe salonda dinleyici olarak bile yer vermeyen bir ihanet konferansıdır. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül'ün açıklamaları da üzüntü vericidir. 'Konferansın ertelenmesine üzüldüm' demek, millete rağmen Türk milletinin milli duygularıyla alay etmek demektir. Buna hiç kimsenin hakkı yoktur Türkiye Emekli Subaylar Derneği Genel Başkanı emekli Tümgeneral Rıza Küçükoğlu: Son günlerde Ermeniler, Abdülhamit ve İttihat ve Terakki ile uğraşmayı bırakarak Rum, Yunan ve Ermeni soykırımı iddialarıyla Atatürk'e saldırıyor. Bu ulus en büyük sembolleri olan Atatürk'e sahip çıkacaktır. Bizim geldiğimiz sınıf yani Silahlı Kuvvetler, her zaman hukukun verdiği karara saygı duyar. Biz bu karara saygı duymanın ötesine geçmeyelim. Aslında bu, gerçekten bir Ermeni konferansı idi. ABD'de adını 'soykırım üniversitesi' olarak koyan Zoryan Enstitüsü'nün, Ermeni ulusal enstitüsünün ve çeşitli yabancı üniversitelerin Ermeni organizasyonu ile yürüttüğü bir etkinlikti. Devletin üniversitesini rektörlerin bilgisi olmadan bir nevi Ermeni işgaline uğratacaklardı. Tarih Vakfı'nın yazılı açıklaması: Osmanlı Ermenileri Konferansı'nın, yetkisiz bir kurul tarafından verilen hukuk dışı bir yargı kararıyla ve kararın söz konusu niteliği dikkate alınmaksızın kentin mülki amiri tarafından ilgili üniversite rektörlerine tebliğ edilmesiyle bir kere daha ertelenmiş olmasını büyük üzüntüyle karşılıyoruz. Akademik özgürlükleri ayaklar altına alan böylesi bir uygulamanın, ülkemizi önce hukuk camiasında, sonra tüm dünyada gülünç duruma düşürmesinden derin acı duyuyoruz. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||