|
Kim kiminle koalisyon ister? | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Almanya'da pazar günü yapılan genel seçimlerin ardından koalisyon hesapları başladı. Siyasetçiler seçim öncesinde sadece iki seçenek üzerinde duruyordu: Hristiyan Demokratlar-Hür Demokratlar ya da Sosyal Demokratlar-Yeşiller. Ancak seçim sonuçlarına göre bu olasılıklar artık mümkün değil. Yeni tabloda kim kiminle koalisyona girmeyi tercih eder? BBC uzmanları değerlendirdi. 1. Büyük Koalisyon Seçimler öncesinde, Angela Merkel'in Hristiyan Demokratları ile liberal parti Hür Demokratlar arasında kurulacak bir koalisyonun ipi göğüsleyeceğine kesin gözüyle bakılıyordu.
Ancak bu ittifak çoğunluğu sağlayacak kadar oy alamadı. Bu nedenle Hristiyan Demokratlar ile Başbakan Gerhard Schröder liderliğindeki Sosyal Demokratlar arasında bir 'Büyük Koalisyon' olasılığı arttı. Eyaletlere bakıldığında, bu alışılmadık bir işbirliği değil. Zira Saksonya, Schleswig-Holstein, Bremen ve Mecklenburg-Pomerania eyaletleri iki partinin kurduğu koalisyon hükümetleri tarafından yönetiliyor. Ancak ulusal düzeyde, 'Büyük Koalisyon' sadece bir kez kuruldu ve ülkeyi 1966 ile 1969 yılları arasında yönetti. İş çevreleri, Büyük Koalisyon kurulması halinde hükümetin hiçbir icraat yapamayacağı uyarısında bulundu. Ancak gözlemciler yine de bazı reformların geçirilebileceği kanaatinde. İki partininin, politikalar bağlamında anlaşabilecekleri noktalar var. Angela Merkel'in KDV oranlarını yüzde iki arttırma ve buradan elde edilecek gelir sayesinde işverenler üzerindeki vergi yükünü hafifletme planları, Sosyal Demokratlar'ın sert tepkisini çekmişti. İşbirliği Ancak geçmişte, aralarında Schröder'in de bulunduğu bazı üst düzey Sosyal Demokrat isimler benzer önlemler almayı düşünmüştü. İki parti, mevcut parlamentonun görev süresi boyunca da çeşitli konularda görüş birliği içinde hareket etti.
Örneğin Hristiyan Demokratlar, hükümetin iş piyasalarında ve sosyal yardımlarda reform planlarını destekledi. Ayrıca bu yıl başlarında vergi kesintileri hakkında da uzlaşı içindeydiler. Ancak 'Büyük Koalisyon' kurulması halinde, her iki tarafın da istediklerini tam anlamıyla icraata dökemeyeceğinden endişe ediliyor. Örneğin iki parti, sağlık hizmetlerinde yapılacak reformlar konusunda birbirinden çok farklı anlayışlar sergiliyor. Muhafazakarların, işten çıkarmaları kolaylaştırma konusunda Sosyal Demokratlar'ın desteğini alması da pek muhtemel görünmüyor. Aynı durum, gelir vergisinde kesinti ve sendikaların gücünün sınırlandırılması gibi planlar için de geçerli. Buna karşılık Sosyal Demokratlar da güvenilir bir ortak görüntüsü çizmeyebilir. Gerhard Schröder erken seçimi, partinin sol kanadının reformlarına destek vermemesi nedeniyle istemişti. Şimdi daha da fazla reform talep eden Merkel'in önereceği değişikliklere destek vermeleri beklenemez. Sosyal Demokratlar, kurulacak bir Büyük Koalisyon içerisinde sol eğilimlerini daha da vurgulamak zorunda kalacak. Zira, yeni kurulan Sol Parti siyasi puan toplamak amacıyla, sosyal içerikli olmadığını düşündüğü reformlara karşı bayrak açacaktır. 2. Sosyal Demokratlar-Yeşiller-Liberaller Koalisyonu (Trafik Lambası Koalisyonu) Son günlerde giderek daha fazla bahsi geçen bu seçenek, Gerhard Schröder'in başbakanlık koltuğunu korumasını sağlayacak koalisyon olasılıklarından biri.
Burada, renkleri yanyana gelince bir trafik lambasını çağrıştıran üç partinin kuracağı bir koalisyondan bahsediliyor. Sosyal Demokratlar (kırmızı), Hür Demokratlar (sarı) ve Yeşiller. Schröder'in koalisyon ortağı Yeşiller seçimlerden yüzde 8,1 oy oranıyla çıktı. Yeşiller'in sandalye sayısı ise 51. Bu üç partinin biraraya geldiği bir koalisyon daha önce hiç kurulmadı. Ancak Sosyal Demokratlar ile Hür Demokratlar 1969-1982 yılları arasında iktidarı paylaşmışlardı. Bu olasılık, Hür Demokratlar'ın yedi yıl muhalefette kaldıktan sonra iktidara gelmek isteyecekleri ve koalisyona dahil olmaya ikna edilebilecekleri görüşüne dayanıyor. Partinin lideri Guido Westerwelle, Sosyal Demokratlar ve Yeşiller'le koalisyon ihtimalini reddetti. Westerwelle'in kişisel olarak da Yeşiller ve liderleri Joschka Fischer'le kötü ilişkileri olduğu biliniyor. Bu koalisyon ihtimalinden bahsedenler, Westerwelle'e karşı parti içi ayaklanma olasılığından da söz ediyor. Ancak bu koalisyonun önünde büyük güçlükler var. Hür Demokratlar'ın radikal ekonomi politikaları Sosyal Demokratlar ya da Yeşiller cephesinde hoş karşılanmayacak. Parti en iyi ihtimalle ekonomik tartışmalara katkıda bulunabilir; kişisel özgürlükler konusundaki hedeflerini gerçekleştirme yönünde adımlar atabilir. Genetik araştırmaların daha serbestçe yapılması ve genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerin yetiştirilmesine izin verilmesi yönündeki fikirleri de direnişle karşılaşabilir. Ancak partiler arası politika farklılıkları bunun zor bir koalisyon seçeneği olacağına işaret ediyor. 3. Muhafazakar-Liberal Koalisyonu Kampanya başladığında, seçimlerin ardından kurulacak koalisyonun bu olmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Muhafazakarlar, yani Hristiyan Demokratlar kamuoyu yoklamalarında 20 puan önde gidiyorlardı ve Helmut Kohl'ün 16 yıl boyunca yönettiği geleneksel merkez sağ koalisyonun bu seçimlerin ardından yeniden iktidara gelmesi bekleniyordu. Bu ittifak, Hristiyan Demokratlar'ın lideri Angela Merkel'in de tercihiydi. Ancak iki partinin seçim sonucunda kazandıkları sandalyelerin sayısı hükümeti oluşturacak çoğunluğa ulaşamadı. Müstakbel koalisyon ortağı Hür Demokratlar (FDP), seçimlerde yüzde 9,8 oranında oy alarak, parlamentoda 61 sandalye kazandı. İki parti iş piyasalarında, vergi ve sosyal yardım sisteminde reforma gidilmesi konusunda benzer gündemlere sahip. Dış politikada ABD ile daha yakın işbirliğine gidilmesi gerektiği görüşünü savunuyorlar. Ancak iki parti arasında bazı farklar da var. Hür Demokratlar, Hristiyan Demokratlar'ın satış vergilerinin arttırılması yönündeki planlarına karşı çıkmışlardı. FDP, ekonomide yapılacak reformlar konusunda muhafazakarlardan daha radikal olmak gerektiğini savunuyor, Parti ayrıca vatandaş hakları konusunda da, Hristiyan Demokratlar'ın iç güvenlikle ilgili sert duruşuna da ters düşebilecek oranda hassas. 4. Kırmızı-kırmızı-yeşil koalisyon Trafik Lambası Koalisyonu gibi, bu seçenek de mevcut hükümetin yeni bir partiyi de aralarına katarak yola devam edebilmesini öngörüyor. Burada hükümete eklenecek parti, geçen yaz kurulan Sol Parti (Die Linke). Sol Parti'nin oy oranı yüzde 8,7. Bu da 54 sandalyeye tekabül ediyor. Bu koalisyonu diğerlerinden farklı kılan, her üç partinin de kendisini 'sol' olarak tanımlaması. Ancak aslında aralarında büyük farklılıklar bulunuyor. Sol Parti, Başbakan Schröder'in reformlarına başından beri karşı çıkan eski Doğu Almanya komünistleri ve Schröder'in politikalarını ilkelerine ihanet olarak algılayarak istifa eden eski Sosyal Demokrat Parti üyelerinden oluşuyor. Partinin liderleri arasında, bir dönem Sosyal Demokratlar'ın başkanı olan, 1999 yılında da maliye bakanlığından ve partiden istifa eden Oskar Lafontaine de bulunuyor. Schröder, Oskar Lafontaine'le istifasından bu yana görüşmüyor; kendisine ismiyle hitap ettiğine bile çok ender rastlanıyor. Bu koalisyon seçeneğinin önündeki bir diğer sorun da, Sosyal Demokratlar ve Yeşiller arasındaki birçok kişinin (özellikle de Doğu Almanya'da yaşayanların) eski komünistlerle çalışmak istememesi. Ayrıca Sol Parti de parlamentoda muhalefet görevi üstlenmek istediğini, ileri tarihlerde bir koalisyon içerisinde yer alabileceğini söylüyor. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||