|
AB nefesini tuttu | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Fransa'da yapılan Avrupa Anayasası referandumunda evet ve hayır cepheleri kampanya boyunca başa baş bir mücadele verdi.
Gün ortasında Fransız İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, öğle saatlerine kadar kayıtlı seçmenlerin yaklaşlık yüzde 25'inin oyunu kullandığı bildirildi. 1992 yılında Fransa'da gene başa baş bir mücadeleye sahne olan Maastricht anlaşmasıyla ilgili referandumla kıyaslandığında, aynı saat itibariyle bu sefer seçmenlerin katılım oranının yüzde 5 arttığı gözleniyor. Bu veri, toplam katılım oranının çok yüksek olacağının bir işareti. Merkez partilerin umudu kararsızlar Fransa Cumhurbaşkanı Jackques Chirac, oyunu orta Fransa'nın Correze kentinde kullandı. Jacques Chirac'la AB Anayasası konusunda aynı kampta yer alan muhalefetteki Sosyalistlerin lideri François Hollande da 'evet' oyu kullandı. Ancak Avrupa Birliği'ne karşı olan Ulusal Cephe partisinin aşırı sağ lideri Jean-Marie le Pen, Paris dışındaki parti karargahının hemen yakınlarında kullandığı oyunu 'hayır' olarak kullandı. Aşırı sağ gibi Fransız komünistler de 'hayır' için kampanya yürüttü. Kampanyanın son günlerinde yayınlanan anket sonuçları 'hayır' cephesinin yüzde 55'lik bir destekle önde gittiğini gösteriyordu. Fakat merkeze yakın partiler, yüzde 20'ye yakın orandaki kararsızların son dakikada bu dengeyi değiştirerek ibreyi 'evet' oylarından yana çevirmesini umuyor. Hayır oylarının galibiyeti ne anlama gelir? Bu umutları gerçekleşmezse, siyasi gözlemciler AB Anayasasını yeniden diriltmenin çok zor olacağını söylüyor. Anayasanın yürürlüğe girebilmesi için üye 25 ülkenin onayını alması gerekiyor. Anayasaya hayır denmesini savunan cephe, AB ekonomisinin rekabetçi Anglosakson modeline oturtulmaya çalışıldığını söyleyerek bunun Fransızlara maliyetinin artan işsizlik ve maaş kesintileri olacağını belirtiyor. Anayasaya evet denmesini savunan merkeze yakın partiler ise, Fransa'nın AB içinde konumunun güçleneceğini; sosyal yardımların korunacağını ve ortak bir anayasaya sahip AB'nin dünya siyasetinde daha çok söz sahibi olacağını söylüyorlar. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||