|
Seçimlerin dış politikaya etkileri | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de genel seçimlere Irak dışında herhangi bir dış politika meselesi etki etmemiş görünüyor.
Ancak üçüncü döneminde, Tony Blair'i, hayli kabarık bir dış politika dosyası bekliyor. İngiltere, şu anda dünyanın kalkınmış ülkelerinin oluşturduğu G8 grubunun başkanlığını yürütüyor. Avrupa Birliği dönem başkanlığı ise Temmuz ayında İngiltere'ye geçecek. Görünen o ki, seçim kampanyasında esamisi okunmayan Avrupa, Blair'in üçüncü dönemini gölgeleyen konulardan biri olmaya aday. Peki genel seçimlerin sonuçları, acaba İngiltere'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini nasıl etkileyecek? Bu seçim, öncelikle İngiltere ve Avrupa siyaseti arasındaki farkı ortaya koydu. 1979'dan bu yana beşinci kez, bir iktidar partisi yeniden seçiliyor. Fransa'da ise aynı dönemde tersi söz konusu. Tek bir hükümet bile bir seçim kazanamadı. Diğer pek çok ülkede de yönetim, düzenli olarak değişti. Avrupalı meslektaşları, Tony Blair'in çoğunluğu elde etmesini hasetle izlerken, bu durum, İngiliz siyasi sistemi içinde bir geri adım olarak değerlendiriliyor. Zira Blair, bir önceki seçimle elde ettiği kişisel otoritesini kaybetti; bu da yeni Avrupa Birliği anayasası için gereken desteği kazanma çabalarına zarar verebilir. Blair'in referanduma gitme kararını alması, anayasa, hatta İngiltere'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin, seçim kampanyasında hiçbir önem taşımadığını gösteriyordu.
Ama, 29 Mayıs'ta Fransa'da Avrupa Birliği anayasası üzerine yapılacak referandum, çoğunluğu elde etmiş bile olsa Blair'in bu kez dış politikasına etki edebilir. Kamuoyu yoklamalarına göre azınlıktaki anayasa yanlıları, Blair'in 'evet' kampanyasına liderlik etmesini umuyorlardı. Ama görünen o ki, bu tehlikeli bir strateji. Çünkü, pek çok kişi, referandumu Blair'e karşı kullanabilir. Muhafazakar parti de anayasaya karşı. Fransızlardan evet oyu çıktığı takdirde ise bu kez anayasa baskısı Blair'in omuzlarına düşecek. Dış politika dosyası Avrupa'nın dışında Blair'i dış politika alanında pek çok mesele bekliyor. Bu konulardan biri Avrupa Birliği'nin İran ile nükleer programı üzerine yaptığı görüşmeler. Diğeri ise Orta Doğu barış süreci. Blair, bu sürece ABD'nin yeniden katılımına güçlü biçimde destek veriyordu. İngiltere Başbakanı ayrıca hem G8 hem AB Dönem Başkanlığı'nı elinde tutacağı şu dönemde, iklim değişikliği ve Afrika'nın kalkındırılması konularına ağırlık vermeyi planlıyor. Ne var ki, Blair'in küresel ısınma konusunda Amerikalılardan fazla bir karşılık bulabildiği söylenemez. Washington şimdilik en büyük müttefiklerinden birinin görevde kalmasından memnun görünüyor. Hatta Avrupa'da bile Irak'ın işgaline verdiği destek haricinde, Blair'in uluslararası siyasette oynadığı rol geniş ölçüde takdir ediliyor. Ne var ki, Atlantik ötesiyle ilişkilerin her zaman iyi olacağını düşünmek doğru olmaz. Eğer Çin'e silah ambargosunun kaldırılması ertelenir ya da İran, nükleer programını uygulamakta ısrar ederse, yeni bir uluslararası kriz doğabilir ve Blair kendisini Atlantik'te vakitsiz bir çıkmazın ortasında bulabilir. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||