|
Olli Rehn 2005 yılı hedeflerini açıkladı | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, 18 Ocak 2005'te Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu'na, genişleme süreci hakkında bilgi verdi.
Olli Rehn'in açıklamalarında öne çıkan konularla ilgili ayrıntılar için konu başlıklarına tıklayın. Geçtiğimiz yıl AB'ye on yeni üye kabul ettik; bu büyük bir başarıydı. Bu 'büyük patlama'dan sonra Birlik adımlarını daha ölçülü atmak ihtiyacı içindedir. Avrupalı vatandaşların desteğini garantileyebilmek ve AB'nin hareket kabiliyeti ve 'Avrupa'da entegrasyon momentumu' koruyabilmesi için, yeni genişleme adımları dikkatle atılmalıdır. Benim genişlemeden sorumlu Komisyon üyesi olarak 2009 yılına kadar hedeflerim şunlardır: 1. Bulgaristan ve Romanya'nın hazırlıklarını eksiksiz tamamlamış şekilde AB üyesi olmasını sağlamak. 2. Hırvatistan ve Türkiye ile görüşmelerin iyi yolda gitmesini sağlamak. 3. Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya ile en azından ilk adımları atmak. 4. Kıbrıs'ın uzlaşma ve nihai çözüm doğrultusunda tam desteğimizi almasını sağlamak. 5. Genişlemeye ilişkin önceki çalışmalarımız temelinde, Batı Balkanlar için üyelik öncesi stratejinin konsolide edilip, ilerleme kaydedilmesini sağlamak. Romanya ve Bulgaristan'ın üyelik öncesinde atması gereken bir çok zorlu adım var. Önümüzdeki aylarda Avrupa Komisyonu temel reformların tamamlanması ve verilen sözlerin tutulmasını denetleme çalışmalarını yoğunlaştıracaktır. Eğer Romanya'nın hazır olmadığına kanaat getirirsem, aralarında üyeliğin bir yıl ertelenmesi de olan, önlemleri Avrupa Konseyi'ne tavsiye etmekte tereddüt etmeyeceğini belirtmek isterim. Görüşme sürecinde sıradaki ülke Hırvatistan'dır. Sorunsuz ilerleme kaydedilebilmesi için, Hırvatistan'ın savaş suçları mahkemesi ile elinden gelen her türlü işbirliğini göstermesi, en önemli unsurdur. En iyimser beklentiler gerçekleşirse, Hırvatistan ile istikrarlı ve hızlı ilerleme kaydedebileceğimiz kanısındayım, Görüşme sürecinde her bir adım eksiksiz atılırsa, Hırvatistan'ın 2009 yılında AB'ye üye olması mümkündür. 3 Ekim 2005 öncesinde, muhtemelen yazın, üç temel üzerinde yükselecek görüşme stratejimizi sunacağız. Bunlardan birincisi, Türkiye'de reform sürecini desteklemek üzere tasarlanmıştır. İkincisi, görüşme çerçevesini belirlemektedir. Üçüncüsü ise, Türkiye ve AB'de sivil toplum üzerinden siyasal ve kültürel diyaloğun güçlendirilmesine ilişkindir. Türkiye ile yeni bir dönem başlatıyoruz; bu dönemde süreç sonuç kadar önemlidir. Bu süreçte Türkiye dönüşüm geçirmeli ve hayatın her alanında hukukun üstünlüğünü güçlendirmelidir. Toplum ve devlette hukukun üstünlüğünün sıkı sıkıya kök saldığı bir Türkiye uygarlıklar arasında en değerli yolağzı ve köprü olacaktır. Mali yardım ve doğrudan ticaret konularında Avrupa Konseyi'nde çıkmaza girilmesi, Kıbrıslı Türkler arasında AB'ye yönelik düş kırıklığına yol açtı. Dahası Yeşil Hat Tüzüğü'nde değişiklik önerisi şu anda Konsey'de bloke edilmiş durumda. Kıbrıslı Türklerin Annan Planı'nı kabulü ve AB'nin bunun ardından verdiği sözler ışığında, bu düzenlemelerin üye ülkeler tarafından hayata geçirilmesi adanın kuzey kesiminde Avrupa yanlısı momentumun sürdürülebilmesi için hayati önemdedir. Bunun bir an önce yapılmasını umut ediyorum. Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya Bu ülkeye kasım ayında yaptığım gezi sırasında, Ohrid Çerçeve Anlaşması'nda öngörülen adem-i merkeziyetçi önlemlerin hayata geçirilmesinin önemini vurguladım. Eğer siyasi gelişmeler olumlu yolda devam ederse, karşımıza Batı Balkanlar'dan bir üye adayı daha çıkabilir. Batı Balkanların diğer kesimleri Arnavutluk'ta şu anki siyasi iklimin reformun önünü açar nitelikte olmaması ve yaklaşan seçimleri etkileyebilir görünmesi, bazı kaygılara neden oluyor. Bosna-Hersek yönetiminin Kasım 2003'teki Fizibilite Çalışması'nda belirlenen 16 reform başlığında somut ilerleme kaydetmesini umuyoruz. Sırbistan ve Karadağ yetkililerinin savaş suçları mahkemesi ile işbirliği yapması gereğinin altını çiziyoruz. Kosova karşımızdaki en zorlu konu. Önümüzdeki aylar Kosova yetkililerinin çok-toplumluluk ilkesini benimsetme ve hukukun üstünlüğüne bağlılığını sınamak için hayati önemdedir. Özetle, 2009 yılı için hedefim, AB'nin üye sayısının en az 27'ye çıkarılması, altı Batı Balkan ülkesinin üyelik doğrultusunda yol alması ve Türkiye'nin ciddi ve sıkı reformlarla ilerlemesidir. Eğer bu ülkeler Avrupa değerlerini tümüyle benimserse, Avrupa çapında barış ve refah daha güvende olacaktır. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||