|
'AB Rumları ciddiye almıyor' | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye'de Dışişleri Bakanlığı, 17 Aralık'a kadar Kıbrıs konusunda herhangi bir açılım düşünülmediğini açıkladı.
Böylece Avrupa başkentlerine, Kıbrıs konusunda fazla baskı yapılmaması için açık bir mesaj gönderilmiş oldu. 17 Aralık zirvesinden Kıbrıs konusunda çıkacak karar, henüz belli değil. Ancak şimdilik genel eğilim Türkiye'den Rum hükümetini açıkça tanımasının istenmeyeceği yönünde. Adanın güneyinde yaşayan Kıbrıs Üniversitesi Türkoloji bölüm başkanı Niyazi Kızılyürek, buradaki beklentiler hakkında BBC Türkçe Bölümü'nden Ebru Doğan'ın sorularını yanıtladı. BBC: Türkiye'yle yapılacak müzakereler sırasında, Gümrük Birliği anlaşmasını yeni AB üyelerini de kapsayacak şekilde genişletip meclisten geçirmesinin isteneceği ve böylece Kıbrıs'ın fiilen tanınması beklentisinin dile getirileceği yönünde bir eğilim var. Buna karşılık da, Türkiye'den Rum hükümetini açıkça tanımasının istenmemesi bekleniyor. Bu pazarlığa, Kıbrıs Rum halkı nasıl bakıyor? Niyazi Kızılyürek: Aslında referandumdan sonra bütün dikkatler Türkiye'nin tarih alacağı 17 Aralık zirvesine çevrilmişti Lefkoşa'da. Bunun asıl nedeni referandumda 'Hayır' çağrısı yapan başkanın böyle bir hedef koymuş olmasıydı. Yani "Referanduma 'Hayır' derseniz, ileride Türkiye tarih almaya gidecek, biz de şartlarımızı dayatacağız" yaklaşımı vardı.
Dolayısıyla Güney Kıbrıs'ta insanlar böyle bir beklenti içindeydiler. Ama görünen o ki, AB Rum tarafının bu istemlerini karşılamaya niyetli değil. AB, Türkiye'nin tarih alma olgusunu Kıbrıs'taki barış süreciyle bağlantılandırmak istemiyor. En azından işin başında bunu yapmak istemiyor. Dolayısıyla ilk gelen haberlerin Rum tarafının moralini bozduğu söylenebilir. BBC: Nedir karşılanamayan beklentiler? Kıbrıslı Rum liderlerin Brüksel'e beş maddelik bir istekler listesiyle gittiğinden söz ediliyordu... Niyazi Kızılyürek: Bunlar şöyle özetlenebilir: Birincisi, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye tarafından resmen ve fiilen tanınması. İkincisi, Türk askerinin Kıbrıs'tan çekilmesi için bir takvim ortaya konulması. Üçüncüsü, gümrük birliği uygulamasının derhal başlatılması. Ve son olarak da, Kıbrıs'ta yaşayan Türkiyeli nüfusun yavaş yavaş geri çekilmesi. Beklentiler ya da ortaya konan şartlar bu doğrultudaydı. Ancak Avrupa Birliği şu ana kadar bu şartlardan, Türkiye'nin gümrük birliğini AB'ye yeni katılan 10 üye ülkeyle tamamlaması biçiminde olan şart dışında hiçbirine önem vermiyor. Gerçek olan şudur ki, referandumda 'Hayır'ı teşvik eden Kıbrıs Rum liderliği AB tarafından artık çok fazla ciddiye alınmıyor. Dolayısıyla, ileri sürdüğü koşullar da büyük ölçüde reddediliyor diyebiliriz. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||