Rus Devrimi ve Ben

    Rus Devrimi, dünyada milyonlarca kişinin hayatını değiştirdi.

    Moskova'dan Mali'ye, Gaziantep'ten Venezuela'ya kadar BBC okurları kendi hikayelerini paylaştı.

    News imageNews imageNews image

    1917-1929: Devrim kök salıyor

    Sovyet hükümetinin yayımladığı ilk kararnameler

    News image

    RUSYA

    Tarihler Ekim 1917'yi gösteriyordu. Kremlin'deki Spasskaya Kulesi'nin kapısının önünde, ağzında sigarası, elinde süngüsü takılı bir tüfekle genç bir asker volta atıyordu. Köşeyi dönünce karşınıza çıkan Nikolskaya Caddesi üzerinde bir grup devrimci, ellerindeki topu ittirerek, Muir ve Merrilees mağazalarının önünden geçiyordu. Kremlin'in kapıları kapandı ve burayı koruyan askerler de gözden kayboldu.

    Babam, Moskova'da devrimin ilk anlarını böyle anlatıyor.

    1907 yılında çekilen bu fotoğrafta, sağdaki çocuk benim babam...

    Vladimir Raffe, Moscova

    İRAN

    1912 yılında dedem Hasanguli, fabrikada işçi olarak çalışmak üzere Moskova'ya gitmiş. Burada Rus bir kadınla tanışmış, birbirlerine aşık olmuşlar ve daha sonra kadın hamile kalmış. Rus Devrimi'nden hemen önce dedem ailesini ziyaret etmek için İran'a gitmiş. Geri döndüğünde ise devrimin başladığını fark etmiş. Ancak ne aşık olduğu kadını ne de ailesini bulabilmiş.

    Dedem o kadını hiç unutamadığını söylüyor. Yıllar sonra o kadını bulmak için babam da devreye girdi ancak hiçbir iz bulamadılar.

    Feridun, Tebriz

    RUSYA

    Anneannemin erkek kardeşi Viktor Bakmurin, Rusya Kraliyet Ordusu Topçu Birliği okulunda öğrenciydi. Kasım 1917'de arkadaşlarıyla birlikte, Rusya'nın güneyinde Bolşeviklerle Mücadele Gönüllüler Ordusu'na katıldılar. Çatışmalarda ağır yaralandı. İstanbul'daki bir Rus hastanesinde hayatını kaybetti.

    Bu fotoğrafı İstanbul'da çektirip, anneanneme yollamış. Anneannem de, evinde arama yapan güvenlik güçlerinin kimlik tespiti yapamaması için fotoğrafın üst tarafını yırtıp, atmış.

    Mihail Solovyev, St. Petersburg

    RUSYA

    Büyük büyükannem, çok zengin bir kadındı. Servetinin önemli bir kısmını hayır işlerine harcıyordu. Ailesi fabrikatördü ve evimizde Çarlık döneminde birçok ordu subayıyla birlikte çekilmiş fotoğraflar vardı.

    Devrimden sonra her şeylerini kaybettiler. Büyük büyükannem, bir kolektif çiftlikte çalışmaya gönderildi. Daha sonra ise anneannem çalıştığı için torununa, yani anneme bakmaya başladı. Ayrıca bir de oğlan çocuğu evlat edindiler.

    Elena Luzina, Ural Bölgesi
    News image

    İRAN
    Dedem Haydar Rus'muş. İran'a göç ettikten sonra adını değiştirmiş. Ben altı yaşındayken hayatını kaybetti. Ancak annem onunla ilgili hala hikayeler anlatır.

    Dedem küçükken yetkililer, kasabanın yoksul ve aç çocuklarını büyük bir alana toplayıp yemek vermesi için Tanrı'ya dua etmelerini istemiş.

    Dua etmiş, ama hiçbir şey olmamış.

    Daha sonra bu kez Lenin'den yemek istemelerini söylemiş. Lenin'den yemek istediklerinde ise kapılar açılmış ve bir sürü yemek gelmiş. Bu hikaye ne kadar doğru bilmiyorum, ancak küçükken bu hikaye bana Tanrı'nın varlığını sorgulatmıştı.

    Yunus, Ahvaz

    RUSYA

    Büyük anneannem, dört oğlu olan çok eğitimli bir kadınmış. Devrimden sonra her şeyini iki kez kaybetmiş.

    Önce, yetiştirdikleri hayvanlara el konulmuş ve bunlar yoksullara dağıtılmış. Bir yıl içerisinde tüm hayvanlar ölmüş. Aile her şeyi silbaştan yeniden kurmuş. Ancak yine kaybetmiş. İkinci kez geldiklerinde bu kez çocuk battaniyelerine varana kadar her şeye el koymuşlar. Dört çocuk da tutuklanmış ve sürgüne gönderilmiş.
    News image

    Büyük babaannem ise Çar'ın ordusunda subaydı ve Smolensk yakınlarında bir evi vardı. Devrim olduğunda babaannem, üçüncü çocuğunu, yani babamı yeni doğurmuştu. Sahte isim kullanarak ve çocuklarının dadısı olduğunu söyleyerek, güneydeki Kuban kentine kaçtı. Hayatını bu sahte isimle yaşayarak geçirdi ve öldüğünde de mezar taşına aslında kendisine ait olmayan bu isim yazıldı. Ailede kimse geçmişte yaşananları konuşmaz. Tüm bu olan biteni yalnızca geçen yıl öğrendim.

    Tatiana, Moscova

    RUSYA

    Dedem Semen Kaçkin, Rus Deniz Kuvvetleri'nde bir subaydı. Devrimden sonra Bolşeviklere katıldı ve 1919 yılında Baltık Denizi'nde İngilizlerin döşediği mayına çarparak infilak eden bir savaş gemisinde görev yapıyordu. Bu patlamadan sağ kurtuldu ve İkinci Dünya Savaşı'nın ardından bir kez daha Finlandiya Körfezi'ne döndü. Burada bir ev aldı. Şimdi bu evde ben yaşıyorum.

    Andrey Kaçkin, Leningrad Bölgesi

    ÜRDÜN

    Babam Sultan Murad, 1877 yılında Rusya'nın Kuzey Kafkasya bölgesindeki Çeçenistan'da doğmuş. Birçok Çeçen gibi, Çar yönetiminin baskısından kaçmak için 20'nci yüzyılın başında ailesiyle birlikte Rusya'dan ayrılmış. Ürdün'e yerleşmişler.
    Rus Devrimi'nin ardından Çeçenler de bağımsızlık rüyalarının gerçekleşeceğini düşünüyordu. 1920 yılında, Kafkasya bölgesi Bolşevikler tarafından işgal edilmeden önce dedem de bağımsızlık savaşı vermek üzere Gürcistan'a gitti.

    19'uncu yüzyıl Çeçen direniş lideri Şeyh Şamil'in torunu Said Şamil ile birlikte hareket etti. Bu karede ikisi birlikte görülüyor. Gösterilen tüm çabalara rağmen, Kafkasya bölgesinin tamamı sonunda Kızıl Ordu'nun eline düştü. Çeçenler için devrim çok yıkıcı oldu. Dinimizi elimizden aldı, birçok kişinin hayatına mal oldu.

    Dr. Taha Sultan Murad, Amman

    RUSYA

    Devrim olmasaydı ailemizin geçmişi de çok farklı şekillenirdi.

    Dedem, Ufa bölgesinde bir konttu. Ailesine ait devasa araziler ve altın madenleri vardı. Dedem daha sonra devrimci harekete katıldı ve Lenin'le yakınlaştı.

    Ancak devrimden sonra tüm malvarlığına el konuldu. Hayatının kalanının yoksulluk içinde yaşadı. Eski yoldaşları bir bir sırtlarını döndü. Herkes dedemle görüşmelerinin kendilerini aristokrasiyle bağdaştıracağından korkuyordu.

    Anastasia Zabalueva

    TÜRKİYE

    Ben, Orta Asya'daki Buhara kentinin son Emiri Said Mir Muhammed Alim Han'ın oğluyum. 1920 yılında, Rus Devrimi'nin ardından Bolşevikler tarafından ele geçirilen Buhara'yı terk etmek zorunda kaldı. Ben Afganistan'ın başkenti Kabil'de doğdum. Ancak hayatım boyunca esas memleketimin Buhara olduğunu düşündüm. Hep buraya geri dönmek istedim. Ruslar, Afganistan'ı işgal ettiğinde ise bir kez daha yollara düştük. Bu kez Pakistan'a kaçtık.

    Şimdi 74 yaşındayım ve bir kez daha göç ettim. Bu kez çocuklarımın yanına, Türkiye'ye geldim. Ancak halen aklım halen doğmuş olmam gereken yer Buhara'da.

    Abdussattar Alimi, Gaziantep

    PARAGUAY

    Küçükken ev sahibimiz Rus bir generaldi. Juan Belaieff ya da Rusça adıyla Ivan Belayev, devrimin ardından Paraguay'a yerleşmiş.

    Askeri kıyafetle gezen çok nitelikli bir adamdı. Ülkenin haritasını çıkardığı için Paraguay'da ulusal kahraman olmuştu. Yerli halk konusunda uzmandı ve evine sürekli ziyaretçiler gelirdi. Öldüğünde kendisi için askeri bir cenaze töreni düzenlendi. Yerli kabilelerden birinin şefi, generalin naaşına eşlik etti. Generalin vasiyeti üzerine bu kabilenin topraklarına gömüldü.

    Igor Fleischer Şevelev, Asuncion

    İRAN

    Anneannemiz Anastaisa Rus'tu. Anneannemiz ve dedemiz Celil, şu anda Ukrayna ve Belarus sınırları içinde olan bir çiftliğin sahibiydi.

    Devrimden sonra tüm malvarlıklarına el konuldu. Hatta sakladıkları un çuvalları bile alındı. Anneannemiz, elinde bir tek atlarının kaldığını, askerlere atların kör olduğunu söyleyince onları almadıklarını anlatırdı.
    News image

    Aile, yıllarca yoksulluk ve açlık çekti. 1928 yılında İran'a gitmeye karar verdi. Yolda, dokuz yaşındaki oğulları ile kız bebekleri tifodan hayatını kaybetti. O zaman altı yaşında olan annem hayattan kalan tek çocuk olmuş.

    Ailecek Tebriz'e yerleştiler. Ancak buradaki insanlar çok muhafazakar olduğu için yeni gelenleri kolay kabullenmedi. Evlerinin bahçesine hayvan dışkısı atıp, "pissiniz" diye bağırırlarmış.

    Babaannem Anastasia, kendi annesini Rusya'da bırakmış ve bir daha onu hiç görmemiş.

    Olanlarla ilgili konuşmak istemezdi. Hayatının sonuna kadar askerlerin geri geleceği korkusuyla yaşadı.

    Sima and Mina, Tahran

    1930'lar ve 1940'lar: Stalin güçleniyor

    News image
    RUSYA

    Dedem Peter Şukin, Urallar bölgesinde devrimci hareketin önde gelen isimlerinden biriydi. 1937 yılında iftiraya uğradı, yakalandı ve kurşuna dizildi. Yalnızca 28 yaşındaydı. "Devlet düşmanı" bir aile olarak görüldükleri için çocukları çok acı çekti. Ailenin kendini toparlaması 50 yıl sürdü. Yıllar sonra doğan çocuğunun torununa da Peter adı verildi.

    Yulia, Vladivostok
    News image

    ÖZBEKİSTAN

    Dedem Narzıkul Mirza, Semerkand'da avukatlık yapıyordu. Devrime destek verdi, Bolşeviklere katıldı ve Devrim Mahkemeleri'nde görev yaptı. Stalin'in sürgünleri sırasında hakkında casusluk iftirası atıldı. Rusya'nın doğusunda ücra bir yere sürgüne gönderildi. Bir daha asla geri dönmedi. O dönemde babam yalnızca beş yaşındaymış. Bütün hayatı boyunca "halkın düşmanının oğlu" damgasını üzerinde taşımış. Bu yaşananların ailemizde açtığı yara halen kapanabilmiş değil.

    Diloram, Londra

    KIRGIZİSTAN

    Dedem Kadirmambet Çoro Ulu, Rus Devrimi'nden beş yıl sonra dünyaya gelmiş. Stalin'in sürgünleri sırasında tutuklanmış ve Urallar'daki bir çalışma kampına gönderilmiş. Buradaki koşullar çok korkunçmuş. Bunun üzerine dedem, diğer bazı Kırgız tutsaklarla birlikte kaçmaya karar vermişler. 60 kişi kaçmışlar ancak gruptan yalnızca üçü hayatta kalmış. Dedem de hayatta kalanlar arasındaymış. Kırgızistan'a geri dönmüş.

    Buradaki halk, haksız yere hapse atıldığının farkındaymış ve yetkililer de yeterince çektiğini düşünüp dedemi rahat bırakmışlar. Dedem daha sonra üniversitede kamu yönetimi okumuş ve hayatının geri kalanını bir köyde çalışarak geçirmiş.

    Almaz, Londra

    RUSYA
    1920'lerde dedem Igor Artsibuşev, ABD'ye giden mühendislerin olduğu bir Sovyet heyetinin içindeydi. Motorlu araçlar sektörünün nasıl işlediğini öğrenmek için Detroit'teki Ford Fabrikası'nda beş yıl geçirdi. 1933 yılında geri döndü ve Çelyabinsk'te yeni kurulan traktör fabrikasında işe girdi.

    1939 yılında tutuklandı ve Gulag'da 15 yıl kaldı. Stalin'in yaşamını yitirmesinin ardından serbest bırakıldı. Hayatının en güzel yıllarını Sibirya'da geçirdi. Eve döndüğünde ise kendisini tanımayan iki tane ergen çocuk buldu. ABD ve çalışma kampıyla ile anlattığı anılarını dinleyerek büyüdüm. Dedemin yaşamı beni çok etkiledi.

    Igor, Londra

    RUSYA

    1917 Devrimi ve sonrasında kurulan 70 yıllık Sovyet yönetimi, Rus halkının muhtemelen bugüne kadar yaşadığı en kötü dönemdi.

    Ancak ne yazık ki, bu dönem yaşanmasaydı ben de hayatta olmazdım.

    Anneannem Pelageya Kovalenko, güneydeki Kuban bölgesinde Kazak (Kozak) bir ailenin çocuğu olarak 1917 yılında doğdu. İç savaş sırasında babası Bolşeviklere karşı savaşırken öldü.

    Annesi de Sovyet yönetimi altında yaşamak ve kolektif çiftlikte çalışmayı kabul etmedi. 1933 yılında Kuban'daki birçok Kazak gibi Bolşeviklerin zorla uygulamaya soktuğu tarımsal ortaklık programı nedeniyle yaşanan kıtlık sırasında hayatını kaybetti.

    Anneannem, henüz 16 yaşındaydı ve tek başınaydı. Azerbaycan'ın güneyine kaçtı.

    Kendisine aşık olan bir adamla evlendirildi. O evlilikten annem ve iki dayım doğdu. Çocukların hepsi okudu ve iyi birer iş sahibi oldu.

    Ancak hayatları Sovyetler tarafından mahvedilen Kuban'daki Kazakların trajik sonu hiç aklımdan çıkmıyor.

    Natalia Evdoşenko

    1960'lar ve 1970'ler: Komünizm dünyaya yayılıyor

    1 Mayıs 1969: Moskova'daki Kızıl Meydan'daki 1 Mayıs törenleri sırasında geçit törenine katılan genç sporcular

    News image

    VİETNAM

    Rus Devrimi'nin Vietnam'daki etkisi çok büyük oldu ve Vietnam Komünist Partisi'nin 1945 yılında Fransız sömürgeciliğine karşı kendi devrimini yapmasına ilham verdi. Babam Pham Van Thuc, Vietnam'ın ilk sismologlarından birisi. Her zaman, Rus ve Vietnam devrimleri olmasaydı, kendisi gibi mütevazı bir hayata sahip birinin bu fırsatı elde edemeyeceğini söylerdi. 1967 yılında jeofizik alanında çalışmalar yapmak üzere Moskova'ya gitti. Sovyetler Birliği'ni gezerek, yanardağ ve depremler hakkında çalışmalar yaptı. SSCB'nin yıkılmasına çok üzülmüştü.

    Nga Pham, Londra

    VENEZUELA

    Annem ve babam Venezuela Komünist Partisi'ne üyeydi. Beklenebileceği gibi, Lenin nedeniyle adımı da Vladimir koymuşlar. Ağabeyim Ernesto'nun adı da Che Guevera'dan gelir. 1961 yılında doğdum. Bu dönemde çocuklara "devrimci isimler" verme modası vardı. Babam, partisini temsilen birkaç kez Rusya'ya gitmiş.

    Bu fotoğrafta, babamla birlikte Kızıl Meydan'da Lenin mozolesinin önünde duruyoruz. Benimle aynı isme sahip ancak farklı ailelerden ve sosyal sınıflardan gelen birçok Venezuelalı ile tanıştım. Sanırım, bizimkiler adımı Stalin koymadıkları için şanslıyım!

    Vladimir Villegas, Caracas

    İRAN

    1963 yılında, 19 yaşındayken harç bedelini ödeyemediğim için Tahran Üniversitesi'nden atıldım. Sonra bir gün, Moskova'daki Patrice Lumumba Üniversitesi'nin ücretsiz eğitim ilanını gördüm. Başvurdum ancak üstüne de çok düşmedim. Okulumu sürdürmeme yetecek param yoktu. Aradan yıllar geçmesine rağmen bu başvuru yakamı bırakmış değil.

    Ne zaman yeni pasaport başvurusu yapsam bana her defasında neden Rusya'da bir üniversiteye başvurduğumu soruyorlar. Sonunda 1995 yılında seyahat etmem yasaklandı.

    50 yıllık komünist ideolojiden benim payıma düşen sıkıntı da bu oldu!

    Ali Ahmad, Tahran

    AFGANİSTAN

    1930 yılında Afganistan'da doğdum. Babam din öğretmeniydi ve benden de benzer bir kariyer seçmemi bekliyordu.
    Ancak Kabil Üniversitesi'ne girdiğimde sol siyasetle tanıştım ve 1965 yılında Rus Devrimi'nin ideallerinden ilham alan Afganistan Halkın Demokratik Partisi'nin kurucu üyelerinden biri oldum. Aynı zamanda şiir ve kitap da yazıyorum. Yazdıklarım Rusça ve Sovyetler Birliği'nde konuşulan diğer dillere de çevrildi. Çok büyük beğeni topladı.

    Bu fotoğraf, 1973 yılında Kazakistan'da Asyalı ve Afrikalı yazarlar konferansına gittiğim zaman çekildi. Sovyetler Birliği'ne büyük bir hayranlık besliyorum. Hem siyasi görüşlerim hem de yazar olarak yaptığım çalışmalar nedeniyle hayatım üzerinde çok büyük ve çok olumlu bir etkisi oldu.

    Suleyman Layik, Kabil

    KIRGIZİSTAN

    1967 yılında Rus Devrimi'nin 50'nci yılında Sovyet çocuk teşkilatı Öncülere katıldım. 10 yaşındaydım. Köyümüzdeki lokalde birçok insan vardı. Ben de kırmızı Öncü kravatımı takmıştım.

    Lenin hakkında yazılmış bir şiiri ezbere söylüyorduk: Bize geleceğimizi verdi, bize eğitim verdi! Ülkemizi yakan yıldızları verdi! Bu şiiri, sesimi çıkabildiği kadar yüksek sesle bağırarak okuduğumu hatırlıyorum. Şiiri o kadar güzel okudum ki, bana kitap hediye ettiler. O günü dün gibi hatırlıyorum. O günden bu yana çok şey değişti. Ancak bu anıyı asla unutamam.

    Onduruş Toktonazarov, Bişkek

    TACİKİSTAN

    1970 yılında Moskova'da öğrenciydim. O yıl Lenin'in doğumunun yüzüncü yılıydı ve babam Tacikistan'dan beni ziyarete gelmişti. Lenin'in mozolesini ziyaret etmek istedi. Emekli olduğu için sırada beklemedik.

    İçeri girdiğimizde Lenin'in mumyalanmış bedenini gördü ve Kuran'dan bir dua okumaya başladı. O kadar yüksek sesle ve güzel okuyordu ki bu duayı, herkes durdu ve dinlemeye başladı. "Baba dur, yapma" dedim. Ancak beni dinlemedi. Sonunda da yüksek sesle "Amin!" diye haykırdı.

    Arka plan fotosu: Moskova'daki Kızıl Meydan'da bulunan Lenin Mozolesi'ni ziyaret etmek isteyenlerin oluşturduğu kuyruk. 17 Nisan 1963

    News image

    Ve inanılmaz olan, neredeyse herkesin "Amin" diye tekrarlaması.

    İnanabiliyor musunuz? Tam da dünya üzerinde var olan en büyük ateistlerden birisi olan Lenin'in mezarında!

    Görevliler bile bir şey demedi. Dışarı çıktığımızda bana döndü ve 'Gördün mü, insanlar beğendi, sen de panik olduğunla kaldın' dedi.

    Prof. Habibullo Holjorayev, Khujand

    MALİ

    Bu fotoğraf, 1979 yılında Leningrad'da Rus Devrimi'nin yıldönümü kutlamaları sırasında çekildi. Üzerinde kalın kaban ve kafasında kalpak olan benim. Kongo, Vietnam ve Rusya'dan sınıf arkadaşlarımla birlikteyiz. Bu deneyim hayatımı değiştirdi. Rusya'yı hala çok seviyorum. Zaman zaman nostalji de yapıyorum. Devrimin idealleri, hepimizin siyasi görüşlerini etkiledi. SSCB'deki eğitim sistemini gerçekten çok takdir ediyorum. Mali'deki sistemle kıyasladığımda ise çok fazla eksiğimiz olduğunu görüyorum.

    Oumar Kamara, Bamako

    RUSYA

    Bu fotoğraf çekildiğinde anaokulundaydım. Devrimin yıldönümünde her yıl özel bir konser verilirdi. Öğretmenlerimiz bize Lenin'in dünyadaki en iyi kalpli ve akıllı insan olduğunu söylerdi. Altı yaşındayken annem beni ilk kez diş hekimine götürdü. Çok korkmuştum. Bir ara birkaç dakikalığına koridorda tek başıma beklerken kaldım. Yanımda yalnızca Lenin'in bir büstü vardı. Büstün yanındaki banka tırmandım ve Lenin'i öptüm. Beni daha güçlü ve daha cesur kılacağına inanmıştım.

    Oxana R

    HİNDİSTAN

    Annem Lakshmi Swaminadhan, devrimden yalnızca bir yıl sonra doğmuş ve büyürken halen devrimin etkileri hissediliyormuş. Devrimci bir yakın aile dostları, aylarca annemlerin evinde saklanmış. Anneme Enternasyonel'i öğretmiş ve devrim hakkında hikayeler anlatmış.

    Erken yaşlardaki bu deneyimleri, annemin hayatını derinden etkilemiş ve 1917 yılında Hindistan Komünist Partisi'ne katıldığında kendi deyimiyle "kendini evinde hissetmiş".

    Ben ise ancak Marksizm üzerinde çalışmalar yapmaya başladığımda Sovyetler Birliği'nin varlığının önemini ve gücünü anlayabildim. Rus kadınlarının devrimdeki rolü ve elde ettikleri haklar benim için hem bir ilham kaynağı hem de daha fazla irdelenmesi gereken bir alan oldu. Eşitlik ve adalet ilkelerine dayanan yeni bir dünya düzeni mücadelesi veren insanlar için Sovyetler Birliği her zaman bir ilham kaynağı ve böyle bir dünyanın mümkün olduğunun hatırlatıcısı oldu.

    Subhashini Ali, Kapnam, Uttar Pradesh

    1980'lerden günümüze: SSCB'nin sonu

    News image

    RUSYA

    Bu fotoğraf, 1981 yılında son sınıftayken çekildi. Komünist Gençlik Ligi Komsomol'un bir üyesi olduğum için gurur duyuyordum. Aslında halen de duymaya devam ediyorum. Sovyetler Birliği dönemiyle ilgili zaman zaman nostalji yapıyorum. O dönemlerde çok mutluydum. Annemin Vladimir Lenin nedeniyle adı Vladlen olan bir arkadaşı vardı. Kendisine aynı zamanda Genç Komünist Enternasyonel'in Rusça adının kısaltması olan Kim de denirdi. Bunlar bence hala çok güzel isimler.
    Irina Prokofyeva

    İRAN

    Rus Devrimi ve yarattığı eşitlikle ilgili hikayeler dinleyerek büyüdüm. 1979 İran Devrimi'nde yer alan birçok İranlı için ilham verici bir dönemdi.

    Dokuz yıl sonra ilk kez yurtdışına çıktığımda Bulgaristan'a gittim. Burada gördüğüm yoksulluktan çok etkilendim. Sofya'da devasa bir Lenin heykelinin önünde dururken, kendi devrimimizi ve yıkılan Şah anıtlarını düşündüm. O anda bir gün Lenin heykellerinin de yıkılacağını hissettim. O gün yalnızca üç yıl sonra yaşandı.

    Faraj, Londra

    GÜNEY AFRİKA

    1986 yılında 18 yaşındayken Güney Afrika Savunma Gücü'ne katıldım ve Angola sınırında Sovyet destekli güçlere karşı savaşan birliğe katılmak üzere kuzeye sevk edildim.

    Apartheid rejiminin, devrimci komünist tehdide karşı büyük bir savaş verdiğimiz yönündeki propagandasını ne kadar inandırıcı bulmuştum emin değilim. Banliyöde yetişmiş beyaz bir çocuk olarak, siyasetle pek bir ilgim yoktu. Apartheid anlayışına karşı çıkıyordum ancak ciddi bir şekilde buna karşı çıkmamı sağlayacak siyasi derinliğe sahip değildim. Orduya da isteksizce katıldım ancak kendime hep komünizmle savaştığımızı, Soğuk Savaş'ta olduğumuzu ve apartheid sorununa çözüm aranırken bizim üzerimize düşenin de bu olduğunu söyledim.

    Çok yoğun bir deneyim oldu.

    Eğitim sırasında, apartheid sistemine yönelik her türlü muhalefetin komünist ideolojiye ait olduğu ya da komünizm çıkarlarına hizmet ettiği söylendi. Söylenenleri ikna edici bulmadım.

    Angola'nın derinlerinde savaşarak geçirdiğim üç yaşadığım en korkunç ve dehşet verici deneyimdi. Tüm gün süren çarpışmalar oluyordu. Diğer Güney Afrika vatandaşları üzerinde baskı kuran apartheid yönetimi için savaştığımdan dolayı tarihin yanlış tarafında olduğumu düşünüyordum.

    Paul Morris, Cape Town
    News image

    TACİKİSTAN

    1980'li yıllarda Tacikistan'da okurken arkadaşlarım bana Moskova Çocuğu derdi. Çünkü okulda Moskova'ya gitmiş ve Lenin'in Mezarı'nı ziyaret etmiş tek öğrenci bendim. Lenin'in Tanrı gibi olduğu düşüncesiyle yetiştirildik. Sovyetler Birliği yıkılmadan bir yıl önce bir kez daha Moskova'ya gittim. Lenin kimsenin umurunda değildi ve McDonalds'ın önündeki kuyruk, Mozale'den daha uzundu. Büyük bir şoka uğramıştım.

    Dariush, Londra

    ÖZBEKİSTAN

    Büyük büyükannem Zübeyde, Semerkand'da çarşaf giymeyi bırakan ilk kadınlardan biri oldu. Devrimin ardından Orta Asya'da kadınlara eşit haklar verilmesi için yürütülen kampanyada büyük bir rol oynadı.

    Bazen, bunların üzerinden 100 yıl geçtikten ve SSCB yıkıldıktan sonra çocuğunun torunu, yani benim başörtüsü takma kararımı nasıl karşılardı diye düşünüyorum. Kocamın ailesi çok dindar olduğu için kapanmaya karar verdim.

    Ancak zamanla Özbekistan'da İslam'a ve kapanmaya bakış değişmeye başladı. Bu, artık kabul edilebilir bir şey olmaktan çıktı. Yüksek lisansa başvurduğumda, bana gayri resmi bir şekilde başımı açmazsam kabul edilmeyeceğim fısıldandı.

    Bana kapıların kapandığını ve toplum ile din arasında bir tercih yapmam gerektiğinin farkındayım.

    Ben ilkeli bir insanım ve her şeyi düzgün bir şekilde yapmak isterim. Benim için ya tamamen kapanmalıyım ya da hiç kapanmamalıyım. Bu nedenle başörtüsü takmamaya karar verdim. Sanırım bu da beni büyük büyükannem gibi biraz devrimci kılıyor.

    Şohi, Taşkent

    ESTONYA

    Büyük dedem Bolşevik'ti ve Smolensk'te bir manastıra düzenlenen saldırıda yer aldı. Burada yeminini etmek üzere, çiçeği burnunda bir rahibe olan büyük büyükannemle tanıştı. Böylece babaannem dünyaya geldi.

    Yani, teşekkürler devrim!

    Eğer devrim olmasaydı, büyük büyükannem Aleksandra rahibe olacaktı ve ben de dünyaya gelmeyecektim. Devrimin aşk çocuğu olan babaannem 1924 yılında doğdu ve hala hayatta. Bu fotoğrafta ikimiz birlikteyiz.

    Olga Ojala, Tallinn
    News image