İstanbul Havalimanı

    A'dan Z'ye Cumhuriyet tarihinin en büyük altyapı yatırımı

    News imageNews image
    Gündeme geldiği günden bu yana birçok tartışmaya konu olan ve Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarından biri olan İstanbul Havalimanı bugün açıldı.
    News image

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bir "zafer anıtı" olarak nitelendirdiği ve destekçileri tarafından Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının en ihtişamlı projesi olarak nitelendirilen yeni havalimanı, bazıları içinse İstanbul'un sonunu getirecek bir felaketin parçası.

    BBC Türkçe, İstanbul'a üçüncü bir havalimanının yapılması fikrinin ortaya çıkmasından bu yana çok tartışılan bu projeyi ihale sürecinden işçi haklarına, maliyetinden yapıldığı yere kadar birçok açıdan değerlendiren bir haber dosyası hazırladı. Bu dosya için projeyle bağlantılı çok sayıda kişi ile görüşmeler gerçekleştirildi.

    200 milyon yolcu kapasitesi

    7,5 milyar €

    76,5 kilometrekare

    6 pist

    2 terminal, 143 yolcu köprüsü

    İhale Süreci

    Foto: Getty Images

    News image

    Açılışı cumhuriyetin kuruluşunun 95'inci yıldönümü olan 29 Ekim 2018 tarihine denk gelen İstanbul’a üçüncü bir havalimanı inşa edilmesi fikrinin ortaya atılması 2005 yılına kadar uzanıyor.

    Söz konusu fikri, Erdoğan henüz başbakan olduğu dönemde İstanbul'daki iki havalimanının yeterli olmadığı ve Avrupa yakasına üçüncüsünün inşa edileceği sözleriyle ortaya attı.

    Projenin hayata geçirilme süreci ise 2011 yılında Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde "Vizyon 2023" hedeflerini açıklamasıyla birlikte hızlandı.

    İhale 13 Mayıs 2013 tarihinde yapıldı. Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan ihalede yeni havalimanının 25 yıllık kira bedeli için en yüksek teklif 22,152 milyar Euro oldu. KDV de eklendiğinde bu miktar 26,142 milyar euroya ulaşıyor.

    Bu da 25 yıl boyunca "mal sahibi" konumundaki Devlet Hava Meydanları İşletmesi'ne (DHMİ) senelik 1,04 milyar euro gibi bir kira bedeli ödeneceği anlamına geliyor.

    Ancak ihaleyle ilgili esas tartışma bedelden çok, kazanan konsorsiyum üzerinde yaşandı.

    17 firmanın şartname aldığı ancak dört grubun teklif verdiği ihaleyi kazanan Cengiz-Kolin-Limak-MAPA-Kalyon Ortak Girişim Grubu'nu oluşturan şirketler, kamuoyunda yakından biliniyor.

    Daha önce enerji dağıtım ve metro hattı gibi büyük altyapı ihalelerini alan bu şirketlerin adı 17 Aralık 2013'te yolsuzluk iddialarıyla ilgili başlatılan operasyonlarda da geçmişti.

    'Bazı firmalar adrese teslim olduğunu düşündü'
    İhale sürecini yakından takip eden bir kaynak, Türkiye'nin bazı büyük gruplarının şartname almalarına karşın ihaleye girmemelerinin ardında hazırlanan şartnamenin "adrese teslim bir ihale süreci" izlenimi vermiş olmasının etkili olduğunu söyledi.

    İhale süreciyle ilgili adının açıklanmaması koşuluyla BBC Türkçe'ye bilgi veren kaynak, "İhale şartnamesinin bazı kritik noktalarında muğlak ifadeler yer alıyor. Bu da devletin, yani DHMİ'nin ihale sonrası bazı konularda karar verirken kazanan şirkete göre farklı inisiyatifler alabileceği kaygısı yarattı" dedi.

    Havalimanının üzerine inşa edildiği zemini "sorunlu ve sıkıntılı" olarak tanımlayan aynı kaynak, dolgu ve hafriyat çalışmalarının çıkabilecek problemlere karşısında maliyeti olağanüstü düzeylere çıkarabilecek olmasından dolayı birçok firmanın "gözünü korkuttuğunu" da vurguladı.

    Aynı kaynak, "Mesela, şartname ve sözleşmeye göre, dolgu malzemesinin temininin de yaşanan sıkıntılar inşaatı askıya alabilecek mücbir sebepler arasında sayılıyor. Ancak bunun ne olabileceği belirtilmiyor ve hangi durumda devletin mücbir sebep kabul edip etmeyeceği de net değil. Ben dolgu malzemesi bulamam ama bunu mücbir sebep saymaz, sen bulamazsın, sana sayar. İşte saymadığı noktada ciddi bir mali yük oluşturur" dedi.

    DHMİ, BBC Türkçe'nin ihale süreci ve havalimanının yapım aşamalarıyla ilgili sorduğu sorulara yanıt vermedi.

    DHMİ, BBC Türkçe'nin ihale süreci ve havalimanının yapım aşamalarıyla ilgili sorduğu sorulara yanıt vermedi.

    Yatırımın üçte biri TMMOB'un 'uygun değil' dediği araziye harcandı

    Yeni havalimanının İstanbul'un Avrupa yakasının kuzeyinde yer alan Yeniköy, Akpınar ve Tayakadın köyleri arasında inşa edileceğinin açıklanmasıyla birlikte zeminle ilgili tartışmalar da başladı.

    Daha ihale sürecinde oldukça engebeli olan bu bölgenin düzleştirilmesi ve düz bir alan olarak deniz seviyesinden 105 metre yüksekliğe çıkarılması sürecinin projenin en maliyetli ve sıkıntılı bölümünü oluşturacağı belirtiliyordu.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İl Koordinasyon Kurulu'nun Aralık 2014 tarihli teknik raporunda, yaklaşık 7,65 kilometrekarelik alanın yüzde 80'lik bir bölümünü orman ve yüzde 15'lik bir kısmını da maden ile diğer kullanım alanları oluşturduğu belirtildi.

    Kalan bölümlerin ise göl, mera, tarımsal alan ve fundalık olduğu ifade edildi.

    Aynı raporda, TMMOB bünyesindeki Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi'nin yaptığı araştırmaların bölgenin "havaalanı yapılması için uygun olmadığı" sonucuna ulaştığı vurgulandı. Bunun gerekçeleri arasında topografik engellerin giderilmesi için aşırı miktarda kazı ve dolgunun gerekmesi, bölgedeki suni göllerin tabanındaki suya doygun sedimentlerin varlığı, sıvılaşma riskleri ve rehabilite edilmemiş kömür ve kil sahalarının bulunması sıralandı.

    Projede görev yapan kaynaklar ise zeminin çok sıkıntılı olduğunu ancak dolgu ve hafriyat süreçlerinde çok titiz bir çalışma yürütüldüğünü söyledi.

    Bir başka kaynak da hafriyat sürecinde 2 binden fazla kamyonun görev yaptığını ve işlemlere arazinin en sıkıntısız bölümü olarak gösterilen batı bölgesinden başlandığını söyledi.

    İstanbul Havalimanı'nı inşa eden ve 25 yıl boyunca işletecek olan İstanbul Grand Airport'un (İGA) CEO'su Kadri Samsunlu, BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada, yapılan yatırımın "ciddi bir kısmının" yer hareketleri için harcandığını söyledi.

    Samsunlu, "Toplam 800 milyon metreküp hafriyat yaptık, 350 milyon metreküp dolgu yaptık bugüne kadar. Yatırımın ciddi, yüzde 30'undan fazlasını yer hareketleri için harcadık" dedi.

    Projenin finansmanı yerli bankalardan, garantisi DHMİ'den

    Projeyle ilgili yatırımın büyüklüğü ve başta zemin olmak üzere inşaat sürecinde maliyetlerin artabileceği tahmini finansmanın nasıl sağlanacağı sorunu da uzun süre gündemde tuttu.

    İlk fazın finansmanı için Ekim 2015'te üçü kamu, üçü özel olmak üzere altı yerel bankanın verdiği 4,5 milyar euroluk paket tamamlandı. Birinci faz için konsorsiyumun da 1,5 milyar euroluk özkaynak koyacağı açıklandı. Buna göre, ilk fazda toplam 6 milyar euroluk bir harcama yapılacağı hesaplanıyordu.
    Ancak, bu yıl içerisinde projeyi gerçekleştiren İGA, ilk finansman paketini veren altı bankadan 1 milyar euroluk ek kredi sağladı.

    İGA CEO'su Samsunlu, BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada, projenin kalanının hazırlanan bütçe içerisinde bitirilmesinin planlandığını ve diğer fazlarla ilgili finansman konusunda bir sorun öngörmediğini söyledi.

    Samsunlu, "Biz bu projeyi tamamen ortaklarımızın sağladığı sermaye ve bankalardan aldığımız finansmanla yaptık. Şu ana kadar projelerimizin kalanını da bütçemizin içinde bitirmeyi planlıyoruz.

    Buradaki giden süreçte de Türkiye'nin en prestijli projesi ve sadece Türk insanı değil, bütün dünya için yaptığımız bu projeden gelen nakit akışlarıyla beraber bu projenin kalan fazlarında da yeteri kadar kaynağı yaratacağımızı düşünüyorum. Ben bir sorun öngörmüyorum" dedi.

    Finans sektöründen bir kaynak ise daha önce büyük altyapı projelerine katılan yabancı bankaların havalimanı yatırımından uzak durmayı tercih ettiğini ve bunun altında da hesaplamalarla ilgili sıkıntıların bulunduğunu söyledi.

    Konuyu BBC Türkçe'ye değerlendiren kaynak, "İhalenin daha teklif aşamasında verilen bedele baz alınan yolcu sayısı çok da gerçekçi bulunmadı.

    Kademeli olarak yapılacak olan projede ilk faz için önce 90, sonra 150 ve 2020'lerin sonunda tamamlandığında da 200 milyon yolcu geleceği düşünülüyor. Ancak genel olarak bu rakamların ne kadar gerçekçi olduğu büyük bir soru işareti" dedi.

    Aynı kaynak, ihale sürecinin Türkiye ekonomisinin büyüme hızının yavaşlamasının beklendiği bir dönemde gerçekleştirildiğini ve ekonomik büyüme ile havacılık sektörünün paralel büyüme göstermesinden dolayı yolcu hedefiyle ilgili soru işaretleri doğduğunu vurguladı.

    2015'te sağlanan 4,5 milyar euroluk finansman Türkiye'de sıfırdan yapılan bir altyapı projesine verilen en büyük kredi olma özelliği taşıyor.

    Ancak daha önceki büyük altyapı projelerinden farklı olarak üçüncü havalimanında Hazine garantisi bulunmuyor.

    Bununla birlikte DHMİ yolcu gelir garantisi verirken, sözleşmenin iptal olması veya beklenmedik bir durumun ortaya çıkması halinde borcu da üstlenmiş olacak.

    DHMİ'nin yolcu garantisi ne anlama geliyor?

    Projeye göre, havalimanının kapasitesinin kademeli olarak artırılması öngörülüyor. 2021 sonunda tamamlanması beklenen birinci faz sona erdiğinde havalimanının kapasitesi de 90 milyona ulaşacak.

    Havalimanının yolcu kapasitesi ve kullanan yolcu sayısı, proje için DHMİ tarafından verilen garantiler açısından da önem taşıyor. DHMİ, bu proje için hem finansman hem de yolcu gelir garantisi verdi.

    İhale şartnamesine göre, DHMİ tarafından verilen yolcu gelir garantisi 12 yıl için toplamda 6,3 milyar euroya ulaşıyor. Projenin tamamlanma fazlarına göre de verilen garanti miktarı artış gösteriyor. Garanti bedeli hesaplamasında ise dış hat giden yolcu için 20 euro, dış hattan gelip dış hata giden transit yolcu için 5 euro ve iç hattan gelip dış hata giden transit yolcu için ise 3 euro servisi ücreti baz alınacak.

    Bu servis ücreti, havacılık sektöründe "ayak bastı parası" olarak biliniyor. Her ne kadar adı "ayak bastı" olsa da bu ücret, havalimanından ayrılan yolcu üzerinden hesaplanıyor. Bir diğer deyişle, yolcuların indikleri değil, ayrıldıkları havalimanına göre bu hizmet bedeli tahsis ediliyor. Dünyada genellikle bu bedel uçak biletine yansıtılıyor. Ancak az sayıda da olsa bazı ülkelerde gelişte nakit olarak alma uygulaması yapılıyor.

    Gelir garantiyi aşarsa İGA devlete ödeme yapacak
    Şartnameye göre, yıllık bazda tahsil edilen yolcu hizmet bedelinin garanti bedelinin altında kalması durumunda DHMİ'nin aradaki farkı İGA'ya ödemesi öngörülüyor. Tahsil edilen hizmet bedelinin, garanti bedelinin üzerine çıkması halinde ise aradaki farkı bu kez İGA devlete ödüyor.

    Airport Haber yazarı havacılık uzmanı Murat Herdem, mevcut yolcu rakamları baz alındığında İstanbul Havalimanı'nın yıllık gelirinin 400 milyon euro civarında hesaplandığını söyledi.

    BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Herdem, "İlk birkaç yıl yolcu gelirleri kafa kafaya gibi olsa da ilerleyen yıllarda bir miktar devletin kasasından para çıkacağını söyleyebilirim. Çünkü devletin yolcu geliri tazminatı ödememesi için 12'nci yılın sonunda kabaca yolcu sayısının 130 milyona çıkması gerekiyor. O süreçte bir kriz yaşanır yolcu sayısı düşerse devlet bu açıdan zarara uğrayacaktır" dedi.

    Ancak Herdem, devletin sadece yolcu gelir riskine garantör olmasının sözleşmenin "tartışılabilir bir yönü" olduğunu söyledi.

    Herdem, "Tabi devletin yolcu geliri dışında havalimanı otoparkı, Duty Free, ticari alan kiraları ve hava tarafı yönetim gelirleri gibi çok ciddi gelir kalemlerinden pay almayacak olması ve sadece yolcu gelir riskine garantör olması sözleşmenin tartışılabilir bir yönü olarak öne çıkıyor" dedi.

    İstanbul Havalimanı'nın içinde terminal, pist ve bunlarla bağlantılı otopark gibi havacılık için gerekli tesislerin yanı sıra Airport City adı verilen bir bölümün de yer alması planlanıyor. İGA'nın web sitesinde yer alan bilgiye göre, bu bölümde "oteller, ofisler, alışveriş merkezi ve sosyal yaşam alanları, hastaneler, camiler, okullar ve fuar alanlarının" yer alması öngörülüyor.
    Burası da tamamlandığında buradaki dükkan, işyeri ve otel gibi tesisleri kiralama ve kira gelirini alma hakkı da İGA'da olacak.

    Yolsuzluk İddiaları

    Foto: DHA

    News image

    İstanbul Havalimanı ile ilgili çok sayıda yolsuzluk ve usulsüzlük iddiası da zaman içerisinde ortaya atıldı. İGA, bu iddiaların doğru olmadığını söylüyor.

    Bu iddiaları gündeme getiren ve Meclis’e kadar taşıyan isimler arasında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu başı çekiyor.

    Erdoğdu, ihale sonrası yapılan değişikliklerle kamu aleyhine ve inşaatı gerçekleştiren İGA firması lehine toplamda 4.59 milyar euroluk haksız kazanç elde edildiğini öne sürüyor.

    Erdoğdu'nun iddialarının ilk bacağını yer tesliminde yaşanan gecikme oluşturuyor. İhalenin 2013 yılında yapılmasının ardından 2014'te temel atıldı ancak yer tesliminin yapılması 2015 yılını buldu.

    DHMİ, bazı ormanlık alanların tesliminin geciktiğini söylüyor. Ancak yaşanan gecikmenin bu bölgede yapılan zemin etüt ve sondaj çalışmalarının uzamasından kaynaklandığını söyleyenler de var.

    Erdoğdu, yer tesliminin iki yıl gecikmesinin hem inşaat hem de işletme süresini "haksız bir şekilde" iki yıl uzattığını söylüyor. Erdoğdu'ya göre, senelik 1.04 milyar euroluk kira bedelinin iki yıl ertelenmesiyle kamu 2 milyar euronun üzerinde bir zarara uğramış olacak.

    İGA CEO'su Kadri Samsunlu, Erdoğdu ve bazı sivil toplum kuruluşları tarafından ortaya atılan iddiaların doğru olmadığını söyledi.

    İGA'ya kira indirimi

    Bununla birlikte, DHMİ, İGA'ya bir ödeme kolaylığı yaptı ve ilk iki yıl için kirayı 350 milyon euroya indirdi. İki yıl için toplamda 1,3 milyar euronun biraz üzerindeki bedelin ise kira süresinin son yılı olan 2042 yılında ödenmesi öngörülüyor.

    Ortaya atılan bir diğer iddia da ihale sonrası havalimanının kurulacağı arazinin deniz seviyesinden yüksekliğini gösteren kotun düşürülmesinin maliyetleri aşağı çekerek İGA'ya 2,5 milyar euro haksız kazanç yaratırken, kamuyu zarara uğratacağı yönünde.

    Gerek Erdoğdu gerekse de İstanbul'un kuzeyindeki "mega" projelere karşı farklı sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek oluşturduğu Kuzey Ormanları Savunması'nın ortaya attığı bu iddiaya göre, ihalenin ardından teknik şartnamede değişikliğe gidildi ve havalimanın kotu 105 metreden 75 metreye düşürüldü.

    Aradaki 30 metrelik fark, inşaatın en büyük gider kalemi olarak gösterilen dolgu ve hafriyatın azalmasıyla maliyetin de 2,5 milyar euro aşağı çekildiği öne sürüldü. Ancak Sayıştay'ın DHMİ ile ilgili 2016 denetim raporunda bu düşüşün maliyette 1.354 milyar euroluk bir azalmaya neden olduğu ifade edildi.
    İhaleyi kazanan konsorsiyum, bu projeye toplamda 10,245 milyar euro yatırım yapmayı planladığını açıklamıştı. Şu ana kadar yapılan harcama tutarı 7,5 milyar euro ve bunun yaklaşık üçte birlik bir bölümü dolgu ve hafriyat için harcandı.
    DHMİ, BBC Türkçe'nin konuyla ilgili sorularını yanıtlamadı.

    İGA CEO'su Samsunlu ise BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada, böyle bir durumun söz konusu olmadığını söyledi.
    Samsunlu, "Bu iddialara bir cevabım yok. Böyle bir şey söz konusu değil. Biz çünkü yaptığımız bütün işleri ihale sözleşmesi, uygulama sözleşmesi ve kanunlar çerçevesinde yapıyoruz. Şu ana kadar böyle hareket ettik, bundan sonra da aynı şekilde hareket edeceğiz" dedi.

    Samsunlu, daha önce yaptığı bir başka açıklamada da kotun düşürülmesinin maliyeti azalttığını kabul ederek, maliyet düşüşünün hesaplara yansıtılacağını ve nihai hesap kesiminde devlete ödeneceğini söyledi.

    News image

    İş Güvenliği

    News image

    İstanbul Havalimanı'nın özellikle açılış tarihi yaklaştıkça gündemde kalmasını sağlayan esas olay ise işçi eylemleri ve iş güvenliğiyle ilgili tartışmalar oldu.

    İstanbul Havalimanı'nda çalışan işçiler, Eylül ortasında çalışma ve yaşam koşullarını bırakmak için protesto eylemleri düzenledi. Eylemlere güvenlik güçleri biber gazıyla müdahale etmiş ve 600'den fazla işçi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanların 27'si tutuklanmıştı.

    Bu ay başında da Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na (DİSK) bağlı Devrimci Yapı İşleri Sendikası (Dev Yapı-İş) Genel Başkanı Özgür Karabulut, "Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali, Kamu Malına Zarar Verme ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşlere Silah ve 23'üncü Maddede Belirlenen Aletlerle Katılma" suçlamalarıyla tutuklanarak, cezaevine konuldu.

    Yapılan protestolarda işçiler, eyleme katılanların işten atılmaması; servis sorununun çözülmesi; yatakhane, lavabo, banyo temizlikleri düzenli olarak yapılması; tahtakurusu sorununun sonlandırılması; işçilere dönük aşağılayıcı muamelenin engellenmesi ve maaşların elden verilmeden, tamamının hesaba yatırılması gibi taleplerde bulundu.

    İGA, protestoların başlamasının ardından işçilerin çalışma ve yaşam koşullarında iyileştirmeler yapıldığını açıkladı ve işçilerin şirket çalışanı olmayan kişiler tarafından "galeyana getirildiklerini" söyledi. Şirket CEO'su Samsunlu ise jandarmanın sert müdahalesine kendilerinin de üzüldüğünü belirterek, işçilerin haklı olduğunu ve kendilerinden özür dilediğini açıkladı.

    İşçi eylemleri projenin son dönemine damga vurmuş olsa da, 32 binden fazla işçinin çalıştığı inşaatın başlangıcından bu yana iş güvenliği ile ilgili çok sayıda sıkıntı yaşandı.

    "Projenin bitmesi için iş güvenliğinden taviz verildi"

    İş güvenliğiyle ilgili araştırma ve çalışmalar yapan sivil toplum oluşumu İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) ise geçen hafta içinde attığı Twitter mesajında "tespit edebildikleri en az 38 işçinin" hayatını kaybettiğini belirtti.

    BBC Türkçe'nin konuştuğu projede çalışmış veya halen çalışmakta olan kişiler, iş güvenliği konusunda ciddi sıkıntılar olduğunu ve bunun temel nedeninin de inşaatın 29 Ekim 2018 tarihine yetiştirilmesi için kurulan baskı olduğunu söyledi.

    Havalimanı şantiyesinde çalışan ve kısa bir süre önce görevinden ayrılan bir kişi, "Özellikle kapalı mekanların inşaasında tam bir kaos yaşanıyordu. Aynı anda binlerce kişinin çalıştığı, iş makineleri arasında güvenlik gerekçesiyle bırakılması gereken boşlukların bırakılmadığı bir ortam düşünün. Haliyle çok düzensiz ve tehlikeli bir durum ortaya çıkıyor" dedi.

    Güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmaması şartıyla BBC Türkçe'ye konuşan aynı kişi, projenin yetiştirilmesi için iş güvenliğinden taviz verildiğini ve kendisinin çalıştığı dönem içerisinde çok sayıda yaralanmalı iş kazasına tanık olduğunu belirtti.

    İnşaatta halen çalışmakta olan bir diğer kişi de projenin halen birçok eksiğinin bulunduğunu ve dışarıdan bakıldığında terminal binasının tamamlanmış gibi görünse de arka planda çok sayıda çalışmanın 29 Ekim'deki açılışın ardından devam edeceğini öne sürdü.

    'Eninde sonunda işçiler de öğrendiklerini uygulamalı'

    İGA CEO'su Samsunlu, Perşembe günü yeni havalimanında yabancı basına yönelik düzenlediği basın toplantısında, 25 Ekim itibariyle projenin inşaatında 30 işçinin yaşamını yitirdiğini söyledi.

    Toplantı sonrası BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Samsunlu, iş güvenliğinden feragat edildiği yönündeki iddiaları yalanladı.

    İnşaatta olması gerekenin üç katı, yani 450 uzmanın görev yaptığını belirten Samsunlu, inşaatın Ulaştırma Bakanlığı'nın gözetiminde yapıldığını vurguladı.

    Samsunlu, "Buradaki çalışanlara, tümüne binlerce saatlik eğitim vermiş durumdayız. Bu kadar büyük bir inşaatın her sahasında kişi kişi takip etmeniz mümkün değil. Eninde sonunda çalışanların da burada öğrendiklerini uygulamaları gerekiyor. Bundan dolayı ben İGA olarak çalışanlara verilmesi gereken güvenlik eğitimleri ve bunların kontrol noktasında gereğini yaptığımızı düşünüyorum" dedi.

    Samsunlu, yaşanan iş kazalarıyla ilgili bir soruşturma açılıp açılmadığı yönündeki bir soruya da yaşanan bütün olayları şirket bünyesinde değerlendirdiklerini vurguladı.

    İGA CEO'su, "Biz tabi bütün konuları kendi içimizde değerlendiriyoruz. Bütün olayları da kendi içimizde değerlendiriyoruz. Onların sonuçlarına göre de kendi şirketimizde aksiyonları alıyoruz" diye konuştu.

    İstanbul ve Çevre

    News image

    İstanbul Havalimanı, Erdoğan'ın açıkladığı 2023 vizyonu kapsamında İstanbul'un Avrupa yakasının kuzeyinde kurulması planlanan yeni şehrin en önemli sacayakları arasında yer alıyor.

    Bu vizyonun diğer sacayaklarını da Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kanal İstanbul oluşturuyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 2016 yılında faaliyete geçerken, gecikmeler yaşanan Kanal İstanbul projesinde ise henüz ihale süreci başlamış değil.

    Bu açıdan yaklaşık 76,5 kilometrekarelik bir alana inşa edilen İstanbul Havalimanı yalnızca sivil havacılık açısından değil, aynı zamanda şehir planlaması açısından da büyük önem taşıyor.

    İstanbul Havalimanı'nın da bulunduğu bölge İstanbul'un da son ormanlık alanını oluşturuyor.

    Havalimanıyla ilgili hazırlanan Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarında yeni havalimanı ve bu bölgeye inşa edilecek mega projelerin bölgede nüfusun yoğunlaşmasına ve inşaat projeleri ile sanayileşmeye yol açacağı belirtildi.

    Mart 2013'te hazırlanan birinci ÇED raporunda, alandaki toplam ağaç adedinin 2.513.341 olduğu belirtiliyor ve kesilmesi zorunlu ağaç sayısı da 657 bin 950 olarak veriliyor. Aynı raporda, proje kapsamında inşa edilecek tesislerin yapılacağı alandaki hafriyat çalışmalarının doğal ekosistemi ortadan kaldıracağı da vurgulanıyor.

    Kendisini "üçüncü havalimanı, üçüncü köprü ve Kanal İstanbul gibi 'mega projeler' olmak üzere ekosistemi katleden her türlü rant projesinin karşısında" olarak tanımlayan Kuzey Ormanları Savunması (KOS), Mart 2015'te hazırladığı raporda, "Geri kalan yeşil alanlar inşaat projelerine açılırken, su havzaları da talan olacak ve ayrıca yüzey suları da kirlenecektir.

    İstanbul'un doğal zenginliklerinin yer aldığı, dolayısıyla kentin çevresel olarak sürdürülebilirliğinin garantisi olan kuzey bölgesinde böyle devasa bir projenin inşa edilmesi İstanbul'un geleceğinin tehdit edilmesi demektir" değerlendirmesini yaptı.

    Enerji analisti ve Birgün gazetesi yazarı Özgür Gürbüz, projenin ekolojik açıdan korunması gereken bir yere yapıldığını söyledi.

    Gürbüz, "Ekosistemlerinden dev otoyol geçirdiğimiz bu hayvanlar şimdi de yüzlerce uçağın ve araç trafiğinin baskısı altında kalacak. Havalimanının kuşların göç yolu üzerinde olduğunu, alanın dünya açısından değerli onlarca türe de ev sahipliği yaptığını da uzmanlar söylüyor. Gerekliliği bile tartışmalı bu devasa proje ekolojik açıdan korunması gereken bir yere yapıldı. Etrafında yapılaşma artıkça hasar daha da büyüyecek" dedi.

    Havalimanı kuş göç yollarının üzerinde

    Gürbüz'ün de ifade ettiği gibi burası kuş göç yollarının üzerinde bulunuyor ve kuşların uçağın motoruna kaçma riski de uçuş güvenliği açısından risk yaratan bir unsur.

    Kuşların uçuş güvenliği üzerinde yaratabileceği riskler, İGA'nın hazırladığı değerlendirme raporlarında da yer alıyor.

    İGA'nın hazırladığı değerlendirmede, 2014 yılından bu yana uzun dönemli izleme çalışmaları yapıldığı ve buna göre "göç dönemlerinde ve yıl boyu uçuş güvenliğini tehdit edebilecek göçmen ve yerli kuş türlerinin" tespit edildiği belirtildi.

    Değerlendirmede, leylek, kartal ve şahin sürülerinin geçtiği ilkbahar göç döneminde en yoğun zamanın 15 Mart ile 10 Nisan arasında olduğu; sonbahar göç dönemin ise en yoğun zamanların 25 Eylül ile 5 Ekim ve 15 Ekim ile 5 Kasım arasında ifade edildi.

    Değerlendirmede, "Yıl boyunca göçmen kuşlara göre daha az olmak üzere yerli kuş hareketliliği mevcuttur. Havalimanı çevresindeki yerleşim alanlarında martı, karga, güvercin ve sığırcık gibi uçuş güvenliği açısından risk oluşturan türler barınmaktadır" denildi.

    Kuş konusuyla ilgili alınmış önlemler de yer alıyor. Bunların başında martıların beslendiği, havalimanına yakın bir noktada çöplük rehabilite edilirken, göçmen kuşlar için de sesli ve ışıklı uyarı sistemleri kuruldu.

    Hava koşullarıyla ilgili kaygılar

    Kuşların uçuş güvenliği üzerinde yarattığı risklerle ilgili alınabilecek önlemler olmasına karşın havalimanının bulunduğu bölge itibariyle tedbir alınması daha güç bir başka risk unsuru daha bulunuyor. Bu da bölgedeki hava koşulları.

    ÇED raporuna göre, havalimanının inşa edildiği bölgede yılın 107 günü kuvvetli rüzgarlı, 65 günü ise yoğun bulutlu geçiyor.
    Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Sıtkı Erduran da, 2015 yılında yaptığı bir açıklamada, mevcut veriler itibariyle yerin havalimanı yapımına uygun görünmediğini söyledi.
    Ayrıca bölgede kış aylarında çiğ ve kırağı da sıklıkla görülen doğa olayları arasında yer alıyor.

    Havalimanına bir meteoroloji kulesi de inşa edildi. Bu kulede günlük ve anlık meteorolojik değerlendirmelerinin havayolu şirketleri ve havalimanı yetkilileriyle paylaşılması öngörülüyor. Bu anlamda, Türkiye'de ilk kez bir havalimanında meteoroloji istasyonu kurulmuş oluyor.

    Yolcu sayısına göre diğer havalimanlarıyla kıyaslama (milyon)*

    1 – İstanbul Havalimanı** (Türkiye)
    2 – Hartsfield–Jackson Atlanta Uluslararası Havalimanı (ABD)
    3 – Beijing Capital Uluslararası Havalimanı (Çin)
    4 – Dubai Uluslararası Havalimanı (Birleşik Arap Emirlikleri)
    5 – Haneda Havalimanı (Japonya)
    6 – Heathrow Havalimanı (İngiltere)
    7 – Frankfurt Havalimanı (Almanya)

    * 2016 yılı itibarıyla
    ** 2028'de tüm fazlar tamamlandığında

    Kaynak: Airports Council International

    Taşınma Süreci

    News image

    İstanbul Havalimanı'nın yarın açılmasıyla birlikte şehrin Avrupa yakasında iki havalimanı eş zamanlı olarak faaliyette olacak. Bu, aslında yapılan ilk planlardan önemli bir sapma olduğuna işaret ediyor.

    İlk plana göre, İstanbul Havalimanı'nın 29 Ekim'de açılmasının ardından Atatürk Havalimanı'nda 30 Ekim itibariyle tarifeli uçuşların durdurulması ve iki gün boyunca yeni havalimanına taşınılması öngörülüyordu.

    Ancak daha sonra İstanbul Havalimanı'ndaki çalışmaların tam olarak tamamlanmamış olması nedeniyle Atatürk Havalimanı'nın da bir süre daha açık kalmasına karar verildi.

    THY ve Atatürk Havalimanı'na uçuş gerçekleştiren diğer tüm havayolu şirketlerinin tarifeli uçuşlarının taşınma tarihi 30-31 Aralık olarak belirlendi. Bunda başta THY olmak üzere bazı havayolu şirketlerinin taleplerinin etkili olduğu öne sürülüyor.

    Taşınma ne zaman yapılacak?

    Konuya yakın kaynaklar, bu tarihin de değişebileceğini ve söz konusu günlerde hava koşullarının taşınma işlemini zorlaştırabileceğini söyledi.

    Bununla birlikte, bu tarihlerin yılbaşı tatiline denk gelmesinden dolayı havacılık sektörü açısından genellikle yavaş geçtiği ve bundan dolayı da taşınma için ideal bir dönem olduğunu savunanlar da var.

    Havacılık sektöründen bir kaynak, "Şimdilik 30-31 Aralık olarak planlanıyor ancak Mart sonu daha gerçekçi bir zaman gibi duruyor. İlk olarak bu dönemde hava koşullarının sıkıntılı olması, ikinci olarak da havalimanının bu büyüklükte bir operasyon için Aralık sonuna hazır olup olmayacağı da net değil" dedi.

    Bununla birlikte büyük taşınmanın daha da ileri bir tarihte olabileceğini öne sürenler de var. Sektör kaynaklarının telaffuz ettiği bir diğer tarih de İstanbul'un fethinin yıldönümü olan 29 Mayıs 2019.

    İki havalimanı aynı anda nasıl kullanımda olacak?

    Tarih ne olursa olsun kesin olan bir şey, yapılan ilk planlamaların aksine bir süreliğine de olsa Atatürk ve yeni havalimanlarının aynı anda faaliyette olacağı.

    Büyük taşınmanın gerçekleşeceği tarihe kadar, THY, Atatürk Havalimanı kapatılana kadar ISL kodunu kullanacak olan yeni havalimanından Ankara, Antalya, İzmir, Kuzey Kıbrıs ve Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye uçuşlar gerçekleştirilecek. Bu uçuşlarda iç ya da dış hata bağlantılı uçmak isteyenlere bilet satılmayacak. Diğer tüm uçuşlar Atatürk Havalimanı'ndan yapılmaya devam edecek.

    İki havalimanının aynı anda kullanılması, pist ve hava sahası açısından bazı kısıtlamaları da beraberinde getiriyor. Zira, İstanbul Havalimanı ile Atatürk Havalimanı'nın birer pistleri aynı düzlemde yer alıyor ve kalkış rotaları havada kesişiyor.

    Havacılık sektörü kaynakları, DHMİ'nin mevcut durumda uçuş güvenliğini artırmak için bir süredir Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL) ile birlikte simülasyonlar ve çalışmalar yürüttüğünü söyledi.

    Kaynakların verdiği bilgiye göre, yapılan çalışmaların ardından Atatürk Havalimanı'ndan bir pistin kalkışlara kapatılması ve her iki havalimanından da kalkış ve inişlerin tek yönden gerçekleştirilmesine karar verildi.

    Uçuş güvenliğini artırmayı hedefleyen bu düzenlemenin, İstanbul'un sivil havacılık yükünün büyük kısmını çekmeyi bir süre daha sürdürecek Atatürk Havalimanı'nda rötarların artmasına neden olabileceği belirtiliyor.

    Taşınma nasıl gerçekleştirilecek?

    Büyük taşınmanın gerçekleşeceği gün ise uçuşlar kademeli olarak yeni havaalanına yönlendirilecek ve 12 saat boyunca her iki havalimanından da uçuşlara ara verilecek.

    DHMİ'nin hazırladığı çizelgeye göre, Atatürk Havalimanı'nda 30 Aralık 2018 günü 16 saat boyunca yalnızca Türkiye merkezli havayolu şirketlerinin tarifeli seferleri gerçekleştirilecek. Sonraki yedi saatte ise yalnızca THY uçuşları yapılacak.

    31 Aralık 2018 günü öğlen saatlerine kadar ise İstanbul'dan hiçbir uçuş gerçekleştirilmeyecek. Ayrıca bu günden başlayarak Atatürk Havalimanı da ticari uçuşlara kapatılacak.
    31 Aralık 2018 günü öğlen 12:00 ile 15:00 arasında İstanbul Havalimanı'na sadece THY uçuşları yapılacak. 1 Ocak'tan itibaren de tüm havayollarının artık İstanbul Havalimanı'nı kullanması planlanıyor.

    THY, taşınma işlemini 18 saat içinde tamamlamayı planlıyor. THY'den yapılan açıklamada, ekipmanların 600 TIR ile karadan taşınması ve yolcusu bulunmayan 120 uçağın da havadan yeni havalimanına ulaşması öngörülüyor. THY ayrıca, Atatürk Havalimanı'nın son 24 saatlik diliminde uçuşlarını yüzde 50 azaltmayı hedefliyor.

    Reuters haber ajansı, THY'nin taşınma masrafları için 800 milyon ile 1 milyar dolar arasında kredi kullanmak için bankalarla görüşmeler yaptığını duyurmuştu.
    THY'nin uçuş operasyonlarını taşımasına karşın yeni havalimanındaki tesislerin henüz tamamlanmamış olmasından dolayı kargo ve bakım hizmetlerinin bir süre daha Atatürk Havalimanı'ndan verilmeye devam etmesi planlanıyor.

    İlk etapta THY uçaklarına verilen catering hizmetinin Atatürk Havalimanı'nda yapılmaya devam etmesi ve kamyonlarla yeni havalimanına taşınması da gündemdeydi. Ancak daha sonra yeni havalimanına kurulacak geçici yapıda catering hizmetinin verilmesine karar verildi.

    Havalimanının tamamlanması 2028

    İstanbul Havalimanı'nın birinci fazına dahil olan kargo, bakım-onarım ve destek hizmetleriyle ilgili tesislerin 2021'de tamamlanması bekleniyor.

    İlk fazın üç pist, bir terminal binası, Kargo Şehri, bakım-onarım hangarları, destek tesisleri ve içinde alışveriş merkezi, kafe, restoran ve perakende satış noktalarını barındıran Airport City'den oluşması öngörülüyor. 2021 yılında bu faz tamamlandığında yolcu kapasitesinin 90 milyona yükselmesi planlanıyor.

    İkinci terminal ve dördüncü pisti kapsayan ikinci fazın 2020 başında başlaması ve 2022'de; beşinci pist, destek binaları ve ikinci hava kontrol kulesini kapsayan üçüncü fazın 2023'te ve altıncı pistin inşasını kapsayan dördüncü fazın ise 2028'de tamamlanması bekleniyor.

    Üçüncü fazın sonunda yolcu kapasitesi 150; dördüncü fazın sonunda ise 200 milyona çıkması hedefleniyor. Her şeyin planlandığı gibi gitmesi ve dünyadaki diğer başka havalimanlarının kapasite artırıcı yatırımlarını tamamlamaması halinde 2028 yılında İstanbul Havalimanı da dünyanın en büyüğü olacak.

    İstanbul Havalimanı ilk açıldığı dönemde buraya ulaşım yalnızca karayoluyla ve taksi ya da özel araç gibi seçeneklerin dışında İstanbul'un belli bölgelerinden düzenlenen otobüs seferleriyle sağlanacak. Havalimanına ulaşan raylı sistemin ise 2019 yılında tamamlanacağı belirtiliyor.

    Atatürk Havalimanı ise mevcut işletmeci TAV ile yapılan sözleşmenin sona ereceği Ocak 2021 tarihine kadar özel uçaklar ve eğitim uçuşları için kullanılacak.

    İstanbul Havalimanı, Atatürk Havalimanı'na ait olan IST kodunu ise 1 Ocak 2019 itibariyle kullanmaya başlayacak.

    Atatürk Havalimanı ne olacak?

    20'nci yüzyılın başında askeri havalimanı olarak inşa edilen, 1953'te uluslararası hava taşımacılığına açılan ve 1985 yılında da Atatürk Havalimanı adını alan havaalanının ise 1 Ocak 2019 itibariyle tarifeli seferlere kapatılması öngörülüyor.

    Havalimanını işleten TAV'ın kira sözleşmesi Ocak 2021'de sona eriyor. Bu tarihe kadar Atatürk Havalimanı'nın özel uçaklar ve kargo taşımacılığı için kullanılması bekleniyor. Bu tarihten sonrasına dair ise netleşmiş bir durum yok. Bir bölümünün Millet Bahçesi'ne dönüştürülebileceği ifade ediliyor.

    Hazırlayanlar:
    Araştırma ve Haber: İrem Köker
    Online Prodüksiyon: Ana Lucia Gonzalez
    Grafik Tasarım: Alice Greenie & Sean Willmott
    Katkıda Bulunan: Efe Öç
    Görseller: AFP, Getty Images, DHA, Google, Digital Globe, Basarsoft, CNES/Airbus

    Kullanılangörsellerin her hakkı saklıdır.