G.Kore'den Euro ülkelerine dersler

Kaynak, afp

    • Yazan, Lucy Williamson
    • Unvan, BBC News, Seul

Güney Kore'nin sadece 15 yıl önce iflasın eşiğinde bocaladığına inanmak zor.

Seul'ün bugünkü ticari bölgesi canlı ve işlek; 1997'de ise işyerleri borca batmış, bankaları aşırı borçlanmış, finansal sistemi ise çökmenin eşiğindeydi.

Asya Mali Krizi'nin vurduğu Güney Kore hızlıca bir çıkış yolu arıyordu. Sonunda başarılı oldu.

Önce Uluslararası Para Fonu IMF'den 58 milyar dolarlık dev bir borç aldı, sonra ilişikteki sert koşulları kabullendi.

Uzun dönemdir Seul'de yaşayan ve kriz döneminde gazetecilik yapan Mike Breen, bugün benzer bir durumdaki Yunanların kurtarıcılarına "el hareketi çekmesinin" pek çok Koreliyi hayrete düşürdüğünü söylüyor.

"Koreliler, hoşlanmadıkları koşulları üstlendiler" diyor ve ekliyor: "Hatta, sanki IMF sebep olmuş gibi 'IMF krizi' dediler. Ama 3 yıl içinde, bütün ülkelerden hızlıca düzlüğe çıktılar ve borcu geri ödediler."

Fedakarlıklar

Güney Kore'nin Asya Mali Krizi'ni karşılayışındaki iki şey dikkat çekiciydi.

Bunlardan biri, ülkenin ekonomiyi yeniden inşa etme hızıydı. İkincisi, Güney Korelilerin bunun yapılmasına içten yardım etmesiydi.

Seul'de yaşayan Choi Gwang-ja, kentin gösterişli güney bölgesine bakan yüksek bir apartman dairesinde oturuyor.

Burada apartmanların tanesi bir milyon dolar ediyor ve Güney Kore'nin başarısının sembolü durumundalar.

Choi Gwang-ja, oyuncak bir orgla oynayan 9 aylık torununu izlerken, Kore'deki ailelerde yeni doğan çocuklara altın yüzük takmanın bir gelenek olduğunu anlatıyor.

Kaynak, AP

Ama kızı olduğunda ona verilen yüzüğe şimdi sahip değil; çünkü pek çok Güney Koreli kadın gibi, ulusal ekonominin mali krizden çıkarılmasına yardım etmek için altın mücevherlerini satmış.

"Elden çıkarmak zorunda kaldığımız onca altını ve hatıratı düşünmek… Bu gerçekten yürek burkucu. Şimdi bile gözlerim doluyor çünkü her mücevherin ayrı bir hikayesi vardı: evlilik yüzüğüm, kocamın evlilik yüzüğü, kızım doğduğunda verilen yüzük" diye anlatıyor bunu: "Ama o zaman yapabileceğimiz tek şey buydu. İnsanlar, bütün ülkenin iflasa gittiğini söylüyordu."

Ana televizyon kanallarının teşvikiyle, milyonlarca kişi kent genelinde altın toplama merkezlerine yöneldi.

'Külfeti paylaşmak'

Diğer kampanyalarda da halka yerli malı kullanmaları ve kenardaki dövizlerini devlete bağışlamaları için çağrı yapıldı.

Bu kampanyalara, gaddarca yeniden yapılanma programları eşlik etti. Sendikaların militan olarak görüldüğü ülkede işten çıkarmalar oldu. Peki hükümet bunu nasıl yaptı?

Maliye Bakanlığı dairelerinde o zamanların anıları hâlâ canlı.

"Dehşet vericiydi çünkü panik havası vardı" diyor, kriz döneminde bakanlığın Ekonomi Politika Direktör Vekili olan Lee Chan-woo. Ona kamuoyunu seferber etmenin sırrının ne olduğunu sordum.

"Külfeti paylaşmak" dedi ve ekledi: "Yöneticiler ve işçiler ücret kesintilerini ve geçici işten çıkarmaları kabul etti. Halk arasındaki görüş birliği anahtar unsur; halkımızdan kurşuna siper olmasını istedik ve oldular."

Yine de Breen, bunun sadece Güney Korelilerin devlete daha fazla güvenmesiyle açıklanamayacağını söylüyor: "Onlar da her Avrupalı gibi çıkarcı, bölünmüş ve güvensizdir. Ama bununla birlikte, yakın dönemde bir yoksulluk ve ondan nasıl çıkılacağı tecrübesi yaşadılar; bunu milliyetçilikle yaptılar, bütün için kişisel fedakarlıkla.

"Bu yüzden hükümet tarafından milliyetçi veya yurtsever kartı inandırıcı biçimde oynandığında, herkes etrafında toplanıyor.

"Ayrıca birçok Avrupa ülkesinde pek çok kişinin bir krizin varlığına ikna olduğundan şüpheliyim; onlar sadece bunu gazeteden okuyorlar."

"Bu çok karmaşık; buna neyin sebep olduğu ve kimin sorumlu olduğuyla ilgili bir sürü gevezelik var. Tam bir kuru gürültü" diyor, "Koreliler içinse gürültü kesildi."

Psikolojik destek

Kaynak, Getty

Breen, başka bir faktörün de refah seviyesi olduğunu söylüyor: Korelilerin mali kriz sırasında kaybedecek fazla bir şeyi yoktu, yani "bunun anlamını iyi biliyorlardı."

Şimdi bile Güney Koreliler, Euro Bölgesi krizinin etkisine karşı duyarlı. İhracata dayalı bir ekonomileri var ve Avrupa en büyük müşterilerinden.

Choi Gwang-ja, Avrupalıların iflas tehdidi karşısında niye bu kadar farklı davrandığını anlayamıyor: "Biliyorum ki Avrupa'daki mali kriz bizimkinden farklı ama bizim gibi bir araya gelirlerse onlar da üstesinden gelebilir.

"Eğer halkı örgütlemek için ulusal bir hareket olursa her ülke bunu yapabilir. Kore küçücük bir ülke, Avrupa'daki aileler çok daha zengin, yani bence evlerinde duran daha fazla altın vardır."

Aslında Kore'deki mücevher toplama kampanyası ulus için finansal olmaktan çok psikolojik anlama sahipti.

Breen yine de Avrupa'nın bunu deneyebileceğini söylüyor: "Avrupa'nın yaşayan hatırasında çok çirkin bir milliyetçilik tecrübesi var. Avrupa oldukça sofistike bir yer, yani 'birlik' önerileri bazen biraz modası geçmiş görülebiliyor. Bilirsiniz, (Avrupalılar) bazen Amerikalıları çok iyimser ve basit John Wayne'ciler olarak görür: Yazık, çünkü aslında buna ihtiyaçları var."

Güney Kore'de bugün o birliği görmek ise bazen çok zor.

Zenginlerle ve fakirler, yaşlılarla gençler, politikacılarla geriye kalanlar arasında artan uçurum bütünlüğü değil, bölünmeyi vurguluyor. Refah artıyor, insanlar zenginleşiyor ve yoksulluk anıları yavaşça yok oluyor.

Bugün Korelilerin bir krize nasıl karşılık verecekleri, üzerinde düşünmeye değer bir konu.