12 Eylül'le hesaplaşma

    • Yazan, Jonathan Head
    • Unvan, BBC, İstanbul

Türkiye'de 12 Eylül darbesini yapan subaylar 30 yıldan bu yana, 1982'de yürürlüğe soktukları anayasadaki bir madde sayesinde yaptıklarından dolayı yargılanamayacaklarını bilmenin rahatlığıyla yaşıyordu.

Darbeden sonra yüzbinlerce kişi tutuklandı
Fotoğraf altı yazısı, Darbeden sonra yüzbinlerce kişi tutuklandı

Yani, Şili, Arjantin ve Polonya gibi askeri yönetimler görmüş ülkelerin aksine, Türkiye'nin darbe liderleri hiçbir zaman yaptıklarının hesabını vermeye çağrılmadı. Şimdiye dek.

Yalçın Ergündoğan, 28 yıl önce İzmir'deki bir polis karakoluna götürülüşünü, hala dünmüş gibi hatırlıyor.

'Büyük bir araba jantının içinde derdest edip, gözlerimi bağladılar. Sonra, jantı, bir kediyi ve bir fareyi bir çuvalın içine koydular. Vücudumun etrafında saatler boyunca süren kavgalarını hissetmek, duymak zorunda kaldım' diyor.

Ergündoğan, 'bir seferinde de beni üst katın penceresinden atacaklarını söylediler. Sonra çuvalı bir kaç basamak aşağı attılar' diye de ekliyor.

Yalçın Ergündoğan'ın suçu, 1980 askeri darbesinden sonra yazılan anayasaya karşı kampanya yürütmekti.

Dönemin solcu sendika liderlerinden biriydi. Darbeden sonra tutuklanan 600 bin kişi arasındaydı aynı zamanda.

30 bin kişi sürgüne gitti. 50 kişi de asıldı.

Dokunulmazlık

Hem ülkede, hem de ülke dışında yoğun eleştiriler alan bu askeri anayasa Türkiye'de hala yürürlükte.

Türk siyasetçiler yeni bir anayasa yapamadı. Ama 1982 Anayasası birçok kez değiştirildi.

Ataman 28 gün işkence gördüğünü söylüyor
Fotoğraf altı yazısı, Ataman 28 gün işkence gördüğünü söylüyor

Bu değişikliklerin en kapsamlısı, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin önerdiği, geçen Eylül ayındaki referandumda onaylanan paketti.

Değişikliklerin en çok konuşulanı, darbe liderlerine dokunulmazlık sağlayan geçici 15'inci maddenin kaldırılmasıydı.

Yalçın Ergündoğan, referandumdan bir gün sonra, 13 Eylül'de darbe liderlerine dava açmaya giden onlarca kişiden biriydi.

Davacılar, siyasi yelpazenin her kesiminden geliyordu. Dava dilekçesi verenler, 1980 Darbesi'nin asıl hedefi solculardan, muhafazakâr, kökleri İslamcılığa dayanan AKP'ye kadar gidiyordu.

Bazı Kürtler, darbeden kısa süre sonra başlayan Kürt ayrılıkçılığına gösterilen sert askeri tepki nedeniyle, kendilerini darbenin başlıca kurbanı olarak görüyor.

Bir başka davacı dünyaca ünlü video sanatçısı Kutluğ Ataman. Polis kendisini tutuklamaya geldiğinde sadece 18 yaşındaymış.

'Bana 28 gün işkence yaptılar. Diğerlerine de devamlı işkence yapıldığını gördüm. Elektrik veriyorlardı. Çığlıklar duydum. Tuvalete ya da yemeğe çıktığımız her seferinde dayak yedik' diyor.

Darbenin lideri General Kenan Evren şimdi 93 yaşında.

Ege kıyılarında resim yaparak, rahat bir emeklilik geçiriyor.

Daha önce yargılandığı takdirde, intihar edeceğini söylemişti

Zaman aşımı

Ama bunun olup olmayacağı belirsiz.

Çünkü Türkiye'de suçlar 30 yılda zaman aşımına uğruyor.

Geçici 15'inci maddenin kaldırıldığı referandum, darbeden tam 30 yıl sonra yapıldı.

Dolayısıyla, teknik olarak darbeciler en azından hükümeti devirme suçlamasından yargılanamayacak.

Ancak davacılar ve avukatları zaman aşımı kuralının, 15'inci maddenin kalktığı günden, yani geçen 12 Eylül'den başlatılması gerektiği görüşünde.

12 Eylül kurbanları, Ankara'da açılan sergiyle anılmıştı
Fotoğraf altı yazısı, 12 Eylül kurbanları, Ankara'da açılan sergiyle anılmıştı

Savcılar şimdi şikayetleri inceliyor. Ancak Türkiye'deki yavaş yargı sisteminde dava açılması aylar, hatta yıllar sürebilir.

Evren'in ömrü, yargılanmaya yetmeyebilir.

Ama darbe liderlerinin yargılanmasına karşı çıkan pek çok Türk de var.

Bunlardan biri Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök.

Özkök, Evren ve arkadaşlarını 30 yıl önce yaptıklarından dolayı yargılamanın, o dönem ülkenin içinde bulunduğu kaotik koşulları görmezden gelmek anlamına geleceğini söylüyor.

Özkök, 'Her gün en azından 20,30 kişi vuruluyordu. Ya solcu, ya da sağcı gruplar tarafından' diyor.

Bilgi Üniversitesi'nden Hukuk Profesörü Turgut Tarhanlı, 15'inci maddenin kalkışıyla, Güney Afrika'daki Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu'na benzer bir uzlaşma sürecinin başlamasını umuyor.

'Hak ihlalcileri dönemin sorumlu makamları. Yanlış yaptıkların fark etmeli ve bunu topluma hissettirmeliler' diyor.

Yalçın Ergündoğan yaşlı birinin hapse girmesini görmek istemediğini söylüyor.

Ama Ergündoğan, 'Ben hakikatin ortaya çıkmasını istiyorum. Ordunun demokratik bir hükümete karşı giriştiği müdahalenin bir suç olarak tanınmasını istiyorum' diye de ekliyor.