KCK İstanbul davasında gerginlik

Kaynak, bianet
Avukatların farklı usul uygulamaları gerekçesiyle salonu terk edişi, mahkemenin de izleyicileri çıkarması ardından dün ara verilen İstanbul'daki "KCK davası" Perşembe günü Silivri'de 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edecek.
Sanıkları arasında Profesör Dr. Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu'nun da bulunduğu davada avukatların verdiği bilgiye göre, yeni eklenenlerle birlikte 220 kişi yargılanıyor.
Sanıkların tutuklanmasından yaklaşık 9 ay sonra, 2 Temmuz günü başlayan yargılamada dün, avukatlara adliyelerde uygulanmayan yaka kartı koşulu almaları koşulu getirilmesi, cep telefonlarının tesliminin talep edilmesi gibi nedenlerle tartışma yaşandı.
Daha sonra mahkeme heyeti tartışmalar sırasında alkışlı protesto yaptıkları gerekçesiyle izleyicilerin de salondan çıkarılmasına karar vermişti.
Tanrıkulu: 'Keyfi uygulamalar'
Duruşmayı izlemek üzere Silivri'ye giden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul milletvekili Sezgin Tanrıkulu da salona alınmayanlar arasındaydı.
Kendisi de hukukçu olan ve uzun süre Diyarbakır Barosu başkanlığı ve İnsan Hakları Derneği yöneticiliği yapan Sezgin Tanrıkulu BBC Türkçe'ye dünkü gelişmeleri yorumlarken, mahkemenin Silivri'de yapılmasının farklı kural uygulanmasını meşrulaştırmadığını söyledi.
"Normal olarak bu duruşmanın Çağlayan adliyesinde yapılması gerekirdi. Orada avukatlar bakımından, dinleyiciler bakımından hangi koşullar geçerliyse Silivri'de de aynen onların geçerli olması gerekir. Mahkemenin mekanının değiştirilmiş olması kuralların avukatlar ve dinleyiciler bakımından farklı uygulanmasını meşru kılmaz. bir avukat çağlayandaki bir mahkeme salonuna nasıl giriyorsa kampüs içersindeki duruşma salona da o şekilde girebilmeli. Jandarma ile muhatap olmamalı. Tabi ki yasalarımıza göre duruşmada kayıt yapmak, görüntü almak yasak ama telefonla girilmesine yasak getiremezsiniz. Avukat bunu kullanırsa yasaklarsınız, ama kullanmadan, sıkıyönetimden beter uygulamalara başvuramazsınız."

Kaynak, bbc
CHP milletvekili Tanrıkulu mahkemenin daha sonra kendileri de dahil hiç bir izleyiciye izin vermemesini de "hukuka aykırı" diye niteledi:
"Ben milletvekili olarak oraya duruşmayı izlemeye gitmiştim. Olaylar ben gitmeden önce gerçekleşmiş, ara verilmişti. Mahkeme başkanı aradan sonra 'dinleyiciler giremez' dedi. Başkan'la görüşüp sordum'niye giremez' diye. Sonuçta 'Siz de izleyicisiniz' diyerek, bizim bile izlememize olanak tanımadılar. yasada hiç bir karşılığı yok. Tamamen keyfi, hukuka aykırı, adli yargılama ilkelerine aykırı düşen bir durum."
İlki üç yıl önce Diyarbakır'da başlayan ve şu anda bir çok ilde birden fazla dava halinde devam eden KCK yargılamalarında çoğunlukla Barış ve Demokrasi Partisi BDP il ve ilçe ve merkez yöneticileri, seçilmiş belediye başkanları ve parti üyeleri, PKK örgütünün şehir yapılanması ve legal kanadını oluşturdukları iddiasıyla yargılanıyorlar.
CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu toplam yedibine yakın kişinin yargılandığı KCK iddianameleri ile hakkında da, Anayasa Mahkemesi tarafından başlatılmış hukuki bir süreç bulunmayan yasal bir partinin yasadışına itilmeye çalışıldığını söyledi.
"Eskiden siyasi partiler kapatılıyordu, ama artık öyle bir noktaya gelindi ki siyasi partileri kapatmaya gerek yok. Bir siyasi partiyi kapatmadan da tüm yöneticilerini ve seçilmiş tüm belediye başkanlarını tümünü tutuklayarak aynı amaca ulaşıyorsunuz" diye konuştu.
İddianame ve muhtemel sorunlar
Bu hafta Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde başlayan KCK İstanbul davasında, 2400 sayfalık iddianame TRT spikeri tarafından özetlenerek okunması devam etti. Avukatların, iddianamenin özetlenmeden ve savcı tarafından okunması talebi mahkeme tarafından reddedildi.
Özetlenerek 133 sayfaya indirilen iddianamenin 8 gün içinde dönüşümlü olarak TRT spikerleri tarafından okunmak suretiyle okunmasının planlandığı açıklandı. Bu durumda duruşmanın gelecek hafta da devam etmesi beklenebilir.
Daha sonra sanıkların talepleri alınacak. Ancak bu aşamada da diğer KCK davalarında olduğu gibi sanıkların Kürtçe savunma vermeyi talep etmesi halinde başka sıkıntılar yaşanabileceği belirtiliyor.

Ragıp Zarakolu da dahil bazı KCK sanıklarının vekili avukat Özcan Kılıç aslında iddianamenin çok sorunlu olduğu somut kanıtlardan ziyade yoruma dayalı olduğu görüşünde ama davanın sanıkların Kürtçe ifade vermesi noktasında tıkanabileceğine dikkat çekiyor.
"Biliyorsunuz, 3 yıldır süren Diyarbakır KCK davası var. Davalar Kürtçe savunma meselesine kilitlendi. Mahkeme başkanlarıyla sohbet ediyoruz bu konuda. Deniyor ki, 'Masum bi olay değil, KCK'nin talimatı var, buna uygun davranıyorlar. Yönlendirme altında, emir ve talimatla Kürtçe savunma yapıyorlar' Bu şekilde yorumladıkları için sanığın aleyhine bir kanaat de oluşmuş oluyor.
"Bazı mahkeme başkanları da 'bu bi siyasi meseledir. Devletin ve örgütün tutumu bizi ilgilendirmez, normal prosedürü uyguluyoruz . Bunu siyasi çözümle aşabilirsiniz' diyorlar.
"Mesela 'on yıl önce Türkçe bilmeyenler için tercüman getiriyordunuz, devlet de ücretini ödüyordu, aynısını yapamaz mısınız' dedim. 'Tamam o hallerde gene getirilebilir. Ama şu an yargılananların çoğu savcılıkta emniyette Türkçe beyanca bulunmuşlar, Türk üniversitelerinden diplomaları var diyorlar. Buralarda kilitleniyor davalar."
Avukat Özcan Kılıç, önümüzdeki günlerde bir başka sıkıntının daha önce Diyarbakır KCK davasında yaşandığı gibi, avukatların salonu terketmesi nedeniyle, savunma hakkının korunması gerekçesiyle barodan mecburi avukat tayini istenmesi halinde ortaya çıkabileceğine dikkat çekiyor.
Diyarbakır barosu mahkeme heyetinin isteği doğrultusunda avukat tayin etmediği için baro yetkilileri hakkında soruşturma başlatılmıştı.
<link type="page"><caption> Diyarbakır'da 2009 yılından bu yana devam eden KCK davası ile ilgili olarak İnsan Hakları Ortak Platformu tarafından hazırlanan rapor hukuk ve insan hakları açısından ayrıntılı bir inceleme ve bir dizi eleştiri içeriyor.</caption><url href="http://www.ihop.org.tr/dosya/diger/20110415_KCK_TR.pdf" platform="highweb"/></link>








