ABD'nin Cezayir'den almadığı ders
- Yazan, Kevin Connoly
- Unvan, BBC Cezayir
11 Eylül saldırılarından kısa bir süre sonra Cezayir'in başkenti Cezayir'e iki Amerikalı istihbaratçı gelir.

Kaynak, BBC World Service
Bu kentte yüzyıllardır yaşananlar, yabancıların oldum olası ilgisini çekmiştir.
Herşeyden önce, Mağrip'in limanlarında yuvalanan ve bölgede seyreden Batılı ticaret gemilerine musallat olan korsanların hikayeleri vardır. Amerikan donanmasının bölgede görev yapmaya başlaması da bundandır.
Tabii 20 yıl önce yaklaşık 200 bin kişinin öldüğü iç savaşı da unutmamak lazım.
1990'larda, seçimin ilk turunda sandıktan İslamcıların çıkmasının ardından hükümet ordunun da desteğiyle seçimleri iptal etmiş, ülke kan gölüne dönmüştü.
Ancak bu iki Amerikalı'nın ilgilendiği, Cezayir tarihinin bir o kadar karanlık ve acı dolu başka bir dönemiydi: 1950 ve 60'larda Fransız sömürgeciliğine karşı verilen savaş.
Anıları Cezayir Bağımsızlık Savaşı (The Battle of Algiers) filmine konu olan gerilla lideri Yacef Saadi'yi bulmaya, onunla görüşmeye gelmişlerdi.
Saadi'nin başkent Cezayir'in güneyindeki villasına uzanan yolu yakınlarda ben de tırmandım.
Aşağıda, ülkesinin bağımsızlığı için bir süreliğine savaş alanına çevirdiği kentin görüntüsü nefes kesiciydi.
Saadi ile görüşmemin Amerikalı istihbaratçılarınkinden daha sıcak bir ortamda geçtiği de kesindi.
Zira eski gerilla lideri sohbetin ilk dakikalarında ziyaretçilerin kim olduklarını anlamış.
Sorularından istihbaratçı olduklarını çıkarmış. Saadi'nin tecrübelerinden, Irak'ta yeni başlayan işgal ile ilgili dersler çıkarmak niyetindelermiş.
Saadi'nin önerisi net olmuş: Irak'a adım attığınız gün, savaşı kaybettiğiniz gündür.
'Vietnam'dan ders alsınlar'
Aslında Amerikalıların kapısını çalmasına şaşırmamış.
Pentagon'un bir süredir genç subayların eğitiminde Cezayir Bağımsızlık Savaşı filminden yararlandığı söylenir.
Zira Batılı Hristiyan bir ordunun, Müslüman Arapların isyanını bastırmaya çalışırken yaşadıkları dünyanın bazı bölgelerinde güncelliğini koruyordur.
Saadi aslında bağımsızlık için savaşan isyancıların ne kadar etkili olabileceklerini anlamak için Müslüman ülkelere bakmanın şart olmadığını söylüyor.
Amerikalıların bu dersi Vietnam'dan da çıkarabileceğini hatırlatıyor.
Tabii kendi hikayesinin de filmin başarısı nedeniyle bir hayli çekici olduğunun farkında.
Sadece hikaye anlatımındaki mükemelliğiyle değil, haber görüntülerini andıran gerçekçiliğiyle de son derece etkileyici bir film Cezayir Bağımsızlık Savaşı.
Peki acaba Amerikalılar bu filmden ve Saadi ile görüşmelerinden ne sonuç çıkarmışlardı?
"Nasihat için bana gelmeleri gerekmezdi" diyor Saadi: Anlamaları gereken tek şey, karşılarındakinin bağımsızlık için savaştığı.








