Tunus'ta başbakanın görevden alınması sonrası neler yaşandı, bu noktaya nasıl gelindi?

Kaynak, Reuters
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Pazar günü Başbakan Hişam el-Meşişi'yi görevden aldığını ve Meclis'in yetkilerini 30 gün boyunca dondurduğunu açıkladı.
Said, Pazar gecesi yaptığı açıklamanın ardından Pazartesi günü de tüm yerel yönetimlerin, yurt dışındaki Tunus hükümetine bağlı kuruluşların ve diplomatik misyonların, yerel komisyonların ve kamu kuruluşlarının çalışmalarının da Salı gününden başlayarak iki gün boyunca durdurulacağını açıkladı.
Facebook üzerinden yapılan Cumhurbaşkanlığı açıklamasında, iç güvenlik güçlerinin, askeri personelin, gümrük personelinin, sağlık ve eğitim kurumlarında çalışanların bu karardan istisna tutulduğu belirtiliyor.
Tunus Dışişleri Bakanı Othman Jerandi, Fransa, Türkiye, İtalya ve Almanya dışişleri bakanları ile telefon görüşmesi yaparak bu adımların geçici olduğunu açıkladı.
Meclis'te en büyük parti konumunda bulunan İslamcı Nahda Hareketi bu kararı "darbe" olarak nitelendirdi ve tepki gösterdi.
Ennahda, gerginliği tırmandırmak istemediğini belirterek diyalog çağrısı yaptı ve taraftarlarından gösteri yapmamalarını istedi.
Cumhurbaşkanlığı kararıyla aynı zamanda ülke genelinde geceleri sokağa çıkma yasağı da başladı. Buna göre gece çalışmak zorunda olanlarla acil sağlık sorunu yaşayanlar dışında akşamları 19'dan sabahları 6'ya kadar yayaların da araçların da hareketi yasaklandı. Pazartesi itibarıyla başlayan yasak, 27 Ağustos'a kadar geçerli olacak.
Ülkede Covid-19 kısıtlamaları kapsamında sokaklarda ya da meydanlarda üçten fazla kişinin bir araya gelmesi yasaktı. Ancak bu yasak pratikte uygulamaya geçmemişti. Cumhurbaşkanlığı açıklamasında bu yasak da hatırlatılarak uymayanların cezalandırılacağı belirtildi.
Bir video da yayımlayan Said, "Son kararlarımı darbe olarak adlandıranların anayasayla ilgili bilgilerini yeniden gözden geçirmesini öneririm" dedi. Halka "sizi sokaklara çağıranların çağrılarına uymayın" uyarısı yaptı. İş insanlarının ülkedeki faaliyetlerine devam edebileceğini ifade eden Said, "İş insanlarıyla hiçbir sorunumuz yok" dedi.

Kaynak, Getty Images
Ennahda'dan diyalog ve protestolara son verme çağrısı
Said'in açıklamalarının ardından görevden alınan Başbakan Hişam el-Meşişi de bir açıklama yaparak "Karışıklığa sebebiyet veren bir konumda olmak istemediğini; Cumhurbaşkanı kimi seçerse görevi ona devredeceğini" belirtti.
Meşişi, yaptığı açıklamada "Tunus'a herhangi bir konumdan hizmet vermeye hazır olduğunu" ifade etti.
Cumhurbaşkanı, savunma ve adalet bakanlarını da görevden aldı.
Meclis'te en büyük parti konumunda bulunan İslamcı Nahda Hareketi bu kararı "darbe" olarak nitelendirdi ve tepki gösterdi.
Ennahda, gerginliği tırmandırmak istemediğini belirterek diyalog çağrısı yaptı ve taraftarlarından gösteri yapmamalarını istedi.
Nahda hareketinin kurucu lideri ve Meclis Sözcüsü Raşid el Gannuşi, kan dökülmemesi için parti taraftarlarından Meclis önündeki protestolara son vermeleri çağrısı yaptı.
Pazartesi günü Meclis önünde karşıt görüşlüler arasında arbede yaşandı, olaylarda en az bir kişinin yaralandığı görüldü.
Tunus'ta son günlerde ekonomik sıkıntılar ve Covid-19 pandemisiyle mücadelede başarısız olduğu gerekçesiyle hükümetin istifası talebiyle protestolar düzenleniyordu.
Reuters: Ennahda dahil üç parti hakkında soruşturma
Reuters haber ajansına konuşan bir yargı yetkilisi, Tunus'ta Ennahda ve Tunus'un Kalbi partileri de dahil olmak üzere üç parti hakkında soruşturma açıldığını söyledi.
2019 seçimlerinde yabancı fonlar aldıkları şüphesiyle açılan soruşturmanın, Cumhurbaşkanı Said'in attığı adımlar öncesinde, 14 Temmuz'da başlatıldığı belirtildi.

Kaynak, Getty Images
Cumhurbaşkanı açıklamasında ne dedi?
Cumhurbaşkanı Said, yayımladığı video mesajında bu kararı "ülkenin içinden geçtiği olağanüstü koşullar" nedeniyle almak zorunda kaldığını söyledi.
Said ayrıca, milletvekillerinin dokunulmazlığını askıya aldığını, yürütme yetkilerini kendisinin üsteleneceğini ve yeni bir başbakan atayacağını belirtti.
Said, "Eline silah almayı veya kurşun atmayı düşünen herkesi, silahlı kuvvetlerin buna ateşle karşılık vereceğini söyleyerek uyarmak istiyorum" diye konuştu.

Kaynak, Reuters
Hukuk profesörü olan Said, 2019 yılında yolsuzlukla mücadele ve devleti yeniden yapılandırma vaadiyle bağımsız aday olarak katıldığı cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmıştı. Aynı yıl yapılan parlamento seçimlerinden ise İslamcı Nahda Hareketi birinci çıkmıştı.
Karara Nahda Hareketi ve halk nasıl tepki verdi?
Meclis'te en büyük parti konumunda bulunan İslamcı Nahda Hareketi bu kararı "darbe" olarak nitelendirdi ve tepki gösterdi.
Meclis Başkanı ve Nahda Hareketi'nin lideri Raşid Gannuşi, Reuters'a yaptığı açıklamada, bu kararı "anayasa ve devrime karşı bir darbe" olarak nitelendirdi.
Gannuşi, "Kurumları hala görev başında olarak kabul ediyoruz ve Nahda'nın destekçileri ile Tunus halkını devrimi savunmaya çağırıyorum" dedi.
Pazartesi günü bazı milletvekilleri ile Meclis'e giden ancak içeri alınmayan Gannuşi, bina önünde oturma eylemi başlattı.
Uluslararası haber ajansları, Cumhurbaşkanının kararını destekleyenlerle ona karşı çıkanların bina önünde birbirlerine taş attıklarını ve hakaret ettiklerini bildirdi. Haber ajanslarının paylaştığı fotoğraflardan olaylarda bir kişinin başından yaralandığı belirtildi.
Reuters haber ajansı, Pazar günü ise kararın açıklanmasının ardından sokaklarda sevinç gösterileri yapmak üzere toplananlar olduğunu bildirdi. Devlet televizyonu, Said'in de sevinç gösterileri düzenleyenlerin arasına kısa bir süreliğine katıldığını gösteren görüntüler yayınladı.
Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.
X paylaşımının sonu, 1

Kaynak, Reuters
Başkent Tunus'ta protestocu Lamia Meftahi, Reuters haber ajansına bunun "devrimden bu yana en mutlu an" olduğunu söyledi.
Gafsa kentindeki bir başka kişi Fransız haber ajansı AFP'ye, Cumhurbaşkanı'nın "gerçek bir devlet adamı olduğunu gösterdiğini" söyledi, ancak oradaki bir diğer kişi ise, "Bu ahmaklar yeni bir diktatörün doğuşunu kutluyor" dedi.
Uluslararası ajanslar, sokaklarda askerlerin görüldüğünü ve Meclis ile Nahda Partisi genel merkezi gibi bazı noktalarda güvenlik önlemleri alındığını belirtti. Ayrıca havaalanı ve devlet televizyonu gibi noktalarda da güvenlik önlemleri artırıldı.
Pazartesi günü ilerleyen saatlerde Nahda'ya yakın görülen Al Jazeera kanalı, güvenlik güçlerinin Tunus'taki ofislerine baskın düzenleyerek tüm ekipmanları fişten çektiğini ve çalışanlara ofisten çıkmalarını söylediğini duyurdu.
Karara giden süreçte neler yaşandı?
Covid-19'un getirdiği ekonomik darboğazdan önce de ülkede yıllardır devam eden geçim sıkıntısı, yolsuzluk ve artan işsizliğin halkın siyasilere güvenin azalttığı kaydediliyor.
Covid-19 vaka sayıları ve can kayıplarının kontrol altına alınamaması ve sağlık sisteminin çökme noktasına gelmesinin protestoların artmasında önemli rol oynadığı belirtiliyor.

Kaynak, Getty Images
Tunus'ta 2011'de gerçekleşen devrim, genellikle 'Arap Baharı' protestolarının bölgedeki tek başarısı olarak görülüyor, ancak devrim ekonomik veya siyasi istikrarı sağlamadı.
Pazar günü bazı kentlerde, protestocular ile polis arasında çatışmalar yaşandı. Ayrıca eylemciler Nahda Partisi'nin bazı binalarına da saldırdı.
BBC Dünya Servisi Orta Doğu Editörü Sebastian Usher, Covid-19 ile yaşanan sağlık krizini Tunus'un "kırılgan siyasi birlik görüntüsünün kırılma noktası" olarak nitelendirdi.
Usher, "Arap Baharı'nın en azından kısmen başarılı örneklerinden biri olarak övgüler toplayan Tunus, uzun süreli ve etkili hükümetler kurmayı bugüne kadar başaramadığı gibi, 2011 yılındaki ayaklanmalarının da temelini oluşturan kronik işsizlik ve zayıf devlet altyapısı gibi sorunları da çözebilmiş değil" dedi.
Uluslararası toplum nasıl tepki verdi?
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Twitter'dan yaptığı açıklamada, "Tunus'ta demokratik sürecin askıya alınmasını ve halkın demokratik iradesinin yok sayılmasını reddediyoruz. Anayasal meşruiyeti ve halk desteği olmayan girişimleri kınıyoruz" dedi.
Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.
X paylaşımının sonu, 2
Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Meclis'in faaliyetlerinin askıya alınmasından "derin endişe duyulduğu" kaydedildi ve "Tunus anayasasının hükümleri çerçevesinde demokratik meşruiyetin en kısa sürede yeniden tesis edilmesi" temennisi dile getirildi.
Avrupa Birliği ve ABD'nin ardından Afrika Birliği de Tunus'ta sükunet ve diyaloğun yanı sıra anayasaya saygı ve şiddete baş vurulmaması çağrısı yaptı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, "demokratik kazanımların heba edilmemesi" ve demokratik söylemleri bastıracak veya şiddete yol açacak eylemlerden kaçınılması" gerektiğini vurguladı.
ABD'den Beyaz Saray Basın Sözcüsü Jen Psaki, Tunus'un Arap Baharı'nın doğduğu yer olduğunu belirterek "demokratik ilkelere bağlı kalınması" çağrısı yaptı:
"Tunus'taki gelişmelerden kaygı duyuyoruz. En üst düzeydeki siyasilerle iletişim halindeyiz. Tunus'un demokratik ilkeler doğrultusundaki çabalarını destekliyor ve bir an önce sükunete dönülmesi çağrısı yapıyoruz."
Said'in açıklamalarının "darbe" olarak değerlendirilip değerlendirilmediği sorusuna ise Psaki, ABD'nin henüz bu konuda bir karara varmadığını, karar vermek için "Dışişleri Bakanlığı bir yasal analiz yapacağını" söyledi.
Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Adebahr gazetecilere yaptığı açıklamada, Berlin'in Tunus'un "mümkün olan en kısa sürede anayasal düzene" dönmesini umduğunu söyledi.
Almanya'nın "çok endişeli" olduğunu kaydeden sözcü, ancak "Bir darbeden bahsetmek istemiyoruz" dedi.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov ise yaptığı kısa açıklamada Rusya'nın Tunus'taki gelişmeleri izlediğini söyledi.
Gazetecilerle yaptığı günlük kısa basın toplantısında Peskov, "Bu ülke halkının istikrarını ve güvenliğini hiçbir şeyin tehdit etmeyeceğini umuyoruz" dedi.
Birleşmiş Milletler'den (BM) de Tunus'la ilgili açıklama geldi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in sözcüsü Ferhan Haq, "Tunus'taki tüm tarafları şiddetten uzak durarak huzuru ve barışı koruma çağrısı" yaptı. Tüm anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi.
Avrupa Birliği de Tunus'taki tüm siyasi aktörlere ülkenin anayasasına uyma ve şiddetten kaçınma çağrısı yaptı.
Tunus'un komşusu Libya'da, 2014'ten 2020'ye kadar BM'nin meşru kabul ettiği Trablus hükümetine karşı savaşan ve Mısır ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteğini alan General Halife Hafter, Said'in adımını desteklediğini açıkladı. Oğlunun maddi destek verdiği bilinen bir yerel kanala konuşan Hafter, "Tunus halkını hükümete karşı ayaklandığı için kutladığını" söyledi.
Trablus hükümetinden bir sözcü ise gelişmelerden kaygı duyduklarını açıkladı.
Ennahda'nın bağlantılı olduğu Müslüman Kardeşler'i "terör örgütü" kabul eden Mısır yönetiminden henüz bir açıklama gelmese de devlet medyası Said'in bu adımını "Terörist İhvan hareketiyle mücadele adımı" olarak nitelendirdi.
Suudi Arabistan'dan da Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan da, Tunuslu mevkidaşıyla telefon konuşmasında "Suudi Arabistan Tunus'un güvenlik ve istikrarını ister ve bunu sağlayacak her adımı destekler" dedi.
Fransa da Tunus'ta hukukun üstünlüğüne saygı duyma ve şiddetten kaçınma çağrısı yaptı.
Hem Fransa'nın hem ABD'nin Tunus'la ilgili açıklamaları, Said'in kararlarını açıklamasının üzerinden neredeyse 20 saat geçtikten sonra geldi.
Görevden alınan el-Meşişi kim?

Kaynak, Getty Images
Cumhurbaşkanı Said tarafından görevden alınan el-Meşişi başbakanlık görevine geçen yıl getirilmişti.
Bağımsız bir siyasetçi olan el-Meşişi, daha önce danışmanlığını yaptığı Said'e yakın bir isim olarak gösteriliyordu.
Tunus anayasasına göre, siyasi uzlaşmazlıkların çözümünde Anayasa Mahkemesi yetkili kılınıyor. Ancak anayasanın kabul edilmesinden bu yana yedi yıl geçmiş olmasına karşın mahkemeye atanacak hakimlerle ilgili uzlaşma sağlanamadığından dolayı mahkeme görevine başlayamadı.








