You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Hong Kong'da protestolar: Çin Parlamentosu'nun onayladığı ulusal güvenlik yasası ne öngörüyor?
Çin Ulusal Halk Kongresi, Hong Kong için önerilen ulusal güvenlik yasasını onayladı. ABD, İngiltere, Avustralya ve Kanada, Çin'i kınadı.
Pekin'de toplanan Kongre delegeleri, yasanın onaylanmasını alkışlarla karşıladı.
Yasa, Çin'in ulusal güvenliğine tehdit olarak görülen "her tür eylem ve etkinliği" yasaklıyor ve suç sayıyor. Ayrıca Çin güvenlik güçlerinin kentte aktif olmasının yolunu açıyor.
ABD, İngiltere, Avustralya ve Kanada ise yaptıkları ortak açıklamada, "özgürlük kalesi olarak gelişen" Hong Kong'un istikrar ve refahının uluslararası toplum açısından önemine dikkat çekti. Küresel salgın sırasında Çin'in bu yeni yasayı empoze etmesinin, hükümetlere ve uluslararası işbirliğine güvenin sarsılması riski içerdiği ifade edildi.
Çin eleştirileri reddediyor. Ancak yeni yasa nedeniyle Hong Kong'da Çin karşıtı gösteriler bir süredir yeniden başladı.
Hong Kong'da polis, teklifi protesto eden göstericilerden yüzlercesini gözaltına almıştı.
Açıklamada, güvenlik yasalarının Hong Kong'daki kurumlar yerine Pekin'den empoze edilmesi "Hong Kong halkının özgürlüklerini engelleyecek" ve "Hong Kong'un özerkliğini ve onu müreffeh kılan sistemi büyük ölçüde aşındıracak" denildi.
Ayrıca Hong Kong'un Çin'e devrini sağlayan İngiltere-Çin anlaşmasında Çin'in uluslararası yükümlülükleriyle çelişeceği ve "tek ülke, iki system" ilkesine zarar vereceği belirtildi.
Pompeo: Hong Kong ayrıcalıklı muameleye tabi olmayacak
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çarşamba günü ülkesinin Hong Kong'un siyasi anlamda artık Çin'in özerk bir bölgesi olmadığı sonucuna vardığını açıklamıştı. Konuyla ilgili olarak Amerikan Kongresi'ni bilgilendiren Pompeo, Hong Kong'un bu nedenle Amerikan yasaları gereği ayrıcalıklı bir muameleye tabi olmayacağını belirtmişti.
Pompeo açıklamasında, "Makul hiç kimse bugün Hong Kong'un Çin'den kayda değer ölçüde özerk olduğunu savunamaz" ifadelerini kullanmıştı.
Açıklama, ABD ile Hong Kong'un ticari ilişkilerini derinden etkileyebilir. Yeni yasa nedeniyle ABD'nin Hong Kong'a da Çin ile aynı muamelede bulunmasına yol açabileceği ve bunun kentin ticaret merkezi statüsüne zarar verebileceği belirtiliyor.
Yasa ne öngörüyor?
Yeni yasa, Çin'den ayrılmayı, merkezi hükümetin otoritesini zayıflatmayı, terörü ve halka karşı şiddet kullanımını, Hong Kong'a müdahale eden dış güçlerin etkinliklerini suç sayıyor.
Çin'in ulusal marşına saygısızlığın suç sayılması gibi kimi maddelerin yer aldığı ve "terörizm ile dış müdahaleye karşı oluşturulduğu" belirtilen Hong Kong'a yönelik yeni ulusal güvenlik teklifi geçen hafta Çin'de parlamentoya sunulmuştu.
Bunun üzerine Hong Kong'da yeniden protesto gösterileri düzenlendi.
Geçen yıl da suç işlediğinden şüphe edilen kişilerin Çin'e iadesini öngören yasa tasarısı yüzünden Hong Kong'da uzun süren eylemler gerçekleştirilmişti.
Çin'in bu son hamlesinin de Hong Kong'daki demokrasi yanlısı eylemleri kontrol altına alma adımı olarak görülüyor.
Hong Konglu lider Çin'den yana
Geçen hafta sonu Hong Kong'da bu yasa teklifine yönelik olarak protestolar düzenlendi ve kimi aktivistler gözaltına alındı.
Bir araya gelen binlerce protestocuya polis göz yaşartıcı gazla müdahale etti.
ABD'nin karşı çıktığı yasa tasarısı hakkında Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel de 'iki sistem, tek devlet' ilkesinden yana olmaya devam ettiklerini söyledi.
Hong Kong'un lideri Carrie Lam ise Çin'in çabalarını desteklediğini açıkladı.
Yabancı güçlerin Hong Kong'a müdahale etmeye hakkı olmadığını dile getiren Carrie Lam, taslağın Hong Kongluların temel haklarını tehdit etmeyeceğini iddia etti.
Hong Konglu lider hiçbir ülkenin yasal güvenliğinde oluşacak bir boşluğu kabul etmeyeceğini, Hong Kong için de aynı durumun geçerli olduğunu söyledi.
2003 yılında da bir taslak tartışma yaratmıştı
Hong Kong, "iki sistem, tek devlet" ilkesi altında yönetilen eski bir İngiliz sömürgesi.
Bu yarı özerk bölge, İngiltere'nin 1842'de başlayan sömürge yönetimi sonrası 1 Temmuz 1997'de yeniden Çin'in hakimiyetine girdi.
1997 yılında gerçekleştirilen bu devir teslim sırasında Hong Kong'da basın özgürlüğü ve yargı bağımsızlığı yasal güvence altına alındı.
Aynı zamanda Hong Kong'un kendi güvenliğini kendi sağlaması da bu dönemde güvence altına alındı.
Ancak Çin, Hong Kong'un bu statüsünü güvence altına alan kanun kapsamında bir güvenlik yasa taslağını hazırlaması ve yürürlüğe koyması gerektiğini; bunu da Hong Kong'un 20 yıldır yapmaması dolayısıyla harekete geçtiklerini söylüyor.
2003 yılında da mevzubahis ulusal güvenlik yasası uygulamaya alınmak istenmiş ancak 500 bin kişinin sokaklara dökülmesiyle teklif geri çekilmişti.
Çin'in bu ulusal güvenlik teklifinin ise Hong Kong Parlamentosu'nu es geçerek hazırlanması dolayısıyla yasal olmadığı öne sürülüyor.
Geçen yıl aylarca süren protestolar
Geçen yıl Haziran ayında ise Çin'in suçluların iadesiyle ilgili hazırladığı yasa taslağı Hong Kong'da protestoların ortaya çıkmasına yol açmış; Eylül ayında tasarı geri çekilse de protestolar daha geniş demokrasi taleplerine dönüşerek devam etmişti.
Kasım ayında demokrasi yanlısı aktivistlerin yerel seçimlerde kazanımlar elde etmesiyle bu protestolar yavaş yavaş son bulmuştu.
Hong Kong'un ana kanununa göre Çin'de uygulamaya konan yasaların özerk bölgede geçerli olması için ek kanunlarda özellikli olarak yer alması gerekiyor.
Bu da ancak kararnameyle uygulamaya konabilir. Bunun için Hong Kong Parlamentosu'nun onayı gerekiyor, ki Hong Kong lideri Carrie Lam bu alanda işbirliği sağlayacağını belirtti.
Anayasa hukukçuları ise yasanın Hong Kong'un yarı özerk statüsünü güvence altına alan kanuna aykırı olduğunu, bu yüzden uygulanmasının mümkün olmaması gerektiğini söylemişlerdi.