Yaban hayvanları neden insanlara saldırıyor ve bu önlenebilir mi?

Kaynak, Getty Images
Ally Hirschlag, BBC Future için yaban hayvanlarının insanlara saldırılarının artıp artmadığını ve bunun altındaki nedenleri araştırdı.
İnsan nüfusunun yayılımı ve iklim değişikliğinin etkisiyle besin kaynaklarının kıtlaşması gibi nedenler yaban hayvanları ve insan arasındaki çatışmaları artırıyor gibi görünüyor.
İspanya Ulusal Araştırma Konseyinde araştırmacı olan Vincenzo Penteriani, "Bu saldırılara yoğun bir ilgi var ama gerçekte saldırıların sayısı çok düşük" diyor.
Penteriani'nin ortak yazarı olduğu 2023 tarihli bir araştırmaya göre 1950 ile 2019 arasında dünya çapında 5 bin 89 büyük etçil hayvan saldırısı gerçekleşti.
Üçte ikisi aslanlar ve pumalar gibi büyük kediler tarafından yapılan bu saldırıların sadece yüzde 32'sinde insanlar öldü.
İnsan ve yaban hayatı arasındaki çatışma, halihazırda Avrupa'da ve Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) kurt popülasyonlarını azaltırken güney yarımkürede kaplan alt türlerinin soyunun tükenmesine neden oldu.
Korumak ya da alışmak yüzünden
Etçil hayvanların insanlara saldırmasının arkasında farklı nedenler var ve bunların bazıları önlenebilir.
Bir dişinin yavrusunu ya da bir besin kaynağını koruması gibi doğal agresyon temelli davranışları, bu hayvanlar ve besinlerinden uzak durulduğu sürece önlenebilir.
İnsanları besine ulaşmak için bir araç olarak gören hayvanlar ise kamp alanlarındaki atıklar ya da çöp kutularından beslenebildikleri için insanlardan sakınma gereğini daha az duyuyor.
Bu hayvanlar, içgüdüsel korku tepkilerini kaybettikleri için bir insanla çatışma yaşayabilecek durumlara daha çok girebiliyor.
Örneğin bu bir ayıysa, durum genellikle insanlar tarafından öldürülmesiyle sonuçlanıyor.
ABD Balık ve Yaban Hayatı Hizmetlerinden emekli boz ayı kurtarma koordinatörü Chris Servheen, biyologlar ve doğa korumacıları arasındaki yaygın bir deyişi yineliyor: "Doymuş bir ayı ölmüş bir ayıdır."
Hayvanların insanları yem olarak gördüğü diğer hayvanlar gibi avlama saldırılarıysa oldukça nadir görülüyor. ABD'de bu saldırıların oranı 1955'ten bu yana tüm saldırıların yüzde 17'siyle sınırlı.
'İnsanlar farklı davransaydı saldırıların yüzde 50'si önlenebilirdi'

Kaynak, Getty Images
Bunun yanında insanların, fotoğraf çekmesi ya da ulusal parklarda beslemesi gibi davranışlarla tahrik ettiği hayvanların saldırıları da var. Bu durumlar, hayvanların önlem amaçlı öldürülmesiyle sonuçlanıyor.
UC Berkeley, California'da araştırmacı olan Christine Wilkinson, "Nihayetinde hayvan insana alışıyor ve sonra hayvana kötü şeyler oluyor. Ve bu bağı kurmak isteyen kişiler genellikle bu sonucu fark etmiyor" diyor.
Penteriani'nin ekibi 75 yıllık sürede gerçekleşen her türden etçil-insan saldırıları üzerine sayısız otopsiyi inceledikten sonra, saldırıların yüzde 50'sinin insanlar farklı davranmış olsaydı önlenebileceğini düşünüyor.
Penteriani'nin 2017'de ortak yazdığı bir araştırma, büyük etçillerin çevresinde riskli davranışlarda bulunmanın saldırı olasılığını artırdığını buldu.
Çalışmaya göre, en yaygın riskli davranışlardan ikisi, ebeveynlerin çocuklarını dışarıda gözetimsiz oynamaları için bırakmaları ve köpekleri tasmasız gezdirmek.
Hayvanları ortadan kaldırmak çözüm mü?

Kaynak, Getty Images
Penteriani'nin araştırması büyük etçil saldırılarının 1950-2019 döneminde düzenli olarak arttığını buldu.
Bunun birkaç nedeni var. Son yıllarda etçil hayvanları koruma ve nüfus iyileştirme çalışmaları etkili oldu.
Dğer yandan yüksek gelirli ülkelerde kentsel alanların genişlemesi daha endişe verici bir sebep.
Servheen, kentten kırsala taşınanların çoğunlukla yaban hayata nasıl saygı göstereceğini bilmediğini belirtiyor.
Bu da hayvanların açamayacağı çöp kutularının kullanılmaması gibi dikkatsiz davranışlarla sonuçlanıyor.
Etçil hayvanlar bunun sonucunda besine erişmek için tehditlerle karşılaşıyor.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin bu çatışmaları artırdığını düşünüyor.
ABD Balık ve Yaban Hayatı Hizmetleri'nden Jen Miller, "Kaynaklar daha da kıt hale gelirken insan ve etçiller daha sık karşı karşıya geliyor ve bu da daha fazla çatışmanın olabileceği anlamına geliyor" diyor.
Ancak uzmanlara göre hayvanları ortadan kaldırmak çözüm değil.
Zira bu yönteme başvurulduğunda, hayvanın nüfusu hızla azalıp soyu tükenme tehlikesiyle burun buruna gelebiliyor.
'Bir arada barışçıl yaşam mümkün'
İnsan - yaban hayatı çatışmaları nüfus artışları düşünüldüğünde kaçınılmaz görünebilir ancak bunlardan sakınma olasılığı her zaman asgariye indirilebilir.
Bölgenizde yaşayan etçil hayvanları, onları size çekenin ne olduğunu ve sizi zayıf duruma düşürebilecek durumları daha iyi anlamak iyi bir başlangıç.
Bu hayvanların, insana alışmasını ve besine koşullanmasını önlemek, en büyük zorluklardan biri. Ancak bunun için topluluk düzeyinde bilinçli önlemler alınabiliyor.
ABD'de bazı bölgelerde "ayı geçirmez" çöp kutularının kullanılması, hayvancılık yapılan çiftliklerin ya da bahçelerin etrafına elektrikli çit çekilmesi, dışarıda asla besinin bırakılmaması ve kamp sırasında ayı spreyi kullanılması gibi koruyucu önlemler başarıyla uygulanıyor.
Sonuç olarak, hayvanlarla çatışmalardan kaçınmak, sınırlar koyarak onlara saygı göstermek anlamına geliyor.
Miller bir arada barışçıl bir yaşamın mümkün olduğunu ancak baskın tür olarak insanların bunu başarmak için daha fazla inisiyatif alması gerektiğini söylüyor:
"Etobur hayvanların yanında yaşayan insanlar desteklenebilir ve bir arada yaşamak için ihtiyaç duydukları şeyler sağlanabilirse, o zaman insan-etobur bir arada yaşayabilir. Bir arada yaşam, iklim değişikliğine rağmen bile tüm dünyada başarıyla gerçekleşiyor."











