İran savaşı: İspanya neden ABD'ye üslerini kullandırmadı?

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, lacivert zemin üzerinde İspanya armasının yer aldığı bir arka plan önünde takım elbise ve kravatla görülüyor.

Kaynak, Jonathan Raa/NurPhoto via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Trump'ın iki ülke arasındaki ticareti sonlandırma tehdidine karşı, hükümetinin tutumunu "savaşa hayır" sözleriyle özetleyebileceğini söyledi.
    • Yazan, Alicia Hernández
    • Unvan, BBC News Mundo
  • Okuma süresi 6 dk

İspanya ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkilerde yaşanan son çıkmaz, sözlerin ötesine geçiyor.

Başbakan Pedro Sanchez'in hükümeti, ABD'nin ülkede bulunan askeri üslerini İran'a saldırmak için kullanmasına izin vermeyi reddetti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın yanıtı ise 3 Mart Salı günü geldi. Trump, ülkesinin İspanya ile tüm ticareti askıya alacağını açıkladı.

İspanya'yı suçlayan ifadeler kuran Trump, "Tüm ticareti askıya alacağız. İspanya ile hiçbir ilgimiz olmasını istemiyoruz" diye konuştu.

Sanchez, Trump'ın iki ülke arasındaki ticareti sonlandırma tehdidine yanıt olarak tutumlarının "savaşa hayır" olarak özetlenebileceğini söyledi.

Sanchez, 2003'te Irak'ın işgalini kastederek, "Geçmişin hataları tekrarlanmamalı" dedi.

İspanya lideri, o savaşın hedeflerine ulaşamadığını, bölgede istikrarsızlık yarattığını ve çok sayıda kişinin hayatını olumsuz etkilediğini vurguladı.

İspanya'dan BM kararlarına atıf

ABD'nin İspanya topraklarında iki üssü bulunuyor. Bunlardan ilki ülkenin güneyinde Endülüs'te yer alan Morón de la Frontera hava üssü. Siğeri ise Rota deniz üssü.

Bu iki tesiste yaklaşık 8 bin asker görev yapıyor.

İspanya hükümeti, bu iki üssü kullanma izni verilmemesinin gerekçesini, talebin, iki ülke arasındaki askeri işbirliğini düzenleyen anlaşmanın kapsamına girmemesi olarak açıkladı.

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, 2 Mart Pazartesi günü yaptığı açıklamada, "Üsler, [Savunma İşbirliği] anlaşmasının dışında kalan hiçbir amaç için kullanılmıyor ve kullanılmayacak. Ayrıca Birleşmiş Milletler kararlarına uymayan hiçbir faaliyet için de kullanılmayacak" dedi.

Savunma Bakanı Margarita Robles ise bu tür "eylemlerin" uluslararası destek gerektirdiğini vurguladı.

Robles, İran'a yönelik saldırının böyle bir uluslararası hukuk çerçevesine sahip olmadığını savundu. ABD ve İsrail'in "uluslararası bir kararla desteklenmeden, tek taraflı hareket ettiğini" söyledi.

Sanchez de 1 Mart Pazar günü yaptığı açıklamada, "iki ülkenin İran'a uluslararası toplumla istişare etmeden tek taraflı saldırdığını" söyledi.

12 Ekim 2001’de İspanya’daki Morón Hava Üssü’nde KC-135 Stratotanker (sağda) ve bir C-17 Globemaster III uçağının üzerinde gökkuşağı görülüyor. Uçaklar ve mürettebatlar, hava sefer görev gücü rotasyonları sırasında bu üssü bir ara durak olarak kullanıyor.

Kaynak, Pamela J. Farlin/ABD Hava Kuvvetleri/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, 12 Ekim 2001'de İspanya'daki Morón Hava Üssü'nde KC-135 Stratotanker (sağda) ve bir C-17 Globemaster III uçakları. Uçaklar ve mürettebatlar, hava sefer görev gücü rotasyonları sırasında bu üssü bir ara durak olarak kullanıyor.

Bu gelişmelerin ardından Pazartesi günü ABD'nin KC-135 Stratotanker tipi yaklaşık on hava yakıt ikmal uçağını Morón ve Rota üslerinden Avrupa'daki diğer askeri tesislere taşıdığı ortaya çıktı.

KC-135 uçakları uzun menzilli hava operasyonlarının sürdürülmesi için kritik öneme sahip. Görevleri, savaş uçakları ve bombardıman uçaklarına havada yakıt ikmali yapmak.

Trump'ın Salı günü yaptığı açıklamalar sonrasında İspanya hükümeti, Washington'ın İspanya ile ticari ilişkisini değiştirmek istemesi halinde bunu "özel şirketlerin özerkliğine, uluslararası hukuka ve Avrupa Birliği ile ABD arasındaki ikili anlaşmalara saygı göstererek" yapması gerektiğini söyledi.

Sanchez hükümeti ayrıca İspanya'nın NATO'nun kilit üyelerinden biri olduğunu ve Avrupa topraklarının savunmasına "önemli ölçüde katkı sağlayarak" yükümlülüklerini yerine getirdiğini savundu.

Açıklamada, "İspanya aynı zamanda AB'nin önemli ihracat güçlerinden biridir ve ABD dahil olmak üzere dünyadaki 195 ülke için güvenilir bir ticaret ortağıdır. ABD ile tarihsel ve karşılıklı olarak faydalı bir ticari ilişkimiz vardır" denildi.

Hukuki gerekçeler

ABD'nin İspanya'daki askeri üsleri, İber Yarımadası'nın güneyindeki stratejik konumları nedeniyle önemli bir rol oynuyor.

Sevilla'daki Morón üssü bir hava üssü, Rota ise ABD donanmasının NATO ve İspanyol kuvvetleriyle birlikte faaliyet yürüttüğü ortak bir deniz tesisi.

Haziran 2025’te İspanya’nın güneyindeki İspanya-ABD ortak deniz üssü Rota’da demirlemiş bir savaş gemisi

Kaynak, JORGE GUERRERO/AFP via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Rota Deniz Üssü, Akdeniz'de stratejik öneme sahip bir noktada

Bu üslerin kökeni, iki ülke arasında 1953'te imzalanan Madrid Paktları olarak bilinen anlaşmaya dayanıyor. Anlaşma, dönemin ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower ile İspanya diktatörü Francisco Franco arasında imzalanmıştı.

O tarihten bu yana anlaşmalar düzenli olarak yenilendi.

Özellikle 1988 tarihli İkili Savunma İşbirliği Anlaşması, ABD'nin bazı operasyonlar için üsleri kullanabilmesi adına İspanya'nın onayını şart koşuyor.

Bu durum uçakların transit geçişleri ve yakıt ikmal görevleri için de geçerli.

Uçuşların anlaşmanın amaçlarıyla uyumlu olması ve İspanya'dan gerekli izinlerin alınması gerekiyor.

'Uluslararası hukukun dışında'

Sanchez, ABD ve İsrail'in İran'daki askeri müdahalesini "haksız, tehlikeli ve uluslararası hukukun dışında" olarak nitelendirdi. Ancak bunun "İran rejimi gibi nefret edilen bir rejime karşı olmakla çelişmediğini" de vurguladı.

Siyaset bilimci ve İspanya Siyasi İletişim Derneği (ACOP) Başkanı Ana Salazar, bu konuda İspanyol hükümetin yaptığı yorumun hukuki bir değerlendirmeye dayandığını belirtiyor.

Salazar, İspanyol devletinin hukuki yorumuna göre Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin açık desteğini almayan ve ortak bir savunma çerçevesine net biçimde dahil olmayan askeri operasyonlar için özel bir yetkilendirme gerektiğini, ancak bu durumda böyle bir iznin verilmediğini söylüyor.

Trump mor bir kravat taktığı takım elbiseyle ayakta duruyor

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Trump, İspanya ile ticari ilişkileri keseceğini söyledi

Salazar ayrıca, ikili anlaşmalar söz konusu olduğunda, Avrupa Birliği ülkelerinin her birinin farklı hukuki ve siyasi koşullara sahip olduğunu söylüyor ve "Bu yüzden farklı tepkiler görüyoruz" diyor.

"Bu bir Avrupa bölünmesi değil, farklı hukuki mimarilerin bir sonucu" diye açıklıyor.

İspanya, ABD ve İsrail'in İran'daki operasyonuna karşı AB içinde en sert tavrı alan ülke oldu.

Buna rağmen Sanchez hükümeti, İran'ın Ortadoğu'daki birçok ülkeye yönelik saldırılarını kınamak amacıyla İran'ın Madrid büyükelçisini istişare için çağırdı. Ancak aynı adım ABD veya İsrail temsilcileri için atılmadı.

Siyasi boyut

Hukuki gerekçelerin ötesinde bazı analistler, İspanyol hükümetinin tutumunun arkasında başka nedenler de olduğunu düşünüyor.

Madrid'deki Comillas Papalık Üniversitesi'nde siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler profesörü olan Javier Martin Merchan, "Birinci neden, bunu yapabilmesi. Bu küçümsenecek bir sebep değil" diyor.

Martin Merchan ayrıca iç politika dinamiklerine de dikkat çekiyor:

"Hükümetin de parlamentodaki ortaklarının da Trump yönetimiyle uyumlu bir görüntü vermek gibi bir çıkarı yok. Aynı zamanda İspanyol toplumunun genelinde doğrudan ya da dolaylı olarak askeri çatışmalara katılmayı içeren her türlü karara karşı güçlü bir mesafe var. Bu tutum ideolojiler arasında da oldukça yaygın."

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (solda) ve ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis’te gerçekleşen bir görüşme sırasında oturuyorlar.

Kaynak, Samuel Corum/Sipa/Bloomberg via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Trump, Salı günü İran'a yönelik saldırıyı destekleyen ülkelerden biri olan Almanya Başbakanı Friedrich Merz'i Beyaz Saray'da ağırladı

Bu, Trump'ın geçen yıl yeniden Beyaz Saray'a dönmesinden bu yana Sanchez ile yaşadığı ilk anlaşmazlık değil.

Haziran ayında ABD Başkanı, Sanchez hükümeti savunma harcamalarını NATO'daki diğer ülkeler gibi GSYH'nin yüzde 5'ine çıkarmayı reddettiği için İspanya'ya ticari yaptırımlar uygulamakla tehdit etmişti.

ABD'nin İran'daki saldırılarının başlamasının ardından Sanchez 1 Mart Pazar günü şöyle konuştu:

"Uluslararası hukukun ötesinde ve dışında sistematik olarak güç kullanımına başvurmanın yaratacağı tehlikeli sonuçlar konusunda uyarıda bulunuyorduk… Gazze ve Batı Şeria'da olduğu gibi insan haklarının ihlal edilmesini kınıyoruz… Venezuela'da uluslararası hukukun ihlal edilmesini kınıyoruz…"

İspanya lideri, "Sonuç olarak, giderek daha istikrarsız, daha güvensiz, daha savaşçı ve dolayısıyla sıradan insanlar için daha adaletsiz bir dünyaya doğru çok tehlikeli bir şekilde sürükleniyoruz" diye devam etti.

Buna rağmen Salazar'a göre, İspanyol dış politikaları, iç politika açısından bakıldığında şu ana kadar Sanchez için hem parlamentoda hem de seçmen tabanında oldukça iyi sonuç verdi.

Ayrıca uluslararası alanın Sanchez için çoğu zaman bir "fırsat alanı" işlevi gördüğünü düşünen Salazar'a göre bu alan, İspanyol başbakanın çok taraflılık yanlısı profilini öne çıkarmasına, Brüksel'de önemli bir aktör olarak görünmesine ve bağımsız bir imaj oluşturmasına yardımcı oluyor.

Martin Merchan ise, "ABD hegemonyasının yeniden şekillendiği ve uluslararası ilişkilerin daha çeşitli hale geldiği bir dönemde İspanya'nın ABD'den bir ölçüde uzaklaşabileceğini, bunun da Atlantik İttifakı'ndan tamamen kopmak anlamına gelmeyeceğini" düşünüyor.