BBC eleştirmenleri 2026'nın (şimdilik) en iyi sekiz filmini seçti

- Yazan, BBC Culture
- Yayın tarihi
- Okuma süresi 6 dk
BBC'nin film eleştirmenleri Caryn James ve Nicholas Barber, yılın şu ana kadarki en dikkat çekici sinema filmlerini seçtiler.
(Eleştirmenlerin, değerlendirdikleri filmlerde, isimlerinin baş harfleri var.)
28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı
Yönetmen Danny Boyle ve senarist Alex Garland, 2002'de gösterime giren 28 Gün Sonra filmi ile zombi kıyameti türünü yeniden beyaz ekrana taşıdı.
2025'te ise serinin yeni filmi 28 Yıl Sonra gösterildi.
Ardından gelen devam filmi 28 Years Sonra: Kemik Tapınağı ise devam filminden de iyiydi.

Kaynak, Sony Pictures
Garland tarafından senaryosu yazılan ve Nia DaCosta'nın yönetmenliğini üstlendiği yapım bir zombi filminden beklediğiniz tüm kan ve dehşeti sunuyor.
Bununla birlikte sıra dışı bir şekilde kendine özgü bir anlatımla öne çıkıyor.
Ayrıntılı bir şekilde filme özgü bir folk-korku mitolojisi inşa ediyor.
Nazik ve çılgın bilim adamı (Ralph Fiennes) ile iri yarı bir yamyamın (Chi Lewis-Parry) beklenmedik ilişkisi bir dostluk komedisi olarak da ilerliyor.
Duran Duran ve Iron Maiden şarkılarının bonkörce kullanımından, cinsel istismar suçlusu Jimmy Savile'den esinlenilen kötü adamına (Jack O'Connell) kadar, göndermelerinde tavizsiz bir şekilde İngiliz tarzını yansıtıyor.
Sıradışı bir başyapıt.
(NB)
Babamın Gölgesi
1993 yılında Nijerya'da geçen film, siyasi çalkantılar ortasında bir baba ile iki küçük oğlunun ilişkisine odaklanıyor.
Yönetmenliğini Akinola Davies'in yaptığı film, aile hayatından, toplumsal gerçeklere zarif bir şekilde geçiş yapıyor.
Sope Dirisu, zamanının çoğunu ailesini geçindirmek için çalışarak geçiren baba rolünde sessiz, güçlü ve son derece dokunaklı bir performans sergiliyor.

Kaynak, MUBI
Kusursuz bir içtenlik içinde akan hikaye, bir babanın, oğullarıyla borç tahsilatı için gittiği Lagos'ta tek bir günde geçiyor.
Yönetmen Akinola ve kardeşi Wale Davies senaryoyu kendi çocukluk anılarından esinlenerek yazdılar. Ancak filmin başarısı bunun ötesine geçiyor.
Bafta ödülü alan film, Lagos'un cesur renklerini çarpıcı bir şekilde yakalıyor.
Sofistike anlatımı bize çocukların bakış açısını sunuyor. Ama aynı zamanda sokaklardaki milis güçlerin gölgesinde bir babanın endişesine de odaklanıyoruz.
Onun hissettikleri etraftaki tehlikeyi de görmemizi sağlıyor.
Yürek burkan finaline kadar film tek bir yanlış adım atmıyor.
(CJ)
Hoppers
Pixar stüdyoları, konuşan hayvanların merkezinde olduğu, son derece enerjik bir çizgi filmle eski formuna geri dönüyor.

Kaynak, Pixar
Hoppers'ın kahramanı Mabel, zihni robotik bir kunduzun içine "aktarılan" ve bu sayede hayvanların konuşmalarını anlayabilen bir öğrenci.
Bu fantastik yeteneğini, tüylü arkadaşlarını yozlaşmış bir belediye başkanına karşı birleştirmek için kullanmaya çalışıyor.
Peki işler sarp sardığında ne oluyor?
Ebeveynler dikkat: Daniel Chong'un filmi, finale doğru kabusvari unsurlar içeriyor.
Ancak genel olarak herkesin keyif alabileceği, keskin bir kurguya sahip, muhteşem derecede komik bir macera bu.
Ayrıca gişe rekorları kıran diğer filmlerin genellikle kaçındığı, çevre konulu açık bir mesaj da içeriyor.
(NB)
Uğultulu Tepeler
Yönetmen Emerald Fennell'in, 1847 tarihli Emily Brontë romanına getirdiği yeniden yorum, kitabın her cümlesine sadık hayranlarını kızdırabilir. Ama sonuçta ortaya çıkan iş Fennell'in sanatının ve cesaretinin çarpıcı bir örneği.

Kaynak, Warner Bros
Oyuncular Margot Robbie ve Jacob Elordi, birbirleri için yaratılmış ancak sınıf farklılıklarıyla ayrılmış aşıklar Cathy ve Heathcliff rollerinde ateşli bir performans sergiliyorlar.
Cinselliğin yoğun kullanıldığı yapımda, aralarındaki dinamik birbirlerine karşı sık sık sergiledikleri acımasızlıkla yakıcı bir niteliğe ulaşıyor.
Fennell, bu yöntemle, Brontë uyarlamalarında sıklıkla göz ardı edilen şiddeti geri getiriyor.
Parlatılmış dönem filmlerinden uzaklaşan filmin görsel tarzı, renk ve modanın cazip bir kaleydoskopu.
Fennell ayrıntılarıyla ne kadar oynarsa oynasın, (ve neden oynamasın ki?) roman filmde olmayı sürdürüyor.
Wuthering Heights'ın özündeki kalıcı tutkuyu ve sınıf ayrımının olduğu bu dönemi mükemmel bir şekilde yansıtıyor.
(CJ)
Kurtuluş Projesi
Kurtuluş Projesi (Project Hail Mary), sorunların çözümünde çoğunlukla aklın yolunu öne çıkarmasıyla, alışılmadık bir bilim kurgu filmi.
Evet, kahramanlardan biri kayadan bir uzaylı.. Aksiyon dolu bir uzay yürüyüşü sahnesi de var. Ama iki buçuk saatten uzun film; bilgi, tartışma ve titiz araştırma üzerine şekilleniyor.
Bu yaklaşım kulağa fazlasıyla akademik mi geliyor?
Aksine, Kurtuluş Projesi dokunaklı, ilham verici ve şaşırtıcı derecede eğlenceli.

Kaynak, Amazon MGM Studios
Marslı kitabının yazarı Andy Weir'in romanından uyarlanan film, Lego Filmi ile bilinen Phil Lord ve Christopher Miller tarafından yönetiliyor.
Bu arada, Ryan Gosling, dünyayı kurtarmaya çalışırken hafıza kaybı ile de mücadele biyolog rolüne tüm "şapşal" cazibesini katıyor.
(NB)
İki Savcı
Ünlü Ukraynalı yönetmen Sergei Loznitsa'nın sarsıcı draması, Stalin'in siyasi rakipleri ve düşmanlarına yönelik tasfiyelerinin doruk noktasına ulaştığı 1937 yılında geçiyor.
Günümüz dünyasındaki sinsi otoriterliği de bilinçli bir şekilde yansıtıyor.
Filmin kahramanı, idealist genç bir Sovyet avukat olan Kornyev, siyasi bir mahkumdan kanla yazılmış gizli bir mesaj alıyor.
Yaşlı adam, kendisinin ve diğer birçok kişinin maruz kaldığı işkenceleri ortaya çıkarmak için ona ulaşıyor.

Kaynak, Curzon
Film, Kornyev'in mahkumu ziyareti sonrası, yozlaşmış hapishane yöneticileri ile üstlerini aşarak adaletsizliği ortaya çıkarmaya çalışmasına odaklanıyor.
Kahraman safça halen bunun mümkün olduğuna inanırken, film, ürkütücü bir sakinlik ve düşük tempolu bir gerilim havasında akıyor.
Kariyerinde belgeseller ve uzun metrajlı filmler bulunan Loznitsa, bu içgüdüsel, yürek burkan hikayeye ustaca bir bakış açısı getiriyor.
Kornyev'in hapishane müdürünün kasvetli bekleme odasında geçirdiği zaman, dönemin klostrofobisini ve korkusunu yansıtıyor. Bu an bir diktatörlükte yaşamanın etkisini yakalayan gergin bir yolculuğun sadece başlangıcı.
(CJ)
Kopma Noktası
Gus Van Sant'ın kara mizah dolu gerilim filmi, Indianapolis kentinde yaşayan Tony Kiritsis'in, mali sıkıntılarından sorumlu tuttuğu ipotek brokerini kaçırmasının gerçek hikayesini anlatıyor.

Kaynak, Row K Entertainment
Kiritsis daha sonra yerel bir radyo istasyonunu arayarak dinleyicilere motivasyonunu ve ruh halini anlatıyor. Ardından da küçük bir üne kavuşuyor.
Film, Sidney Lumet'in 1975 yapımı Dog Day Afternoon filmini anımsatıyor. Bu anımsatma, o filmin yıldızı Al Pacino'nun bu yapımda da küçük bir rol almasının nedeni olabilir.
Ancak Kopma Noktası'nı (Dead Man's Wire) asıl sürükleyen rolünde harika bir performans sergileyen Bill Skarsgård.
Filmde izleyicinin kime sempati duyacağına karar vermesi gerekiyor
Kiritsis mi yoksa travma geçiren rehine mi?
(NB)
Drama
Drama, bir romantik komedi filmi olarak akışına devam etseydi de bu bayağı eğlenceli olabilirdi.

Kaynak, Alamy
Ancak Kristoffer Borgli'nin yönetmenliğindeki yapım, Emma'nın düğünden bir hafta önce Charlie'ye karanlık bir sırrı açıklamasıyla keskin bir sapma gösteriyor.
Bu gerilim dozu yüksek film, daha az karizmatik yıldızlarla çalışmayabilirdi ancak Zendaya ve Pattinson filmin ton değişimini ustalıkla yönetiyor.
Zendaya, Emma'ya dokunaklı bir samimiyet katarken Pattinson, Charlie'nin, haklı olarak, bir sosyopatla evlenmek üzere olup olmadığını merak etmeye başladığında yaşadığı gerginliği son derece inandırıcı kılıyor.
Film gösterime girmeden önce tartışılmaya başlamıştı. Emma'nın itirafının ayrıntıları, filmin bu çok ciddi konuyu önemsizleştirdiği iddialarıyla tepkilere neden oldu.
Ancak filmin karakterleri bu konunun ne kadar ciddi olduğunun farkındalar.
Bu film çok hassas bir konuya dair öne çıkan nadir filmlerden biri.
(CJ)










