Ocak ayında enflasyondaki keskin artışın sebebi ne, ekonomistler ne diyor?

Kaynak, Burak Kara/Getty Images
- Yazan, BBC Türkçe
- Okuma süresi 4 dk
2026 yılının ilk enflasyon verileri açıklandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ocak ayı enflasyonunu yıllık %30,65 olarak hesapladı.
TÜİK'e göre Ocak ayında aylık enflasyon ise keskin bir artışla %4,84 olarak gerçekleşti.
Bağımsız akademisyenler grubu ENAG, Ocak ayı enflasyonunu aylık %6,32; yıllık %53,42 olarak açıkladı.
Enflasyon fiyatların belirli bir sürede artış oranını ifade ediyor ve Tüketici Fiyat Endeksi'ndeki (TÜFE) değişim esas alınarak hesaplanıyor.
Ekonomistler aylık TÜFE'de artış, yıllık hesaplamada ise yavaşlamanın devam edeceğini öngörüyordu.
Rakamların açıklanmasıyla Şubat ayı kira zam oranları da netlik kazandı. Ev ve iş yerlerine yapılacak kira zammı oranı yüzde 33,98 olarak hesaplandı. Geçtiğimiz ay zam oranı yüzde 34,88 olmuştu.
Fiyatlardaki ani artışın sebebi ne?
TÜİK'e göre Aralık enflasyonu aylık %0,89 yıllık bazda ise %30,89 olarak gerçekleşmişti.
TÜİK'in açıklamasına göre fiyatların bir önceki aya göre artışına en fazla katkıda bulunan üç ürün grubu, gıda ve alkolsüz içeceklerdeki %6,59'luk fiyat artışı, ulaştırmada %5,29 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %4,43 artış oldu.
Fiyatların bir önceki yıla göre artışında ise gıda, ulaştırma ve konut-enerji grupları en güçlü etkiyi yaptı. Buna göre Ocak ayında gıda enflasyonu yıllık %31,69 olarak gerçekleşti.
Ulaştırma fiyatları bir yıl öncesine göre %29,39 arttı ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtların fiyatlarındaki artış %45,36 olarak gerçekleşti.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, rakamlarda, olumsuz hava koşullarının etkisiyle uzun dönem ortalamasının "oldukça üzerinde" artan gıda fiyatları ile dönemsel unsurların belirleyici olduğunu söyledi.
Şimşek X hesabından yaptığı açıklamada yıllık enflasyonda "21 aydır aralıksız devam eden" yavaşlamaya dikkat çekti.
"Ocak ayına özgü faktörlerin, enflasyonun ana eğilimi üzerindeki etkisinin sınırlı kalmasını öngörüyoruz" dedi.
"Arz yönlü adımlarla desteklenen dezenflasyon politikalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz. Böylece enflasyonun ana eğiliminin gerilemesini ve fiyatlama davranışlarındaki katılıkların azalmasını bekliyoruz" diye ekledi.
Enflasyon sepetinde ağırlıklar nasıl değişti?
TÜİK Aralık ayında, TÜFE hesaplamalarında, Avrupa standartlarına uygun olarak, baz yılda 2003 yerine 2025'in esas alınacağını açıklamıştı.
Bununla birlikte mal ve hizmetler sepetinde ağırlıkların değişeceği de belirtilmişti.
TÜİK, toplumun güncel harcama yapısını yansıtmak ve uluslararası standartlara uymak için metodoloji, sınıflama, baz yıl ve ağırlıklarını güncellediğini söylüyor.
Kurum, eskiden ağırlıkların daha çok anketlere dayandığını ancak bugün artık ulusal hesapların (gerçek harcama verileri) esas alındığını belirtiyor.
Böylelikle pandemi sonrası tüketim değişimlerinin de yansıtıldığı vurgulanıyor.
Ocak ayında paylaşılan metodoloji dökümanına göre, TÜFE'de bu yıl 81 il ve 239 ilçe kapsamında, 39 bin 70 iş yeri ve 5 bin 246 konuttan (kira) 428 madde ve 972 madde çeşidi için her ay yaklaşık 636 bin 640 fiyat derleniyor.
Buna göre 2026 yılında sepete giren maddeler arasında elektrikli araç şarjı, robot süpürge, güneş kremi, simit, hazır yiyecekler, bebek elbisesi, kuru hurma, konut bakımına yönelik masraflar ve işçilik ücretleri, kurye servisleri gibi malların dağıtım ücretleri, umre ücreti ve anaokulu ücreti gibi 38 kalem var.
Sepetten çıkan 30 kalem arasında ise gazete, dergi, sabit hat görüşmesi, dizel otomobil, yufka, çocuk elbisesi, kravat, otopark ücreti, müzik aletleri, fotoğraf çekme ücreti gibi ürün ve hizmetler var.
Türkiye'nin hesaplamada kullandığı sınıflamanın yaklaşık 20 yıl önceye dayanması, Avrupa Birliği ile uyumu da zorlaştırıyordu.
Ekonomistler verileri nasıl yorumladı?
Enflasyon rakamları sosyal medyada ekonomistlerin de gündemindeydi.
Ekonomist Mahfi Eğilmez enflasyondaki hızlanmayı, "Korkulan oldu ve enflasyon ocak ayında % 4,84, yıllık olarak da yüzde 30,65 olarak gerçekleşti. Baz etkisi de işe yaramadığına göre işler zorlaşıyor" diyerek yorumladı.
Bilkent Üniversitesi'nde Dr. Hakan Kara da, rakamlar açıklanmadan önce Ocak enflasyonu %5'in üzerinde gelebileceğini, Şubat'ın ise %3'ün biraz altında kalabileceğini tahmin etmişti.
Kara,"Böylece yıl sonu hedefi olan %16'nın tutması için kalan 10 ayda aylık enflasyonun %0,7 çıkması gerekecek.Aylık %0,7 altında enflasyon en son pandemi döneminde görülmüştü" demişti.
Kara, rakamların açıklanmasından sonra Şubat tahminini koruduğunu belirtti.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe ise, sağlık ve eğitim harcamalarına dikkat çekerek, "Türkiye'de enflasyon aynı zamanda sosyal devletin çökmesiyle ilgilidir. Enflasyonu düşürmek istiyorsanız, sosyal devleti güçlendirin. Sağlık ve eğitim hizmetlerini nitelikli ve ücretsiz sunun" çağrısında bulundu.
DİSK'in araştırma birimi de açıklamasında, enflasyonla birlikte asgari ücretlinin "daha ücreti cebine girmeden 1.359 TL'sini kaybettiğini" söyledi.
Açıklamada, "Enflasyonun artış hızındaki düşüş fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Dahası enflasyon farklı toplumsal sınıf ve kesimleri farklı etkiliyor. Dar gelirlilerin alım gücünü çok daha fazla düşürüyor ve gelir dağılımını bozucu bir işlev görüyor" ifadeleri kullanıldı.
'Yeni yıl zamları ve asgari ücret artışı'
Reuters'ın 12 ekonomistle yaptığı ankette, asgari ücrette artış ve yeni yılda birçok ürüne gelen zamlar nedeniyle Ocak ayı enflasyonunun keskin bir şekilde yükselerek %4,32'ye ulaşması bekleniyordu.
Yıllık enflasyon oranının ise yavaşlayarak %30'a düşeceği öngörülüyordu.
AA Finans'ın 35 ekonomistin katılımıyla yaptığı ankete göre, ekonomistlerin Ocak'ta aylık enflasyon beklentilerinin ortalaması %4,21 oldu.
Ekonomistler yıllık enflasyonun %29,86'ya ineceğini tahmin ediyordu.
Öte yandan, ekonomistlerin 2026 sonu enflasyon beklentilerinin ortalaması Ocak ayı itibarıyla %23,73 oldu.
Reuters anketine göre ise yıl sonu enflasyonunun %23 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Beklentiler, Merkez Bankası'nın 2026 sonu için %16 enflasyon tahminin üzerinde.
Merkez Bankası yılın ilk faiz kararında beklentilerin altında bir indirime giderek faizi 100 baz puan düşürmüş, %37'ye indirmişti.
Banka buna gerekçe olarak fiyatlama davranışlarını ve enflasyon beklentilerini göstermişti.










