ABD'yi askeri olarak yenemeyeceği düşünülen İran nasıl bir hayatta kalma stratejisi izliyor?

İran Devrim Muhafızları Ordusu'na mensup bir asker, bir İran bayrağı önünde AK-47 tüfeği tutuyor.

Kaynak, NurPhoto/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, İran ordusunun en güçlü unsurlarından biri olan Devrim Muhafızları, füze ve insansız hava aracı programlarını kontrol ediyor.
    • Yazan, Luis Barrucho
    • Unvan, BBC Dünya Servisi
  • Okuma süresi 5 dk

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, sürdürdükleri ortak hava saldırılarının İran'ın askeri kapasitesini önemli ölçüde zayıflattığını söylüyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mart Salı günü kendi sosyal medya platformu Truth Social'da "Hava savunmaları, hava kuvvetleri, donanmaları ve liderlikleri yok oldu" diye yazdı.

"Konuşmak istiyorlar. Ben de 'Çok geç!' dedim" diye ekledi.

İran ise İsrail'e ve ABD askeri üslerine ev sahipliği yapan Ortadoğu ülkelerine saldırılar düzenleyerek karşılık verdi ve kendini savunma amacıyla hareket ettiğini söyledi.

Peki, İsrail ve ABD'nin askeri açıdan üstün olduğu görüşü yaygın olarak kabul görürken İran'ın bu savaşta nasıl seçenekleri var ve hangi stratejiyi izliyor?

Azalan kaynaklar

İngiltere'deki Royal United Services Institute (RUSI) düşünce kuruluşundan Ortadoğu güvenlik uzmanı Dr. H. A. Hellyer, İran'ın askeri yaklaşımının ABD veya İsrail'i "konvansiyonel bir savaşta" yenmek değil, çatışmayı "uzun süreli, bölgeye yayılmış ve ekonomik açıdan maliyetli" hale getirmek olduğunu söylüyor.

Hellyer "İran konvansiyonel olarak kazanamaz ama stratejisi, başkaları için zaferin maliyetli ve belirsiz kalmasını sağlamak" diyor.

Fransa'daki Sciences Po'nun Uluslararası Araştırmalar Merkezi'nden (CERI) yardımcı doçent Nicole Grajewski de aynı fikirde.

İran'ın stratejisini "yıpratma savaşı" olarak tanımlıyor. Bu bir, düşmanı kaynaklarını tüketerek ve sürekli kayıplara uğratarak savaşma yeteneği zayıflayana kadar yıpratmayı amaçlayan askeri yaklaşım.

Ayrıca psikolojik boyutu da var.

Grajewski, "12 Gün Savaşı sırasında İran, sivil alanlara çok daha fazla yöneldi" diyor.

"İsabet o kadar da önemli değildi. Halk arasında psikolojik korku ve travma yaratıyor."

İran yapımı iki balistik füze, İran bayrakları arasında duruyor; arka planda ise Tahran görünüyor.

Kaynak, NurPhoto/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, İran'ın Ortadoğu'daki en kapsamlı balistik füze envanterine sahip olduğuna inanılıyor.

Füze ve insansız hava araçlarının (İHA) İran'ın savunma doktrininin omurgasını oluşturduğu yaygın bir düşünce.

Grajewski'ye göre, İran'ın balistik füze envanteri 12 Gün Savaşı'ndan büyük ölçüde etkilenmiş olsa da "yeraltı depoları ve devam eden yeniden üretim çalışmaları nedeniyle kesin sayılar belirsizliğini koruyor".

İsrail, Şubat 2026 itibarıyla İran'ın hem kısa (1.000 km'ye kadar) hem de orta (1.000-3.000 km) menzilli yaklaşık 2.500 füzeye sahip olduğunu tahmin ediyor.

İranlı yetkililer, yaklaşık 2.000 km menzile sahip olduğu belirtilen Secil füzesi ve Tahran'ın hipersonik olarak nitelendirdiği Fetih füzesi de dahil olmak üzere farklı sistemler kullandıklarını söylüyor.

'Füze şehirleri'

Hem İranlı yetkililer hem de İran medyası sık sık "füze ​​şehirleri" olarak bilinen yer altı füze tesislerinden bahsediyor fakat bunların ölçeği ve envanter hakkındaki detaylar teyit edilmiş değil.

ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, İran'ın balistik füze fırlatışlarının savaşın ilk günü olan 28 Şubat Cumartesi'den bu yana % 86 oranında düştüğünü söylüyor.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise 4 Mart Salı günü % 23'lük bir azalma daha bildirdi.

Buna rağmen Hellyer, İran'ın "İsrail altyapısını, ABD'nin bölgesel üslerini ve Körfez müttefiklerini hedef alabilecek ve aynı zamanda Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji akışını tehdit edebilecek" önemli bir saldırı kapasitesine sahip olduğunu söylüyor.

"Boğazda meydana gelebilecek sınırlı bir aksama bile ciddi küresel ekonomik sonuçlara yol açabilir" diyor.

Dünya petrolünün yaklaşık % 20'si, İran tarafından fiilen kapatılan ve geçmeye çalışan gemilere saldırma tehdidinde bulunduğu bu dar boğazdan geçiyor.

İran gelişmiş füzeler ve katı yakıtlar konusunda sıkıntılar yaşıyor olabilir ama Grajewski İHA kapasitesinin önemli ölçüde yüksek olduğunu söylüyor.

Savaştan önce on binlerce Şahid İHA'sı üretildiği düşünülüyor.

Tasarım Rusya'ya ihraç edildi ve hatta ABD bile teknolojinin bazı yönlerini kopyaladı.

Ayrıca, doğrudan hasarın ötesinde stratejik bir amaca da hizmet ediyorlar: Düşmanları pahalı önleyici füzeler harcamaya zorlayarak "zaman içinde hava savunma sistemlerini aşındırmak".

Grajewski "Bunun bir kısmı önleyici füzeleri tüketmeyi öngörüyor" diyor ve ekliyor:

"İran bunu İHA'larla yapıyor. Ruslar da Ukrayna'da bunu yaptı".

Ancak ABD, İran'ın İHA fırlartışlarının da savaşın ilk gününden bu yana %73 düştüğünü söylüyor.

Tel Aviv merkezli Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (INSS), ABD ve İsrail'in 2.000'den fazla füze saldırısı gerçekleştirdiğini, İran'ın ise 571 füze ve 1.391 İHA fırlattığını ve bunların çoğunun da engellendiğini belirtiyor.

Uzmanlar, savaş devam ettikçe bu savaş temposunu sürdürmenin her iki taraf için de giderek zorlaşacağını söylüyor.

Uzayan çatışma

Devrim Muhafızları askei, hayatını kaybeden Dini Liden Ayetullah Ali Hamaney'in portresinin ve kız çocuklarının yer aldığı bir pankartın önünde, silahının arkasında nöbet tutuyor.

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü'ne (IISS) göre, İran'da yaklaşık 610.000 aktif personel bulunuyor.

İran ayrıca Ortadoğu'daki en büyük silahlı kuvvetlerden birine sahip.

Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü'nün (IISS) Askeri Denge 2025 raporuna göre, İran ordusunda yaklaşık 610.000 aktif görevli personeli bulununuyor.

Bunların 350.000'inin düzenli ordu, 190.000'inin de Devrim Muhafızları'ndan oluştuğu belirtiliyor.

İran Devrim Muhafızları füze ve insansız hava aracı programlarının yanı sıra birçok bölgesel operasyona da komuta ediyor.

İran ayrıca Yemen'deki Husi isyancıları, Irak'taki silahlı grupları, Lübnan'daki Hizbullah'ı ve Filistin topraklarındaki Hamas da dahil olmak üzere bölgesel müttefiklerden oluşan bir ağa güveniyor.

Ancak İran'ın tanımıyla "Direniş Ekseni", Hamas'ın Ekim 2023'te Gazze'den yaptığı saldırıdan sonra bölgeye yayılan çatışma dalgasında ağır kayıplar verdi.

Grajewski, zorluklara rağmen İran'ın uzun süreli çatışmalara dayanma konusunda deneyime sahip olduğunu söylüyor.

İran'ın direnci, konvansiyonel üstünlüğüne rağmen şehirlerinin defalarca hedef alındığı İran-Irak Savaşı'na kadar uzanıyor.

Ancak İran'ın stratejisinin devamı içerideki uyuma bağlı olabilir.

Grajewski "Bu gerçekten güvenlik ve siyasi seçkinlerin nasıl birleştiğine ve bölünmelerin olup olmayacağına bağlı" diyor.

"Füze operatörlerinin çok fazla stres ve yorgunluk altında olduğu, yanlış hedeflere yanlışlıkla ateş açılmasına veya isabetsizliğe neden olduğu görülüyor. Operasyonların çoğu daha düzensiz ve bir yorgunluk seviyesi var."

Ve bu, İran'ın füze stoklarına ve güçlerine yönelik sürekli saldırılarla birleştiğinde, "istemeden gerginliğe yol açabilir".

'Gerginliğin daha fazla tırmanması'

Grajewski, Türkiye'nin 4 Mart Çarşamba günü Türk hava sahasına doğru ilerleyen bir İran balistik füzesinin NATO hava savunma sistemleri tarafından imha edildiğini söylediğini hatırlatıyor.

Hafta sonu başlayan hava savaşından önce ABD-İran görüşmelerine arabuluculuk yapmaya çalışan İran'ın komşusu Türkiye "tüm tarafları gerginliği daha fazla tırmandıracak eylemlerden kaçınmaya" çağırdı.

Ancak Grajewski'ye göre İran'ın hedefi, komşu ülkeler için koşulları "o kadar tahammül edilemez" hale getirmek ki "ABD'ye baskı yapsınlar veya en azından ABD'yi daha müzakereci bir çözüme yönlendirmeye çalışabilsinler".

"Şu ana kadar bunun başarılı olup olmayacağını bilmiyorum ama İran'ın şu anda oynadığı kumar bu gibi görünüyor."

Ancak bu kumar ters tepebilir.

Hellyer, Körfez ülkelerinin "ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşına karşı çıkmış olsalar bile, İran'ın kendilerine saldırıları nedeniyle kendi güvenliklerinin tehlikede olduğuna karar verebileceklerini ve bu nedenle İran'dan yönelen tehdidi sona erdirmek için ABD ve İsrail'in saldırılarını desteklemeyi daha mantıklı görebileceklerini" söylüyor.

"Körfez ülkelerinin henüz bu noktada olduğunu düşünmüyorum ama bu anlamda zamanın daraldığını düşünüyorum" diye de ekliyor.