Köprü ve otoyolların özelleştirilmesi iddiaları hakkında neler biliniyor?

Kaynak, Getty Images
- Yazan, BBC News Türkçe
- Bildirdiği yer, Ankara
- Okuma süresi 4 dk
İstanbul Boğazı'ndaki iki köprü ve ülke genelindeki yedi otoyolun özelleştirileceği iddialarına ilişkin tartışma sürüyor.
CHP'li Deniz Yavuzyılmaz, 29 Ocak'ta hükümetin köprüler ve otoyolları özelleştirmek için hazırlık içerisinde olduğunu iddia etti.
Partinin Kamu Denetimi ve Yolsuzluklarla Mücadeleden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yavuzyılmaz, köprü ve otoyolların işletme hakkının 25 yıllığına devredilmesinin söz konusu olabileceğini söyledi.
ABD merkezli yayın kuruluşu Bloomberg, 5 Şubat'ta yayımladığı haberinde özelleştirme ile ilgili fizibilite çalışmalarının başladığını, sürecin yönetilmesi için küresel danışmanlık şirketi EY'nin (eski ismiyle Ernst & Young) yetkilendirildiğini, BTY Construction isimli şirketin de danışmanlık yapacağını kaydetti.
Bloomberg haberine hükümet yetkililerinden bir yalanlama gelmedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, CHP'nin 12 Şubat'ta verdiği bir soru önergesine yanıtında 2026 Orta Vadeli Program'da hedeflenen özelleştirme gelirinin bu projelerle ilgisi olmadığını söyledi ancak özelleştirme haberi ile ilgili bir yorumda bulunmadı.
İBB'nin AKP Grup Başkan Vekili Faruk Gökkuş ise köprülerin özelleştirileceğini doğruladı.
Gökkuş 9 Şubat'taki İBB Meclisi toplantısında "Evet, köprüleri özelleştireceğiz. İnandığımız ekonomik sistem neyse, biz onu size rağmen uygulamaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
BBC Türkçe'ye değerlendirmede bulunan deneyimli gazeteci Çiğdem Toker, işletme hakkı devirlerinin genellikle 25 yıl için yapıldığını, bunun bütçeye kısa süreli gelir sağlamanın yanında, kamu yararına aykırılık ve çok katmanlı hukuki tartışmaları da beraberinde getirdiğini söyledi.
Boğazdaki iki köprü ve yedi otoyolun mevcut gelirlerini hesaplayan Yavuzyılmaz, şirketlerin özelleştirme ihalesini 25 yıllık gelirin altında alması durumunda büyük kâr elde edeceğini, buna karşılık kamu zararı olacağını savunuyor.
BBC Türkçe'ye konuşan Emekli Mülkiye Başmüfettişi Mahmut Esen ise güvenilir resmî veriler olmadan yapılacak herhangi bir hesaplamanın gerçekçi sonuç vermeyeceğini belirtiyor.
BBC Türkçe bu haberle ilgili Maliye Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı ile iletişime geçti ancak haber yayınlanana kadar yanıt alamadı.
İşletme hakkı devri nedir?
Otoyol ve köprülerin özelleştirilmesinin kamu özel işbirliği modeli çerçevesinde "işletme hakkı devri" olarak yapılması öngörülüyor.
Model olarak işletme hakkı devirleri çoğunlukla 25 yıllığına yapılıyor.
Bu süre boyunca köprü ve otoyol gelirleri ihaleyi alan şirkete aktarılıyor.
Otoyol ve köprüleri şu anda Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) işletiyor.
Köprü geçiş ücretleriyle ödenen paralar bu şekilde KGM kasasına, oradan hazineye aktarılıyor.
İşletme hakkı devri olduğunda bu gelir artık devletin değil özel sektörün olacak. İhaleyi alacak olan şirket bu geliri toplayacak.
Bunun karşılığında şirket ihalede devlete bir para verecek.
Gazeteci Çiğdem Toker, bu tür ihalelerde bir defada ödeme ihtimalini düşük bulduğunu belirtiyor.
Taksitle yapılacak bu ödeme devlet bütçesi için düzenli gelir anlamına geliyor.
Ancak Toker, ödemeye ilişkin vadeler bittiğinde bu defa da bütçe açığının artacağı uyarısında bulunuyor.
Köprüler ve otoyollar ne kadar gelir sağlıyor?
Özelleştirileceği belirtilen İstanbul'daki iki köprünün yanında, İstanbul, İzmir, Ankara ve Mersin'deki otoyolların adı geçiyor:
- KGM Avrupa Otoyolu
- KGM Anadolu Otoyolu
- İzmir-Aydın Otoyolu
- İzmir-Çeşme Otoyolu
- Niğde-Mersin-Adana Otoyolu
- Adana-Gaziantep Otoyolu
- Gaziantep-Şanlıurfa Otoyol
KGM verilerine göre 2024 yılında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün yıllık net kârı yaklaşık 112 milyon dolar olarak kaydedildi.
Bahsi geçen yedi otoyolun yıllık net kârı ise 488 milyon dolara yakın.
Yavuzyılmaz bu özelleştirmeyle birlikte KGM bünyesindeki binlerce işçi ve memurun zorunlu olarak kurum dışına itileceğini savunuyor.

Kaynak, Getty Images
Köprü ücretleri artar mı?
Yavuzyılmaz özelleştirmenin faturasının halka kesilme ihtimalinin olduğunu, köprülerdeki araç geçiş ücretlerine zam yapılması gerekeceğini belirtiyor.
Kamu tarafından işletilen iki köprünün güncel araç geçiş ücreti 59 TL.
Özel sektör tarafından işletilen İstanbul'un üçüncü köprüsü Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün araç geçiş ücreti ise 95 TL.
Toker de yıllardır çalışan otoyol ve köprülerin Hazine'ye önemli bir gelir sağladığını, ancak şirketlerin kâr gütme amaçları dikkate alındığında olası bir devirde zam yapılması ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyor.
Ancak Toker'e göre özelleştirme ile ilgili dikkat edilmesi gereken bir başka nokta, imtiyaz devri halinde uluslararası tahkim ihtimali.
Sözleşme mimarisinin taraflar masaya oturduğunda belirleneceğini, nasıl bir sözleşme olacağının şimdiden bilinmeyeceğinin altını çizen Toker, hukuki tartışmaların gözardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.
X paylaşımının sonu
1999 yılında Anayasa'da yapılan değişiklik ile kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde "tahkim" yoluna gidildi.
Bir başka deyişle bir anlaşmazlık halinde Türk mahkemelerine değil uluslararası hakem heyetlerinin devreye girmesi kabul edilmiş oldu.
Toker, oluşabilecek bir anlaşmazlığın ICSID gibi tahkim merkezlerine gitmesinin kamu yararı açısından bir sorun olabileceği görüşünde.
Ne olmuştu?
İstanbul'daki köprüler ve bazı otoyolların özelleştirilmesi özellikle 2000'lerin başından itibaren yoğun tartışmalara konu oldu.
2012 yılında köprülerin ve iki bin kilometrelik otoyolun özelleştirilmesi için ihale açıldı.
2013 yılında en yüksek teklif yaklaşık 5,7 milyar dolar oldu.
Dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ihalenin rekabetçi olduğunu ve 5,7 milyar dolarlık teklifin varlık değerini yansıttığını belirtmişti.
Ancak o dönem başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın 7 milyar doların altındaki bir satışın "vatana ihanet" olacağını söylemesi üzerine süreç durdu.











