NATO'nun dev silahlanma hamlesi ne içeriyor?

Kaynak, Getty Images
- Yazan, Güven Özalp
- Bildirdiği yer, Brüksel
- Okuma süresi: 5 dk
Savunma planlarını 2023'te belirgin şekilde yenileyen NATO, bu planların uygulanmasını sağlamak için gerekli unsurların elde edilmesi konusunda anlaştı. Brüksel'de yapılan NATO Savunma Bakanları Toplantısı'nda alınan kararlar, İttifak'ın devasa bir silahlanma sürecine gireceği anlamına geliyor.
NATO, Rusya kaynaklı tehdidin yüksek seviyede olması nedeniyle caydırıcılığını artırma ve savunma kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor, ancak hangi alımları yapacağı gizli nitelikte.
Bununla birlikte mevcut kaynaklara yüzde 30'luk bir ekleme yapılmasının gündemde olduğu belirtiliyor.
Bazı kaynaklara göre alınan kararlar NATO'nun Soğuk Savaş'tan bu yana en önemli silahlanma adımı niteliğinde.
Üye ülkeler tarafından yapılacak askeri alımlar geniş yelpazeye yayılacak.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"İddialı yeni kabiliyet hedefleri üzerinde anlaştık ve bu çok önemli. Bu hedefler müttefiklerin önümüzdeki yıllarda hangi kabiliyetlere yatırım yapmaları gerektiğini tam olarak tanımlıyor:
"Hava savunması, savaş uçakları, tanklar, insansız hava araçları, personel, lojistik ve çok daha fazlası. Tüm bunlar caydırıcılığımızı ve savunmamızı güçlü ve bir milyar insanımızı güvende tutmak için gerekli."
Bu süreçte hava savunma sistemleri ve uzun menzilli silah sistemlerinin öncelikli alımlar arasında yer alması bekleniyor.
Üç plana dayalı süreç
Alımlar, olası bir Rus saldırısına nasıl, nerede ve hangi unsurlarla karşı konulacağının detaylandırıldığı bölgesel planlar temelinde yapılacak.
NATO'nun 2023'te belirlediği üç bölgesel güvenlik planı var.
Bunlardan ilki ABD'nin Norfolk kentindeki NATO Müşterek Kuvvet Komutanlığının öncülüğünde Atlantik ve Avrupa'nın kuzeyini kapsıyor.
İkinci planda Hollanda'da Brunsum'daki NATO üssünün sorumluluğundaki Baltıklar'dan Alp Dağları'na kadar uzanan Orta Avrupa bölgesi yer alıyor.
Üçüncüsü ise İtalya'nın Napoli kentindeki NATO üssünün sorumluluğundaki Akdeniz'den Karadeniz'e kadar olan bölgeyi içeriyor.
NATO, planlar dahilinde yüksek hazırlık seviyesindeki yaklaşık 300 bin askerin en fazla 30 gün içinde çatışma bölgesine intikal etmesini amaçlıyor.
Belirlenen yetenek artırma hedeflerine mümkün olan en kısa zamanda ulaşılması öncelik.
Bununla birlikte süreç her ülke için aynı olmayacak.

Kaynak, Getty Images
NATO için zorlu sınama
Yeni hedefler, mevcut hedeflere ulaşılmakta bile zorluk çekildiği dikkate alındığında, NATO açısından zorlu bir sınama olarak görülüyor.
NATO, üzerinde anlaşılan alım hedefleri konusunda gizlilik nedeniyle detaya girmese de bazı bakanların yaptıkları açıklamalar atılacak adımların boyutunu gözler önüne seren bir içeriğe sahip.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, İttifak'ın yeni hedeflerine ulaşabilmek için ülkesinin mevcut unsurlara ek olarak 60 bin kadar ek aktif askere ihtiyaç duyacağını söyledi.
Hollanda Savunma Bakanı Ruben Brekelmans, ülkesinin orta vadede savunmaya en az %3,5 harcama yapması gerektiğini hesapladıklarını, bunun da Hollanda için mevcut bütçeye 16 ila 19 milyar Euro ek bir kaynak anlamına geldiğini söyledi.
Rutte'den uzlaşı önerisi
Savunma planlarının hayata geçirilebilmesi için NATO ülkelerinin ihtiyaçlarını belirlemesi İttifak açısından önemli bir adımdı.
Bu aşamadan sonra ise bunların karşılanması için gerekli mali kaynağa odaklanılacak.
Bu bağlamda üye ülkelerin savunmaya ciddi pay ayırması gerekecek.
ABD, şu an üye ülkelerin gayrisafi yurt içi hasılalarının %2'si olarak belirlenmiş olan savunma harcamaları hedefinin %5'e yükseltilmesini istiyor.
Aradan geçen 14 yıla rağmen %2 hedefi, NATO'nun 32 üyesinden 24'ü tarafından tutturulmuş durumda.
Bazı zorlukları dikkate alan Rutte, bir uzlaşı önerisinde bulundu.
Buna göre üye ülkeler ekipman alımı gibi doğrudan savunma harcamalarını %3,5 seviyesine yükseltecek, altyapı gibi genel savunma harcamaları için ise %1,5 seviyesi benimsenecek.
Öneri konusunda henüz konsensüs yok.

Kaynak, Getty Images
Takvim netleşti mi?
Rutte tarafından önerilen oranlara kısa vadede ulaşılması çoğu ülke açısından ciddi sorun yaratma potansiyeli taşıyor.
Bu nedenle, Rutte'nin önerisi üzerinde uzlaşı sağlanması halinde kademeli bir yaklaşım sergilenecek.
Üye ülkeler bir savunma yatırım planı çerçevesinde hareket edecek ve yıllık ilerleme bazında değerlendirme yapılacak.
Böylelikle yıllarca savunma alanına gerekli yatırım yapmayıp son anda sürece yüklenilmesinin önüne geçilmek isteniyor.
Yüzde 5 hedefine ulaşılması için net bir takvim henüz belirlenmedi.
NATO kulislerinde sıklıkla duyulan son tarih 2032.
Ancak bu da üye ülkeler arasında tartışmaya neden oluyor.
Özellikle Rusya'yla coğrafi yakınlığı bulunan ülkeler bu tarihin öne çekilmesinden yana.
Baltık ülkeleri, İsveç ve Danimarka belirlenecek oranın en kısa zamanda yakalanması gerektiğini düşünenlerden.
Mali yükü ön plana çıkaranlar son tarihin 2035 olması gerektiği tezini işliyorlar.
İtalya, İspanya, Lüksemburg bu tarihe daha sıcak bakanlar arasında.
Spesifik takvime odaklanılmasından çok hoşnut olmayan ülkelere de rastlamak mümkün
ABD'nin NATO Büyükelçisi Matthew Whitaker, kulislerde dolaşan 2032 tarihine ilişkin olarak, "Tüm müttefiklerimizden bütçelerini mümkün olan en kısa sürede mümkün olduğunca artırmalarını istiyoruz. Ancak şunu da unutmamalıyız ki bu zaman çizelgesini ABD değil düşmanlarımız belirliyor" dedi.
Savunma harcamalarına ilişkin oran ve takvim konusundaki uzlaşmanın 24-25 Haziran'da Lahey'de yapılacak NATO Zirvesi'ne kadar sağlanması hedefleniyor.
Türkiye'nin tavrı ne?
Türkiye, mevcut güvenlik ortamında yüzde 2 oranının artırılması yaklaşımına tam olarak katılıyor.
Türk yetkililer, belirlenen kabiliyet hedeflerine ulaşılabilmesi için zaten %2'nin olabildiğince üzerine çıkılması gerektiğinin altını çiziyor.
Aynı yetkililer, gerek F-16 modernizasyonu gerekse Eurofighter alımı gibi adımlarla Türkiye'nin yüzde 2'nin üstündeki konumunu önümüzdeki yıllarda da pekiştirerek sürdüreceği görüşündeler.
Türk yetkililere göre savunma harcaması kadar yetenek geliştirmek, üretim yapabilmek ve kuvvet yapısına katkıda bulunabilmek de önemli.
Türkiye, kolektif yükün kendisine düşen kısmını en iyi şekilde yerine getirmeyi sürdüreceği mesajını veriyor.












