Alaska'daki dev megatsunami bize ne anlatıyor?

Dağlar arasındaki dar bir geçitten buzlu bir deniz uzanıyor. Dağların dik yamaçlarının büyük bölümü yeşil bitki örtüsünden arınmış; bunun yerine gri, parçalanmış kayalıklar ortaya çıkmış durumda. Dağların zirveleri karla kaplı ve aşağıdaki fiyortta buzlar parıldıyor.

Kaynak, Cyrus Read/ ABD Jeolojik Araştırma Merkezi

Fotoğraf altı yazısı, Alaska'daki Güney Sawyer Buzulu yakınlarında Ağustos 2025'te meydana gelen heyelan ve tsunaminin havadan görünümü
    • Yazan, Kate Stephens, Helen Briggs ve Kevin Church
    • Unvan, BBC İklim ve Bilim Ekibi
  • Okuma süresi 4 dk

Bilim insanları, Alaska'daki bir dağın bir bölümünün denize çökmesiyle oluşan dev bir "megatsunami" dalgasının şimdiye kadar kaydedilen en yüksek ikinci dalga olduğunu ve eriyen buzulların oluşturduğu risklere dikkat çektiğini söylüyor.

Geçen yaz, Alaska'nın güneydoğusundaki uzak bir fiyortta dev bir dalga ilerleyerek ardında büyük bir tahribat bıraktı.

Olay o sırada büyük ölçüde haberleştirilmedi, ancak yeni bir bilimsel analiz, küçük depremlerin devasa bir heyelanı tetiklediğini ortaya koyuyor.

Heyelan nedeniyle 24 Büyük Piramit'e eşdeğer 64 milyon metreküp kaya, fiyorta döküldü.

Bir dakikadan daha kısa bir sürede bu kadar büyük miktarda kayanın fiyorta düşmesinin yarattığı muazzam güç, neredeyse 500 metre yüksekliğinde devasa bir dalga oluşturdu.

Araştırmacılara göre, olayın sabahın erken saatlerinde meydana gelmiş olması, turist gemilerinin felakete uğramasını engelledi.

Tracy Arm Fiyortu'ndaki hasarı bizzat gören Alaskalı jeolog Dr. Bretwood Higman, olayın "ucuz atlatıldığını" söyledi.

"Orada insanlar olabilirdi. Gelecekte bu kadar şanslı olmama ihtimalimiz beni oldukça korkutuyor."

Kanada ve ABD'nin haritası. Güneydoğu Alaska’daki Tracy Arm'ı gösteriyor.
Fotoğraf altı yazısı, Güneydoğu Alaska'daki Tracy Arm, dik uçurumları ve buzlu arazisiyle tanınıyor

Heyelanların, depremlerin ya da gevşek kayaların aşağıdaki suya düşmesiyle oluşan bu dev dalgalara megatsunami adı veriliyor. Bunlar genellikle sadece bulundukları yeri etkiliyor ve kısa sürede etkilerini yitiriyor.

Diğer tsunamiler ise açık okyanusta oluşuyor ve doğrudan depremler ya da bazen su altı volkanları gibi diğer güçlü olaylarla tetikleniyor.

Japonya'da 2011'deki tsunamide olduğu gibi bu dalgalar, binlerce kilometre yol alabilir; yerleşim alanlarını vurabilir ve geniş çapta yıkım ve can kaybına yol açabilir.

En büyük megatsunami 1950'lerde meydana geldi ve 500 metrenin üzerinde bir dalgaya yol açtı. 2025 yazında yaşanan ise ikinci en büyük megatsunami oldu.

'Şimdiye kadar kaydedilen en yüksek tsunamiler' başlıklı resimli infografik, yüksekliği simge yapılarla karşılaştırılan dev bir mavi dalgayı gösteriyor: The Shard (310 m), Eiffel Kulesi (330 m) ve Dünya Ticaret Merkezi (541 m). Sıralı bir liste, en yüksek tsunamileri şöyle gösteriyor: Lituya Körfezi, Alaska (1958) 524 m; Tracy Arm, Alaska (2025) 482 m; Dickson Fiyordu, Grönland (2024) 200 m; Hunga Tonga yanardağ patlaması (2022) 90 m; ve Tohoku, Japonya depremi (2011) 40,5 m.
Fotoğraf altı yazısı, Tracy Arm'daki tsunami, yine Alaska'da 1958'de meydana gelen Lituya Körfezi'ndekinin ardından ikinci en büyük megatsunami oldu.

Dr Higman, tsunaminin Tracy Arm Fiyordu'nu vurmasından birkaç hafta sonra olay yerine ulaştı. Tracy Arm Fiyordu, Alaska'nın doğal harikalarını keşfeden büyük yolcu gemileri için popüler bir destinasyon.

Dağ yamacını kaplayan ya da suya savrulmuş ağaç parçaları ile toprağı ve bitki örtüsünü sıyırarak, geniş alanlara yayılmış parçalanmış kayalıklar buldu.

Alaska, dik dağları, dar fiyortları ve sık sık meydana gelen depremleri nedeniyle megatsunamilere karşı özellikle savunmasız.

Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma ise iklim değişikliğinin tetiklediği buzul erimesi ve donmuş toprağın çözülmesinin bu tür çökmeleri çok daha kötü hale getirdiğini ortaya koyuyor.

Yukarıdaki görüntü, bir fiyort içinde, iki dağ arasında yer alan ve yeşil bitki örtüsü ve ağaçlarla kaplı bir adayı gösteriyor. Arka planda devasa, buz mavisi bir buzul bulunuyor. Aşağıdaki görüntüde ise buzulun eridiği ve adanın, tek bir ağaç dışında bitki örtüsünden tamamen arındığı görülüyor.

Ekip, olaylar zincirini adım adım yeniden kurgulamak ve dalganın yüksekliğini belirlemek için saha çalışmasını, sismik verileri ve uydu verilerini biraraya getirdi.

University College London'dan Dr. Stephen Hicks, buzulun daha önce "bu kaya parçasını yerinde tutmaya yardımcı olduğunu", ancak buzun eriyip küçülmesiyle uçurum yüzeyinin alt kısmının açığa çıktığını ve bunun da "kaya malzemesinin aniden fiyorda çökmesine neden olduğunu" söyledi.

Hicks ve meslektaşları onlarca yıldır tsunamiler üzerine çalışıyor ve endişeliler.

"Artık daha fazla insan uzak bölgelere gidiyor; çoğu zaman bu turist gemileri bölgenin doğal güzelliğini görmek ve iklim değişikliği hakkında daha fazla şey öğrenmek için buraya geliyor, ancak buralar aynı zamanda tehlikeli yerler."

Fotoğraf, arka planda mavi gökyüzüyle kaplı sık bir ormanın önünde, geniş bir çıplak toprak, kaya ve çamur alanını; arka planda ise köklerinden sökülmüş ağaç gruplarını gösteriyor.

Kaynak, Cyrus Read/ ABD Jeolojik Araştırma Merkezi

Fotoğraf altı yazısı, Fiyordun ağzına yakın bölgede tsunami hasarını gösteren, köklerinden sökülmüş ağaçlar ve kıyı şeridinden sıyrılmış bitki örtüsünün görüldüğü yerden çekilmiş bir fotoğraf.

Dr Higman, megatsunami risklerinin arttığını söylüyor.

"Bu noktada, bu risklerin az değil, büyük ölçüde arttığından oldukça eminim. Sadece birkaç on yıl öncesine kıyasla yaklaşık 10 kat daha sık meydana gelmeleri çok olası."

Bilim insanları, Alaska'nın megatsunamilere karşı savunmasız olabilecek bölgelerinde tehlikelerin daha geniş izlenmesi çağrısında bulunuyor.

Bazı yolcu gemisi şirketleri, güvenlik endişeleri nedeniyle Tracy Arm'a gemi göndermeyi durduracaklarını açıkladı.