Merkez Bankası'nın faiz kararı günlük yaşamı nasıl etkiliyor?

    • Yazan, Merve Kara-Kaşka
    • Unvan, BBC News Türkçe
  • Okuma süresi: 4 dk

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) belirli aralıklarla faiz kararını açıklayarak, enflasyon hedefini gerçekleştirmeye çalışıyor.

Bu karar ekonomide üreticilerden tüketicilere tüm aktörleri etkiliyor.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Profesörü Ceyhun Elgin, merkez bankasını, "bir ülkenin para politikasından sorumlu temel finansal kurumu" olarak tanımlıyor.

Uzmanlara göre para politikası, bir merkez bankasının ya da hükümetin, ekonomideki para miktarını ve borçlanmanın maliyetini etkilemeye yönelik olarak alınan kararlar anlamına geliyor.

Türkiye'de bu kararları Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) alıyor.

Bankanın kökenleri 19'uncu yüzyıl Osmanlı dönemi kadar gitse de, TCMB adıyla bir merkez bankası 1930 ortalarında kuruldu.

Politika faizi nedir, günlük yaşamı nasıl etkiler?

1970 yılında yürürlüğe giren TCMB Kanunu'na göre bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak.

Prof. Dr. Elgin'e göre bunun anlamı düşük enflasyonu sağlamak.

"Bu hedefe ulaşmak için elindeki başlıca araç olan politika faiz oranını kullanarak piyasadaki kredi maliyetlerini ve para arzını kontrol ediyor" diyor.

Mevcut enflasyon bankanın hedef oranının üzerindeyse politika faizini yükseltmesi bekleniyor.

Bu da ekonominin genelinde borçlanmayı zorlaştırıyor.

BBC Türkçe'ye konuşan Koç Üniversitesi Ekonomi bölümünde Doç. Dr. Cem Çakmaklı, politika faizinin "en kısa vadeli faizden en uzun vadeli faizlere etkileşim içinde" olmasını şöyle açıklıyor:

"Politika faizi, TCMB'nin diğer bankalara fon sağladığı bir haftalık repo ihalesini etkiliyor. Yani bankalar Merkez Bankasından borçlanır ya da ona borç verirken politika faizini kullanıyor. O faiz mevduat faizlerine yansıyor ve ardından kredi faizleri oluşuyor."

Ekonominin genelinde oluşan bu etkiye "parasal aktarım mekanizması" adı veriliyor.

Prof. Dr. Elgin, faiz kararlarının yılda belirli sayıda toplantı yapan Para Politikası Kurulu (PPK) tarafından çoğunluk oyuyla alındığını hatırlatıyor.

Enflasyon hedefine ulaşıldığında veya hedefe yaklaşıldığında, merkez bankası faiz oranlarını sabit tutabiliyor veya düşürebiliyor. Bunun amacı harcamaları ve ekonomik büyümeyi teşvik etmek.

Para basma yetkisini ne için kullanıyor?

Prof. Dr. Elgin, TCMB'yi "ülkede para arzını ve kur politikasını yöneten, gerektiğinde para basma yetkisini kullanan kurum" olarak tanımlıyor.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Cambridge Üniversitesi Ekonomi bölümünden Doç. Dr. Özge Öner, Merkez Bankası'nın kur politikasını yönetirken başvurduğu temel araçlar arasında faiz oranları, açık piyasa işlemleri ve döviz rezervlerinin yer aldığını söylüyor:

"Dalgalı kur rejimlerinde, Merkez Bankası kural olarak belirli bir kur düzeyini hedeflemez; ancak aşırı oynaklık ve spekülatif hareketlilik durumlarında, rezerv satarak ya da likidite düzenlemeleriyle piyasaya yön verici müdahalelerde bulunabilir."

Dr. Öner, bu müdahalelerin "kur istikrarını değilse bile kur oynaklığını sınırlamayı amaçladığını" söylüyor.

Merkez Bankası piyasadaki para arzına müdahale ederek doğrudan paranın değerini etkiliyor.

Doç. Dr. Cem Çakmaklı, faiz ve para arzı kararlarının birbirinden bağımsız olmadığını şöyle anlatıyor:

"Para bir meta ve o metanın miktarı ve fiyatı var. Her malda olduğu gibi çok üretirseniz fiyatı düşer; az üretirseniz fiyatı yükselir. Merkez Bankası para arzını gerçekleştiren kurum. Faiz oranını yüzde 10 olarak belirlediğinde piyasaların buna uygun işleyebileceği miktarda para basması gerekiyor."

"Aksi takdirde piyasadaki diğer faizleri etkileyebilmesi zorlaşıyor. Parasal aktarım mekanizmasının çalışabilmesi için paranın miktarıyla fiyatı uyumlu olmalı" diye ekliyor.

Çakmaklı, Javier Milei, Kasım 2023'te Cumhurbaşkanı seçildiğinde enflasyon oranının yüzde 200'ün üzerinde olduğu Arjantin örneğini veriyor.

"Milei, devlet harcamalarını ve para basma faaliyetlerini dramatik şekilde yavaşlattı. Çünkü Arjantin'de devletin borçlarının çoğu Merkez Bankası tarafından finanse ediliyordu. Yani Merkez Bankası para basarak devletin borçlarını ödemeye çalışıyordu.

"Kesintiler sayesinde enflasyon çok hızı düştü ve aylık yüzde 2'lere kadar geriledi. Faizin para arzıyla uyumlu hale gelmesi için son dönemde hızlı faiz indirimleri yapıldı."

Neden döviz ve altın rezervi saklıyor?

Bu görevlerin yanında Merkez Bankası döviz ve altın rezervleriyle de sık sık gündeme geliyor.

Zira Türkiye'deki altın ve döviz rezervlerini saklamak ve yönetmekle görevli olan kurum Merkez Bankası.

Doç. Dr. Özge Öner, Merkez Bankası'nın döviz ve altın rezervi tutmasının başlıca amacının, "dışsal şoklara karşı bir güvenlik tamponu oluşturmak, kur krizlerinde piyasaya likidite sağlamak ve özellikle uluslararası yatırımcılara karşı güven tesis etmek" olduğunu söylüyor.

"Altın rezervleri ise, jeopolitik risklerin yüksek olduğu ülkelerde yalnızca finansal değil, aynı zamanda siyasal güvenlik aracı olarak da işlev görür" diye ekliyor.

Öner'e göre, bu rezervler Merkez Bankası'nın "kriz anlarındaki manevra kapasitesini artıran stratejik kaynaklar" olarak düşünülebilir.

Prof. Dr. Ceyhun Elgin, Merkez Bankası'nın bu görevlerine ek olarak "bankacılık sisteminin son kredi mercii olarak finansal istikrarı gözettiğini" belirtiyor.

Diğer yandan Türkiye'de ödeme kuruluşları ile elektronik para kuruluşlarının TCMB'den faaliyet izni almaları gerekiyor.

Merkez Bankası'nın hissedarları kimler?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bir anonim şirket statüsünde.

Sermayesi 25 bin lira ve bu, 250 bin adet hisseye ayrılmış durumda. Yani bugün itibarıyla Merkez Bankasının bir hissesinin nominal değeri 10 kuruş.

2024 yıl sonu itibarıyla, bankanın hisselerinin yüzde 55'inden fazlası Hazine'ye ait. Yüzde 23'ünden fazlası da Türkiye'de faaliyette bulunan milli bankaların.

Banka bir anonim şirket olarak kurulsa da kâr etmek gibi bir amacı olmadığını söylüyor.

Merkez Bankası, sermaye büyüklüğü, hisse miktarları ve kâr payı ödemelerinin sadece simgesel değerlerle sınırlı kaldığını belirtiyor.

Merkez bankası başkan (Guvernör) tarafından yönetiliyor.

Bu kişi, Cumhurbaşkanı kararıyla dört yıllık bir dönem için atanıyor. Bu sürenin sonunda yeniden atanabilir.

Başkanın yüksek öğrenim görmüş, maliye, iktisat ve bankacılık alanlarında bilgi ve tecrübe sahibi olması şartı aranıyor.