Ferdinand Macellan: Kahraman mı, acımasız bir zalim mi?

Macellan'ı tasvir eden bir çizim. Üzerinde tönem kıyafeti, kafasında siyah bir şapka ve boynunda haç motifli kolye var.

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Portekizli Ferdinand Macellan'ın 15. yüzyılın sonunda dünyaya geldiği düşünülüyor.
    • Yazan, Miriam Balanescu
    • Unvan, BBC Future
  • Okuma süresi 7 dk

İspanya'dan yola çıkıp Güney Amerika'dan geçerek Asya'ya kadar ulaşan dünyaca ünlü Portekizli kaşif Ferdinand Macellan'ın seyahatleri geçtiğimiz aylarda beyaz perdeye taşındı.

Bazıları tarafından "kontrolsüz kan dökme arzusuna" sahip olmakla suçlanan ve 16. yüzyıla damgasını vuran denizcinin hikayesinin anlatıldığı "Macellan" adlı filmin yönetmen koltuğunda Filipinli yönetmen Lav Diaz oturuyor.

Film, Meksikalı yıldız Gael García Bernal'ın canlandırdığı Macellan'ın o dönem "baharat adaları" olarak adlandırılan Endonezya'ya ulaşan yeni bir deniz yolu keşfetme hırslarıyla başlıyor.

Memleketi Portekiz'den İspanya'ya kaçan Macellan, İspanya kralı Birinci Carlos'un desteğiyle son derece zorlu bir yolculuğa çıkıyor.

Bu yolculukta mürettebatının çoğu salgın hastalıktan ölüyor ya da isyan ettikleri için idam ediliyor.

Ünlü kaşif de günümüzde Güneydoğu Asya'da bulunan Filipinler'e ulaştıktan sonra yerli halkla girdiği bir çatışmada öldürülüyor.

Macellan'ın 1519'da başladığı seyahat bugün adeta bir efsane olarak anlatılıyor.

Birçok tarihçi Macellan'ın başlattığı ancak bizzat bitiremediği seferi dünyanın ilk devriâlemi kabul ediyor.

Ünlü denizci 1521'de Filipinler'de öldükten sonra filosu, rotanın kalanını kaptan arkadaşı Juan Sebastián Elcano liderliğinde tamamladı.

Biyografi yazarı Laurence Bergreen, Macellan'ın başarılarının Kristof Kolomb'unkinden daha "önemli" olduğunu savunuyor.

Öyle ki ABD Havacılık ve Uzay İdaresi (NASA) de uzay araçlarının birine onun adını verdi.

Ancak bazıları özellikle İspanya'ya dönüp seyahatini tamamlayamadığı için Macellan'ın tarihi önemini tartışıyor.

Macellan'ın gemiden denize baktığı bir sahnenin fotoğrafı.

Kaynak, Janus Films

Fotoğraf altı yazısı, Macellan hakkında çekilen filmde Gael García Bernal başrolü oynuyor.

Macellan hakkındaki tartışmalar kaşiflik vasıfları ile sınırlı değil.

Bunun yanı sıra yasadışı ticaret suçlamalarının ardından kendi ülkesini terk etmesi, filosunda zulüm yaptığı iddiaları ve Filipinler'deki Maktan Adası sakinlerini Hıristiyan olmaya zorlaması gibi iddialar da var.

2022'de tarihçi Felipe Fernández-Armesto, "Straits: Beyond the Myth of Magellan" (Boğazlar: Macellan Efsanesinin Ötesinde) adlı kitabında ünlü kaşifin kahraman olduğu anlatısını çürütmeye çalışıyor ve onu pervasız bir fanatik olarak nitelendiriyor.

Ayrıca çok sayıda ölüm (yaklaşık 270 denizciden sadece 18'inin İspanya'ya döndüğü tahmin ediliyor) ve kâr elde edememesi nedeniyle Macellan'ın seferini "tam bir başarısızlık" olarak nitelendiriyor.

Fernández-Armesto ayrıca Macellan'ın yerli halklara karşı "emperyalizm, kölelik, kontrolsüz kan dökme ve haksız ayrımcılık" suçları işlediğini söylüyor.

Macellan'ın mirasını sorgulatan başka bir durum ise devriâlem yaptığı seferi ile ilgili kayıtların çok az olması.

Portekizli kaşif hakkında bildiklerimizin çoğu gemide yardımcısı olarak görev yapan Antonio Pigafetta'dan geliyor. Fernández-Armesto ise bu kişiyi Magellan'ın "halkla ilişkiler ajanı" olarak tarif ediyor.

Macellan anlatısının değişimi

Yönetmen Lav Diaz, Macellan'ın seferi hakkında kendi yarı kurgusal anlatısını oluşturmak için yedi yıl araştırma yaptı ve Lizbon'daki arşivleri ziyaret etti.

İlk başta dikkatini çeken şey Macellan'ın çoğunlukla göz ardı edilen eşi Beatriz Barbosa oldu.

Diaz, BBC'ye şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ancak araştırmamın ilerleyen aşamalarında onun daha ilginç olduğunu düşündüm. Özellikle de anlatıyı dengelemek ve Malayların bakış açısını da dahil etmek için bir fırsat gördüm."

Diaz hikayeyi elden geçirirken 10 yıl Macellan'ın kölesi olan ve filmde Amado Arjay Babon tarafından canlandırılan Malakka'lı Enrique'nin önemini de vurguladı.

Macellan Filipinler'e yola koyulmadan önce Malezya'nın Malakka kentinde eski bir Müslüman olan Enrique'yi satın aldı ve onu İspanya'ya götürdü.

Maktan'a vardıklarında Enrique'nin yerli dili konuştuğunu fark edince şaşırdı. Bu, kölenin ada yakınlarında büyüdüğünü gösteriyordu.

Enrique'nin daha sonra bölgeye geri dönerek Macellan'ın mürettebatından önce dünyayı dolaşmış olabileceğini öne süren tarihçiler var.

Diaz'ın filmi o dönemin köle ticaretine karşı olan duyguları da ortaya koyuyor.

Macellan İspanyol sarayından bir arkadaşı tarafından bu konuda uyarılıyor.

İspanyol kraliyet konseyinin bir üyesi olan Fray Bartolome de las Casas o dönem köleliğe karşı vaazlar verirken 1570'te Portekiz'de çıkan yeni yasalar ile köle ticareti kısıtlanmıştı.

Yerli halkın zırhlı bir adama saldırdığını gösteren bir çizim

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Macellan'ın ölümünü tasvir eden bir çizim.

Macellan'ın hayatı hakkında kesin bilgiler sınırlı olsa da ünlü kâşif genellikle bir kahraman olarak tasvir ediliyor.

Diaz'ın Macellan'ı ise Armada de Maluco gemisindeki mürettebatına nasıl zulüm ettiğine dair bilinenleri cesurca işliyor.

Macellan'ın mürettebatından birini eşcinsellik suçlamasıyla infaz ettidiği ve paranoyaya kapılmasının ardından rahip Pedro Sanchez de Reina'yı adaya terk ettiği biliniyor.

Filoda sürekli isyan çıkıyordu ve Kasım 1520'de filonun beş gemisinden biri olan San Antonio ve tüm mürettebatı seferi terk etti.

Macellan, kendi ülkesinden kaçarak hem Portekiz'de hem de İspanya'da toplumdan dışlandığı için kendisine güven duyulmamasından dolayı bu kadar ağır cezalara başvurma kararı almış olabilir.

Lizbon Üniversitesi tarih profesörü João Paulo Oliveira e Costa, BBC'ye yaptığı değerlendirmede "Macellan, Kastilyalı olmaması nedeniyle bir dezavantaja sahipti ve bu da Kastilyalı soylular üzerindeki otoritesini azaltıyordu" diyor.

Tarihçi sözlerini şöyle sürdürüyor:

"[Macellan'ın] Kastilyalı kaptanları seferin kontrolünü ele geçirmeyi amaçlıyordu. Yeni isyanları önlemek için cezalar acımasız olmalıydı. Macellan onları öldürmeseydi onlar Macellan'ı öldürürdü."

Macellan'ın filosunun İspanya'dan Güney Amerika'ya, oradan Filipinler'e ve daha sonra Afrika üzerinden yeniden İspanya'ya gidişini gösteren dünya haritası.

Kaynak, Ann Ronan Pictures/Print Collector/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Paris'teki Bibliotheque Nationale'de yer alan ve Macellan'ın seferini tasvir eden bir dünya haritası. İspanya'dan Macellan'ın emrinde denize açılan beş gemiden yalnızca bir tanesi devriâlem yaparak geri dönebildi.

Lav Diaz'ın filminde Macellan ve adamlarının uyguladığı sömürgeci şiddet de ön plana çıkıyor.

Guam Adası'nda karaya çıktıklarında küçük bir teknenin çalınmasının ardından İspanyol denizciler yerli halktan kanlı bir intikam alıyor ve evlerini ateşe veriyor.

Malakka ve Filipinler'deki topluluklar da benzer bir vahşete maruz kalıyor.

Ancak Bülbül (2018) veya Mavi Askerler (1970) gibi sömürge şiddetini konu alan diğer sinema filmlerinden farklı olarak Diaz'ın anlatımı ekranda hiddetli ve potansiyel olarak sömürgecilik içerebilecek eylemlerden uzak duruyor.

Yönetmen bu yaklaşımını şöyle açıklıyor:

"Macellan'ın hikayesi efsanevi bir olay ama ben bunu geleneksel ve gösterişli bir tavırla ele almak istemedim.

"Gençken polis muhabirliği yapıyordum. Orada şunu fark ettim. Olayların sonuçlarını görürsünüz, eylemleri görmezsiniz."

Diaz, Macellan'ın kusurlarına rağmen onu şeytanlaştırmakla ilgilenmediğini söylüyor ve "gerçek bir karakter görmek istedim" diyor:

"Gerçek bir insan hırslıdır ve bunu sadece kendisi veya ailesi için yapmaz. Hayalleri vardır. O, Hıristiyan inancına gerçekten inanıyordu."

Macellan, Filipinler'deki yerli hakla ilk temasa geçen Avrupalı olarak kabul edilmesinin yanı sıra aynı zamanda bölgeye Katoliklik inancını da ilk getiren kişi olarak biliniyor.

Denizcinin yerli şef Rajah Humabon'a hediye ettiği ve o topluluktaki hasta çocukların mucizevi bir şekilde iyileşmesini sağladığı söylenen Santo Niño (Kutsal Çocuk) heykeli hâlâ ülkenin en büyük simgelerinden biri. Günümüzde Filipinler nüfusunun yüzde 93'ü Hıristiyan.

Macellan'ı kim öldürdü?

Diaz'ın ezber bozan yaklaşımı Macellan'ın Maktan Savaşı'nda ölümünün yüzyıllardır süren gizemini ele alışına da yansıyor.

Macellan'ın yardımcısı Pigafetta, günlüğünde 2.000 Malay savaşçının hayatta kalan 60 mürettebata saldırdığını, bu sırada başka bir yerli şef olan Lapulapu'nun Macellan'ı öldürdüğünü iddia ediyor.

Diaz, bu duruma pek ikna olmadığını söylüyor:

"Benim için bu bir tür çözülmemiş dava, çünkü herkes Pigafetta'nın Lapulapu'nun Macellan'ı öldürdüğü iddiasını kabul ediyor ama kimse Lapulapu'yu görmedi."

Diaz'ın versiyonunda Lapulapu aslında yerli şef Humabon'un uydurduğu kurgusal bir karakter. Humabon, Macellan ve adamlarını korkutmak için yarı doğaüstü, kan içici bir karakter yaratıyor.

Diaz, "Humabon Hıristiyan olmak istemiyordu. Sonra Macellan, Humabon'un iki gün içinde öleceğini söyledi, çünkü yeni dini kabul etmek istemeyen herkesin ölmesi gerektiğine dair bir kararname vardı" diyor.

Filmde Macellan'ı kimi öldürdüğü gösterilmiyor, bunun yerine Humabon'un adamları tarafından öldürüldüğü ima ediliyor.

Filipinler'de bir etkinlikte kalabalık Kutsal Çocuk heykelini tutuyor. Kadınların heykele hayranlıkla baktığı görülüyor.

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Manila'da Kutsal Çocuk heykelciklerini tutan insanlar. Yüzyıllar önce Macellan'ın Filipinler'e getirdiği bu heykel, ülkenin sembollerinden biri haline geldi.

Lapulapu'nun gerçek bir kişi olmadığı yönündeki bu iddia film Eylül 2025'te Filipinler'de vizyona girdiğinde ülkede tartışmalara yol açtı.

Bunun nedeni Lapulapu'nun efsanevi statüsüydü.

"Ferdinand Macellan: Armada de Maluco ve Filipinler'in Avrupalılar Tarafından Keşfi" (2016) kitabının yazarı Doktor Danilo M. Gerona'ya göre, Lapulapu uzun süre anıtlarda ve amblemlerde Filipin milliyetçiliğinin sembolüydü.

Yazar, "Onun hakkında bildiklerimizin çoğu sözlü aktarımlardan gelen uydurma, efsanevi ve halk hikayelerinden ibaret. Bu nedenle, akademisyenler arasında ona çok az ilgi gösterililiyor" diyor.

Buna karşın Lav Diaz'ın filmi, Filipinler'de çıkan The Freeman gazetesinde ismini vermek istemeyen iki tarihçi tarafından bu tarihi karakter hakkındaki yaklaşımı sebebiyle eleştirildi.

'Onun sayesinde seçkinler nihayet gezegenin büyüklüğünü idrak edebildi'

Macellan Filipinler'de de tartışmalı biçimde anılıyor.

Doktor Gerona, bir zamanlar "Katolik inancının şampiyonu" olarak tanınan kâşifin 2016-2022 arasında Devlet Başkanı Rodrigo Duterte iktidarı boyunca milliyetçiliğin yükselişiyle birlikte giderek popülerliğini yitirdiğini söylüyor.

Uzman, ülkede "Batı karşıtı" duyguların yükselişiyle birlikte "genç nesiller" tarafından Macellan'a hakaret edildiğini söylüyor.

Macellan'ın Filipinler tarihindeki rolü de oldukça tartışmalı. Tarihçi ve Filipinler Ulusal Tarih Komisyonu Eski Başkanı Ambeth Ocampo, "Macellan Filipinler tarihinin başlangıcı olarak görülmemeli. Yeni nesil için hâlâ yeniden yazılması gereken tarihin bir parçası olarak görülmeli" diyor.

Macellan gibi bir kaşifin mirasının yüzyıllar sonra karmaşık olması ve niyetinin bile şüpheyle karşılanması şaşırtıcı değil.

Tarihçi João Paulo Oliveira e Costa, Portekizli kaşifin başarıları arasında "Atlantik Okyanusu ile Pasifik Okyanusu arasındaki bağlantıyı ve Pasifik Okyanusu'nun büyüklüğünü keşfetmesi" olduğunu belirtiyor:

"Onun keşif gezisinden sonra haritacılar üç büyük okyanusu gösteren haritalar yapabildi ve seçkinler nihayet gezegenin büyüklüğünü idrak edebildi."

Filmin bitiminde hikayeyi sonlandıran Macellan veya yardımcı kaptanı Elcano'nun bakış açısı değil, Malakkalı Enrique'nin çelişkili bakış açısı oluyor.

Macellan'ın kölesi, Maktan Adası'nda mahsur kalan Portekizli ve İspanyol erkeklerin katledilmesine yardım ettiğini pişmanlıkla itiraf ederken kendisine ve diğer Malaylara uygulanan sömürgeci şiddeti de düşünüyor.

Diaz, filminin Macellan'ın yolculuğu hakkında "sadece egemen Avrupalıların bakış açısını değil daha dengeli ve daha kapsayıcı" bir diyaloğu teşvik etmesini umduğunu söylüyor.