İran'da protestolar: Tahran, ABD'nin saldırması halinde misilleme uyarısında bulundu

    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Unvan, Londra
  • Okuma süresi: 8 dk

İran'daki protestocular, son üç gün içinde güvenlik güçleri tarafından yüzlerce kişinin öldürüldüğü ve yaralandığına dair haberlere rağmen cumartesi gecesi de sokaklara döküldü.

İran, ABD'nin saldırması halinde misilleme yapacağı uyarısında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın "insanları öldürmeye başlaması" halinde "çok sert" bir şekilde karşılık vereceğini söylemişti.

Trump ayrıca İran'daki protestoculara yönelik baskının devam etmesi halinde yardım etmeye hazır olduğunu kaydetti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'nin saldırması halinde İsrail ve bölgedeki tüm ABD askeri ve deniz üslerinin meşru hedefler haline geleceğini söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, gençlere protesto hareketine katılmamaları çağrısında bulundu. Pezeşkiyan, yetkililerin samimi protestocularla görüşmeye hazır olduğunu ancak ayaklanmanın ülkenin düşmanları tarafından manipüle edildiğini söyledi.

İran emniyet yetkilisi, protestocularla "çatışma düzeyinin yükseldiğini" ve "önemli tutuklamalar" yapıldığını belirtti.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü 11 Ocak Pazar günü yaptığı açıklamada, protestoların iki haftasında en az 192 kişinin öldüğünü belirtti.

Bu sayıyı teyit ettiğini ifade eden örgüt, internet kesintileri nedeniyle rakamların doğrulanmasının mümkün olmadığını söyledi ve gerçek sayının çok daha yüksek olabileceği uyarısında bulundu.

İki hastanenin sağlık görevlileri BBC'ye iki gün içinde 100'den fazla cesedin getirildiğini bildirdi.

BBC Farsça Servisi, Cuma gecesi Raşt şehrindeki bir hastaneye 70 cesedin getirildiğini doğruladı ve bir sağlık çalışanı, Tahran'daki bir hastanede yaklaşık 38 kişinin öldüğünü bildirdi.

Birkaç hastanenin personeli BBC'ye, yaralı ve ölülerle başa çıkamayacak durumda olduklarını söyledi.

İran Emniyet Müdürü Ahmed Rıza Radan devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, protestocularla çatışmanın şiddetinin arttığını ve cumartesi gecesi "önemli şahsiyetler" olarak nitelendirdiği kişilerin tutuklandığını söyledi.

"Ölümlerin önemli bir kısmının" güvenlik güçlerinden değil, "eğitimli ve yönlendirilmiş kişilerden" kaynaklandığını iddia etti, ancak ayrıntılı bilgi vermedi.

Bir insan hakları grubuna göre, 28 Aralık'ta protestoların başlamasından bu yana 2 bin 500'den fazla kişi gözaltına alındı.

Başkent Tahran'da 28 Aralık'ta ekonomik nedenlerle başlayan gösteriler, iktidara karşı siyasi taleplerle tüm ülkede yayıldı.

Artan enflasyona karşı sokağa çıkan protestocular şimdi İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in iktidarının sona ermesini istiyor.

İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, göstericileri ABD Başkanı Donald Trump'ı "memnun etmek" isteyen "bir grup vandal" olarak nitelendirdi.

BBC'nin gördüğü doğrulanmış videolar ve görgü tanıklarının ifadeleri, hükümetin genel internet kesintisini sürdürürken tepkisini artırdığını gösteriyor.

Ülkenin başsavcısı Mohammad Movahedi Azad cumartesi günü yaptığı açıklamada, protesto eden herkesin "Allah'ın düşmanı" kabul edileceğini ve bu suçun idam cezası gerektirdiğini söyledi.

Son birkaç yıldır hükümet, küresel internete erişimi giderek kısıtladı. Mevcut protesto dalgası sırasında yetkililer ilk kez sadece küresel internete erişimi kapatmakla kalmadı, aynı zamanda yurt içi interneti de ciddi şekilde kısıtladı.

BBC ve diğer uluslararası haber kuruluşlarının çoğu da İran içinden haber yapamıyor, bu da bilgi edinmeyi ve doğrulamayı zorlaştırıyor.

Dini lider Hamaney, Cuma günü televizyonda yayınlanan konuşmasında, "İslam Cumhuriyeti, yüz binlerce şerefli insanın kanıyla iktidara geldi ve bunu inkar edenlerin karşısında geri adım atmayacak" ifadelerini kullandı.

Daha sonra yaptığı bir başka konuşmada ise Hamaney, İran'ın "yıkıcı unsurlarla mücadele etmekten kaçınmayacağını" söyleyerek mesajını yineledi.

Trump: 'ABD yardım etmeye hazır'

Cumartesi günü Trump, sosyal medyada "İran, belki de daha önce hiç olmadığı kadar ÖZGÜRLÜĞÜ arıyor. ABD yardım etmeye hazır!" diye yazdı.

Amerikan basını, ABD Başkanı Donald Trump'ın protestocuların öldürülmesine yanıt olarak İran'a karşı "yeni askeri saldırı seçenekleri" hakkında bilgilendirildiğini bildirdi.

Yetkililer New York Times'a, Trump'ın bu hamleyi ciddi olarak değerlendirdiğini, ancak henüz nihai bir karar vermediğini söyledi.

Wall Street Journal (WSJ) bu konuda yapılan brifingleri "ön görüşmeler" olarak nitelendirdi. Gazete, ismi açıklanmayan bir yetkilinin İran'a yönelik "acil bir tehdit" olmadığını söylediğini yazdı.

Geçen yıl ABD, İran'ın nükleer tesislerine hava saldırıları düzenlemişti.

ABD Senatörü Lindsey Graham, sosyal medyada protestoları destekleyen paylaşımlar yaptı ve "İran halkına: Uzun süren kabusunuz yakında sona erecek" diye yazdı.

Daha önceki bir paylaşımında da "Rejim liderlerine: İran'ın büyük halkına karşı gösterdiğiniz vahşet cezasız kalmayacak" demişti.

İran, BM Güvenlik Konseyi'ne yazdığı bir mektupta, ABD'yi protestoları "şiddet içeren yıkıcı eylemlere ve yaygın vandalizme" dönüştürmekle suçladı.

Pehlevi: 'Yakında yanınızda olacağım'

İran'ın son şahının ABD'de sürgünde yaşayan oğlu Rıza Pehlevi, pazar sabahı X'e bir video yayınladı ve şu mesajı paylaştı:

"Yalnız olmadığınızı bilin. Dünyanın dört bir yanındaki yurttaşlarınız gururla sesinizi duyuruyor... Özellikle, özgür dünyanın lideri olan Başkan Trump, tarif edilemez cesaretinizi dikkatle izlemiş ve size yardım etmeye hazır olduğunu açıklamıştır."

"Yakında yanınızda olacağımı biliyorum."

ABD'de yaşayan Pehlevi, halkı sokağa çıkmaya çağırıyor ve ülkeye dönmeye hazırlandığını söylüyor.

Pehlevi, İslam cumhuriyetinin "ciddi bir paralı asker sıkıntısı" yaşadığını ve "birçok silahlı ve güvenlik gücünün işyerlerini terk ettiğini veya halkı bastırma emirlerine uymadığını" iddia etti. BBC bu iddiaları doğrulayamadı.

Pazar akşamı için de protestolara devam etme çağrısı yapan Pehlevi, insanları gruplar halinde hareket etmeye ve "hayatlarını tehlikeye atmamaya" teşvik etti.

Pehlevi, Cuma günkü protestoları da "muhteşem" olarak nitelendirdi ve İranlıları hafta sonu boyunca daha hedefli protestolar düzenlemeye çağırdı.

Pehlevi, sosyal medyada yayınladığı bir video mesajında, "Amacımız artık sadece sokaklara çıkmak değil. Amacımız şehir merkezlerini ele geçirmeye ve kontrol altında tutmaya hazırlanmak" dedi.

Muhaliflerin en tanınmış isimlerinden biri olan Pehlevi, ülkeye dönmeye hazırlandığını söyledi.

İngiltere'nin eski İran Büyükelçisi Simon Gass, BBC Radio 4'ün Today programına verdiği demeçte, rejim değişikliğini tartışırken "çok aceleci davranmamak gerektiğini" söyledi.

İran'da örgütlü bir muhalefetin olmamasının, insanların mevcut rejime alternatif sunabilecek ve etrafında birleşebilecekleri bir liderin bulunmadığı anlamına geldiğini söyledi.

Ancak bu protestoların, önceki protestolardan farklı olduğunu; "ekonomideki çöküş nedeniyle geçinmenin neredeyse imkansız hale gelmesi" üzerine sıradan insanların harekete geçtiğini belirtti.

Ve bunun "geçmişte görmeye alışkın olduğumuzdan çok daha geniş bir protesto hareketini" beraberinde getirdiğini belirtti.

Uluslararası tepkiler

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri sözcüsü Stéphane Dujarric, konuyla ilgili açıklamasında can kayıplarını eleştirdi.

"Dünyanın her yerinde insanların barışçıl bir şekilde gösteri yapma hakkı ve hükümetlerin de bu hakkı koruma ve bu hakka saygı gösterilmesini sağlama sorumluluğu var" dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ortak bir açıklama yayınladı.

Açıklamada, "İran yetkililerinin kendi halkını koruma sorumluluğu var. Misilleme korkusu olmaksızın ifade özgürlüğüne ve barışçıl toplanmaya izin verilmeli" denildi.

İsrail, Avrupa Birliği'nden Devrim Muhafızları'nı "terör örgütü" listesine almasını istedi.

Başbakan Binyamin Netanyahu, İran'ın yakında "zulüm boyunduruğundan" kurtumasını umduğunu söyledi. "O gün geldiğinde, İsrail ve İran, her iki ülke için de refah ve barış dolu bir gelecek inşa etmede yeniden sadık ortaklar olacaklardır" dedi.

Dünya Katoliklerinin lideri Papa 14. Leo, Pazar günü yaptığı haftalık duasında İran'daki protestolarda ve Suriye'deki çatışmalarda hayatını kaybedenler için dua etti ve diyalog ile barış çağrısında bulundu

Trump: 'İran'ın başı belada'

ABD Başkanı Donald Trump 9 Ocak Cuma günü, İran'ın "başının belada" olduğunu söyledi ve "Ateş etmeye başlarsanız biz de ateş etmeye başlarız" uyarısında bulundu.

Beyaz Saray'da konuşan Trump, yönetiminin İran'daki durumu dikkatle izlediğini söyledi.

"Bana öyle geliyor ki, insanlar birkaç hafta öncesine kadar kimsenin mümkün olduğunu düşünmediği bazı şehirleri ele geçiriyorlar" dedi.

İran liderliğine daha önce yapılan uyarıları yineleyerek, "Onları en hassas noktalarından çok sert bir şekilde vuracağız" dedi.

Ayrıca, ABD'nin herhangi bir müdahalesinin "kara birliklerinin konuşlandırılması" anlamına gelmediğini de sözlerine ekledi.

Trump, daha önce de "insanları öldürmeye başlarlarsa" İran yönetimine "çok sert karşılık vereceğini" söyledi.

Diğer yandan uluslararası liderler barışçıl protesto hakkının korunması çağrısında bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin İsrail ve Washington'ı protestoları kışkırtmakla suçlamasının ardından, ABD Arakçi'yi "hayalperest" olarak nitelendirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Akaçi'nin açıklamalarına yanıt olarak, "Bu açıklama, İran rejiminin içeride karşı karşıya olduğu devasa zorluklardan dikkatleri dağıtmaya yönelik yanıltıcı bir girişimi yansıtıyor" dedi.

10 Ocak Cumartesi sabahı erken saatlerde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, X platformunda, "Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın cesur halkını destekliyor" mesajını paylaştı.

İran'da 14 yıl hapis yatan ve eşi Nobel Barış Ödülü sahibi Narges Mohammadi'nin Aralık ayında yeniden tutuklandığı İranlı siyasi aktivist Taghi Rahmani, BBC'ye verdiği demeçte Amerikan desteğine şüpheyle yaklaştığını söyledi.

"Yabancı müdahalenin muhalefeti bağımlı hale getireceğine inanıyoruz" dedi.

"Muhalefet bağımlı hale geldiğinde, o hükümet için ulusal çıkarlardan fedakarlık etmek zorunda kalırsınız. Bu, İran halkı için kabul edilemez olacaktır."

İran güvenlik ve yargı makamları Cuma günü protestoculara bir dizi koordineli uyarıda bulunarak söylemlerini sertleştirdi.

İran'ın en üst güvenlik organı olan Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin daha önce verdiği "müsahamaha yok" mesajını yineledi.

İran Ulusal Güvenlik Konseyi, protestoculara karşı "kararlı ve gerekli yasal işlemlerin yapılacağını" belirtti.

Protestocuları "silahlı vandallar" ve "barış ve güvenliği bozanlar" olarak nitelendirdi.

İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun (IRGC) istihbarat birimi, "terörist eylemler" olarak nitelendirdiği olaylara müsamaha göstermeyeceğini belirterek, "düşmanın planı tamamen boşa çıkana kadar" operasyonlarına devam edeceğini vurguladı.

Protestoların 14. gününde neler oldu?

İran'ın büyük bölümüne yayılan protestoların 14. gününde insan hakları grupları en az 50 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

İran hükümeti 10 Ocak'ta yaptığı açıklamada son 48 saattir ülke çapında devam eden kesintilerden sorumlu olduğunu kabul etti.

İki farklı hastanede görevli bir doktor ve bir sağlık görevlisi BBC'ye yaralıların sayısıyla baş etmekte zorlandıklarını anlattı.

Bir doktor, Tahran'daki bir göz hastanesinin kriz moduna geçtiğini söylerken, BBC başka bir hastanedeki bir sağlık görevlisinden de hasta akınıyla başa çıkacak yeterli cerrahlarının olmadığına dair bir mesaj aldı.

BBC ve diğer birçok uluslararası haber kuruluşunun İran içinde haber yapmasına izin verilmiyor.

Ülke çapında 8 Ocak Perşembe akşamından beri internet kesintisi devam ediyor, bu da bilgi edinmeyi ve doğrulamayı zorlaştırıyor.

Cuma gecesi Starlink uydu interneti aracılığıyla BBC ile iletişime geçen İranlı bir doktor, Tahran'ın ana göz hastalıkları merkezi olan Farabi Hastanesi'nin kriz moduna geçtiğini ve acil servislerin yetersiz kaldığını söyledi.

Acil olmayan yatışların ve ameliyatların askıya alındığı ve personelin acil durumlarla ilgilenmek üzere görevlendirildiği belirtildi.

BBC ayrıca Perşembe günü güneybatıdaki Şiraz şehrindeki bir hastanede görevli bir sağlık görevlisinden video ve sesli bir mesaj elde etti.

Sağlık görevlisi, çok sayıda yaralının getirildiğini ve hastanenin bu yoğunluğa yetecek kadar cerrahı olmadığını söyledi. Yaralıların çoğunun baş ve gözlerinde kurşun yaraları olduğunu iddia etti.

ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'na (HRANA) göre, 28 Aralık'ta başlayan protestolardan bu yana en az 50 protestocu ve 15 güvenlik görevlisi öldürüldü.

Aynı ajans, 2.311'den fazla kişinin de tutuklandığını bildirdi.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHRNGO), aralarında dokuz çocuğun da bulunduğu en az 51 protestocunun öldürüldüğünü bildirdi.

BBC Farsça, bu kişilerden 22'sinin aileleriyle görüştü ve kimliklerini doğruladı.

Bu haber, BBC gazetecileri tarafından hazırlandı ve kontrol edildi. Bir pilot proje kapsamında çevirisinde yapay zekadan da faydalanıldı.