You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Akbelen'de acele kamulaştırma kararı neden tartışılıyor, taraflar ne diyor?
- Yazan, Merve Kara Kaşka
- Unvan, BBC News Türkçe
- Bildirdiği yer, Londra
- Okuma süresi: 5 dk
Muğla'nın İkizköy Mahallesi'ne bağlı Akbelen mevkinde, altı mahalle için özel mülkün acele kamulaştırması kararının ardından maden çalışmalarının hızlandığı söyleniyor.
Köylüler maden çalışmalarının başlaması için evlerinin yakınlarına dinamitlerin getirildiğini savunuyor.
Can ve mal güvenliklerinin riske atıldığını söylüyor.
Yeni enerji ve madencilik yasasının geçen Temmuz'da yürürlüğe girmesinin ardından Akbelen'de zeytinliklerin sökülerek taşınması, tartışmalar eşliğinde başladı.
Kanuna muhalefet eden milletvekilleri AYM'de, köylüler ise Danıştay'da iptal davaları açtı.
Kararlar beklenirken acele kamulaştırma süreci başladı.
10 Ocak'ta Resmi Gazete'de yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Akbelen ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi acele kamulaştırıldı.
Araziler madene ruhsatlı ve bölgenin yakınındaki Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlamak amacıyla kömür madenine çevrilmek isteniyor.
Akbelenlilerin avukatı Arif Ali Cangı, acele kamulaştırma kararının iptali için davaların açılmaya başladığını ve devamının geleceğini kaydediyor.
Buna karşın, davacı olacak müvekkillerinin evlerinin yakınına yerleştirilen dinamitlerin patlaması halinde bölgede yaşayanların can ve mal güvenliği riske gireceğini belirtiyor.
Acele kamulaştırma kararının dayandığı düzenlemenin hukuka aykırılığının tartışılması gerektiğini ancak bu durumda "oldu bittiye getirilmeye çalışıldığını" savunuyor.
Kömür madenini işleten YK Enerji şirketi ise, kamulaştırma sürecinin köy yerleşim merkezlerini kapsayan bir uygulama olmadığını savunuyor.
Şirket tarafından yapılan yazılı açıklamada, karar kapsamındaki parsellerin beşte birinden daha azını konut alanını içerdiği belirtiliyor.
Tartışmalı süreç nasıl başladı?
Yeniköy-Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlayan linyit madeni sahasının genişletilmesi için 2019'da başlayan çalışmalar, geçmişte de Akbelenlilerin direnişiyle karşılaştı.
Enerji ve madencilik faaliyetlerini hızlandırmayı amaçlayan yeni kanunla birlikte Akbelen'de zeytinliklerin sökümünün yeniden başlaması bekleniyordu.
7574 Sayılı Kanun, 24 Temmuz'da Resmi Gazete'de yayımlanarak yasalaştı.
Kanunun 11. maddesine eklenen geçici bir maddeyle, Muğla'da İkizköy ve çevresindeki 50'den fazla mahalle kömür istimlak sahası olarak belirlendi.
Bu madde, ilgili sınırlar içinde maden faaliyetleri yürütülmesinin ve zeytin ağaçlarının bu alanlardan taşınmasının önünü açtı.
Buna göre zeytinlerin taşınma ya da kesim işleminin nasıl uygulanacağına dair usul ve esaslar 4 Ağustos'ta yürürlüğe girdi.
15 Eylül'de neler yaşandı?
Bölgede geçen yıl Eylül ayından beri tansiyon yüksek.
15 Eylül'de zeytinlik alanların madene açılmasına direnen dört kişi gözaltına alındı.
Gözaltına alınanlar karakoldaki işlemleri sonrası serbest bırakıldı.
Yerel halkın BBC Türkçe'ye verdiği bilgiye göre sabah erken saatlerde, kolluk kuvvetleri eşliğinde bölgede zeytin ağaçlarının sökümü için çalışmalar başladı.
Akbelenlilerin avukatı Arif Ali Cangı, BBC Türkçe ile paylaştığı video mesajında, "İşi oldu bittiye getirip Anayasa'ya aykırı, hukuka aykırı bir kanunla zeytinleri sökmek istiyorlar" dedi.
BBC Türkçe'ye konuşan Akbelenli Muzaffer Döşeme, köyde bu sabah çok sayıda jandarma olduğunu, köye "TOMA bile getirildiğini" söyledi.
Akbelenli kadınlardan biri, "İkizköy Direniyor" adlı sosyal medya hesabından paylaştığı videoda çocuğunun bugün gözaltına alındığını belirterek sordu:
"Benim çocuğun suçu neymiş merak ediyorum? Vatanını korumak, toprağını korumak, zeytinini söktürmemek için mi getirmişler buraya?"
Bugün gözaltına alınan ve işlemleri sonrası serbest bırakılan isimler arasında İkizköy Muhtarı ve aktivist Nejla Işık da vardı.
Nejla Işık, Akbelenlilerle birlikte yaklaşık altı yıldır "ormanın talan edilmesi" olarak tarif ettiği sürece karşı mücadele ediyor.
Işık, serbest bırakıldıktan sonra yaptığı açıklamada, normal şartlarda bir ay sonra zeytinlerin hasatına başlamayı planladıklarını söyledi:
"Gittiğimizde şuurumuzu kaybettik. Üzerinde meyve olan ağaç sökülmez, dallar kesilmez, taşınmaz. Bunlar bizim alın terimiz."
7554 sayılı kanunun TBMM'de görüşüldüğü haziran ayında çok sayıda Akbelenli meclis binası önündeki protestolara katılmıştı.
Hukuki süreçte hangi aşamaya gelindi?
Madencilik yasasının iptali için muhalif 260 milletvekilinin ortak imzasıyla Anayasa Mahkemesi'ne 17 Eylül 2025'te iptal davası açıldı.
Akbelen halkını temsil eden avukatı Arif Ali Cangı, usül ve esasların iptali için 18 Ağustos 2025'te Yatağan ve Milas'tan 77 zeytinci adına Danıştay'da iptal davası açtıklarını söyledi.
Bu iki davada da henüz karar çıkmadı.
Avukat Cangı, zeytincilerin taleplerinin "öncelikle Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararı vermesi" olduğunu belirtti.
Cangı 14 Ocak'ta paylaştığı video mesajda, yerel yöneticilere seslenerek dinamitlerin patlatılmasına engel olma çağrısı yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ise, Kasım ayında Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) iklim konferansı COP31'e ev sahipliği yapacağını hatırlatarak, "iklim krizini derinleştirecek uygulamalar Türkiye'nin samimiyetini sorgulatacaktır" dedi.
Kararın geri alınmasını istedi.
YK Enerji ne diyor?
YK Enerji acele kamulaştırmalarla ilgili basına gönderdiği bilgi notunda, kamulaştırma sürecinin köy yerleşim merkezlerini kapsayan bir uygulama olmadığını savunuyor.
Şirket tarafından yapılan yazılı açıklamada, karar kapsamındaki parsellerin beşte birinden daha azını konut alanını içerdiği belirtiliyor.
YK Enerji, madencilik faaliyetlerinin geçici arazi kullanımı niteliğinde olduğunu vurguluyor.
Alanın daha önce tamamlanan "Hüsamlar" sahasında olduğu gibi, rehabilite edilerek yeniden doğaya teslim edileceğini söylüyor.
Şirket geçen Kasım ayında Muğla'nın Milas ilçesinde 511 hektarlık eski maden sahasının doğaya kazandırılması için Hüsamlar Yeniden Projesi'ni başlatmıştı.
Şirket geçen Eylül ayında zeytinlerin sökülmesiyle ilgili yaşanan tartışmalar sırasında yaptığı açıklamada ise, 25 Ocak 2016'da 321 parsel için "kamu yararı" kararı alındığını ve kamulaştırma işlemlerinin yapıldığını not etmişti.
Şirket buna karşın kamulaştırılan parsellerde zeytinlik alanların bulunması nedeniyle üretimin "ilerleyemediğini" aktardı.
Şirkete göre bu alanlarda yaşları 40-50 arasında değişen 151 zeytin ağacı tespit edildi, 7554 sayılı kanun ve ilgili usuller kapsamında zeytin ağaçlarının taşınması süreci başlatıldı.
YK Enerji, ağaçların "uzman bir heyet" tarafından "tek tek" incelendiğini ve taşınma raporlarının hazırlandığını vurguladı.
Şirketin açıklamasında, uzman heyetin zeytin ağaçlarının taşınma öncesi yüzde 75 oranında budanmasını tavsiye ettiği belirtildi.
Bunun gerekçeleri ise taşınma sırasında "kök-sürgün dengesini sağlamak, taşınma şokunu azaltmak, su kaybını minimize etmek" olarak sıralandı.
YK Enerji 10 Eylül'de Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) ile Milas'ta zeytin ağaçlarının taşınma süreçlerinin takibi amacıyla izleme ve raporlama protokolü imzaladığını duyurmuştu.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, sözleşme kapsamında TTKD'nin bilim kurulundaki akademisyenler, zeytin ağaçlarının taşındıkları yerlerdeki gelişim ve sağlık durumlarını inceleyecek, üç ayda bir rapor hazırlayarak kamuoyunu bilgilendirecek.
YK Enerji, IC İçtaş–Limak ortaklığında kurulmuştu.
12 Eylül'de Muğla'nın Milas ilçesindeki maden sahalarında ilk zeytin ağacının "bilimsel yöntemlerle başarılı şekilde" taşındığı duyurulmuştu.
Ankara Üniversitesi Teknokenti bünyesinde projede taşınan ağaçların "tamamının yeni yerlerine uyum sağladığı" belirtilmişti.
Bazı uzmanlar zeytin ağaçlarının taşınabileceğini söylese de TEMA Vakfı gibi çok sayıda kurum buna karşı çıkıyor.
TEMA Vakfı zeytinlerin yok olmasıyla köylülerin geçim kaynağının, kültürünün ve anılarının yok olacağını vurguluyor.
Daha önce BBC Türkçe'ye konuşan TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Eylem Tuncaelli, sadece Muğla'nın Menteşe, Yatağan ve Milas ilçelerinde toplamda 59 köyün maden projeleriyle yok olma riski altında olduğunu söylemiş, "Bu köylerin 15'i kısmen, 10'u ise tamamen yok edilmiş durumda" demişti.