7 Haziran - 1 Kasım 2015 seçimlerine giden süreçte ve sonrasında Türkiye'de neler yaşandı?

Kaynak, Getty Images
- Yazan, Ayşe Sayın
- Unvan, Ankara
- Okuma süresi: 5 dk
7 Haziran 2015 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), iktidara geldiği 2002 seçimlerinden sonra ilk kez parlamentodaki tek başına iktidar çoğunluğunu kaybetti.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) ise seçimlerden oy oranını ve milletvekili sayısını artırarak çıktı.
AKP yüzde 40,8 oy alırken, HDP'nin oyları yüzde 13,1'e yükseldi ve 80 milletvekili çıkardı.
Seçimlerden iki gün önce Diyarbakır’daki HDP mitingine bir bombalı saldırı düzenlenmiş, IŞİD’in üstlendiği saldırıda 5 kişi hayatını kaybetmiş, 400’den fazla kişi de yaralanmıştı.
Parlamentodaki sandalye dağılımı, koalisyon hükümetini zorunlu kılıyordu. AKP'nin ilk koalisyon teklifini götürdüğü MHP Lideri Devlet Bahçeli ise çözüm sürecine göndermede bulunarak 3 formül önerdi.
Bahçeli, AKP-HDP ya da AKP-CHP-HDP koalisyon hükümeti ya da bunlar olmazsa en erken tarihte seçim önerdi.
MHP'nin koalisyon kapısını kapatması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümeti kurma görevini dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu'na verdi.
Davutoğlu, CHP'yle koalisyon görüşmelerini başlattı.
Geçici seçim hükümeti ve HDP'li bakanların istifası
Ancak CHP'yle 26 Ağustos'a kadar süren "istikşafi" görüşmelerden sonuç alınamadı.
Bunun üzerine 1 Kasım için erken seçim kararı alındı ve geçici seçim hükümeti kuruldu.
Bu hükümette HDP'den de iki bakan görev aldı: Kalkınma Bakanı Müslüm Doğan ve Avrupa Birliği (AB) Bakanı Ali Haydar Konca.
Ancak HDP'li iki bakan, "fiilen görevi yürütmedeki olumsuzluklar" ve "çözüm masasının tamamen devrilmiş olması" gerekçesiyle 22 Eylül'deki Bakanlar Kurulu toplantısında istifa ettiler.
Çözüm süreci sona erdi

Kaynak, Getty Images
7 Haziran seçimleri sonrasındaki en önemli gelişmelerden biri, 2009 yılında "Oslo görüşmeleri"ne temeli atan ve zaman zaman kesintilerle devam eden Kürt sorunu konusundaki "çözüm süreci"nin de noktalanması oldu.
HDP çözüm süreci sırasında kurulmuş ve hükümet ile PKK’nın hapisteki lideri Abdullah Öcalan arasında yürütülen müzakerelerde arabulucu rolü üstlenmişti.
Fakat bu seçimlerden sonra siyasi atmosfer tamamen değişti.
Güneydoğu Anadolu’da çatışmalar, sokağa çıkma yasakları, bombalı saldırılar oldu.
Temmuz'da Suruç saldırısı ve ardından iki polisin cinayeti, “çözüm sürecinin fiilen bitişi” olarak yorumlandı.
29 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çözüm sürecinin tamamen sona erdiğini açıkladı.
Suruç ve Ceylanpınar saldırıları

Kaynak, Getty Images
Çözüm sürecinin sona ermesinin ardından Türkiye, "canlı bombalar"ın intihar saldırılarına sahne oldu, bu saldırılarda onlarca insan yaşamını yitirdi.
Saldırıların ilki 20 Temmuz'da, Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde yaşandı. Kobani'ye yardım göndermek için toplanan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin basın açıklaması yaptığı sırada intihar saldırısı düzenlendi. IŞİD tarafından düzenlenen canlı bomba saldırısı sonucu 33 kişi yaşamını yitirdi.
Suruç saldırısından iki gün sonra, 22 Temmuz'da ise Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis evlerinde başından vurularak öldürüldü.
Olaydan bir gün sonra, PKK ve IŞİD'e yönelik operasyonlar başlatıldı.
Ceylanpınar saldırısını önce sahiplenen, sonra reddeden PKK, çözüm sürecinde aldığı "ateşkes" kararını sona erdirdi.
PKK saldırıları sürerken bölgeden arka arkaya "özyönetim ilanına" ilişkin açıklamalar geldi. KCK; Şırnak Halk Meclisi'nin kararının ardından, Silopi, Cizre ve Nusaybin'de de "özyönetim" ilan edildiğini duyurdu ve bunu diğer bazı il ve ilçeler izledi.
Bu gelişmelere Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Ağustos'ta "Bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti'nin dışında bir devlet asla kabul edilemez. Bu açıklamayı kimler yapıyorsa ağır bir bedel öderler. Hem yasal bir bedel öderler hem diğer tür bir bedel öderler" diyerek sert tepki gösterdi.
Ardından da bölgede HDP ve Demokratik Bölgeler Partisi yöneticilerine dönük gözaltı operasyonları başlatıldı.
Ankara Garı saldırısı

Kaynak, Getty Images
7 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye, tarihinin en kanlı olaylarından birini de 10 Ekim'de yaşadı.
Ankara Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi sırasında iki intihar saldırısı düzenlendi.
Mitinge Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), HDP ve çok sayıda sivil toplum örgütü katılmıştı.
"Türkiye tarihinin en kanlı saldırısı" olarak kayıtlara geçen olayda 103 kişi hayatı kaybetti, 500’den fazla kişi yaralandı.
IŞİD'in üstlendiği saldırıları, Suruç'taki saldırıyı düzenleyen Abdurrahman Alagöz’ün abisi Yunus Emre Alagöz ve adı açıklanmayan yabancı uyruklu bir kişinin gerçekleştirdiği belirtildi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu ise saldırıda IŞİD ve PKK işbirliği olduğunu belirtip, ilk kez "kokteyl terör" ifadesini kullandı.
1 Kasım seçimleri: AKP yeniden tek başına iktidar
Saldırılar ve katliamların gölgesinde 1 Kasım seçimlerine giden Türkiye'de güvenlik kaygısı ön plana çıktı.
AKP, yüzde 49,5 oy alarak 317 milletvekilini parlamentoya gönderdi ve yeniden tek başına iktidar olacak çoğunluğa ulaştı.
HDP oylarında ise ciddi düşüş yaşandı ve yüzde 10,7 oy alarak 59 milletvekili çıkardı.
Ancak AKP'yi en yüksek oyla iktidara taşıyan Davutoğlu, teşkilatları atama yetkisinin elinden alınması üzerine 5 Mayıs 2016'da istifa etti.
22 Mayıs 2016 tarihinde yapılan AKP'nin 2. Olağanüstü Büyük Kongresinde Genel Başkan seçilen Binali Yıldırım Başbakan oldu.
Başta Ankara olmak üzere PKK, bombalı saldırılar gerçekleştirdi. Seçimlerden sonra, PKK'ya karşı Doğu ve Güneydoğu'da güvenlik güçlerini engellemek için "hendekler" açan PKK'ya karşı hendek operasyonları gerçekleştirildi.
15 Temmuz darbe girişimi ve başkanlık sistemine geçiş
Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde de bir "darbe girişimi"ne maruz kaldı.
Hükümetin Fethullah Gülen yapılanmasını sorumlu tuttuğu silahlı kalkışma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yurttaşlara yaptığı "sokağa çıkın" çağrısının ardından bastırıldı.
TBMM'nin de aralarında bulunduğu birçok kurum askeri jetlerle bombalandı, 251 kişi yaşamını yitirdi.

Kaynak, Getty Images
Bahçeli yolu açtı, sistemin adını koydu
Askeri darbe girişimi Türkiye için de bir dönüm noktası oldu.
Darbe girişiminden önce başlayan "başkanlık sistemi" tartışmaları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla yeniden alevlendi.
Bahçeli, 11 Ekim 2016'da partisinin grup toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AKP lehine propaganda yaparak o anayasayı çiğnediğini ve "fiili devlet başkanı" gibi davrandığını belirtti.
Bahçeli bu sorunun çözümü için iki formül önererek, "Bunlardan birincisi ve bizim açımızdan da en doğru, en sağlıklı olanı, Sayın Cumhurbaşkanı'nın fiilli başkanlık zorlamasından vazgeçmesi, yasa ve anayasal sınırlarına çekilmesidir. Şayet bu olmayacaksa, ikinci olarak, fiili durumun hukuki boyut kazanabilmesinin süratle yol ve yöntemlerinin aranmasıdır" dedi.
Bahçeli'nin bu çağrısı AKP'de olumlu karşılık buldu. İki parti başkanlık sistemine geçiş içeren Anayasa değişikliği önerisini Aralık 2016'da Meclis'e sundu, sistemin adını da Bahçeli "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" olarak koydu.
Parlamentoda yapılan oylamada Anayasa değişikliği referandum aralığında oy aldı.
16 Nisan 2017'de yapılan referandumda, başkanlık sistemine geçiş içeren 18 maddelik anayasa değişikliği kabul edildi.
Bahçeli'nin çağrısı üzerine 24 Haziran 2018'de genel seçimlerle birlikte yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan, yeni sisteme göre seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu.
Erdoğan: 7 Haziran 2015 seçimlerini asla unutmayın
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kasım 2022'de partisinin grup toplantısında yaptığı bir konuşmada, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin "kirli senaryoların içine çekilmeye çalışıldığını" belirterek, partililere "7 Haziran 2015 seçimlerini asla unutmayın" çağrısı yaptı.
Erdoğan bu seçimler için "Türkiye, 2013'teki Gezi olaylarıyla başlayan karanlık senaryonun Meclis veçhesiyle 7 Haziran 2015 seçimlerinde karşılaşmıştır" ifadesini kullandı ve şöyle devam etti:
"Ülkemizin üzerine belirsizlik kara bulutlarının çöktürülmeye, eski Türkiye özlemlerinin tekrar canlandırılmaya çalışıldığı, terör örgütleri eliyle siyasetin dizayn edilmeye kalkışıldığı 7 Haziran 2015 seçimlerinin asla unutulmaması gerekiyor."
Erdoğan seçim sonrası gelişmeleri de şöyle sıraladı:
"Bu seçimin ardından Türkiye Kasım 2015'te bir yenileme seçimi, 15 Temmuz 2016'da bir darbe girişimi, Nisan 2017'de yeni yönetim sistemiyle ilgili halkoylaması, Haziran 2018'de bir erken seçim, Mart 2019'da mahalli seçim yaşamıştır.
"Aynı şekilde bu dönemde çukur eylemleriyle vatanımızın bütünlüğüne çeşitli terör örgütleri kullanılarak milletimizin güvenliğine Suriye'deki karmaşa fırsat bilinerek ülke sınırlarımızın dokunulmazlığına ve ekonomimize saldırılmıştır. Allah'a şükür milletimizle birlikte yürek yüreğe, omuz omuza vererek ülkeyi kaosa ve çöküşe sürükleme oyununu bozduk."
Erdoğan'ın açıklamasına HDP tepki gösterdi.
HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, TBMM'de düzenlediği toplantıda, partisi hakkında kapatma davası istemiyle iddianame hazırlayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın iddianameyi Anayasa Mahkemesi'ne gönderme tarihine dikkat çekti:
"Bu iddianamenin 7 Haziran 2021 günü gönderilmiş olması, kapatma davası açılması ve başvurusunun yapılması çok anlamlıdır."
HDP'nin seçimlerdeki başarısını ve AKP'nin tek başına hükümet kurmasını engellediğini hatırlatan Oluç, "Bunun intikamını almak için 7 Haziran 2021'de, yani o seçim gününün 6 sene sonrasında kapatma davası açtılar. Dolayısıyla bu hukuki değil siyasi bir intikam davasıdır" dedi.








