Türkiye'nin AİHM itirazına yankılar: 'Ortada bir süreç varsa Selahattin Demirtaş neden hâlâ hapiste?'

Kaynak, ILYAS AKENGIN/AFP/Getty Images
- Yazan, Hatice Kamer
- Unvan, Diyarbakır
- Okuma süresi: 5 dk
Adalet Bakanlığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'la ilgili son hak ihlali kararına itiraz etti.
Türkiye'ye karara itiraz etmesi için verilen süre 8 Ekim'de doluyordu.
Demirtaş'ın avukatlarından Mahsuni Karaman geçtiğimiz haftalarda bu sürenin dolmasının ardından müvekkilinin tahliye edilmesini beklediklerini açıklamıştı.
Karaman, 8 Ekim'de X hesabından yaptığı açıklamada ise "Hükümetin AİHM kararına itiraz etmiş olması, karara uyma yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor" dedi ve ekledi:
"Demirtaş ve arkadaşlarının tahliyesi için yaptığımız başvuru halen İstinaf Dairesinin incelemesinde bulunmaktadır. Hukuka dönüş, her zaman mümkündür. Neden hemen şimdi olmasın."
Selahattin Demirtaş dokuz yıldır Edirne F Tipi Cezaevi'de tutuklu.
Diyarbakır'da hem vatandaşlar hem de DEM Parti ve AKP'den siyasetçiler Türkiye'nin AİHM itirazının sürece zarar verdiği konusunda hemfikir gözüküyor.
HÜDA-PAR ise kişilerden bağımsız olarak AİHM kararlarına uyulmasının "hukuk devleti olmanın vazgeçilmez bir gereği olduğunu" söylüyor.
'PKK silah bıraktı ama devlet somut bir adım atmıyor'
Türkiye, AİHM'in Demirtaş hakkında 2018, 2020 ve 2025'te verdiği hak ihlali ve tahliye kararlarını uygulamadı.
Ancak yeni çözüm süreci, Demirtaş'ın tahliyesiyle ilgili ulusal kamuoyunda beklentileri artırmıştı.
Türkiye'nin 7 Ekim'de AİHM kararına itiraz etmesi öncesinde konuştuğumuz Diyarbakırlılar ise temkinliydi.
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'na gönderilmek üzere kurulan imza standının önünde görüştüğümüz bir kişi "PKK silah bıraktı, görüşmeler devam ediyor ama devlet somut bir adım atmıyor" dedi.
Bu kişi Demirtaş'ın 10 yıl önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hitaben "Seni başkan yaptırmayacağız" demesinin cezasını çektiğini savundu.
Eşi de "Demirtaş'ı bu yüzden tahliye etmeyecekler" yorumunu yaptı.

Kaynak, Burak Kara/Getty Images
Arkadaşıyla alışveriş için Dağkapı'ya gelen Şengül isimli genç bir kadın Demirtaş'ın tahliyesini pek olası görmediğini söylerken "Tüm ipler Erdoğan'ın elinde ve o bırakılsın istemiyor" dedi.
Bir başka kadın ise süreçle ilgili "Samimi olduklarını düşünmüyorum. Öyle olsaydı, komisyon çatışmalarda çocuğunu kaybeden barış annesinin mecliste Kürtçe konuşmasına izin verilirdi" dedi.
'Suskunluğumuz size bir şey anlatmıyor mu abla?'
28 Kasım 2015'te dönemin Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Sur ilçesinde, tarihi Dört Ayaklı Minare önünde basın açıklaması yaparken çıkan çatışmada vurularak hayatını kaybetmişti.
Elçi'nin vurulduğu sokak artık turistik bir alan ve her daim tıklım tıklım.
Burada çay içen bir grup gencin yanına gidiyoruz.
Yaşları 25-30 arasında. Sanayi mahallesinde asgari ücretle çalışıyorlar. Gündemlerinde siyasi sorunlardan çok, ekonomik meseleler var.
İçlerinden sadece ikisi sorularımızı yanıtlamayı kabul ediyor, onlar da siyasetçilere inançlarının kalmadığını söylüyor:
"Eskiden tüm vekilleri tanırdık, halkın içindeydiler. Ama şimdi tam tersi. Bu şehirde iki partiden 12 milletvekilimiz var ama ne adlarını biliyoruz, ne de kendilerini tanıyoruz.''
"Benim için halkın son vekili Sayın Demirtaş'tı. Biz bu süreçte onun da yer almasını isterdik ama hala tutuklu, neden hala bırakmıyorlar?"

Gençlere bir soru daha sorduğumuzda o ana kadar sessiz kalan bir delikanlı "Yarım saattir siz soruyorsunuz ama biz de ısrarla susuyoruz. Bizim bu suskunluğumuz size bir şey anlatmıyor mu abla?" diyor.
Arkadaşı da "Konuşmak isterdik ama Silivri'nin soğuk olduğunu söylüyorlar" diyerek gülüyor.
'Kürt toplumunun duygusunu incitmek anlamına geliyor'
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun Diyarbakır'dan dinlediği sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden biri de Kurdish Studies Center'ın (Kürt Çalışmaları Merkezi) direktörü Reha Ruhavioğlu'ydu.
Reha Ruhavioğlu'nun komisyonda da paylaştığı bir kamuoyu araştırmasında ''Süreçle ilgili en pratik adımlar ne olmalıdır?" sorusuna verilen yanıtların başında ''Selahattin Demirtaş'ın serbest bırakılması ve kayyumların geri çekilmesi'' vardı.
Türkiye'nin AİHM kararına itiraz etmesinin ardından BBC Türkçe'ye konuşan Ruhavioğlu, bu gelişmenin "ümit kırıcı" bir görüntü ortaya çıkardığını savundu:
"Üç ay önce Demirtaş'ın tahliye edilmemesi, süreç karşıtı kasti, siyasi bir hamle olarak yorumlanmayabilirdi ancak bugün böyle yorumlanır.''
Ruhavioğlu'na göre insanlar "Ortada bir süreç varsa Demirtaş neden hâlâ hapiste?" diye soruyor.
Türkiye'nin son itirazıyla ilgili "Bugün barış masasında çatışma döneminin pratiklerini ortaya koymak, Kürt toplumunun buradaki duygusunu büyük oranda incitmek anlamına geliyor" diyor.
'Sürece güvenin artması için tahliye büyük önem taşıyordu'
DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş da benzer tespitlerde bulunuyor.
Beştaş'a göre, Türkiye'nin son anda yaptığı itiraz "hukuksuzlukta ciddi bir ısrar" ve "kabul edilemez bir durum".
Beştaş "Bu karar süreci, yaralıyor, kırıyor, umutsuzluğa sevk ediyor. Sürece güven zaten çok düşük, bu güveni daha da sarsıyor" diyor ve ekliyor:
"Sonuç değişmeyecek, tabii ki AİHM aynı kararı verecek. Ondan hiçbir kuşkumuz yok çünkü gerçekten bir kumpasla içeride tutuluyorlar. 4 Kasım'da tam dokuz yıl dolacak. Bu karar tabloyu çok vahim hale getiriyor."

Kaynak, Burak Kara/Getty Images
İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) eski Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu ise sürecin akıbeti ne olursa olsun, Demirtaş ve Kobani Davası'ndan ceza alan siyasetçilerin tahliye edilmesi gerektiğini savunuyor.
Miroğlu hükümetin de Meclis Komisyonu'na temsilci veren diğer siyasi partilerin de bunun farkında olduğunu söylüyor.
Miroğlu, MHP Geneş Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısının ardından başlayan sürece gönderme yaparak "Şu anda milli bir proje yürütülüyor" diyor ve ekliyor:
"Sürecin selameti, sürece güvenin artması ve iklimin bir anda değişmesi için bile bu tahliye büyük önem taşıyordu. Ama gerçekleşmedi, Türkiye itiraz hakkını kullanmış oldu."
HÜDA PAR: 'AİHM kararları uygulanmalı'
HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkan Yardımcısı Muhammed Ata Yüksel'e göre Demirtaş'ın tahliyesinin çözüm süreciyle ilişkilendirilmesi "isabetli değil".
Yüksel, "Zira AİHM ihlal kararlarının süreçten bağımsız olarak zaten uygulanması gerekir. Geçmişten bugüne HÜDA PAR'ın yaklaşımı da bu yönde olmuştur" diyor ve ekliyor:
"Ancak bugüne kadar taraflarca güveni pekiştirecek somut adımların tam olarak atıldığını söylememiz pek mümkün görünmüyor."
HÜDA-PAR yetkilisi, PKK'nın teyide elverişli şekilde fiilen silah bırakması, meclis tarafından genel geçer ve kapsayıcı kanuni bir düzenleme yapılması gibi tedbirler alınması gerektiğini söylüyor.













