Yılmaz Tunç'un adalet bakanlığı döneminde neler yaşandı?

Yılmaz Tunç, 4 Haziran 2023'te Adalet Bakanlığına atanmıştı.

Kaynak, @yilmaztunc

Fotoğraf altı yazısı, Yılmaz Tunç, 4 Haziran 2023'te Adalet Bakanlığına atanmıştı.
    • Yazan, BBC Türkçe
    • Bildirdiği yer, Londra
  • Okuma süresi 5 dk

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir süredir kabinede beklenen değişikliği gerçekleştirerek, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un yerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek'i, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın yerine de Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi'yi atadı.

11 Şubat tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Erdoğan imzalı kararın başında, Tunç ve Yerlikaya'nın görevden aflarını istedikleri ve görevden af taleplerinin kabul edildiği belirtildi.

Ali Yerlikaya ve Yılmaz Tunç, sosyal medyadan Erdoğan'a teşekkür etti. Ancak iki isim de görevden aflarını istediklerine yönelik bir ifade kullanmadı.

Yılmaz Tunç, 4 Haziran 2023'te Adalet Bakanlığına atanmıştı.

Tunç'un Adalet Bakanı olduğu dönemde Türkiye'de yargı politikaları ve hukuk devleti tartışmaları yoğun biçimde gündemde oldu.

Bu dönemde Tunç'un sık sık Türkiye'de hukuk devletine ve yargı bağımsızlığına vurgu yapması, muhalefet tarafından sert şekilde eleştirildi.

Muhalefet ısrarla, yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin arttığını vurguladı.

Yılmaz Tunç ise her fırsatta Türkiye'de yargının bağımsız ve tarafsız olduğunu, hükümetin çeşitli reformlarla bu bağımsızlığı güçlendirmeyi hedeflediğini savundu.

AYM'nin Can Atalay'la ilgili hak ihlali kararları uygulanmadı

Can Atalay kararı, Yılmaz Tunç'un Adalet Bakanlığı döneminin en kritik ve en çok tartışılan başlıklarından biriydi.

Atalay, 14 Mayıs 2023'teki genel seçimde Türkiye İşçi Partisi'nden (TİP) Hatay Milletvekili seçildi.

Aday gösterildiğinde Gezi Parkı davası kapsamında aldığı 18 yıl hapis cezası nedeniyle cezaevindeydi.

AYM, 25 Ekim 2023'te Can Atalay hakkında seçilme hakkı ve kişi hürriyeti ile güvenliği yönlerinden hak ihlali olduğuna hükmetti.

13. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM kararını uygulamak yerine dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesi'ne gönderdi.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, AYM'nin kararını yerine getirmedi ve daha da ileri giderek 8 Kasım 2023'te AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti, AYM'nin yetkisini aştığını savundu.

AYM, 21 Aralık 2023'te Can Atalay için ikinci kez hak ihlali kararı verdi ve Atalay'ın tahliye edilmesi gerektiğini yineledi. Buna rağmen karar yine uygulanmadı.

Tunç bu süreçte yargı organlarının kendi içinde çözüm bulacağını, AYM ve Yargıtay'ın yetkilerinin Anayasa'da tanımlandığını, bakanlığın yargı süreçlerine müdahale edemeyeceğini vurguladı.

Bu açıklamalar, muhalefet ve hukuk çevreleri tarafından eleştirildi.

Tunç ise eleştiriler sırasında sık sık mevcut Anayasa'nın "darbeci ruh taşıdığını", Türkiye'de yeni bir anayasa yapılması gerektiğini söyledi.

2023 ve 2024 yılları boyunca Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve uluslararası hukuk örgütleri Türkiye'ye AYM kararlarının bağlayıcı olduğu yönünde çağrılar yaptı.

30 Ocak 2024'te TBMM Genel Kurulu'nda Yargıtay kararının okunmasıyla Can Atalay'ın milletvekilliği düşürüldü.

AYM'nin iki kez verdiği hak ihlali kararı vermesine rağmen Atalay tahliye edilmedi.

Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı olarak son kez 2 Şubat'ta kabine toplantısına katıldı

Kaynak, @yilmaztunc

Fotoğraf altı yazısı, Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı olarak son kez 2 Şubat'ta kabine toplantısına katıldı

Yargı Reformu Strateji Belgesi

Yılmaz Tunç, 2024 ve 2025 yılları yılı boyunca sık sık yeni bir Yargı Reformu Strateji Belgesi üzerinde çalışıldığını vurguladı.

Bu kapsamda yargı süreçlerinin hızlandırılması, istinaf ve temyiz yükünün azaltılması, dijital adalet uygulamalarının genişletilmesi, arabuluculuk ve uzlaştırma mekanizmalarının yaygınlaştırılması, adalete erişiminin kolaylaştırılması gibi başlıklar öne çıktı.

2024'te Adalet Bakanlığı dijitalleşme kapsamında e-Duruşma uygulamasının kapsamını genişletti, UYAP'ın (Ulusal Yargı Ağı) kapasitesini artırdı.

Ancak cezaevlerinin kapasite sorunları ve koşulları ile tutukluluk süreleri, infaz düzenlemeleri ve mahkum hakları kamuoyunda sıkça gündeme gelen konular arasındaydı.

CHP'li belediyelere yönelik soruşturmalar ve davalar

Türkiye, 2025 yılına MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin başlattığı yeni çözüm süreciyle girmişti.

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın örgüte silah bırakma ve kendini feshetme çağrısıyla süreçte yeni bir aşamaya geçilse de, 2025'te Türkiye'ye damga vuran gelişme CHP'li belediyelere yönelik soruşturmalar, operasyonlar ve davalar oldu.

Soruşturma süreci, 13 Ocak 2025'te İstanbul'da dönemin Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın gözaltına alınmasıyla başladı.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, kamuoyunda "Aziz İhsan Aktaş İddianamesi" olarak bilinen 578 sayfalık iddianameyi 5 Kasım 2025'te kabul etti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede 19 kişi mağdur sıfatıyla yer aldı, şüpheli sayısı ise 200 olarak açıklandı.

27 Ocak'ta başlayan davada yargılananlar arasında görevden uzaklaştırılan altı belediye başkanı da vardı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik soruşturmada ise 19 Mart 2025'te belediye başkanı Ekrem İmamoğlu gözaltına alındı. İmamoğlu, 23 Mart'ta yolsuzluk suçlamasıyla tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve 11 Kasım 2025'te İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianame, 25 Kasım'da mahkeme tarafından kabul edildi.

407 sanıklı davada ilk duruşma günü 9 Mart olarak belirlendi.

Yılmaz Tunç, gerek Aziz İhsan Aktaş gerekse de İBB soruşturmasıyla ilgili olarak hep "yargı bağımsızdır" mesajı verdi.

Tunç, savcıların ve mahkemelerin kendi yetkileri içinde hareket ettiğini, Adalet Bakanlığı'nın soruşturma talimatı verme yetkisi olmadığını, kamu kaynağı kullanan her kurum gibi belediyelerin de incelemeye tabi olduğunu vurguladı.

CHP ise Tunç'u eleştirerek Türkiye'de "yargının bağımsız olmadığını" vurguladı, "savcıların siyasi talimatla hareket ettiklerini" savundu.

Tunç'un Adalet Bakanlığı'ndaki halefi ise tüm soruşturmaları yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek oldu.

Yılmaz Tunç, Adalet Bakanlığı görevinin sona ermesinin ardından X hesabından yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yanında olmak, davamıza gönül vermek bizler için her zaman gurur vesilesi olmuştur" dedi.

Tunç açıklamasında, "23 yıllık hükümetlerimiz döneminde Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin yüksek standartlı demokrasiye kavuşması ve Hukuk Devleti ilkesinin tahkimi yolunda gerçekleştirilen reformlara omuz vermenin onurunu yaşadık" ifadelerini kullandı.

Yeni ve eski adalet bakanları Akın Gürlek ve Yılmaz Tunç

Kaynak, X

Fotoğraf altı yazısı, Yeni ve eski adalet bakanları Akın Gürlek ve Yılmaz Tunç

Yılmaz Tunç kimdir?

Yılmaz Tunç, 1971 yılında Bartın'ın Ulus ilçesinde doğdu.

İlköğrenimi Bartın Ulus'ta, ortaöğrenimi Kastamonu Göl Öğretmen Lisesi'nde tamamladı.

1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mali Hukuk Ana Bilim Dalı'nda yüksek lisans yaptı.

Serbest avukatlık yapan Tunç, siyasi kariyerine Refah Partisi'nin gençlik teşkilatlarında başladı.

Fazilet Partisi'nde de gençlik teşkilatlarında görev aldı.

2002'den itibaren AKP'de aktif görevler üstlendi.

Önce İstanbul'da AKP Pendik Kurucu İlçe Başkanı ve Pendik Belediye Meclis Üyesi oldu.

Daha sonra partide Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcılığı ve Genel Merkez Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcılığı yaptı.

2007'de Bartın milletvekili seçildi.

Aralıksız beş dönem milletvekilliği yapan Tunç; Meclis'te bulunduğu 16 yıl boyunca kesintisiz TBMM Adalet Komisyonu'nda üye, sözcü, başkanvekili olarak görev yaptı.

2020'de TBMM Adalet Komisyonu Başkanı seçilen Tunç ayrıca AKP Grup Başkanvekilliği görevini de üstlendi.

Evli ve 3 çocuk babası Tunç, 4 Haziran 2023'ten bu yana Adalet Bakanı olarak görev yapıyordu.