BBC, kartel üyelerinin savaş alanına çevirdiği Meksika kentinde: 'İnsanlar ölmeye devam edecek'

Siyah kar maskel' bir kartel üyesi kameraya bakıyor, bir diğeri de arka planda görülüyor.

Kaynak, Darren Conway/BBC

Fotoğraf altı yazısı, Sinaloa karteli, ölümcül bir savaşa giren rakip gruplara bölündü.
    • Yazan, Quentin Sommerville
    • Unvan, BBC Dış Haberler Muhabiri
    • Bildirdiği yer, Culiacán, Mexico
  • Okuma süresi 8 dk

Uyarı: Bu haber, kartel şiddetine ilişkin rahatsız edici bulunabilecek ayrıntılar içeriyor.

Culiacán'daki ambulansın ön koltuğunda oturan 53 yaşındaki sağlık görevlisi Héctor Torres, "Her yerde sürekli bir korku var" diyor.

Şehir merkezindeki bir garajda meydana gelen silahlı saldırı olayında yeni geri dönmüştük.

Olay yerinde bir işletme sahibi ofisinde ölü yatıyordu. Kanı, beyaz fayanslı zemine yayılmıştı.

Héctor ve diğer sağlık görevlisi 28 yaşındaki Julio César Vega içeri girdiklerinde, bir kadın ağlayarak yanlarına koştu.

Bu ölen adamın karısıydı, ama yapılacak bir şey yoktu. Héctor yerdeki adamın hayati organlarını kontrol etti ve cesedin üzerini bir örtüyle kapattı.

Son bir buçuk yıldır, dünyanın en büyük ve en korkulan uyuşturucu çetelerinden biri olan Sinaloa Karteli kendi içinde bir savaşa girmişti.

İç çatışma liderlerinden birinin oğlunun, bir diğerine ihanetiyle başladı.

Şu anda ABD'de hapiste bulunan kartel lideri Ismael "El Mayo" Zambada'nın ortadan kaldırılması, Sinaloa'da kaos yaratmıştı. Bu ülkenin karşı karşıya olduğu tehlikelere dair de bir uyarı niteliğindeydi.

İki sağlık görevlisi, Julio César Vega ve Héctor Torres, küçük bir odada oturuyorlar. Dizlerinin üzerinde çantalarını tutuyorlar. İkisi de siyah üniforma giyiyor ve Torres gözlük takıyor.

Kaynak, Darren Conway/BBC

Fotoğraf altı yazısı, Sağlık görevlileri Julio César Vega ve Héctor Torres, şiddetin kanlı sonuçlarına tanık oluyorlar.

Sağlıkçı Héctor, Culiacán'daki şiddet olaylarının hiç bu kadar kötüleşmediğini ve uzun sürmediğini söylüyor. Burada geçen yıl, acil yardım çağrılarının sayısı %70'in üzerinde arttı.

Ancak Héctor ve Julio ile geçirdiğim hafta boyunca, müdahale ettikleri neredeyse her olay aynı şekilde sona erdi. Bina içinde veya yol kenarında bir ceset ve çevresinde cevap arayan kederli akrabalar.

Meksika'da kartel kurbanlarından çok azı hayatta kalıyor ve hiçbir yer güvenli değil. Okullar, hastaneler ve hatta cenazelerin bile saldırıya uğradığı oldu.

Héctor, "Sinaloa Karteli bir aile gibiydi. Herkes tek bir kartelde birleşmişti. Arkadaştılar, aynı masada yemek yiyorlardı" diye açıklıyor.

"Kardeş gibiydiler, ebeveynler, amcalar, kız kardeşler. Birdenbire kavgaya başladılar ve ölümcül bir kan davasına giriştiler" diyor.

Bu aile şirketi, fentanil isimli ölümcül uyuşturucu üretimi ve ABD'de on binlerce bağımlının hayatına mal olan opioid ticaretinden milyar dolarlık gelir elde eden bir işletmeye dönüştü.

ABD Başkanı Donald Trump, bu karteli ve diğerlerini terör örgütü ilan etti. Fentaniliyse kitle imha silahı olarak nitelendirdi.

Meksika hükümetini de uyuşturucu kaçakçılarını kontrol altına almazsa doğrudan askeri müdahaleyle tehdit etti.

Julio César Vega ve Héctor Torres, kaldırımda yatan bir adama yardım ederken, insanlar onları izliyor. Üniforma ve kask giyen iki asker de olay yerinde bulunuyor.

Kaynak, Darren Conway/BBC

Fotoğraf altı yazısı, İki sağlık görevlisi, yaralılara yardım etmenin kendilerini hedef haline getirebileceğinin farkında.

Héctor ve Julio, acil çağrıya müdahale sırasında 14 kg ağırlığında zırhlı yelek giyiyorlardı.

Julio bunun çok önemli olduğunu söylüyor:

"Saldırıların sorumlularının hala olay yerinde olup olmadıklarını veya amaçlarına ulaşıp aniden ortadan kaybolup kaybolmadıklarını bilmiyoruz. Çapraz ateş altında kalıp yaralanma riskiyle karşı karşıyayız."

Güneş batmaya başlamıştı ve acil müdahale kurumunun merkezine geri dönüyorduk.

Bir zamanlar karanlıkla canlanan sokaklar, kısa süre sonra terk edilmiş bir hal alacaktı. Trafik yavaşlamıştı.

Meksika hükümeti, kartelle mücadele için Sinaloa'ya binlerce asker gönderdi. Yollara kontrol noktaları kuruldu.

Garaj sahibinin öldürüldüğü tesisten, üç kişi de kaçırılmıştı.

Ağır silahlı askerler kaçırılan adamların izini bulmak için arabaları kontrol ediyorlardı.

Uyarı: Aşağıda rahatsız edebilecek şiddet ve işkence içeren açıklamalar yer alıyor.

Culiacán'da kaçırılmak, ölümden daha kötü bir kader anlamına geliyor olabilir.

Hafta başında, ana alışveriş merkezlerinden birinin dışındaki kaldırımda bir ceset bulunmuştu.

Kurbanın cesedinin durumuna bakıldığında, işkence gördüğü açıktı. Vücudu sağlamdı, ancak kafatası yüzülmüş ve gözleri yuvalarından çıkarılmıştı.

Cesedin yanında, büyük harflerle yazılmış, bir kartel grubundan diğerine bir mesaj içeren bir not bırakılmıştı. Notta, ölen adamın hain olduğu iddia ediliyor ve "Geri kalanlarınızın peşindeyiz" uyarısı yer alıyordu.

Culiacán, alışveriş merkezleri, bakımlı parklar ve lüks araba galerileriyle dolu, refah seviyesi yüksek bir şehir.

Alışveriş merkezinin dışında, siyah bisiklet kıyafeti giymiş bir adam, trafiğin en yoğun olduğu saatte durup polisin adamın cesedini ceset torbasına koymasını izliyordu.

Ertesi gün, aynı şekilde parçalanmış başka bir kurbanın cesedi, şehrin dışındaki kuzeye giden ana yolun kenarına bırakılmıştı. Adli tıp ekibi cesed,n yanındaki tabelayı kaldırdığında, yazıları okumakta zorlandı. Yüzeyinden kan akıyordu ve akan kan çakıl üzerinde birikmişti.

Her yeni suç mahallinde, 27 yıldır buradaki şiddeti haber yapan Ernesto Martínez ile karşılaşıyordum.

16 yaşındaki bir çocuk, San Rafael isimli semtte vurularak öldürülmüştü. Emmanuel Alexander isimli çocuğun bacakları hala bisikletinin üzerindeyken, polis cesedinin etrafında ondan fazla mermi kovanı işaretliyordu.

Yakın mesafeden bir tabancayla öldürülmüştü.

Bir asker ve başka bir üniformalı adam, olay yeri şeridinin arkasında duruyor. Uzakta, kaldırımda, bir çocuk bisikletinin yanında ölü yatıyor.

Kaynak, Darren Conway/BBC

Fotoğraf altı yazısı, Çocuklar da şehri kasıp kavuran şiddetin kurbanı oldular.

Martínez, "Eskiden daha fazla polis memuru, daha fazla asker ve daha fazla güvenlik vardı" diyor.

"Her köşede bir kontrol noktası vardı ama cinayetler devam etti, azalmadı, günde ortalama beş-altı cinayet oluyor. Ve aynı eğilim devam ediyor."

Peki şiddeti ne sona erdirebilir? Bu soruya yanıt için Sinaloa örgütlerinden birinde yer alan biriyle görüştüm. Görüşmeye giderken telefonumu ve herhangi bir takip cihazını yanımda getirmemem söylendi.

Çete üyeleri acımasız kişiler ve pişmanlık duymuyorlar. Cinayetlere de basit bir çözümleri var: Hükümetin yollarından çekilmesini ve bir taraf galip çıkana kadar birbirlerini öldürmelerine izin vermelisini istiyorlar.

Görüşmemize tam teçhizatlı olarak geldiler ve kimliklerinin gizli kalması konusunda ısrar edip röportaj sırasında maskelerini taktılar.

"Marco"ya (gerçek adı değil) suçluluk duyup duymadığını sorduğumda şöyle cevap veriyor:

"Evet, doğru, çünkü çoğu zaman masum insanlar ölüyor. Çocuklar ölüyor. Masum insanların ölümü çok fazla."

Onun yanında oturan Miguel daha kayıtsız konuşuyor:

"Kartel içinde savaş sürdüğü ve durum giderek kötüleştiği için birçok insan ölmeye devam edecek. Savaş sürecek. Tek bir grup kalana kadar hiçbir şey sakinleşmeyecek."

Yakınlarını arayan anneler

Kartel şiddeti nedeniyle sadece ceset sayısı değil, kayıp olarak bildirilenlerin sayısı da artıyor.

Reynalda Pulido'nun oğlu Javier Ernesto, Aralık 2020'de kayboldu. Reynalda hala onu ve diğerlerini arıyor. Mothers Fighting Back (Karşı Koyan Anneler) grubunun liderliğini yapıyor.

Soğuk bir sabah, Culiacán'dan çok uzak olmayan bir benzin istasyonunda, Pulido ve bir grup anne daha bir arama faaliyeti için buluşuyor.

Onlarca kadının neredeyse hepsi, kayıp sevdiklerinin resimleri ve isimlerinin yazılı olduğu beyaz tişörtler giyiyordu.

Önce, kayıp kişilerin fotoğraflarını sokak lambalarına yapıştırmaya başladılar.

Fotoğrafları yapıştırırken, agresif bir şekilde havlayan köpeklerin sesi, bantların yırtılma sesine karışıyordu.

Aynı anda, kasasına silah monte edilmiş zırhlı bir kamyonet ve ağır silahlı yarım düzine asker de onlara eşlik ediyordu.

Akbabaların uçtuğu bir tarlada, metal sondalar, kazma ve kürekler kullanarak kalıntı aradılar. Altüst edilmiş toprak, zemindeki çukurlarda, geçici mezarların izlerini arıyorlardı. Toprağı kazarken, cesetlerin kendine özgü kokusunu aramak için toprağı kokluyorlardı.

Güneşten korunmak için başına hayvan desenli bir fular saran Reynalda Pulido, az önce yerden çıkardığı metal çubuğu kokluyor.

Kaynak, Darren Conway/BBC

Fotoğraf altı yazısı, Reynalda Pulido, kayıp oğlunu hala arayan kadınlardan biri.

Arama sırasında bir ara verdiğimizde Reynalda Pulido, her gün uyandığında Tanrı'ya "Bana neden burada olduğumu söyle" diye sorduğunu anlatıyor.

"Bana güç veren şey, başka hiç kimsenin onları aramayacağını bilmem. Sinaloa'da kaybolanları aramak için kimse harekete geçmiyor. Ve bir anne her zaman çocuğunu arayacaktır, dünyanın sonuna kadar olsa bile arayacaktır" diyor.

Kadınlar, bu tarlada bir cesedin gömülmüş olabileceğine dair ihbarlar almışlardı. Ancak öğle güneşinin altında saatlerce aradıktan sonra, hayvan kemiklerinden başka bir şey bulamadılar.

Reynalda'ya oğlunu bulabileceğini düşünüp düşünmediğini soruyorum.

Gözyaşlarını silerek, "Bu, kendime sık sık sorduğum bir soru" diye yanıtlıyor ve devam ediyor:

"Tespit ettiğimiz 250 ceset ve yaşarken bulduğumuz 30 kişi de oğlumu da buldum ben. Onlar da benim çocuklarım. Benden yardım isteyen tüm ailelerin çocukları da benim çocuklarım oluyor. Oğlum orada, her birinin içinde. Hepsi oğlumun bir parçasını taşıyor."

Culiacán şehrinin sefaleti fentanil ticaretinden kaynaklanıyor.

Kartelin sahip olduğu bir bodrumda uyuşturucu üreten "Román" (gerçek adı değil) onu takip etmemi söylüyor.

Gelecek uyuşturucu sevkiyatı için, sıkıca preslenmiş beyaz tozdan oluşan paketler ABD'ye gönderilmek üzere hazırdı.

Ölüm saçan paketleri tutarken yüz maskesi ve eldiven takıyordu.

Bir paketi açtığında, paketin yüzeyi sıkıca bastırılmış ve üzerinde 300 rakamı kazınmıştı.

Daha önce ABD'ye sevkiyatları hap olarak yapıyorlardı. Ancak şimdi toz halinde uyuşturucu gönderiyorlar. Bu sayede ABD gümrüklerini aşmayı umuyorlar.

Bir kilo ağırlığındaki her paketin değeri 20.000 dolar. Ancak Román, gönderildiği şehre bağlı olarak daha yüksek bir fiyata da satılabileceğini söylüyor.

"New York'a götürürsek fiyatı 29.000 dolara kadar çıkabilir. Ne kadar uzağa giderse, fiyat o kadar yükselir ve kârımız da o kadar artar."

O, yaptığı işten dolayı hiçbir sorumluluk hissetmiyor, utanç duymuyor. Meksika ve ABD hükümetlerinin çabalarına karşın fentanil ticaretinin devam edeceğini savunuyor:

"Hükümet aramaları yoğunlaştırıp bize daha fazla baskı uyguluyor olsa da üretimi hiç durdurmadık. Bazen işler kızıştığında, hükümet bastırdığında faaliyetlerimizi azaltıyoruz, birkaç gün sessiz kalıyoruz ama sorun geçtikten sonra ya devam ediyoruz ya da başka bölgelere taşınıyoruz."

"ABD sizi terörist olarak nitelendiriyor" hatırlatmamı kaygısızca yanıtlıyor:

"Donald Trump bizi terörist olarak nitelendirse de ona şunu hatırlatmak isterim: Tüketiciler olduğu sürece biz bu işi yapmaya devam edeceğiz. Bu bizi terörist yapmaz. İnsanlar bunu tüketmek istediği sürece, bunu yapmakta özgürler. Kimse onları zorlamıyor. Kimse onları bu kötü alışkanlığa, bu şeyi kullanmaya zorlamadı."

Meksika hükümeti, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede ilerleme kaydettiğini açıkladı. ABD'ye fentanil arzını %50 oranında azalttığını savundu.

Claudia Sheinbaum, düzenli basın toplantısı sırasında Meksika bayrağı ve Meksikalı bir kadını tasvir eden bir duvar resminin önünde bir kürsüde duruyor. Yaka kısmında altın rengi işlemeli mavi bir ceket giyiyor. Saçları arkaya toplanmış ve konuşurken el hareketleri yapıyor.

Kaynak, Darren Conway/BBC

Fotoğraf altı yazısı, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum, hükümetinin uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede ilerleme kaydettiğini söyledi.

Culiacán'dan Mexico City'ye seyahat ettim. Başkent, 2026 Dünya Kupası hazırlıkları kapsamındaki inşaatlardan dolayı gürültülüydü.

Pazar günü "El Mencho"nun öldürülmesinden önce düzenlenen düzenli basın toplantılarından birinde, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'a Sinaloa'daki şiddeti kontrol altına almak için ne yapılması gerektiğini sordum.

Sheinbaum, kuzey eyaletinde şiddet olaylarının artmasını Sinaloa karteli içindeki güç mücadelesine bağladı ve hükümetinin "sivillere, halka zarar vermemek için çaba gösterdiğini" vurguladı.

Sağlık görevlileri Héctor ve Julio ile Sinaloa'dayken, şehir merkezinde meydana gelen başka bir silahlı saldırı olayına çağrıldık.

Polis şeridini aşıp kaldırımda göğsünden vurulan bir adam yerde kan kaybediyordu ve polis helikopteri de başımızın üzerinde uçuyordu.

Adam hala nefes alıyor ve yardım için çığlık atıyordu. Héctor ona müdahale etmeye başlarken, Julio diğer köşede bulunan ve ağır yaralı olup tepki vermeyen başka bir adama yardıma koştu.

Kartel üyelerinin geri dönüp yeniden saldırabileceği korkusu, yaralılara müdahalelerini hızlandırıyordu.

Her iki kurban da ilk yardım yapıldıktan sonra yakındaki bir hastaneye kaldırıldı. Olay yerinde bulunanlar, çapraz ateşte kalan sivillerdi.

Ordu, saldırı ihtimaline karşı hastanenin çevresini silahlı bir kordonla çevirdi. Daha sonra bu adamların hayatta kaldığını öğrendik.

Héctor ve Julio, kanla ıslanmış mavi lastik eldivenlerini çıkardılar ve bir sigara paylaştılar.

Héctor, "Bunlar Kasım ayından beri hayattan kalan ilk kurbanlar" diyor.

Bu haber, BBC gazetecileri tarafından hazırlandı ve kontrol edildi. Bir pilot proje kapsamında çevirisinde yapay zekadan da faydalanıldı.