CHP İstanbul İl Yönetimi'ne kayyum atanması kararı 'hukuki' mi, 'yetki gaspı' mı?

Kaynak, Onur Dogman/SOPA Images/LightRocket via Getty Images)
- Yazan, Burak Abatay
- Unvan, BBC Türkçe
- Bildirdiği yer, Londra
- Okuma süresi: 7 dk
İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2 Eylül'de aldığı kararla, 8 Ekim 2023'te yapılan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul 38. Olağan İl Kongresi'ni iptal etti.
Mahkeme CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve partinin il yönetimini görevden aldı, yerine Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz ve Erkan Narsap'tan geçici bir kurul atadı.
CHP İstanbul İl Başkanlığı'na atanan Gürsel Tekin hakkında ihraç kararı verildi, Tekin savunma yapmak üzere partiye çağrıldı.
Tekin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i arayıp kendisinden randevu isteyeceğini ve eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüşeceğini söyledi.
CHP ve diğer muhalefet partileri kayyum kararını eleştirdi.
Muhalefet, Türkiye'de seçim hukukunun işleyişini ve yargının siyasetten bağımsız olup olmadığını sorguladı.
BBC Türkçe'nin konuştuğu hukukçular arasında kararın "yetki gaspı" olduğunu, "demokratik hayata ve çok partili düzene zarar verdiğini" savunanlar da var, "usul açısından hukuki" bulan da.
Karar 'hukuka aykırı' mı?
İstanbul Gedik Üniversitesi'nde Anayasa hukukçusuProf. Dr. Korkut Kanadoğlu kararı "hukuka aykırı" olarak niteliyor.
Kanadoğlu'na göre Siyasi Partiler Kanunu çok açık ve parti seçimleriyle ilgili itirazlar "yalnızca seçim kurullarında ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) denetiminde" çözümlenebilir.
Kanadoğlu, YSK denetimindeki süreci şöyle anlatıyor:
- "YSK, büyük kongreyi denetleyecek Seçim Kurulu'nu belirler, onlar da sandık kurullarını oluşturur.
- "Seçim yargısının gözetimi ve denetiminde yapılan seçimlere ilişkin itirazlar, usulsüzlük iddiaları da ilgili seçim kuruluna tutanakların düzenlenmesinden itibaren 2 gün içinde yapılır ve kesin olarak karara bağlanır.
- "Kullanılan oylar ve diğer belgeler 3 ay saklanır. Siyasi partiler kanunun 21. maddesi, açık biçimde seçim sonucuna etki edecek düzeydeki usulsüzlük ve kanuna aykırı uygulamalar nedeniyle seçim iptaline ancak bu usulle karar verilebileceğini ve bu takdirde de 1 ile 2 ay arasında bir sürede seçimlerin yenileneceğini hükme bağlar."
Kanadoğlu, il kongresinde usulsüzlük iddiaları olsa bile bunların çözüm yerinin hukuk mahkemeleri olmadığını söylüyor. YSK kararlarına göre seçimlerin iptalinin ancak belirli süre içinde yapılan yazılı itirazlarla incelenebildiğini de ekliyor:
"Yani 'tam kanunsuzluk' gerekçesiyle seçimlerin iptal edilmesi mümkün değil."
Mahkemenin kararını Siyasi Partiler Kanunu yerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na dayandırmasını da "sorunlu" bulan Kanadoğlu, ayrıca yöneticilerin görevden alınmasının da "hukuka aykırı" olduğu görüşünde.
Kanadoğlu'na göre bu karar yalnızca CHP'nin kongresini değil, tüm siyasi parti seçimlerini tartışmalı hale getirme riski taşıyor:
"Her iki ihtimalde de ilgili karar demokratik toplum düzeni ve çok partili siyasal hayat açısından çok büyük bir sorun teşkil ediyor."

Kaynak, OZAN KOSE/AFP via Getty Images

Kaynak, OZAN KOSE/AFP via Getty Images
‘Hukuka uygun bulmuyorum’
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz da karar için "Hukuka uygun alınmış bir karar olarak değerlendirmiyorum" yorumunda bulunuyor.
Kararın "siyasi rekabeti zedeleyen" bir adım olduğunu düşünen Prof. Boyunsuz, kesinleşmiş bir seçim sonucunu görevli olmayan bir mahkemenin bozmasının çok partili hayat açısından "ciddi sorun" teşkil ettiğini düşünüyor.
Boyunsuz'a göre karar, "partilerin iç yapılarını, iç dinamiklerini, iç tutarlılıklarını bozmasına yol açacak".
Buna ek olarak “devletin de beğenmediği siyasi partinin iç yönetimine 'Hadi bakalım bir mahkeme bulalım, bunları alalım, şunları atayalım' demesini mümkün kılıyor" yorumunda bulunuyor Prof. Boyunsuz ve ekliyor:
"Böyle çok partili bir siyasi hayat olabilir mi? Ne yargı ne yasama ve yürütme bir siyasi partinin yönetimini belirleyebilir. Siyasi partilerin yönetimlerini tabanı belirler."
Boyunsuz, 14 Mayıs 2023 genel seçimlerinde CHP'den milletvekili aday adayı olmuştu.
'CHP'nin daha güçlü argümanlarla kamuoyunu ikna etmesi gerekiyor'
HukukçuPınar Kandemir Hacıbektaşoğlu ise kararın "hukuki" olduğunu, çünkü mahkemenin kanuna dayanarak karar verdiğini söylüyor.
Hacıbektaşoğlu, davada hakimin, dosyadaki ses kayıtları ve belgelerden "yaklaşık ispat" koşulunun karşılandığını düşünerek karar verdiğini belirtiyor.
Yaklaşık ispat durumunda hakim, iddianın doğruluğunu kesin olarak değil ağırlıklı ihtimal olarak kabul ediyor.
Davadaki kararın hızla açıklanması üzerindeki tartışmalara da değinen Hacıbektaşoğlu, tedbir davalarının halihazırda böyle hızlı ve dosya üzerinden sonuçlandırılan süreçler olduğunu söylüyor.
Ancak Hacıbektaşoğlu'na göre mesele yalnızca hukuki değil ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik operasyonlarla başlayan süreçte toplumda CHP'ye dair oluşan "şaibe" algısı da dikkate değer.
Hacıbektaşoğlu, CHP'nin sürekli "siyasi operasyon söylemine sığınmasının" yeterli olmayacağını, kendisini daha net bir şekilde anlatması gerektiğini ve kamuoyunu daha güçlü argümanlarla ikna etmesi gerektiğini söylüyor.
Pınar Kandemir Hacıbektaşoğlu, 7 Haziran 2015'te yapılan genel seçimde AKP'den İstanbul'da milletvekili adayı olmuş ancak seçilememişti.
Karar kurultay davasını nasıl etkileyebilir?
CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan davanın yeni duruşması 15 Eylül'de görülecek.
Hukukçu Pınar Kandemir Hacıbektaşoğlu, İstanbul kararının doğrudan bağlayıcı olmasa da Ankara'daki kurultay davasını etkileyebileceği görüşünde.
Hacıbektaşoğlu, kurultay davasında mahkemenin, davacının Özgür Özel ve yönetiminin geçici olarak görevden uzaklaştırılması yönündeki tedbir talebini reddettiğini hatırlatıyor. 15 Eylül'de ise sözlü yargılama aşamasına geçilmediği için duruşmanın yeniden ertelenmesini bekliyor.
"Her mahkemenin bağımsız olduğunu" ama benzer bir dosyada alınan kararın, başka bir mahkemeye "ilham verebileceğini" kaydeden Hacıbektaşoğlu, bu nedenle İstanbul kararının, Ankara'da görülecek kurultay davasını "dolaylı olarak" etkileyebileceği görüşünde:
"Kurultay davasının görüldüğü mahkeme '45. Asliye Hukuk, kurultayda oy kullanan İstanbul delegelerinin seçiminde şaibe olduğuna dair bir karar verdi' diyebilir.
Hacıbektaşoğlu'na göre bu mahkemenin diğer kararlarına yön verebilir.
"O nedenle İstanbul kararı aynı zamanda 15 Eylül'deki kurultay davasında bir tedbiren, genel genel başkan ve parti meclisinin görevden geçici olarak uzaklaştırmasına yönelik bir tedbir kararı vermesinin yolunu açtı diyebilirim" diye ekliyor Hacıbektaşoğlu.
'Yetki gaspı var'
İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin böylesi bir davaya bakması kanuna aykırı olduğunu belirten Ankara Üniversitesi'nde Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Selin Esen de mahkemenin kararını "yetki aşımı" olarak görüyor.
Ancak Prof. Dr. Esen, İstanbul kararının Ankara'daki davayı bağlamaması gerektiğini söylüyor.
"Baştan itibaren hukuki bakımdan düğmeler doğru iliklenmedi“ yorumunu yapan Prof. Esen şöyle devam ediyor:
"Yani yetki gaspı var burada. Bir mahkeme kendisine verilmeyen bir yetkiyi kullanarak bir karar alıyor."
Prof. Esen, bu görüşünden hareketle, "bu karara dayanılarak bir başka mahkemenin başka bir konuyla ilgili ya da bununla bağlantılı bir karar verirken bu kararı göz önünde bulundurmaması gerekir" yorumunda bulunuyor.

Kaynak, Burak Kara/Getty Images)
Prof. Boyunsuz ise İstanbul kararıyla "siyaseten bir ölçüm yapıldığı" kanaatinde ve İstanbul yönetiminin görevden uzaklaştırılmasıyla CHP ve tabanının söz konusu karara "ne kadar direneceğine bakıldığını" savunuyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in son olarak bu göreve, kurultay davasına konu olan 4 Kasım 2023'te 38. Olağan Kurultay'da değil, 6 Nisan 2025'te 21. Olağanüstü Kurultay'da seçildiğini hatırlatan Prof Dr. Boyunsuz, "Şimdi siz bunu dava ettiniz ama Özel onunla seçilmedi ki. Tekrar seçildi. O seçime dava açılmadı ki. Açılan dava konusuz kaldı" diyor.
Özel, partiye kayyum atanacağı iddialarının önünü kesmek için 21. Olağanüstü Kurultay'ı toplamıştı.
Özel: 'İstanbul kararı hukuken de siyaseten de yok hükmünde'
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2 Eylül'de katıldığı Halk TV canlı yayınında mahkemenin 2023'teki İstanbul İl Kongresi ile ilgili verdiği kararın "hukuken de siyaseten de yok hükmünde" olduğunu söyledi ve "Verilen kararın hiçbir tarafını tanımıyoruz" dedi.
Hukukçu Pınar Kandemir Hacıbektaşoğlu, CHP'nin mahkeme kararını tanımamasının mümkün olmayacağını söylüyor.
Hacıbektaşoğlu'na göre kararların yanlış olması ayrı ama "kararları tanımamak kabul edilemez bir şey".
Böylesi bir tavrın "ülkede kaos yaratacağını" vurguluyor Hacıbektaşoğlu.

Kaynak, KEMAL ASLAN/AFP via Getty Images
'CHP, Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilir'
Prof. Dr. Esen'e göre CHP yönetimi kararın kesinleşmesinin ardından ya da öncesinde, bunun "telafisi zor ya da mümkün olmayan zararlar doğurabileceğini" öne sürerek ve ispatlayarak Anayasa Mahkemesi'ne de başvurabilir.
Ancak bunun dışında Anayasa'ya göre "silahsız ve saldırısız olmak kaydıyla" herkesin gösteri ve toplanma özgürlüğü olduğunu dile getiren Prof. Dr. Esen, "İl binasının terk edilmemesi vb tepkiler de bu hakkın koruma alanı içinde kabul edilmeli. Sonuçta yetkisiz mahkemenin verdiği bir karar var ortada" diyor.
'Milli irade gaspı'
Özgür Özel'in kararı "haklı olarak tanımadığı" görüşünü dile getiren Prof. Dr. Boyunsuz ise bunun siyasi faaliyette bulunma hakkını "fiilen kullanılmaz hale getiren bir durum" yarattığını savunuyor.
Bunu da "Milli irade gaspı" olarak tanımlayan Prof. Dr. Boyunsuz şöyle devam ediyor:
"Çünkü milli iradenin tesisi partilerden başlar. Partiler kendilerini seçer, seçime girer ve böyle devam eder aşağıdan yukarıya doğru. Dolayısıyla milli irade temsilcilerinin milli irade gaspına müsaade etmemesi gerekir."













