Hormon ilaçlarına getirilen kısıtlama trans bireyleri nasıl etkiliyor?

2021'deki Onur Yürüyüşü'nde elinde trans bayrağı tutan birisi

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, 2021'deki Onur Yürüyüşü'nde elinde trans bayrağı tutan bir kişi.
    • Yazan, Devian Maside & Burak Abatay
    • Unvan, BBC News & BBC Türkçe
    • Bildirdiği yer, Londra
  • Okuma süresi: 6 dk

Sağlık Bakanlığı'na bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, 20 Kasım 2024'te bazı hormon ilaçlarının artık yalnızca reçete ile satılabileceğini duyurdu.

Kısıtlanan ilaçlar arasında trans erkeklerin kullandığı testosteron enjeksiyonları ve jeller ile trans kadınların kullandığı östrojen artırıcı kontraseptifler de bulunuyor.

Bunlar trans bireylerin cinsiyet uyum süreçlerinde kullandığı hormon tedavisi ilaçları.

Bakanlık bu düzenlemenin "yanlış kullanımı" ve "suistimalleri" önlemeyi amaçladığını söylüyor.

LGBTİ+ aktivistler ise uygulamaların cinsiyet uyum süreçlerini olumsuz yönde etkilemesinden endişe ediyor.

Uzmanlar bu ilaçların risklerine dikkat çekiyor ve reçeteli satılması gerektiğini doğruluyorlar.

Ancak LGBTİ+ bireylerin sağlık hizmetlerinde engellerle karşılaştıklarını vurgulayarak ilaçlara getirilen kısıtlamaların cinsiyet değişim sürecini de zorlaştırdığını söylüyorlar.

Gazi Üniversitesi'nde psikyatri profesörü olan ve uzun yıllardır LGBTİ+ bireylerle çalışan Prof. Dr. Selçuk Candansayar, "Eğer cinsiyet geçiş klinikleri, psikiyatrlar ve endokrinologlar siyasi baskı altında olmasaydı, bu reçete gerekliliği son derece doğru bir uygulama olabilirdi. Ancak mevcut şartlarda, çoğu trans birey kendi kendilerine aldıkları bu hormon tedavilerini tek çıkış yolu olarak görüyor" diyor.

İstanbul'da yaşayan trans aktivist ve fotoğraf sanatçısı Üzüm, yeni düzenlemelerin etkilerine ilk elden tanık olduğunu söylüyor.

BBC Türkçe'ye konuşan, Üzüm yakın arkadaşları arasında intihar düşüncelerini tetikleyen yorumlar duyduğunu aktarıyor ve ekliyor:

"Birçok kişi 'Ne yapacağız? Yeniden kadın mı olacağız?' diye soruyor."

Ömrü boyunca bu hormon ilaçlarını kullanmak zorunda olduğunu belirten Üzüm, elinde son bir kutu ilaç kaldığını söylüyor.

Teknik olarak ilacı yazdırması mümkün olsa da daha önce yaşadığı hastane deneyimlerinin kendisini korkuttuğunu ifade ediyor:

"Çok büyük travmalarım var. Çok kez doktorlar tarafından reddedildim. Hakarete uğradım. Bunları yaşadıktan sonra translar kurumlara olan güvenini kaybediyor."

BBC Türkçe, bu haberle ilgili daha detaylı bilgi talebiyle Sağlık Bakanlığı'na başvurdu ancak yanıt alamadı.

'Yanlış kullanılırsa ciddi risklere neden olabilir'

Türkiye'de cinsiyet değişimi, Türk Medeni Kanunu'nun kapsamında düzenlenmiş yasal bir süreç.

Cinsiyet değiştirmek isteyen 18 yaşını doldurmuş, bekâr ve "transseksüel yapıda" olduğunun sağlık raporuyla belgeleyebilen kişiler mahkemelere başvurabiliyor.

Mahkeme, cinsiyet değişimi için izin verdiğinde bu kişi, özel veya devlet hastanesinde ameliyat da dahil tedavi sürecine başlayabiliyor.

Ancak birçok kişi bu süreci resmi yollardan değil kendi imkanlarıyla yönetiyor.

BBC Türkçe'ye konuşan ancak ismini vermek istemeyen Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türkiye Psikiyatri Derneği üyesi bir hekim de cinsiyet değiştirmeye karar veren birçok kişinin psikiyatrist ya da endokrinoloğa erişmekte yaşadıkları güçlük nedeniyle kendi başlarına hormon tedavisi kullandığını söylüyor.

Ankara'da iki yıldır kendi imkanlarıyla geçiş sürecini yöneten ve Temmuz ismini kullanan bir trans kadın "Hormonları nasıl güvenli kullanabileceğimizi birbirimize öğretiyoruz. Bu, topluluk içinde nesilden nesle aktarılan bir bilgi" diyor.

Estrojen ve testesteron hormon şişeleri

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Uzmanlar, kişilerin hissettiği cinsiyetle yaşaması için hormon tedavisinin kritik olduğunu söylüyor.

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, 20 Kasım 2024'te yayınlanan kararla bu ilaçlara erişimi reçeteye bağladı ve eczanelere de ilaçların temini konusunda kota getirdi.

Kararı eleştiren doktorlar dahi bazıları ömür boyu kullanılan bu ilaçların dikkatli tüketilmesi gerektiği konusunda hemfikir.

Prof. Candansayar BBC Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede "Bunlar güçlü ilaçlar. Yanlış kullanıldıklarında kardiyovasküler hastalıklar, yüksek tansiyon ve hatta kanser gibi ciddi sağlık risklerine neden olabilir. Özellikle tıbbi gözetim olmadan kullanıldığında, östrojen ve progesteron tehlikeli olabilir" diyor.

Ancak Türkiye'deki mevcut koşullarda reçetenin cinsiyet değiştirme süreçlerine erişimi kısıtlayacağı uyarısında bulunuyor.

İlaçların reçeteli satılması neden eleştiriliyor?

Türkiye LGBTQIA+ Tıp Öğrencileri Ağı, hormon tedavisinin aniden kesilmesinin ciddi fiziksel ve zihinsel sağlık sonuçları doğurabileceği konusunda uyarıyor.

Bunlar arasında ani sıcak basmaları, yorgunluk, uyku bozuklukları ve trans erkekler için bazı durumlarda adet döngüsünün yeniden başlaması bulunuyor.

Cinsiyet uyum ameliyatı geçirmiş bireyler için hormon tedavisinin aniden kesilmesi kemik yoğunluğunda hızlı düşüşlere ve kardiyovasküler komplikasyonlara da yol açabiliyor.

Avrupa, Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks Derneği (ILGA) ilaç kısıtlamasının özellikle yoksul transların ilaçlara erişimine zarar vereceğini söylüyor.

Dernek, "Birçok trans artık bu hormonlara erişemeyecek ve hatta bazıları bunları temin etmek için sağlık riskleri ve fahiş fiyatlarla sonuçlanabilecek düzensiz yollara başvuracak" uyarısında bulunuyor.

Temmuz içinde bulunduğu durumu, "İki yıllık emek, iki yıllık maddi yük ve muazzam bir baskı. Nihayet kendimi rahat hissettiğim bir bedene kavuştum. Ama eğer hormonlara erişimim kalmazsa, bedenimin geriye dönük değişimini izlemek yıkıcı olabilir" sözleriyle açıklıyor.

6 Mart 2021'de Kadıköy'de yapılan eylem

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, 2021 yılında Kadıköy'de bir eylem

TTB üyesi hekim bu ilaçları reçeteyle kısıtlamanın "insanların merdiven altı yollarla ya da kayıt dışı tedaviler kullanmasının önüne geçmeyeceğini", aksine bu eğilimi artıracağını düşünüyor.

Bu hekime göre çözüm, cinsiyet uyumuyla ilgili insanların psikiyatristlere ya da diğer doktorlara ulaşmasını kolaylaştırmak:

"Bununla ilgili bir adım atmadan sadece erişimi güçleştirmek insanların sağlığı öncelenerek alınmış bir karar gibi durmuyor."

Eylül 2022'de İstanbul'da LGBTİ+ karşıtı bir eylem gerçekleştirildi

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Eylül 2022'de İstanbul'da LGBTİ+ karşıtı bir eylem gerçekleştirildi

Kaos GL'den İnsan Hakları Uzmanı Defne Güzel, "Zaten Türkiye'de cinsiyet uyum süreci koşulları ve cinsiyetin hukuken tanınması süreçleri oldukça zor işliyor. İlaçların kısıtlanması bu zorluğu pekiştiriyor" yorumunu yapıyor.

Güzel, üzerlerindeki baskının giderek daha da arttığını söylüyor ve ekliyor:

"LGBTİ+'ların acil ihtiyaçları var. Sağlığa erişim, barınma, ve istihdam bunların başında geliyor. Nefret cinayetlerine, saldırılarına ve söylemlerine karşı durmak artık hayat memat meselesi. Bizler burada olmaya, hakkımızı savunmaya devam edeceğiz."

Trans bireylerin ne kadarı ilaçlara erişebiliyor?

Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği'nin öncülüğünde başlatılan bir çevrimiçi anket, 20 Kasım 2024'teki reçete kısıtlamasının ardından trans bireylerin hormon tedavisi ilaçlarına erişiminde bazı sıkıntılar yaşandığını ortaya koyuyor.

Ankete katılanların yüzde 62'si hormon tedavisine sorunsuz erişebildiğini söylüyor.

Katılımcılar ilaçlara erişimde bürokratik engeller (yüzde 36), ecza depolarındaki tedarik sorunları (yüzde 32), artan maliyetler (yüzde 28) ve sağlık hizmeti sağlayıcılarına ulaşmadaki zorluklardan (yüzde 26) bahsediyor.

Ankete katılanların yüzde 77'si ise tedavi ile ilgili mali yüklerinin arttığını ifade etti.

Ankara'da yaşayan trans aktivist ve 17 Mayıs Derneği Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Janset Kalan ayrıca cinsiyet uyum sürecine ilişkin sağlık hizmeti sunabilen sınırlı sayıdaki hastanede yaşanan yoğunluk nedeniyle, randevu bulmanın, tedaviye başlamanın ya da yeni reçete almanın da zorlaştığını savunuyor.

Özellikle 25 yaş ve altı genç translarda gelecekleriyle ilgili kaygının daha da derinleştiğini belirten Kalan, başvurularda "özkıyım gibi olumsuz düşüncelerin arttığını" söylüyor.

Trans kliniklerine denetim ne anlama geliyor?

Sağlık Bakanlığı'nın ilaçlarla ilgili kararından kısa süre sonra devlet hastanelerindeki trans klinikleri ile ilgili de bir gelişme yaşandı.

30 Ocak'ta da kamu hastanelerinde denetim süreçlerini güçlendirmek amacıyla yeni bilimsel komisyonlar oluşturuldu.

Bu komisyonlar arasında "Cinsiyet Değişikliği Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu" da bulunuyor.

Bu komisyon, cinsiyet disforisi (cinsiyet hoşnutsuzluğu) tanısı alan hastaların başvurduğu hastaneleri inceleyecek.

Alınan kararla birlikte, Cerrahpaşa, Hacettepe, Marmara, Kocaeli ve Çapa gibi üniversite hastanelerinde faaliyet gösteren trans klinikleri denetime tabi tutulacak.

Sağlık Bakanlığı, cinsiyet değişikliğinin yanı sıra radyolojiden ortopediye pekçok dalda açıklan komisyonların "sistemdeki aksaklıkları tespit edeceğini ve yeni bilimsel rehberler hazırlayacağını" söylüyor.

Bakanlık bu sayede sağlık sektöründeki kontrol mekanizmalarının daha etkili hale getirilmesini planlıyor.

X paylaşımını geçin
X içeriğine izin veriyor musunuz?

Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.

Uyarı: BBC üçüncü taraf sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.

X paylaşımının sonu

Prof. Candansayar, komisyonun "Bürokratik anlamda cinsiyet değiştirme kliniklerini ortadan kaldırma" amacı taşıdığını öne sürüyor.

Prof. Candansayar, "Baskı, heteroseksüel olmayan bütün cinsel yönelimlere dönük" yorumunu yapıyor.

Hükümetin LGBTİ+ bireyleri toplumun dışına ittiğini savunan Prof. Dr. Candansayar, "Onları ayrımcılığa maruz kalmayı hak eden ikinci sınıf vatandaşlar haline getiriyor. Bu, temel insan özgürlüklerine yönelik bir saldırıdır" diyor.

Temmuz için mesele sadece trans topluluğunu ilgilendirmiyor.

Hükümetin LGBT+ bireyleri Türkiye'nin ekonomik ve sosyal sorunları için günah keçisi yapmaya çalıştığını savunan Temmuz, "Ama bu sadece bizimle ilgili değil; bu, beden bütünlüğüyle ilgili bir mesele" diyor.

Temmuz insanları bu konuya duyarlı olmaya çağırıyor:

"Bedenlerimizi kontrol etmeye başlayan bir hükümet herkesi etkiler. Bu, trans haklarından çok daha büyük bir mesele."

BBC Türkçe, Sağlık Bakanlığı'ndan konulara ilişkin yorum talep etti ancak yanıt alamadı.