Diyarbakır'da barış yürüyüşü: Hangi çağrılar yapıldı, süreç nasıl yorumlandı?

Yürüyüşe katılanlar, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın posterini taşıdı
Fotoğraf altı yazısı, Yürüyüşe katılanlar, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın posterini taşıdı
    • Yazan, Hatice Kamer
    • Bildirdiği yer, Diyarbakır
  • Okuma süresi: 6 dk

Diyarbakır'da, 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde büyük bir yürüyüş düzenlendi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, yürüyüşün sonunda yaptığı konuşmada, ''Ezberlerimizi bozalım, cesur olalım, sorumluluk alalım. Elimizi taşın altına koyalım, güven artırıcı adımları atalım'' dedi.

Yürüyüşe katılanlar, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın posterini ve Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş'ın fotoğraflarını taşıdı.

Yürüyüş sırasında Öcalan ve Demirtaş'ın özgürlüğü için sık sık sloganlar atıldı.

Bağlar ilçesindeki Diyarbakır E Tipi Cezaevi önünde başlayan yürüyüş, Yenişehir ilçesindeki Ofis Ekinciler Caddesi'ne kadar yaklaşık dört kilometre boyunca devam etti.

Caddede toplanan kalabalık olaysız dağıldı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, yürüyüşün sonunda Ekinciler Caddesi'nde bir konuşma yaptı
Fotoğraf altı yazısı, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, yürüyüşün sonunda Ekinciler Caddesi'nde bir konuşma yaptı

DEM Parti: 'Meclis Komisyonu süreç için gerekli özel yasayı hazırlamalı, Öcalan ile görüşmeli'

Diyarbakır'daki yürüyüş, "Demokratik Toplum için Barışa Ses Ver" çağrısıyla düzenlendi.

Yürüyüş, Nevruz kutlamaları dışında DEM Parti'nin son yıllarda organize ettiği en kalabalık etkinliklerinden biri oldu.

Her yaş grubundan ve kesimden binlerce insanın 40 dereceyi bulan sıcak havada katıldığı yürüyüş iki saat sürdü.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları, yürüyüşün sonunda Ofis Ekinciler Caddesi'nde toplanan kalabalığa hitap etti.

Kendi ifadesiyle "iktidara, muhalefete ve devlete" seslenen Hatimoğlulları, PKK'nın silahsızlanması sürecinin sağlıklı şekilde ilerlemesi için hukuki ve yasal düzenlemelerin gerektiğini vurguladı.

Meclis'te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun odaklanması gereken en temel noktalardan birinin bu süreç için gerekli özel yasayı hazırlaması olduğunu vurgulayan Hatimoğlulları, "Komisyon buna odaklanmalıdır, bunun taslağını hazırlamadır. 1 Ekim'de Meclis açıldıktan hemen sonra Adalet Komisyonu'nun önüne bu somutlukta çalışmaların gelmesini bekliyoruz'' dedi.

Hatimoğlulları, komisyonun, Abdullah Öcalan ile bir an önce görüşmesi gerektiğini de söyledi.

''Çünkü bütün çatışma çözümü deneyimlerinde, bütün dünya deneyimlerinde böyledir" diyen Hatimoğlulları, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Örgütü ve Kürt halkı tarafından başmüzakereci olarak ilan edilen Sayın Öcalan'la görüşmeden bu sürecin ilerletilmesinin zorluklarını devlet de biliyor, iktidar da biliyor.''

Hatimoğulları, "Türkiye'de barışı ve demokrasiyi inşa etmeyi başarırsak, bilelim ki biz barışı ve demokrasiyi Suriye topraklarına, komşumuza, Rojava'ya, her yere taşıyacağız" dedi.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Demokratik Birlik İnisiyatifi ve Barış Vakfı da 1 Eylül Dünya Barış Günü için bir çağrı yaparak herkesi, "savaşa karşı barış talebi etrafında birleşmeye" davet etti.

Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu da, gün içinde yaptığı basın açıklamasında, barışın "bir lütuf değil, insan hakkı" olduğunu, sürecin ağır ilerlemesinin ise halkı kaygılandırdığını vurguladı.

Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu'na göre devlet barışçıl çözümde ısrarcı olmalı
Fotoğraf altı yazısı, Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu'na göre devlet barışçıl çözümde ısrarcı olmalı

Platform üyeleri devletin barışçıl çözümde ısrarcı olması gerektiğinin altını çizdi, Kürt Sorunu'nun çözümünü kolaylaştıracak talepleri ise şöyle sıraladı:

Kayyum yasasının iptali, ana dilde eğitimin önündeki engellerin kalkması için yasal düzenleme yapılması, sivil ve demokratik anayasa yapım sürecinin başlaması, Suriye'de Kürtlerin haklarını kabul eden yaklaşım ve söylemlerin gelişmesi, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen kararların yerel mahkemelerce tanınıp icra edilmesi.

Yürüyüşe katılanlar, eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın fotoğraflarını da taşıdı ve sık sık Demirtaş'ın özgürlüğü için sık sık sloganlar attı
Fotoğraf altı yazısı, Yürüyüşe katılanlar, eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın fotoğraflarını da taşıdı ve sık sık Demirtaş'ın özgürlüğü için sık sık sloganlar attı

'Sürecin selameti için endişelerimiz artıyor'

Gelelim Diyarbakır'daki barış yürüyüşünden izlenimlerimize.

Yürüyüşe katılanların ortak endişesi Suriye'deki son gelişmelerin, Türkiye'deki çözüm sürecini boşa çıkarma potansiyeliydi.

Memur olduğu için fotoğrafının çekilmesini istemeyen bir katılımcı, süreç için iyimserliğini korumak istediğini söyledi ancak ''10 yıl önce sona eren çözüm sürecini düşündükçe, bu sürecin selameti için endişelerimiz artıyor'' dedi.

Devletten somut adımlar beklediklerini söyleyen katılımcı, ''Yarın, öbür gün barış talebi için yürüdüm diye ihraç edilmekten, tutuklanmaktan korkmak istemiyorum'' sözleriyle kaygılarını dile getirdi.

Barış Anneleri'nin olduğu kortejin önünde yürüyen ve soyadını vermek istemeyen Mehmet adlı katılımcı ise 'Siz de biliyorsunuz ki, insanlar temkinli'' dedi.

Kızı üniversite sınavında 490 puan alarak hukuk fakültesini kazanmış. Kobani olaylarında okulu bırakıp YPG'ye katılmış ve 2016'da IŞİD ile Rojava'da savaşırken hayatını kaybetmiş:

"Ondan sonra oğlum gitti, onu da 2020 yılında kaybettik. İkisinden geriye bir mezar taşımız bile yok ama başka çocuklar ölmesin, barış artık gelsin diye buradayım."

Konuştuğum bir başka katılımcı ise "'Bu süreç kandırmakla değil samimiyetle ilerler. Biz samimiyiz" dedi, Abdullah Öcalan ve PKK'nın gerekli adımları attığını artık çözümü Meclis'ten beklediklerini söyledi.

Amed Sürmen adlı genç ise 90'larda yaşanan olaylardan sonra ailesinin İzmir'e göç etmek zorunda kaldığını anlattı. Sürecin olumlu ilerlemesi için umudunu diri tutmak istediğini belirtti.

Amed'in beklentisi, Kürtçenin resmi eğitim dili olmasının önündeki yasal engellerin kalkması:

''Size kendi ana dilimle röportaj vermek isterdim ama Kürtçeyi az konuşabiliyorum. Biz de çözümsüz kalan Kürt Sorunu'nun mağdurlarıyız. Bugün barışı ne kadar çok istediğimizi göstermek için buradayım".

Aynı kortejden bir kadın ise Meclis'te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun davetlisi olan Barış Annelerinin Kürtçe konuşmasının engellendiğini hatırlattı:

''Bu süreç, Kürtlerin de diğer halkların da Meclis'te kendi ana diliyle konuşabilmesine zemin hazırlamalı. Yasal adımlar istiyoruz.''

Yürüyüşe katılanlar, 1980'de açılan ve 12 Eylül darbesi ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi'nin İnsan Hakları Müzesi'ne dönüştürülmesini istedi
Fotoğraf altı yazısı, Yürüyüşe katılanlar, 1980'de açılan ve 12 Eylül darbesi ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi'nin İnsan Hakları Müzesi'ne dönüştürülmesini istedi

'Herkesin barış istemek için farklı ve haklı nedenleri var'

Yürüyüşe 10 yaşındaki kızıyla gelen Şerife'nin eşi ve oğlu siyasi nedenlerle hapis cezası almış, yargı süreci devam ederken üç yıl önce Avrupa'ya kaçmış.

Şerife, ''Herkesin barış istemek için farklı ve haklı nedenleri var'' diyerek PKK davasından ceza alan aile fertlerinin tutuklanma kaygısı olmadan geri dönmelerini istedi.

Yürüyüş yapılacağını duyunca, evin geçim kapısı büfesini kilitleyip gelmiş Şerife. Çevresine ürkek gözlerle bakan kızı bir an bile elini bırakmıyordu.

Şerife kızı için, ''Gelmesini istemedim ama zorla geldi. Tutuklanmamdan korkuyor. Kızım bana 'Polis seni alırsa, bana bakacak kimse olmadığını söyleyip onlara engel olacağım' dedi. Beni korumaya gelmiş meleğim'' diyordu.

Koşuyolu Parkı'na vardığımızda, dükkanları önünde yürüyüş kortejini meraklı gözlerle izleyen esnaf kaldırıma çıktı.

Esnafın ekonomik kriz ve hayat pahalılığı üzerine yaptıkları sohbet, kalabalığın barış sloganlarıyla bölündü.

"Süreçten beklentiniz nedir?" sorumuza bir esnaf "Zaman gösterecek" yanıtını verdi. Yanındaki bir diğer esnafın yorumu ise şöyle oldu:

"Olması gereken şey buydu, geç bile kalındı. Çok yavaş ilerlese de, yine de memnunuz. Umarım bu sefer barış olur.'

CHP Diyarbakır Kadın Kolları Başkanı Avukat Güler Koçyiğit'e göre sürece güven az, halk da kaygılı ve AKP'ye güvenmiyor
Fotoğraf altı yazısı, CHP Diyarbakır Kadın Kolları Başkanı Avukat Güler Koçyiğit'e göre sürece güven az, halk da kaygılı ve AKP'ye güvenmiyor

Kalabalığın içinde, 23 Mart'ta yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanarak görevden uzaklaştırılan eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'na özgürlük talep eden tişörtler giyerek CHP bayraklarını sallayan iki kadın da vardı.

Barış ve adalet talebiyle yürüyüşe katılan kadınlardan biri, CHP Diyarbakır Kadın Kolları Başkanı Avukat Güler Koçyiğit'ti.

''Herkes için adalet, illa barış'' diyen Koçyiğit, barışa karşı çıkmanın vebalinin çok ağır olduğunu söyledi.

"Umarım Meclis'teki komisyon insanları oyalamak için kurulmadı'' diyen Koçyiğit'in iktidara çağrısı ve süreçle ilgili tespiti şöyle oldu:

"'Samimi olmalılar. Anayasal düzlemde, hukuki anlamda, Meclis ortamında, herkesin ortak katılımıyla kanuni düzenlemeler yapılmalı ama şu aşamada gerçekten barış ve çözüm isteniyor mu? İnsanlar bunu görmek istiyor.''