AKPM'de acil Türkiye oturumu: İmamoğlu için hangi çağrılar yapıldı?

Meclis binasında sıralar, temsilciler

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) üye ülkelerin meclislerinden seçilen 306 üyeden oluşuyor.
    • Yazan, Güven Özalp
    • Unvan, Brüksel
  • Okuma süresi: 5 dk

Avrupa kurumları, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması ve sonrasında yaşanan gelişmeleri takip etmeye devam ediyor.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), Türkiye'yi acil konu olarak gündemine aldı.

Bu çerçevede Türkiye'deki son gelişmelere ilişkin bugün bir oturum düzenlendi.

Türkiye'nin iktidar ve muhalefetten 18 milletvekiliyle temsil edildiği AKPM'de, Avusturyalı parlamenter Stefan Schennach ile İngiliz parlamenter Lord David Blencathra tarafından hazırlanan bir karar tasarısı ele alındı.

Oturumun ardından oylamaya sunulan karar, 8'e karşı 90 oyla kabul edildi. İki parlamenter ise çekimser kalmayı tercih etti.

Karar kabul edilmesiyle birlikte AKPM'nin resmi çağrısı halini aldı.

Belge, Türkiye'ye yönelik oldukça sert eleştiriler içermesiyle dikkat çekiyor.

Belgede, AKPM'nin yaşananlardan derin endişe duyduğu belirtilerek, alınan kararlar için "siyasi amaçlı ve muhalefeti sindirme, faaliyetlerini engelleme, çoğulculuğu bastırma ve siyasi tartışma özgürlüğünü kısıtlama girişimi" ifadeleri kullanıldı.

'AKPM insan hakları ihlallerini şiddetle kınamaktadır'

İmamoğlu'nun tutuklanması sonrasında düzenlenen gösterilere de değinilen taslak raporda şu ifadelere yer verildi:

"AKPM, göstericilerin haksız yere gözaltına alınması ve tutuklanmasının yanı sıra protestolar sırasında kolluk kuvvetleri tarafından orantısız güç kullanılmasını ve gözaltında tutulan kişilere yönelik kötü muamele veya diğer insan hakları ihlallerini şiddetle kınamaktadır."

Belgede, "Gazeteciler ve medya kuruluşları, protestolar ve diğer ilgili olaylar da dahil olmak üzere, kamu yararını ilgilendiren konularda haber yapmakta özgür olmalı ve gazetecilik faaliyetlerini yürüttükleri için cezalandırılmamalı veya taciz edilmemelidir" vurgusuna da yer verildi.

Kararda, gelişmeler için, "demokratik değerlerden uzaklaşma" yorumu yapıldı.

AKPM'nin talepleri arasında diploma da var

Belgede, İmamoğlu'nun serbest bırakılması ve üniversite diplomasının iptaline ilişkin kararın yürürlükten kaldırılması talep ediliyor.

İfade ve toplanma özgürlüklerine, insan haklarına tam saygı gösterilmesi ve kolluk güçlerinin orantısız güç kullanmaması ve "asılsız suçlamalarla gözaltına alınan tüm protestocuların serbest bırakılması" da isteniyor.

Gazetecilerin serbest bırakılması, yayıncılara uygulanan yaptırımların kaldırılması, toplumsal eylemlere daha fazla genel yasak getirilmemesinin sağlanması, sosyal medya ve internete tam erişim AKPM'nin belgeye yansıttığı çağrıları arasında.

İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla beraber başlayan protestolara katılan bir kalabalık. En önde yaşlı bir kadın Türkiye bayrağı sallıyor

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından 29 Mart'ta İstanbul'un Maltepe ilçesinde düzenlenen mitinge yüz binlerce kişi katıldı.

Türkiye'nin binlerce yıllık tarihe ve bir asırdan fazla süredir demokrasiye sahip olan bir devlet olduğunun hatırlatıldığı belgede, "Avrupa Konseyi'nin (AK) uzun süredir üyesi olan ve Avrupa'da güvenlik, istikrar ve barışın sağlanmasında önemli bir aktör olan Türkiye, Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğünün desteklenmesinde de önemli bir rol oynamıştır" deniliyor.

PKK'nın silah bırakmasını sağlama amaçlı süreçten de olumlu bir şekilde bahsedilen raporda, "Bu çerçevede AKPM, İmamoğlu'nun tutuklanması ve gözaltına alınması ve bunu çevreleyen endişe verici olaylar karşısında daha da büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır" ifadeleri kullanılıyor.

Türk parlamenterlerden farklı görüşler

Zaman darlığı nedeniyle oturmda söz alan parlamenterlerin sayısı sınırlı kaldı.

Söz alan parlamenterlerin tamamına yakını karara paralel görüş bildirdi.

Bu durumun iki istisnası ise karar aleyhine konuşan AKP milletvekilleri Seda Gören Bölük ve Meryem Göka oldu.

Gören Bölük, "İhbarlar üzerine başlatılan ve halen sonuçlandırılmamış bir soruşturma nedeniyle Türkiye'nin bu kadar ağır bir şekilde eleştirilmesinin AK'nin kuruluş ilkelerine aykırı olduğunu düşünüyorum" dedi. Gören Bölük alınan kararların siyasi motivasyonla alınmasının söz konusu olmadığını belirtti.

Bir yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının söz konusu olduğunu ifade eden ve Türkiye'ye ilişkin yaklaşımı ikiyüzlülük olarak tanımlayan Göka, "Son olarak Fransa'daki Le Pen örneğinde gördüğümüz gibi, Avrupalı siyasiler yasal eylemle karşı karşıya kaldıklarında acil nitelikli açıklamalar duyuyor muyuz?" diye sordu.

Yaşananları sivil darbe olarak tanımlayan CHP milletvekili Aysu Bankoğlu ise "Keyfi tutuklamaların, siyasi zulmün ve temel özgürlüklere yönelik saldırıların kendisine demokrasi deme cüretini gösteren hiçbir ülkede yeri yoktur" ifadelerini kullandı. Bankoğlu geri adım atılmayacağını belirtti.

İyi Parti milletvekili Mehmet Akalın da "Atılan adımlar rakiplerin ortadan kaldırılmasını amaçlayan ve her türlü siyasi muhalefeti susturmayı hedefleyen siyasi motivasyonlu adımlardır" dedi. Sistemin sebep, yaşananların ise sonuç olduğunun altını çizen Akalın, çözümün demokratik parlamenter sisteme dönüş olduğunu söyledi.

AB ve Türkiye bayrakları

Kaynak, Getty Images

Değişiklik önergeleri oylanmadı

AKPM'de Türkiye'yi temsil eden heyetteki bazı AKP ve MHP üyeleri taslak belgede değişikliklere gidilmesi amacıyla 12 değişiklik önergesi verdi.

Oturum öncesinde ilgili komisyonda ele alınan değişiklik önergelerinin tamamı komisyon üyelerinin oybirliğiyle reddedildi.

Durum böyle olunca da kurallar gereği oturum sonrasında değişiklik önergeleri reddedilmiş sayılarak oylamaya sunulmadı.

Türkiye, Avrupa'dan gelen eleştirilere nasıl bakıyor?

Türkiye, üyesi olduğu ya da olmadığı Avrupa kurumlarından yapılan son eleştirilerden hoşnut olmadığını gizlemiyor.

Ankara, bu açıklama ve yorumları ön yargılı buluyor ve çifte standart olduğu görüşünü işliyor.

İmamoğlu'nun tutuklanmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilişkilendirmeye yönelik açıklama ve yorumlar da Ankara'nın sert tepkisine neden oluyor.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, geçen ay gelişmelere ilişkin olarak basını bilgilendirme amaçlı bir toplantıda bu iddiaları kesin dille reddettiklerini söyledi.

Aynı toplantıda, "Hukuk devletinde suç işlendiğine dair bir iddia varsa, savunmanın yapılacağı yer sokaklar değil yargı makamlarıdır" ifadelerini kullanan Tunç, "Yargılama süreçlerine müdahale hukukun üstünlüğü ilkesine aykırıdır. Maalesef uluslararası toplumda yapılan son açıklamalarda bu temel ilkenin gözardı edildiğini görüyoruz" demişti.

Ankara, Avrupa başkentlerine ve kurumlarına yönelik mesajlarında, sağduyulu yaklaşım gösterilmesinin Türkiye'nin iç hukukuna saygının bir gereği olduğu ve devam eden soruşturmanın sonucunun sorumlu bir tavırla beklenmesi gerektiği tezlerini işliyor

Türkiye, şu an 46 üyesi bulunan Avrupa Konseyi'nin 1949'dan bu yana üyesi.

AKPM, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerden gelen 306 üyeden oluşuyor.

Türkiye sekiz yıldır denetim sürecinde

Türkiye, 2017'den bu yana Avrupa Konseyi'nin denetim sürecinde.

Denetim süreci, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında yükümlülüklerini yerine getirememiş, demokrasisi belirli bir olgunluğa ulaşmamış ya da bu alanlarda ciddi zaafları olan ülkelere uygulanıyor.

Bu süreç bir bakıma ilgili ülkenin Avrupa Konseyi üyesi olmaktan kaynaklanan yükümlülüklerini gerektiği gibi yerine getirmediği anlamına da geliyor.

Türkiye, 1996-2004 döneminde de denetim sürecindeydi.

Sonrasında Avrupa Birliği'yle üyelik müzakerelerine başlayabilmek için yaptığı reformlar sayesinde bu süreçten çıkarıldı.

Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki gelişme ve uygulamalar bu sürecin Türkiye için 2017'de tekrar devreye sokulması sonucunu doğurdu.

Türkiye'nin Avrupa Konseyi tarafından belirlenen şartları yerine getirmediği sürece denetimden çıkma ihtimali yok.