Taharet musluğu, maşrapa, tuvalet kağıdı: Dünyanın farklı yerlerinde temizlik alışkanlıkları nasıl?

Kaynak, Rattankun Thongbun / Getty Images
- Yazan, BBC Future
- Okuma süresi: 8 dk
New York'un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani, resmi konutu Gracie Mansion'a taşındıktan sonra ilk işinin tuvaletlere taharet musluğu taktırmak olacağını açıkladı.
1 Ocak itibarıyla görevi devralan 34 yaşındaki Müslüman belediye başkanı Mamdani, gazetecilerin konutta nasıl değişiklikler yapacağıyla ilgili sorusuna, "Gracie Mansion'a birkaç taharet musluğu taktırmak istiyoruz. Böyle bir niyetimiz var. Yapabilecek miyiz göreceğiz" dedi.
Mısırlı komedyen Bassem Youssef de İngiltere'deki ilk gösterisinde şu espriyi yapmıştı:
"Biz Araplar seyahate çıkarken üç şeyin yanımızda olduğundan emin oluruz: Pasaportlarımız, bir miktar nakit para ve elde taşınabilir bir taharet musluğu."
"Anlamakta zorlanıyorum: Siz dünyanın en gelişmiş ülkelerinden birisiniz. Ama iş arkaya gelince, geridesiniz."
Youssef ile aynı fikirde olacak pek çok kişi var.
Batılı ülkelerde tuvalet sonrası yıkama yerine silme alışkanlığı, dünyanın birçok yerinde kafa karıştırıcı bulunuyor.
Zira su, kâğıttan daha iyi şekilde arındırır.
"Iyy!" dedirtme riskini göze alarak diyoruz ki cildinizden çikolatalı pudingi yalnızca kağıtla çıkarmaya çalıştığınızı hayal edin.
Tuvalet kağıdı antik Yunanlıların kullandığı seramik parçaları veya Amerikalı sömürgecilerin kullandığı mısır koçanları kadar sert olmasa da hepimiz suyun en yumuşak beş katlı kağıttan bile daha az tahriş edici olduğu konusunda hemfikiriz.
Birçok ülkede insanlar uzun zamandır tuvalet ziyaretlerinin sonunda su tercih ediyor.
Fransızlar dünyaya "bidet" (taharet lavabosu) kelimesini kazandırdı. Bunlar Fransa'da artık kaybolmaya yüz tutsa da İtalya, Arjantin ve daha birçok yerde hâlâ kullanılıyor.

Kaynak, BBC/ Getty Images
Batı ülkelerinin büyük bir kısmı hâlâ tuvalet kâğıdına güveniyor - İngiltere ve ABD dahil.
Mimarlık tarihçisi Barbara Penner, "Bathroom" (Banyo) adlı kitabında modern banyo kültürü üzerinde en fazla etkiye sahip olan iki ülkenin bunlar olduğunu savunuyor.
Hatta, Anglo-Amerikan banyo trendleri o kadar yaygınlaşmış ki bu kültürden gelen alışkanlar 1920'lerde "hijyen emperyalizmi" olarak adlandırılmış.
Yine de bu trendler her yere nüfuz etmedi. Örneğin, Müslümanların çoğunluğu oluşturduğu birçok ülkede su tercih ediliyor; çünkü İslami öğretiler temizlik için su kullanımını içeriyor.
Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı 2015 yılında, su bulunmadığı durumlarda Müslümanların tuvalet kâğıdı kullanabileceğini belirten bir fetva yayımladı.
Öte yandan, son derece modern Japon tuvaletleri hem ıslatma hem de kurutma seçenekleri sunarak hem teknolojik yaratıcılığı hem de bedensel işlevler konusundaki eksikliği yansıtıyor.
San Francisco'da maşrapa arayışı
Su mu yoksa kâğıt mı tartışmasıyla ilgilenen kişilerden biri, Avustralya hükümetinde proje sorumlusu olarak çalışan ve tuvaletlere yönelik kültürel ve tarihsel tutumları araştıran Zul Othman.
Othman'ın araştırmalarına göre, bazı Müslüman Avustralyalılar Batı tarzı banyolara uyum sağlamak için hem tuvalet kâğıdı kullanıyor hem de ardından duş alıyor veya tuvaletlerinin yanına elde taşınabilir taharet muslukları takıyor.
Hindistan'ın Mumbai şehrinden veri bilimci Astha Garg, son iki yıldır San Francisco Körfez Bölgesi'nde çalışıyor ve tuvaleti için bir maşrapa aradığını söylüyor. Sonunda Hintli bir esnafın dükkânına gitmek zorunda kalmış.
"Bazı Hintliler tuvalet kâğıdına uyum sağlıyor, ancak çoğumuz mümkün olduğunda su kullanmayı seviyoruz," diyor.
"ABD'de Hintli bir arkadaşımı ziyaret ettiğimde, tuvaletin yanında plastik bir su şişesi veya bir kupa bulacağımdan neredeyse her zaman eminim."

Kaynak, Getty Images
Othman, Batı'nın kâğıt kullanma konusundaki ısrarına tanık olmuş.
İngiltere'nin ortasındaki Sheffield kentinde yaşayan sınıf arkadaşlarından biri tuvalet kâğıdı bitince, temizlenmek için 20 sterlinlik bir banknot kullanmış.
Çinli ve Amerikalı müzisyen Kaiser Kuo'nun ailesi ise orta yollu bir çözüm benimsemiş.
Üç yıl önce Pekin'den ABD'ye taşınmışlar ve birçok yeni taşınan gibi, Çin'deki alışkanlıklarından bazılarını korurken ABD'ye özgü bazı alışkanlıklar edinmişler.
Kuo Amerikalıların açık ara dünyanın en büyük tuvalet kâğıdı tüketicileri olmalarına uygun şekilde, çocuklarının ne kadar çok tuvalet kâğıdı kullanmaya başladığını görünce şoke olmuş.
Astha Garg da tuvalet kâğıdını kafa karıştırıcı bulmuş. "Onun klozete atılması gerektiği hiç de anlaşılır değildi" diyor.
Finansal ve çevresel maliyetlerine dikkati çekmenin yanı sıra, "Tuvaletleri tıkıyor. Bana öyle geliyor ki her dört tuvaletten biri tesisat sorunu yaşıyor" diye ekliyor.

Kaynak, Getty Images
Tuvalet kâğıdı, kâğıdın icat edildiği Çin'de de yaygın olarak kullanılıyor.
Ancak 20. yüzyılda tuvalet kâğıdı kullanımını yoğun bir şekilde teşvik edenler ABD'li üreticiler ve reklamcılar oldu.
Örneğin, İngilizler 1970'lerde çoğunlukla sert tuvalet kâğıdı kullanmaya devam ediyordu; çünkü Amerikalılar tarafından sunulan yumuşak kâğıda güvenmiyorlardı.
Kuo'nun ailesi artık daha az tuvalet kâğıdı kullanıyor. Temizliği suda çözünebilen ıslak mendillerle tamamlıyorlar.
Bu, diğer ülkelerde insanların yüzyıllardır bildiği bir gerçeğin Amerikan tarzı kabulü: Nem, daha iyi temizler.
Oturmak mı çömelmek mi?
Kuo'nun ailesi, oturmak ve çömelmek arasındaki tartışmada da bir uzlaşma geliştirmiş.
Her iki tuvalet türü de Han Hanedanlığı döneminde (MÖ 206 – MS 220) kullanılıyordu ve Çin içinde hangisinin tercih edileceği bölgeden bölgeye değişiyordu, ancak ülke genelindeki umumi tuvaletlerde günümüzde çömelmeli tuvaletler yaygın durumda.
Bugün bile, dünya nüfusunun üçte ikisinin çömelerek tuvaletini yaptığı tahmin ediliyor. Yine de birçok Batılı, mantıken daha uygun ve daha pratik olan bu modele direnç gösteriyor.
Şunu düşünün: İngiltere'deki kadınların çoğu, umumi tuvaletlerde klozet kapağına doğrudan temas etmemek için çömelerek veya havada durarak tuvaletini yaptığını kabul ediyor. Çömelmeli tuvalet, kalçanın klozet kapağına değme ihtimalini ortadan kaldırıyor.

Kaynak, Ekaterina Demidova / Getty Images
Anatomik olarak da çömelmek daha iyi bir pozisyon; çünkü açı, daha kolay bir geçiş sağlıyor.
Bağırsak hareketleri daha hızlı oluyor ve daha az zorlanma gerektiriyor.
Çömelmenin genel sağlık yararlarından bahsetmiyoruz bile ki yaşlı Çinliler, güç ve esneklik gösterisi olan bu alışkanlıkta genç Batılıları geride bırakıyor.
Amerikalılar ise bu uzun tuvalet süresini bir tür eğlenceye dönüştürmüş durumda. Tuvalette otururken okunacak kitaplar için büyük bir pazar var; genellikle bilgi yarışması soruları, kısa hikâyeler veya fıkralar içeriyor.
Bu hâlâ Kuo'ya garip geliyor: "Tüm Çinli ebeveynlerin söyleyeceği şey şudur: Tuvalette kitap okuma. Basur olursun."
Kuo'nun ailesi, hem Çin hem Amerikan kültürünü yaşattıkları evleri için bir ara çözüm bulmuş.
"Tuvaletin önünde küçük bir ayak taburesi tutuyoruz, böylece işinizi yaparken ayaklarınızı bu tabureye koyduğunuzda, çömelmiş gibi oluyorsunuz" diye gülerek anlatıyor.
"Bunu keşfeden eşimin bir dahi olduğunu düşünüyorum."

Kaynak, Getty Images
Birkaç şirket, Batı pazarında bu tür tabureleri paraya dönüştürmek için harekete geçti.
Garg'ın da böyle bir taburesi var.
Bir başka olasılık ise insanlara seçenek sunmak. Bazı ülkelerdeki tesislerde hem oturmalı hem de çömelmeli tuvaletler bulunuyor.
Othman, memleketi Malezya hakkında şöyle diyor: "Alışveriş alanlarında, genellikle mevcut umumi tuvaletlerin üçte birini çömelmeli tuvalet olarak ayırırlar."
Araştırmaları, Müslüman Avustralyalıların çömelmeli tuvaletten oturmalı tuvalete geçişte rahat olduklarını, ancak tuvalet kâğıdına kıyasla suyu tercih etmeye devam ettiklerini gösteriyor.
Her gün duş almak ne zaman yaygınlaştı?
Banyo alışkanlıkları da kültürel olarak farklılık gösteriyor.
Lancaster Üniversitesi'nde su ve enerji tüketim pratiklerini araştıran sosyolog Elizabeth Shove şöyle düşünüyor: "Batı toplumlarında sabah erken duş alma veya her gün suyla temas beklentisi var, bu garip."
Bu eğilimin önemli bir etkisi, dünya savaşlarından sonra hızlanan küresel reklam patlamasıydı: ürünler arasında Zimbabve'de Lifebuoy karbolik sabunu ve ABD'de Ivory sabunu vardı.
Hatta pembe diziler bile adlarını, Amerikan sabun üreticilerinin radyo ve ardından televizyonda yaptığı yoğun reklamlardan aldı.
Bugün, giysilerde de işe yarayan genel temizlik ürünleri yerine vücut ve yüz için özel sabunlar kullanma fikri hâlâ nispeten yeni bir icat ve gelişimini bir nevi pazarlamaya borçlu.
Batı'da nispeten yeni ve artık neredeyse her yerde görülen bir başka kavram ise günlük duşun normal kabul edilmesi.
Shove, sadece iki nesil önce İngiltere'de insanların haftada bir kez banyo yapmasının standart olduğunu belirtiyor.
Elbette, bugün dünyanın birçok yerinde – geçmişte İngiltere'de olduğu gibi - su kaynakları kısıtlı ve birçok insan banyo sıklığı konusunda seçim yapma şansına sahip değil.

Kaynak, BBC/Getty
Ancak suyun bulunabilirliği bu durumu etkileyen tek faktör değil. Örneğin, Malavi'nin Lilongwe kentindeki düşük gelirli bölgelerde bile sık banyo yapmak yaygın; burada yaşayanlar, suların kesilmesine rağmen günde iki veya üç kez kovayla banyo yapabiliyor.
Ganalılar, Filipinliler, Kolombiyalılar ve Avustralyalılar da dahil olmak üzere birçok kişi günde birden fazla kez banyo yapıyor. Saç her seferinde yıkanmıyor olabilir ve bazı kültürlerde buna ek olarak ayak da yıkanıyor olabilir.
Kovayla birden fazla kez yıkanmak, aslında yüksek basınçlı suyla tek bir kez duş almaktan daha az su tüketebilir. Ancak bu alışkanlık yalnızca sıcak iklimle ilgili değil: Bazı Brezilyalılar kış günlerinde bile birden fazla kez duş alıyor.
Duş için en iyi zaman sabah mı akşam mı?
Bugünkü tipik sabah duşu rutini, günün nasıl düzenleneceğine dair çağdaş anlayışın bir yansıması ki geçmişe kıyasla daha katı bir düzen uygulanıyor.
Ayrıca duş almak artık günün kirini temizlemekten çok, başkalarının karşısına düzgün çıkmak için bir yol olarak görülüyor. Bu durum, yapılan iş türlerindeki değişimi de yansıtıyor: Kirden arınmayı gerektiren manuel veya tarımsal işlerde çalışanların sayısı artık daha az.
Zamanınızın olup olmaması bir yana, her gün duş almak daha hijyenik veya faydalı mı? Her zaman değil. Sık sık sıcak duş almak cildi ve saçı kurutabilir.
"Sabah mı, akşam mı duş almalı?" sorusunun yanıtları konusunda da kanıtlar karışık. Bazıları sabah suyun uyandırdığını söylerken, Japonya'da yaygın olduğu gibi akşam banyo yapmak, yatmadan önce kasların gevşemesine yardımcı olabilir.
Elbette, herhangi bir ülke içinde büyük farklılıklar da olabiliyor, bu nedenle tüm bu eğilimlerin istisnaları mevcut. Ve hijyen alışkanlıklarının tarihi, bunların hiçbirinin kalıcı olmadığını gösteriyor - hepsi kültürel ve teknolojik gelişmelerle birlikte değişebilir.
Gelecekte, belki Batı'daki insanlar çevre dostu olduklarını göstermek için haftada yalnızca bir kez duş aldıklarını veya güçlü duş başlıklarını kova ve tas yöntemiyle değiştirdiklerini duyurabilir.
Ya da bazıları, diğer ülkelerdeki insanların ne kadar faydalı bulduğunu gördükten sonra tuvaletlerinin yanına taharet musluğu takmayı tercih edebilir.
Banyo alışkanlıkları ortak akılla ilgili gibi görünebilir, ancak aslında büyük ölçüde sosyal koşullandırmanın sonucudur. Sonuçta, herkesin bir saunayı, bir taharet lavabosunu, bir duşu veya hatta - bebeklere tuvalet eğitimi veren ebeveynlerin çok iyi bildiği gibi - bir tuvaleti nasıl kullanacağını öğrenmesi gerekir.












