Küba ABD ile görüşmeleri doğruladı, Raul Castro ismi geçiyor

Kaynak, Yamil Lage/ AFP via Getty Images
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ABD ile artan gerginliğin azaltılması için iki ülke arasında görüşmelerin başladığını söyledi.
Diaz-Canel, 12 Mart'ta yaptığı açıklamada müzakerelerin "iki ulus arasındaki ikili farklılıklara diyalog yoluyla çözüm bulmak amacıyla" yürütüldüğünü söyledi.
Küba adına müzakereleri, ülkenin eski liderinin aynı isimli torununun yürüttüğü konuşuluyor.
Kırk bir yaşındaki Raúl Guillermo Rodríguez Castro, 94 yaşındaki eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro'nun torunu, sağ kolu ve koruması.
Havana yönetimi henüz bu haberi doğrulamadı.
BBC'nin İspanyolca yayın yapan servisi BBC Mundo, Rodríguez Castro'nun müzakerelerdeki varlığının, "Küba'da kararları gerçekten kim veriyor?" sorusunu da gündeme getirdiğine işaret ediyor.
Küba Devlet Başkanı, 12 Mart'ta yaptığı açıklamada, diğer üst düzey yetkililerle birlikte Küba adına görüşmelere kendisinin liderlik ettiğini söyledi.
Díaz-Canel'in açıklamasından saatler önce, Küba hükümeti daha fazla ayrıntı vermeden 51 mahkumun serbest bırakıldığını da duyurdu.
ABD'nin Küba kökenli Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Şubat ayında Rodríguez Castro ile Karayipler'deki bir zirvede biraraya geldiği de bildiriliyor.
Rubio, 25 Şubat'ta gazetecilere verdiği demeçte, "Küba'nın köklü bir değişime ihtiyacı var çünkü halkının yaşam kalitesini iyileştirmesinin tek yolu bu" demişti.
Kriz derinleşti
Küba ekonomisi Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun ABD'ye zorla götürülmesi sonrası yeni bir sürece girdi.
Venezuela'dan petrol akışının Maduro sonrası dönemde sınırlanması ile Küba'da yakıt kıtlığı ve geniş çaplı elektrik kesintileri baş gösterdi.
ABD Başkanı Trump 6 Mart'ta Küba'da 24 saat süren elektrik kesintilerinin ardından bir açıklama yapmış "Küba çok yakında düşecek" iddiasında bulunmuştu.
Trump, Havana'nın ABD ile görüşmek istediğini söylemiş, Küba ise bu açıklamaları reddetmişti.

Kaynak, Cubavision
Müzakereleri ilk kez 12 Mart'ta doğrulayan Küba Devlet Başkanı Díaz-Canel konuşmasında önceliğin ülkenin enerji sorununu çözmek olduğunu belirtti.
Ülke genelinde uzun süren elektrik kesintileri ve yakıt sıkıntısı sağlıktan turizme pek çok alanı ciddi bir şekilde etkiliyor.
Devlet Başkanı bu sebeple on binlerce kişinin ameliyatlarının ertelenmek zorunda kaldığını söyledi.
Pek çok havayolu şirketi de yakıt sıkıntısı sebebiyle uçuşlarını iptal etti.
Krizin temelinde ABD'nin uyguladığı ambargo ve deniz ablukası var.
ABD, 3 Ocak'ta Venezuela lideri Nicolas Maduro'yu bir askeri operasyonla New York'a götürdü.
Aynı zamanda Venezuela'nın petrol sevkiyatlarını engellemek için deniz ablukası uygulanmaya başlandı.

Kaynak, YAMIL LAGE / AFP / Getty Images
Donald Trump operasyonun hemen ardından 11 Ocak'ta bir açıklama yaparak Küba'yı işaret etti ve "Artık Küba'ya petrol ya da para gitmeyecek, çok geç olmadan bir anlaşma yapmalarını şiddetle tavsiye ediyorum" dedi.
Ayrıca Küba'ya yakıt satan ülkelere gümrük tarifesi uygulayacağını açıkladı.
Küba toplam petrol ihtiyacının yarıya yakınını Venezuela'dan sağlıyordu.
Havana'nın Venezuela'dan günlük 35 bin varil ham petrol aldığı düşünülüyor.
Diaz-Canel son üç aydır adaya hiç yakıt girmediğini söyledi.
Küba, yerli ham petrol ve gaz üretimini artırdı. Güneş enerjisi kapasitesini de genişletti.
ABD 26 Şubat'ta "insani gerekçelerle" sınırlı miktarda yakıt girişine izin verdiğini duyurdu.











