|
12 Haziran 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de hükümetin, terör zanlılarının azami gözaltı süresini 28 günden 42 güne çıkaran yasa değişikliğini Avam Kamarası'ndan dün akşam geçirmesi gazetelerin tümünde geniş haber ve yorumlara konu olmuş bugün.
Ama farklı siyasi eğilimlerden gazetelerde bunun hükümet açısından pek de başarı sayılamayacağı yolunda yorumlar hatta eleştiriler ağırlık kazanıyor. Hükümetteki İşçi Partisi'ne yakın sayılan Guardian, "Utanç verici zafer" başlıklı başyazısında özetle şöyle diyor. "Başbakan Brown, dünkü oylamayı, parlamentoyu ikna ederek değil, kapalı kapılar arkasında yürüttüğü pazarlıklarla kazandı. Brown şimdi bu zaferi, güçlü kararlı bir lider olduğunun kanıtı olarak sunmak isteyecek. "Ne var ki, yanlış davada ısrar etmek, siyaseti zehirler. Başbakan istediğini elde etti etmesine ama bir yıl önce göreve geldiğinde temsil ediyor göründüğü ilerici ideallerini feda etme bahasına..". Daha çok merkez sağa hitabeden Times gazetesi daha da sert. "Satılık Parlamento" başlıklı başyazısında Times şöyle diyor. "Başbakan dün kendisine 42 günlük gözaltı süresiyle ilgili yasa değişikliği konusunda bir zafer satın aldı. Değişikliğe milletvekillerini ikna edemeyince başka yolları denemeye başladı. "Dün akşam, 9 Demokratik Birlik Partisi milletvekilinin, oylamayı kazanmasını sağlayacak oylarını alabilmek için, Kuzey İrlanda'ya 225 milyon sterlinlik bir yardım paketi sunduğu yolunda iddialar bile dile getiriliyordu. "Başbakan bu boş zafer uğruna parlamentonun itibarını zedeledi, kendisinin kalan kişisel itibarını da harcadı. Üstelik ne için? Lordlar kamarasından kesinlikle geri çevrileceği belli olan, ayrıca ilerde bir şekilde onaylanır ve yürürlüğe girerse, herkesi memnun edebilmek için içine konan bir sürü denge mekanizması yüzünden, hiç bir şekilde uygulanamayacak olan bir yasal düzenleme uğruna!" Magna Carta ile verilmişti Muhalefetteki Muhafazakâr Parti'ye yakın Daily Telegraph'ın siyasi yorumcusu ise, "1215'de verilen haklar 2008'de Parlamento tarafından zedelendi" diyor. "Bir kişinin hakkında delil olmaksızın gözaltında tutulamayacağı ilkesi 1215'de Kral John'un, toprak sahipleriyle yaptığı Magna Carta anlaşmasıyla verilmişti. Bugüne kadar da İngiltere hukukunun partası oldu. "Bu yasa değişikliği ile milletvekilleri polise, terör zanlılarını diğer demokratik ülkelerden bir ay daha fazla süreyle gözaltında tutma yetkisi vermiş oldu." İrlanda'da kritik referandum İrlanda'da bugün, kimilerinin Avrupa Birliği anayasası olarak tanımladığı Lizbon Anlaşması konusunda yapılacak referandum, İngiliz gazetelerinde dikkatle izleniyor. Avrupa Birliği'nin daha derin bir siyasi birliği doğru gitmesine karşı tutumuyla bilinen Daily Telegraph gazetesi, "İrlanda hayır demeli" başlıklı yorumunda şunları söylemiş. "Avrupa Birliği içinde Lizbon anlaşması konusunda halk oyuna giden tek ülke olarak İrlanda, ortaklarının bu konuda izlediği korkakça tutumun sonuçlarına katlanıyor. "Altı yıl önce Avrupa Anayasası üzerinde çalışmalar başladığında, birliğin halklara daha yakınlaşması amaçlanıyordu. Ama gelin görün ki 2005 yılında Anayasa Fransız ve Hollandalı seçmenler tarafından reddedildiğinde Avrupa Birliği, itiraz kabul etmeyen geleneğine geri döndü. Anayasanın özünü muhafaza edip, biçimsel olarak halk oyu gerektirmeyecek değişiklikler sağladı. "İrlanda bugün yeniden 'hayır' derse, birlik bunu da aşmanın yollarını deneyebilir. Ama buna rağmen Avrupa demokrasisinin istikbali açısından İrlanda'nın 'hayır' demesi yine de büyük önem taşıyor. Çünkü bu birliğin gerçek doğasını daha bir çıplak olarak gözler önüne serecek ve İngiltere'de de seçmenin, daha sıkı bir siyasi birliğe doğru giden bu yolda biran önce frene basmasını sağlayacaktır. " Financial Times da aynı konudaki haberinde, Avrupa Birliği başkentlerinde İrlanda referandumunun sonucu konusunda gergin bekleyişin başladığını ve oylama sonucunun başa baş göründüğünü yazıyor. Muhtemel bir 'hayır' oyunun birliğin en büyük başarı öykülerinden biri sayılan İrlanda'nın Avrupalı ortaklarını şoke edeceğini yazan Financial Times muhabirleri, böyle bir sonuç karşısında nasıl bir yol izleneceğinin ise belli olmadığını kaydediyorlar. 'Ateistler daha zeki' Son olarak muhafazakâr Daily Telegraph gazetesinden, bir hayli tartışma yaratabilecek yeni bir araştırma haberini aktaralım. "Bilim adamı, 'zeki insanların tanrıya inanma ihtimali daha az' diyor." Telegraph'ın haberine konu olan Kuzey İrlanda'daki Ulster Üniversitesi'nden Profesör Richard Lynn'in araştırması. Habere göre Profesör Lynn, son yüzyıl içinde dine bağlılığın insanlığın zekâ düzeyindeki yükselmeyle doğrudan bağlantılı olduğunu söylüyor. Profesör tezine bir başka kanıt olarak, toplumların aydın eliti içinde ateistlerin oranının daima toplumun geri kalanına göre daha yüksek olmasını da gösteriyor. Haberden kısa bir alıntı yapalım. "Profesör Lynn akademisyenleri örnek veriyor tezine kanıt olarak. İngiltere'de yapılan bir araştırma, akademisyenlerin yalnızca yüzde 3,3'ünün tanrıya inandığını gösterirken, aynı dönemde toplumun tümünde tanrıya inananların oranı yüzde 70'e yaklaşıyormuş. "Amerika Birleşik Devletlerinde 1990'larda yapılan bir araştırma da Amerikan Bilimler Akademisi üyelerinin yalnızca yüzde 7'sinin tanrıya inancı olduğunu saptamış. Profesör Lynn, akademisyenlerin toplumun genelinden daha zeki olmalarıyla açıklıyor tanrıya inançlarının daha zayıf olmasını. "Profesör aynı şekilde, çocukların çoğunun, ilkokula başladıklarında tanrıya inandığını ama yaşları büyüdükçe ve zekâları geliştikçe, bir çoğunun tanrının varlığından kuşkulanmaya başladığını söylüyor. "20. yüzyılda 137 gelişmiş ülkede insanların tanrıya inancının zayıflamasını da genel zekâ düzeyindeki gelişme ile açıklıyor Profesör." Fakat Daily Telegraph'ın haberine göre, Profesör Lynn'in Intelligence adlı bilim dergisinde yayımlanan bir makalede dile getirdiği tezlerini fazla basit ve bilimsellikten uzak bulanlar da var. Profesörün karmaşık bir dizi sosyal, ekonomik ve tarihi faktörü dikkate almadığını söylüyorlar ve zekâ düzeyi ile dini inanış arasında bağ olduğunu kanıtlayacak deney yapmanın çok zor olduğuna dikkat çekiyorlar. Ama gazetede görüşleri aktarılan uzmanlar yine de, başka alanlarda, yüksek zekânın insana, yerleşik değerleri ve kurumları sorgulama ve eleştirme yetisi, hatta belki de eğilimi kazandırabileceğini gösteren, daha önce yapılmış araştırmalar olduğuna dikkat çekiyorlar. | İlgili haberler 28 Mayıs 2008 Basın Özeti 28 Mayıs, 2008 | Basın Özeti 27 Mayıs 2008 Basın Özeti 27 Mayıs, 2008 | Basın Özeti 26 Mayıs 2008 Basın Özeti 26 Mayıs, 2008 | Basın Özeti 25 Mayıs 2008 Basın Özeti 25 Mayıs, 2008 | Basın Özeti 23 Mayıs 2008 Basın Özeti 23 Mayıs, 2008 | Basın Özeti 22 Mayıs 2008 Basın Özeti 22 Mayıs, 2008 | Basın Özeti 21 Mayıs 2008 Basın Özeti 21 Mayıs, 2008 | Basın Özeti 20 Mayıs 2008 Basın Özeti 20 Mayıs, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||